Hisse Devir İşlemlerinin Şekil Koşulları


İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
2019/1664
2019/1100
2019-09-11





Özet:

  • Dava, davalı şirketin hisse devirlerinin onaylanmasına ve kabulüne ilişkin 12.02.2007 tarih 2007/1 nolu, 22.02.2007 tarih 2007/2 nolu ve 13.04.2007 tarih 2007/3 nolu pay devirlerinin 6762 Sayılı TTK.nun 520. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının baştan buyana davalı şirketin ortağı olmadığının tespiti ile ticaret sicil kayıtlarının bu şekilde düzeltilerek tescili ile ilan edilmesi istemine ilişkindir.
  • Uyuşmazlık, dava konusu hisse devir işlemlerinin devir için yasada öngörülen şekil koşullarına haiz olmadığından geçersiz olup olmadıkları noktasında toplanmaktadır.
  • Somut olaya uygulanması gereken 6762 Sayılı TTK’nun 520. maddesinde “bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade eder” hükmü mevcut olup, 520/2. maddesi hükmünde ise, devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin dörtte üçüne sahip olmasının şart olduğu öngörülmüştür.

 

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 20/09/2017

NUMARASI : 2014/1667 Esas - 2017/1021

DAVANIN KONUSU: Ticari Şirket Ortağı Olmadığının ve Kararların Yok Hükmünde Olduğunun Tespiti

Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

TARAFLAR İDDİA VE SAVUNMA ÖZETİ Davacı vekili, müvekkilinin herhangi bir ticaret geçmişi ve tecrübesi olmayan bir mühendis olduğunu, davalı şirkete iş deneyim belgesinin şirket tarafında girilecek ihalelerde kullanılabilmesi amacıyla dahil olmayı kabul ettiğini, bu bağlamda dava dışı ... ve ... Ankara ... Noterliğinin 25.01.2007 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile yetki verdiğini, böylece müvekkilinin davalı şirkete Kartal.... Noterliğinin 06.02.2007 tarihli ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile şirket ortağı ... ait %49 ve diğer ortak ... ait %2 hisse payları olmak üzere %51 hissenin devrolunarak şirkete ortak olduğunu, bu işlemin müvekkili adına vekaleten ... tarafından gerçekleştirildiğini, bu devirle ilgili olarak davalı şirketin 12.02.2007 tarihli ortaklar kurulu kararının alındığını, ancak bu kararın müvekkilinin yokluğunda verildiği gibi müvekkili adına atılan imzanın da sahte olduğunu, dolayısıyla yok hükmünde olan bu ortaklar kurulu kararının başından beri sonuç doğurmadığından müvekkilinin hiç bir zaman şirket ortağı olmadığının kabulü gerektiğini, bu kez Kartal ... Noterliğinin 22.02.2007 tarihli ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile müvekkilinin %51 hissesinin yeniden ... devredildiğini, bu işlemin de vekil ... tarafından gerçekleştirildiğini, bu devre ilişkin olarak davalı şirketin 22.02.2007 tarihli ortaklar kurulu kararının da müvekkilinin yokluğunda yapıldığını, müvekkili adına sahte imza atılarak karar alındığını, davalı şirketin 22.02.207 tarihli ortaklar kurulu kararın da yok hükmünde olduğunu, müvekkilinin bilgisi dışında vekili ...un Kartal .... Noterliğinin 13.04.2007 tarih ve ... yevmiye nolu hisse devir sözleşmesi ile ...’a ait %51 hissenin müvekkili adına devralındığını, bu devir ile ilgili olarak davalı şirketin 13.04.2007 tarihli ortaklar kurulu kararının müvekkilinin yokluğunda ve adına sahte imza atılmak suretiyle alındığını, bu durumdan haberdar olan müvekkilinin şirket ortağı ... ulaşmış olduğunu ve şirketteki hissesini Kartal .... Noterliğinin 09.10.2009 tarihli ve ... yevmiye nolu hisse devir sözleşmesi ile... devrettiğini ve buna ilişkin davalı şirketin 09.10.2009 tarihli ortaklar kurulu kararına katılarak kendi adına imza atarak hisse devrine muvafakat verdiğini, dolayısıyla müvekkilinin iradesi dışında vekaleten yapılan hisse devir sözleşmelerine dayalı olarak alınan davalı şirketin ortaklar kurulu kararlarının 6762 sayılı TTK'nın 520. maddesinde düzenlenen emredici hükme aykırı olduğunu ileri sürerek, davalı şirketin 12.02.2007, 22.02.2007 ve 13.04.2007 tarihli ortaklar kurulu kararlarının yok hükmünde olduklarının tespiti ile bu bağlamda hisse devir işlemlerinin geçersizliğinin ve müvekkilinin hiç bir zaman davalı şirketin ortağı olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı, davaya cevap vermemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; dava tarihinde davacının davalı şirketin ortağı olmadığından ortağı olmadığının tespiti talebinde hukuki yararının bulunmadığı, her ne kadar davacının iptalini istediği ortaklar kurulu kararlarında davacı imzası taklit edilerek sahte imza atılmış ise de davacının ortaklığının başından beri kendi iradesine dayandığı, davacının yok hükmünde olduğunun tespitini istediği ilk üç kararın yoklukla malul olduğu tespit edildiği takdirde şirketten çıkışına ilişkin olarak verilen ve oradaki imzasını inkar etmediği son devir işleminin boşlukta kalacağı, zira hiç ortak olmayan birinin hissesini devretmesine ilişkin geçerli bir işlemin varlığının kabul edilemeyeceği, davacının son devir işlemini yaptığını kabul ettiğine göre, dava konusu ettiği ilk üç işlemin yoklukla malul olduğunun tespiti talebinde de hukuki yararının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu ortaklar kurulu kararında müvekkili adına atılan imzaların sahte olduğunun Adli Tıp raporu ile belirlendiğini, dolayısıyla bu kararların yok hükmünde olduğunu, sonradan müvekkilinin kendi imzasıyla ortaklıktan çıkmış olmasının önceki işlemlere hukuken varlık kazandıramayacağını, yok hükmünde olan işlemler nedeniyle hiç bir zaman ortak olmayan müvekkilinin şirketin borçları ile karşı karşıya kalma durumunda olduğunu, e.TTK'nın 520. maddesinin değerlendirilmediğini, gerekçeli kararın hukuki olmadığını belirterek, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı şirketin hisse devirlerinin onaylanmasına ve kabulüne ilişkin 12.02.2007 tarih 2007/1 nolu, 22.02.2007 tarih 2007/2 nolu ve 13.04.2007 tarih 2007/3 nolu pay devirlerinin 6762 Sayılı TTK.nun 520. