İbraname - Hak Düşürücü Süre


Yargıtay 17. Hukuk Dairesi
2018/5829
2019/7804
2019-06-19





Özet:

  • Kazada cismani zarara uğrayan davacılara davadan önce ödeme yapıldığı, taraflar arasında 02.01.2009 tarihli ibraname imzalandığı, eldeki davanın ise KTK'nın 111. maddesinde düzenlenen 2 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 28.02.2012 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
  • Buna göre açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

 

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davacılar vekili ile davalı vekili tarafından talep edilmiş, davalı vekilince de duruşma istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 19.06.2019 Çarşamba günü taraflar adına gelen olmadı. Temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili, müvekkillerinin meydana gelen kazada yaralandıklarını ve malul olduklarını, kazaya neden olan aracın trafik sigortası bulunmadığından davalının zarardan sorumlu olduğunu, davalı tarafından davadan önce kısmi ödeme yapıldığını ancak zararın tamamen karşılanmadığını açıklayıp 1.500,00'er TL maddi tazminat talebinde bulunmuş, ıslah dilekçesi ile talebini artırmıştır.

Davalı vekili, müvekkilince davacıya ödeme yapıldığını açıklayıp düzenlenen ibraname sebebi ile davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, toplanan delillere göre, davanın kabulü davacı ... için 45.823,98 TL, davacı ... için 9.299,56 TL'nin tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili ile davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, trafik kazası nedeniyle cismani zarara dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir.

Davacılar vekili, müvekkillerinin meydana gelen kazada yaralandıklarını ve malul kaldıklarını ileri sürerek tazminat talebinde bulunmuş, davalı vekili, davacıların zararlarının davadan önce karşılandığını ve ibra edildiklerini savunmuş; mahkemece, davalının bu savunması üzerinde durulmayarak tazminata hükmedilmiştir.

Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 111. maddesi uyarınca, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar, yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasa’nın bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi, yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece re'sen dikkate alınmalıdır.

Somut olaya bakıldığında; kazada cismani zarara uğrayan davacılara davadan önce ödeme yapıldığı, taraflar arasında 02.01.2009 tarihli ibraname imzalandığı, eldeki davanın ise KTK'nın 111. maddesinde düzenlenen 2 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra 28.02.2012 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Buna göre açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

3-Davacılar vekilince eldeki dava ilk olarak Gaziantep 1.Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmış, Gaziantep 1.Asliye Hukuk Mahkemesince yetkisizlik kararı verilmesi üzerine yargılamaya İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesinde devam edilmiş, İstanbul 23. Asliye Hukuk Mahkemesince de görevsizlik kararı verilerek yargılamaya İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde devam edilmiştir.

6100 Sayılı HMK'nun 331/2. maddesinde "görevsizlik, yetkisizlik veya gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemece hükmedileceği..." düzenlenmiştir.

Buna göre davalı lehine HMK 331/2 maddesi ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince daha önce verilen görevsizlik ve yetkisizlik kararları nedeniyle vekalet ücretlerine hükmedilmesi gerekirken vekalet ücretine hükmedilmemiş olması da doğru değildir.

4-Bozma ilamının kapsam ve şekline göre; davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ:

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA; (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, aşağıda dökümü yazılı 13,00 TL kalan onama harcının davacılardan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 19/06/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.