Bilirkişi Raporu ile Kaza Tespit Tutanağının Çelişmesi


Yargıtay 17. Hukuk Dairesi
2016/10049
2019/4244
2019-04-08





Özet:

  • İnceleme konusu olaya bakıldığında; kaza tespit tutanağına göre kaza, yerleşim yeri içi sayılan yolda karşıdan kaşıya geçiş yapan davacıya davalı aracının çarpması şeklinde gerçekleşmiş olup; tutanakta, davalı sürücünün trafik işaretlerine uymama nedeniyle tali kusurlu ve davacının da yol içinde yürüme nedeniyle asli kusurlu olduğu şeklinde tespit yapıldığı görülmektedir.
  • Mahkeme tarafından da benimsenen, ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunda ise, kavşak alanında sola dönüş yapmak isteyen davalı sürücünün, kavşak başından karşıya geçiş yapan davacıya ilk geçiş hakkını vermemesi ve doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapması nedeniyle kazada tam kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiş; ceza mahkemesi tarafından, anılan rapor benimsenerek sürücü sanığın tam kusurlu olduğu gerekçesiyle kesin adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
  • Ceza mahkemesi kararı temyiz incelemesinden geçmediği gibi, esas alınan rapordaki tespitler, kaza tespit tutanağındaki tespitlerle çelişkilidir.
  • Bu durumda mahkemece; ceza mahkemesinin, davacının yaralanması ile sonuçlanan olaydaki kusur durumlarına ilişkin tespitinin, maddi olgu olarak kabul edilemeyeceği raporlar arasındaki çelişkiyi de gideren, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.

-K A R A R-

Davacı vekili, davalıların işleten/ sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın davacıya çarpmasıyla oluşan kazada, vücudunda kemik kırıkları oluşacak biçimde yaralanan davacının işgöremez hale geldiğini, tedavi gideri yapmak zorunda kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 3.000,00 TL. maddi ve 40.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsilini talep etmiş; 19.06.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle, maddi tazminat taleplerini 4.640,20 TL'ye yükseltmiştir.

Davalılar vekilleri ve dahili davalı vekili, davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın kısmen kabulü ile 4.640,20 TL. işgöremezlik tazminatının dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline; 7.500,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı ...'dan tahsiline; davacının tedavi gideri isteminin feragat nedeniyle reddine karar verilmiş; hüküm, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle işgöremezlik tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir.

Davacı taraf, davalı sürücünün kazada etkili ve sorumluluğuna yol açan kusurlu eyleminin bulunduğu iddiasıyla davalı tarafa husumet yöneltmiş; mahkeme ise, davalı sürücü hakkında ceza mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet kararına esas alınan trafik bilirkişisi raporunda davalı sürücünün tam kusurlu olduğunun saptandığı gerekçesiyle, davalı sürücüyü tam kusurlu kabul ederek hüküm tesis etmiştir.

Davaya konu kaza tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi gereğince; hukuk hakimi, ceza mahkemesince belirlenmiş ve kesinleşmiş olan maddi olgu ile bağlı ise de; kusurun bulunup bulunmadığı ve oranına ilişkin ceza mahkemesi kararı ile bağlı olmadığı gibi, kusura ilişkin saptamaya dayanan beraat kararı ile de bağlı değildir.

Somut olaya bakıldığında; kaza tespit tutanağına göre kaza, yerleşim yeri içi sayılan yolda karşıdan kaşıya geçiş yapan davacıya davalı aracının çarpması şeklinde gerçekleşmiş olup; tutanakta, davalı sürücünün trafik işaretlerine uymama nedeniyle tali kusurlu ve davacının da yol içinde yürüme nedeniyle asli kusurlu olduğu şeklinde tespit yapıldığı görülmektedir. Mahkeme tarafından da benimsenen, ceza yargılamasında alınan 04.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda ise, kavşak alanında sola dönüş yapmak isteyen davalı sürücünün, kavşak başından karşıya geçiş yapan davacıya ilk geçiş hakkını vermemesi ve doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapması nedeniyle kazada tam kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmiş; ceza mahkemesi tarafından, anılan rapor benimsenerek sürücü sanığın tam kusurlu olduğu gerekçesiyle kesin adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir. Ceza mahkemesi kararı temyiz incelemesinden geçmediği gibi, esas alınan rapordaki tespitler, kaza tespit tutanağındaki tespitlerle çelişkilidir.

Bu durumda mahkemece; ceza mahkemesinin, davacının yaralanması ile sonuçlanan olaydaki kusur durumlarına ilişkin tespitinin, maddi olgu olarak kabul edilemeyeceği; BK'nun 53. maddesi gereği, ceza mahkemesinin kusur değerlendirmesinin hukuk hakimini bağlamayacağı; benimsenen trafik bilirkişi raporunun kaza tespit tutanağı ile çelişkili olduğu hususları gözetilmek suretiyle, İTÜ ya da Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetinden, ceza davası kapsamında alınan rapor ve kaza tespit tutanağı arasındaki çelişkiyi de gideren, ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

2-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... 'e geri verilmesine 08/04/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.