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının baştan buyana davalı şirketin ortağı olmadığının tespiti ile ticaret sicil kayıtlarının bu şekilde düzeltilerek tescili ile ilan edilmesi istemine ilişkindir. Dairemizin 2018/89 Esas - 2018/326 Karar sayılı, 29/03/2018 tarihli ilamıyla, HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarıca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından, temyiz başvurusu yapılması üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2018/2993 Esas - 2019/4469 Karar sayılı, 17/06/2019 tarihli ilamıyla dairemizin anılan hükmü bozulmuştur. Yargıtay bozma kararında; "...6100 sayılı HMK'nın 353/1-b. 2. maddesi 'Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında duruşma yapılmadan karar verilir. ' hükmünü haiz olup, anılan hüküm doğrultusunda Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulması gerekirken HMK 353/1-b-1. maddesi uyarınca başvurunun esastan reddine dair karar verilmesi yerinde görülmediğinden, Bölge Adliye Mahkemesi kararının re'sen bozulmasına..." denilmiştir. Bozma ilamı üzerine, HMK'nın 373/3. maddesi uyarınca duruşma açılarak, taraf vekilleri davet edilmiş, taraf vekilleri duruşmaya katılmamıştır. Mahkememizce usul ve yasaya uygun görülen Yargıtay bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir. Uyulan bozma ilamına göre, aşağıdaki gerekçeyle, ilk derece mahkemesinin karar gerekçesinin düzeltilmesi gerekmiştir:Dava, davalı şirketin hisse devirlerinin onaylanmasına ve kabulüne ilişkin 12.02.2007 tarih 2007/1 nolu, 22.02.2007 tarih 2007/2 nolu ve 13.04.2007 tarih 2007/3 nolu pay devirlerinin 6762 Sayılı TTK.nun 520. maddesine aykırılık teşkil ettiğinden yok hükmünde olduğunun tespitine, davacının baştan buyana davalı şirketin ortağı olmadığının tespiti ile ticaret sicil kayıtlarının bu şekilde düzeltilerek tescili ile ilan edilmesi istemine ilişkindir. Uyuşmazlık, dava konusu hisse devir işlemlerinin devir için yasada öngörülen şekil koşullarına haiz olmadığından geçersiz olup olmadıkları noktasında toplanmaktadır. Davalı şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasıyla kayıtlı olup, inşaat işleri konusunda faaliyet göstermek üzere, 26.01.2007 tarihinde tescil edilerek kurulduğu, kuruluş tarihinde şirket iki ortaklı olup, hisselerinin %51’i ..., %49’u ... ait bulunmaktadır. Davalı şirketin on yıl süre ile müdürü olarak ...’un seçildiği ve şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu görülmüştür. Ankara .... Noterliğinin 25.01.2007 tarihli .. yevmiye nolu vekaletname ile 25.01.2009 tarihine kadar geçerli olmak üzere, davacının birlikte veya ayrı ayrı yetkili ve mezun olmak üzere, ... vekil tayin etmiştir. Anılan vekaletnamede adı geçen vekillerin, davalı şirkete en fazla %51 oranında ortak olmaya, gerektiğinde hisselerini devretmeye, devir sözleşmelerini tanzim ve imzalamaya, devir bedellerini ödemeye, almaya, yönetim kurulu ve genel kurul toplantılarına katılmaya, oy kullanmaya, alınmış veya alınacak kararlar ile karar defterini imzalamaya, vergi dairesi ve ticaret odasındaki işlemleri yerine getirmeye, kendisini her sıfatta temsil etmeye yetkili kılınmışlardır. Somut olayda; davacı adına vekaleten ... tarafından imzalanan Kartal .... Noterliğinin 06.02.2007 tarihli ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile şirket ortağı ...’a ait %49 ve diğer ortak ... ait %2 hisse payları olmak üzere, şirketin %51 hissenin devralındığı, hisse devri işleminin onayına ilişkin davalı şirketin 12.02.2007 tarihli ortaklar kurulu kararının alındığı, davacı adına vekaleten ... tarafından imzalanan Kartal... Noterliğinin 22.02.2007 tarihli ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile davacının şirketteki %51 hissesinin ...devredildiği, bu hisse devri işleminin onayına ilişkin 22.02.2007 tarihli ortaklar kurulu kararının alındığı, yine davacı adına vekaleten ... tarafından imzalanan Kartal .... Noterliğinin 13.04.2007 tarihli ve ... yevmiye numaralı hisse devir sözleşmesi ile ....’un şirketteki %51 hissesinin devralındığı, bu hisse devri işleminin onayına ilişkin 22.02.2007 tarihli ortaklar kurulu kararın alındığı, dava konusu olan 12.02.2007, 22.02.2007 ve 13.04.2007 tarihli ortaklar kurulu kararlarında ... ve davacı isimlerinin ve bu isimlerin altında imzaların bulunduğu görülmüştür. Dava konusu hisse devir sözleşmelerinin davacı adına usulüne uygun düzenlenen vekaletnameye dayalı olarak vekili tarafından gerçekleştirilmiştir. İlk derece mahkemesince alınan Adli Tıp Raporunda, dava konusu kararlardaki davacı adına atfen atılı imzaların davacının eli ürünü olmadığı belirtilmiştir. Somut olaya uygulanması gereken 6762 Sayılı TTK’nun 520. maddesinde “bir payın devri, şirket hakkında ancak şirkete bildirilmek ve pay defterine kaydedilmek