Trafik Kazası - Yayaya Çarpma - Manevi Tazminat


İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
2018/1693
2020/3404
2020-07-16





Özet:

  • Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 23.08.2012 tarihinde davalı sürücü ...'nın yönetimindeki ... plakalı araç ile davalı sürücü ...'ın yönetimindeki ... plakalı araçların ... ile ... Sokakların kesiştiği yerde çarpışmaları sonucunda araç hakimiyetinin kaybedilmesi ile yaya kaldırımında yürüyen davacıya ... aracın çarparak ağır yaralanmasına sebebiyet verdiğini, davacının bu nedenle vücut bütünlüğünün bozulduğunu, kazanç ve efor kaybına uğradığını, ruh sağlığının bozulduğunu, büyük acı ve üzüntü yaşadığını belirterek 10.000,00 TL maddi tazminat ile 40.000,00 TL manevi tazminatın (manevi tazminat yönünden sigorta şirketleri hariç) dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:

Davacı vekili dava dilekçesinde ve özetle; 23.08.2012 tarihinde davalı sürücü ...'nın yönetimindeki ... plakalı araç ile davalı sürücü ...'ın yönetimindeki ... plakalı araçların ... ile ... Sokakların kesiştiği yerde çarpışmaları sonucunda araç hakimiyetinin kaybedilmesi ile yaya kaldırımında yürüyen davacıya ... aracın çarparak ağır yaralanmasına sebebiyet verdiğini, davacının bu nedenle vücut bütünlüğünün bozulduğunu, kazanç ve efor kaybına uğradığını, ruh sağlığının bozulduğunu, büyük acı ve üzüntü yaşadığını belirterek 10.000,00 TL maddi tazminat ile 40.000,00 TL manevi tazminatın (manevi tazminat yönünden sigorta şirketleri hariç) dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davacı ıslah dilekçesi ile talebini (..., ... ve ... Tic. Ltd. Şti. açısından) 56.529,77 TL'ye yükseltmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve özetle; davadan önce müvekkiline başvurulmadığını, poliçedeki teminat limiti ve kusur oranı ile sınırlı sorumlu olduklarını, geçici iş göremezlik tazminatının kendilerinden istenilmeyeceğini savunmuştur. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve özetle; müvekkilinin olayda kusurlu bulunmadığını, bu nedenle zarardan sorumlu tutulamayacağını, istemin fahiş olduğunu savunmuştur. Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde ve özetle; sürücünün kusuru zararın kanıtlanması gerektiğini, davacının vücut fonksiyon kaybının tespit edilmesi, geçici iş göremezlik ve tedavi giderleri yönünden SGK ya başvurulması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ve özetle; Davacıda oluşan hasarın dava konusu olay ile ilgisinin kanıtlanması gerektiğini, hastane giderlerinin müvekkili tarafından karşılandığını, asgari ücret ölçüleri de zararın hesaplanması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davalı ... Sigorta A.Ş hakkındaki davanın feragat nedeniyle reddine, Diğer davalılar hakkında maddi tazminat istemine ilişkin davanın reddine, Davacının manevi tazminat istemine ilişkin talebi yönünden davanın kısmen kabulüne, 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yürütülecek yasal faizi ile birlikte davalılar ..., ..., ...Ltd. Şti. ve ...dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat isteminin reddine," karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili davalı vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece 15.06.2017 tarihli duruşmada; davalı ...'ın olayda %25 kusurlu bulunması sebebiyle kusur durumu da dikkate alınarak ıslah dilekçesi kapsamına göre davalılar ..., ...Ltd Şti ve ...ndan istenebilecek maddi tazminat miktarının tespiti yönünden bilirkişi raporu alınması için ara karar oluşturmasına ve bu yönde rapor alınmasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, mahkemenin bu ara kararı ile karşı aracın kusuruna denk gelen tazminat tutarlarından diğer araç sürücüsü/sigortacısı hakkında müşterek ve müteselsil sorumluluk kurulamayacağını açıkça kabul ettiğini, mahkemeye sunulan dilekçede sadece davalı ... Sigorta A.