Trafik Kazası - Bakıcı Gideri


Yargıtay 17. Hukuk Dairesi
2016/12534
2019/5479
2019-05-06





Davacı vekili, davalının trafik sigortacısı olduğu aracın yaptığı kazada, araçta yolcu olarak bulunan davacının ağır biçimde yaralanıp kalıcı maluliyete uğradığını, daha önce açılan davada maluliyet tazminatının hüküm altına alındığını, bakıcı zararından da davalının sorumlu olduğunu belirterek belirsiz alacak davası olarak açtıkları davada şimdilik 5.000,00 TL. tazminatın temerrüt tarihinden işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 26.02.2016 tarihli artırım dilekçesiyle, taleplerini 182.472,82 TL'ye yükseltmiştir.

Davalı vekili, davacının bakıcı ihtiyacının uzman raporuyla saptanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; davanın kabulü ile 182.472,82 TL'nin dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, trafik kazası sonucu oluşan cismani zarar nedeniyle bakıcı gideri istemine ilişkindir.

Davacı taraf, davacının davaya konu olaydaki yaralanması nedeniyle daimi maluliyete uğradığını ve bakıma muhtaç hale geldiğini iddia ederek bakıcı gideri tazminatının tahsili isteminde bulunmuş; mahkeme ise, 12.02.2016 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, davacının günlük 3 saat bakıma muhtaç olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle, talebin kabulüne karar vermiştir.

Uğranılan cismani zarar nedeniyle doğan bakım ihtiyacı ve yapılacak bakıcı giderinin doğru tespiti açısından, bakım ihtiyacının boyutunun doğru belirlenmesi önem arzetmektedir. Davacının kaza nedeniyle % 31,2 oranında sürekli malul kaldığı, davanın tarafları arasında görülen ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ... Esas- 2013/632 Karar sayılı dosyasında alınan adli tıp uzmanı bilirkişinin raporuyla saptanmış olup, bu hususta taraflar arasında ihtilaf yoktur. Bu durumda, oluşan maluliyetin oranı ve niteliğine göre, bakım ihtiyacı ile varsa süresinin tespiti konusunda doğru belirlemenin yapılmasıyla sonuca ulaşılması gerekir.

Mahkemenin benimsediği 12.02.2016 tarihli bilirkişi heyeti raporu incelendiğinde; davacının omurgasında oluşan kırıklar nedeniyle omurga hareketlerinin kısıtlı olduğu belirtilmiş olmasına rağmen; raporun sonuç bölümünde, davacının kazadaki kafa travmasına bağlı gelişen arızası nedeniyle, yaşam boyu günlük aktivitelerini yerine getirmede günlük 3 saat sürekli olarak başkasının bakımına muhtaç olduğu şeklinde görüş bildirilmiştir. Anılan rapor, gerek bakıcı ihtiyacına yol açan arızanın ne olduğu konusunda, gerekse davacının hangi işleri için 3. kişinin bakımına ihtiyaç duyacağı konusunda doğru, net ve somut tespitler içermemektedir. Mahkemenin bu hususta yaptığı araştırma yetersizdir.

Açıklanan vakıalar karşısında mahkemece; davacının uğradığı cismani zarar sonucu oluşan daimi maluliyeti nedeniyle bakım ihtiyacının bulunup bulunmadığı, bu ihtiyacı varsa hangi sebeple ve hangi yaşamsal faaliyetleri için bakım ihtiyacının olduğu, bu ihtiyacın günlük kaç saatlik süre için sözkonusu olduğu hususlarında, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'ndan ayrıntılı, gerekçeli, denetime elverişli bir rapor alınarak oluşacak sonuca göre (davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklara da riayet edilerek) karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

Kabule göre de; davacının ömür boyu bakıcı ihtiyacının olduğu kabul edilip hesaplama yapılırken, davacının muhtemel yaşam süresinin, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 1989/4-586 Esas- 1990/199 sayılı kararı ve Dairemizin yerleşik içtihatları gereği, Population Masculine Et– Feminine (PMF 1931) Tablosu esas alınarak belirlenmesi; işleyecek (bilinmeyen) dönem tazminatının hesabında, hesaba esas gelirin belirlenmesi bakımından gelirin her yıl %10 oranında artırılması ve %10 oranında iskonto edilmesi suretiyle peşin değeri belirlenerek hesaplama yapılması gerekirken, TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre ve % 5 artırım ve % 5 iskonto esasıyla hesap yapan rapora göre tazminatın belirlenmesi de doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 06/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.