şartıyla hüküm ifade eder” hükmü mevcut olup, 520/2. maddesi hükmünde ise, devir hususunun pay defterine kaydedilebilmesi için, ortaklardan en az dörtte üçünün devre muvafakat etmesi ve bunların esas sermayesinin dörtte üçüne sahip olmasının şart olduğu öngörülmüştür. Dava konusu 12.02.2007 tarihli ortaklar kurulu kararı yönünden; Davacı, iki ortaklı davalı şirkete 06.02.2007 tarihli noter hisse devir sözleşmesi ile şirketin ortağı ... ait %49 ve diğer ortak ... ait %2 hisse payını devraldığı, hisse devri işleminin onayına ilişkin davalı şirketin 12.02.2007 tarihli ortaklar kurulu kararının hisseleri devreden ortaklar tarafından alınarak imzalandığı anlaşıldığından bu işlemler yönünden 6762 sayılı Yasanın 520. maddesine aykırılık bulunmamaktadır. Dava konusu 22.02.2007 tarihli ortaklar kurulu kararı yönünden; Davacının şirketteki %51 hissesinin tamamını 22.02.2007 tarihli noter hisse devir sözleşmesi ile ... devrettiği, bu hisse devri işleminin onayına ilişkin 22.02.2007 tarihli ortaklar kurulu kararında hisseyi devralan yeni ortak ... ve şirket ortağı ... isim ve imzalarının bulunduğu ihtilafsız olup, bu işlemler yönünden 6762 sayılı Yasanın 520. maddesindeki ¾ çoğunlukla devre izin verme koşulu gerçekleşmiş bulunmaktadır. Yasa maddesinde hisse devrine muvafakat için bir şekil öngörülmemiş olup, muvafakatın yasada öngörülen nisapla alınmış bir ortaklar kurulu kararı biçiminde verilmesi olanaklı olduğu gibi -ispat edilmesi koşuluyla- kişi ve sermaye payı olarak ¾ oranındaki ortakların devre muvafakat yönünde irade açıklamasında bulunmalarıyla da mümkündür. Bu durumda ayrıca yazılı bir ortaklar kurulu kararının bulunmaması, sonuca etkili değildir. Bu durumda somut olayda bu devir bakımından muvafakatin yukarıda belirtildiği üzere gerçekleştiğinin kabulü gerekir. Söz konusu işlemler pay defterine kaydedilmiş olup ticaret sicilinde tescil ve ilan edilmiş bulunduğundan bu yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir (Bkz. Emsal Yargıtay 11. HD, 06.11.2013 tarih, 2013/2301-1980 E.K; 11.11.2013 tarih, 2013/4382-20208 E.K sayılı ilamları)Dava konusu 13.04.2007 tarihli ortaklar kurulu kararı yönünden; Bu kez davacının 13.04.2007 tarihli noter hisse devir sözleşmesi ile ... şirketteki %51 hissesinin devraldığı, bu hisse devri işleminin onayına ilişkin 22.02.2007 tarihli ortaklar kurulu kararın hissesini devreden ortak ... ve diğer ortak ... tarafından alındığından 6762 sayılı Yasanın 520. maddesine aykırılık bulunmamaktadır. Diğer taraftan davacının noter huzurunda gerçekleştirilen işlemlerle ile ilgili hisse devir onayına ilişkin ortaklar kurulu kararındaki imzaların sahteliğini ileri sürmesinin TMK nun 2. Maddesinde düzenlenen "Herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymaz zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz."şeklinde hükmüne aykırı olup, bu işlemlerin üzerinden uzun bir süre geçtikten sonra kendi sebep olduğu şekle aykırılıktan kendi lehine sonuç çıkarma çabalarının MK.nun 2. Maddesinde yer alan dürüstlük kurallarına aykırılık teşkil ettiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. Yukarıda açıklanan gerekçelerle ve uyulan bozma ilamı doğrultusunda, ilk derece mahkemesinin karar gerekçesi düzeltilmek üzere, HMK'nın 353/1.b.2. maddesi uyarınca, kararın kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm verilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir.

HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Uyulan bozma ilamı doğrultusunda, gerekçesi yukarıdaki şekilde düzeltilmek üzere ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davanın reddine, 2-a)Alınması gerekli 44,40 TL maktu harçtan peşin alınan 25,20 TL'nin mahsubu ile bakiye 19,20 TL harcın davacıdan tahsiline, Hazineye irat kaydına, b)Davacı tarafça harcanan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, c)Artan gider avanslarının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine 3-İstinaf aşamasındaki yargılama giderleri yönünden; a) Davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı vekili tarafından yatırılan 31,40 TL istinaf peşin harcının, karar kesinleştikten sonra, talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine, b) Davacı tarafından istinaf kanun yolu aşamasında yapılan tüm yargılama giderlerinin, kararımızın mahiyetine göre kendi üzerinde bırakılmasına, b) Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine, 4-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 5-Karar kesinleştiğinde dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; Tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süre içinde temyiz yolu açık olmak üzere oybirliğiyle verilen karar açıkça okundu.11/09/2019

(www.corpus.com.tr)