Ş hakkındaki davadan ödeme sebebiyle feragat edildiğini, dava konusu olayda davalılar arasında mecburi değil, ihtiyari dava arkadaşlığı bulunduğundan ve yapılan feragat diğer davalılar aleyhine bir sonuç doğurmadığından diğer davalılar (... Ltd Şti, ..., ..., ...) hakkında da davadan feragat sebebiyle davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin kaza sonrası büyük elem ve ızdırap yaşadığını, bu sebeple manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulü yönünde karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunda müvekkili için verilen %75 oranındaki kusur durumuna itiraz ettiklerini, müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde herhangi bir kusurunun bulunmadığını, bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan karar verildiğini, müvekkili lehine reddedilen kısım üzerinden maddi ve manevi tazminat yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken eksik vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yargılama giderlerine ilişkin tesis edilen hükmün hatalı olduğunu, asıl alacak yönünden müvekkiline ilişkin reddedilen davada, feri niteliğindeki yargılama giderlerine yönelik ... aleyhine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu belirterek kararın bu yönüyle bozulmasını talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafın bir takım dava dışı anlaşmalar yoluyla para aldığını ve bir takım davalılar ile sulh olduğunu, davacının daha fazla para almak için diğer kişiler ile yapmış olduğu dolaylı anlaşmalar ile müvekkilini hak kaybına uğratmaya çalıştığını, dava aşamasındaki kötü niyetinin mahkemece fark edildiğini ve hukuka aykırı şekilde zaten almış olduğu maddi tazminatın fazlasının reddedildiğini, ancak bu kötüniyetinden dolayı kendisine herhangi bir yaptırım uygulanmadığını, ilk derece mahkemesince Adli Tıp raporu ve diğer evraklarla sabit kusur oranları incelenmeksizin çok daha az kusurlu müvekkili ile diğer davalıya aynı oranda manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; diğer davalılara vekalet ücreti reddedilen kısmın üzerinden verilmiş ise de müvekkiline sehven verilmediğini, olayın oluş şekli, müvekkilinin kusursuz olması, davacıya çarpan aracın uzun zamandan beri muayenesinin olmayışı da göz önüne alınarak müvekkili aleyhine manevi tazminat tahmil ettirilmemesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından 23.08.2012 tarihinde davalı sürücü ... idaresindeki ... Ltd. Şti. adına kayıtlı trafik sigortası bulunmayan ... plakalı araç ile davalı sürücü ... idaresindeki ... ve ... adına kayıtlı ve ... Sigorta'ya ZMMS poliçesi ile sigortalı olan ... plakalı aracın çarpışması ile meydana gelen trafik kazasında yaya olarak kaldırımda yürüyen davacı yaralanmıştır. Müteselsil sorumluluğa ilişkin hukuki sonuçlar BK'nun 61, 62, 106, 155, 162, 163, 166, 168. maddelerinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca müteselsil sorumluluğun bazı hukuki sonuçları vardır. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur. (BK 162/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder. (BK 163/2). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir. (BK163/1).Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (BK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur. Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır (TBK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (BK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 28/11/2019 tarih, 2019/3589 E. ve 2019/11257 K. sayılı kararı). 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1.maddesinde, “işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı yasanın 85/1. maddesinde, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı yasanın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1.maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir. Yukarıda açıklanan 2918 sayılı KTK madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır. Somut uyuşmazlıkta ... plakalı araç ZMMS sigortacısı ... Sigorta tarafından davacıya 19/09/2016 tarihli ibraname ile ödeme yapıldığı ve davacının 30/09/2016 tarihli dilekçesi ile bu davalı yönünden davadan feragat ettiği anlaşılmaktadır. İbraname ile 3. paragrafta "ödeme nedeniyle ... Sigorta ve sigortalısı yönünden başkaca bir sorumluluğun kalmayacağı" kararlaştırılmıştır. İbraname ve buna dayalı feragat, davalı ... Sigorta ve sigortalısını (...) kapsamaktadır. O halde İlk Derece Mahkemesince yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince yapılan ödeme ve sulh sözleşmesi de dikkate alınmak suretiyle, davacı tarafından verilen ibranamenin diğer davalılara etkisi ve sirayet edip etmeyeceğinin değerlendirilmesi; değerlendirme yapılırken Sigorta şirketinin ibra karşılığı davacıya yaptığı ödemenin zararı tamamen karşılamaması halinde, davalı işleten poliçe limitini aşan miktarda zarar varsa limiti aşan kısımdan sorumlu olacağı eğer limitin altında bir zarar varsa diğer davalılar ibra nedeni ile bu oranda sorumluluktan kurtulmuş olacağı değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken ibranamenin diğer davalılara etkisi yanlış yorumlanarak tüm davalılara sirayet ettirilmesi doğru olmamıştır. Bu hususa değinen davacı istinaf talebi yerindedir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan kusur raporunda kaza mahalli, yol durumu, kazanın meydana geldiği yer ve kavşakta meydana gelen kazaya ilişkin oluş da irdelenmek suretiyle, KTK hükümleri de değerlendirilerek kusur dağılımı açıklanmıştır. Kusur raporunun kaza tespit tutanağı ile örtüştüğü ve olayın oluşuna uygun düştüğü nazara alındığında kusura yönelik istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. TBK'nın "manevi tazminat" başlıklı 56/2.maddesinde "ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir ” şeklinde düzenleme yer almaktadır. Bu yasal hüküm gereğince, hükmedilecek para, zarara uğrayanda manevi huzur duygusunu doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın miktarı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. Hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminat takdir edilirken, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli, davacının uğradığı zararın kapsamı, davalının sorumluluğunun niteliği, kusur oranları ve özellikle caydırıcı bir etki doğuracak düzeyde olması gerektiği de göz önünde tutularak, meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla olay tarihindeki paranın alım gücüne uygun düşen tutarlara hükmedilmesi gerekmektedir. Bu açıklamalar çerçevesinde, somut uyuşmazlıkta olayın oluş şekli, kusur durumu, yukarıda açıklanan ilkelerle birlikte dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince belirlenen manevi tazminat miktarlarının hakkaniyete uygun, makul ve yeterli olduğu kanaatine varılmıştır. Bu hususa değinen istinaf talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır. Mahkemece davadan feragat nedenine "aynı nedene" dayalı olarak dava reddedilmiş ve maddi tazminat yönünden davalılar ... ve ... yönünden ortak vekalet ücreti verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmamakla birlikte, kendini vekil ile temsil ettiren davalı ... ve ... açısından reddedilen maddi tazminat üzerinden vekalet ücreti verilmemesi de doğru olmamıştır. Bu hususa değinen istinaf talebi yerindedir. Davalı ... aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilmemesine rağmen, adı geçen davalının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması da doğru olmamıştır. Bu hususa değinen istinaf talebi yerindedir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin, davalı ... vekilinin, davalı ... vekilinin, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin, davalı ... vekilinin, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın yukarıda belirtilen şekilde işlem yapılmak ve tarafların aktüer rapora itirazları da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmek üzere mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

KARAR:

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere : 1-Davacı vekilinin, davalı ... vekilinin, davalı ... vekilinin, davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin, davalı ... vekilinin, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile yukarıda esas ve karar numarası belirtilen İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf karar harcının istek halinde İlk Derece Mahkemesince yatırana iadesine, 4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Davacı, davalı ..., davalı ..., davalı ..., davalı ... Sigorta A.Ş. ve davalı ... tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, 6-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.16/07/2020