Bu kararı Favorilerinize Eklemek veya Kopyalayabilmek için giriş yapın veya üye olun
Kışla içerisinde askeri aracın manevrası sonucu meydana gelen ölüm olayında, davacıların idareye yönelik hizmet kusuru iddiaları idari yargının görev alanına girmektedir.
Mahkeme, uyuşmazlığın sadece araç işletenin sorumluluğuna değil, kaza sonrası müdahalenin yetersizliği gibi kamu hizmetinin genel işleyişine dayandığını vurgulamıştır.
Bu kapsamda, davanın adli yargıda değil, idare mahkemelerinde görülmesi gerektiğine hükmedilerek bölge idare mahkemesinin görevsizlik konusundaki ısrar kararı bozulmuştur.
Dava konusu istem: ...'ın 41. Piyade Tugayı 3. Piyade Tabur Komutanlığı (Pınarhisar/Kırklareli) emrinde piyade er olarak askerlik görevini yapmakta iken 30/07/1990 tarihinde askeri aracın geri manevrası sırasında araçla duvar arasına sıkışarak vefat ettiğinden bahisle, olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek, uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık müteveffanın annesi ve kardeşi olan davacılar için ayrı ayrı 150.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 400.000,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 19/01/2011 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 110. maddesi uyarınca, Kanun'un, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzeninin sağlanarak trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri, bu kapsamda trafikle ilgili kuralları, şartları, hak ve yükümlülükleri, bunların uygulanmasını ve denetlenmesini, ilgili kuruluşları ve bunların görev yetki ve sorumlulukları ile çalışma usullerini kapsadığı, dolayısıyla oluşan trafik kazaları nedeniyle açılacak sorumluluk davalarının görüm ve çözümünde adli yargının görevli olduğu; meydana gelen zararın tazmini istemiyle açılan işbu davanın da adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği, nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 25/02/2019 tarih ve E:2019/117, K:2019/146 sayılı sayılı kararının da bu yönde olduğu gerekçesiyle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; uyuşmazlıkta zarara sebebiyet veren olayın, araçtan ve araç sürücüsünün kusurundan kaynaklandığı görüldüğünden, özel hukuktaki araç işletenin hukuki sorumluluğundan kaynaklandığı anlaşılan dava konusu uyuşmazlığın görüm ve çözümünün adli yargının görevinde olduğu, nitekim Uyuşmazlık Mahkemesinin 16/06/2013 tarih ve E:2003/48, K:2013/52 sayılı kararının da bu yönde olduğu, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurularının gerekçeli olarak reddine karar verilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 16/05/2024 tarih ve E:2020/6821, K:2024/2028 sayılı kararıyla;
Genel anlamı ile tam yargı davalarının, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olduğu, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağladığı;
İdarenin kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olduğu; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararların, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edildiği;
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusurunun, hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleştiği, hizmet kusurundan dolayı sorumluluğun, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturduğu;
İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu;
Kusursuz sorumluluğun ise, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayandığı ve kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türü olduğu; başka bir anlatımla idarenin, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlü olduğu; bu bağlamda, kamu görevlilerinin görevini yaparken, görevi nedeniyle uğramış olduğu zararların da kusursuz sorumluluk ilkesi uyarınca tazmini gerektiği;
Dava dosyasının incelenmesinden, davacıların yakını ...'ın 41. Piyade Tugayı 3. Piyade Tabur Komutanlığı (Pınarhisar/Kırklareli) emrinde piyade er olarak askerlik görevini yapmakta iken 30/07/1990 tarihinde askeri aracın geri manevrası sırasında araçla duvar arasına sıkışarak vefat ettiğinden bahisle, olayda hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek, uğranıldığı iddia edilen zararların davalı idarelerce karşılanması istemiyle bakılan davanın açıldığı;
Bu haliyle, bakılan uyuşmazlığın, özel hukuktaki araç işletenin hukuki sorumluluğundan değil, olay tarihinde davacılar yakınının askerlik görevini yapmakta olduğu, davalı idarelerin görevini tam ve eksiksiz olarak yerine getirmediği, dolayısıyla yürütülen kamu hizmetinin kusurlu işletildiği, meydana gelen zararda davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasından kaynaklandığı anlaşıldığından, davanın görüm ve çözümünde idare mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna ulaşıldığı;
Bu itibarla, davanın görev yönünden reddi yolundaki Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurularının gerekçeli olarak reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usul kurallarına uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurularının gerekçeli olarak reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI : Davacılar tarafından, davanın konusunun trafik kazasından kaynaklanan bir tazminat talebi olmadığı, hizmet sırasında ölüm olayının meydana geldiği, müteveffanın şehit olup olmadığı ve geride kalan yakınlarına tazminat ödenmesi gerekip gerekmediğinin irdelenmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI : Davalı idareler tarafından, savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin kabulü ile ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE:
MADDİ OLAY :
Davacılar yakını ...'ın 41. Piyade Tugayı 3. Piyade Tabur Komutanlığı (Pınarhisar/Kırklareli) emrinde piyade er olarak askerlik görevini yapmakta iken 30/07/1990 tarihinde askeri aracın geri manevrası sırasında araçla duvar arasına sıkışarak vefat ettiğinden bahisle, olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek, uğradıkları iddia edilen zararlara karşılık 300.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi olmak üzeri toplam 400.000,00 TL tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT :
Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de, idari eylem ve işlemlerden dolayı hakları muhtel olanların idareye karşı tam yargı davası açabilecekleri hükümlerine yer verilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun "Kapsam" başlıklı 2 maddesinin ikinci fıkrasında, bu Kanun'un, karayollarında uygulanacağı, ancak aksine bir hüküm yoksa; karayolu dışındaki alanlardan kamuya açık olanlar ile park, bahçe, park yeri, garaj, yolcu ve eşya terminali, servis ve akaryakıt istasyonlarında karayolu taşıt trafiği için faydalanılan yerler ile, erişme kontrollü karayolunda ve para ödenerek yararlanılan karayollarının kamuya açık kesimlerinde ve belirli bir karayolunun bağlantısını sağlayan deniz, göl ve akarsular üzerinde kamu hizmeti gören araçların, karayolu araçlarına ayrılan kısımlarında da bu Kanun hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır.
Anılan Kanun'un 6099 sayılı Kanun ile değişik "Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlıklı 110. maddesinde ise; işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanun'dan doğan sorumluluk davalarının, adli yargıda görüleceği; zarar görenin kamu görevlisi olmasının, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemeyeceği hükmü yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge İdare Mahkemesinin ısrar kararında ve Danıştay Onuncu Dairesinin bozma kararında, 2918 sayılı Kanun'un 6099 sayılı Kanun ile değişik "Görevli ve Yetkili Mahkeme" başlıklı 110. maddesinde düzenlenen "sorumluluk davaları" ibaresinin kapsamının farklı yorumlanarak farklı sonuçlara ulaşıldığı görülmektedir.
Konunun açıklığa kovuşturulabilmesi için tam yargı davalarının ve uyuşmazlığın niteliğinin ortaya konulması gerekmektedir.
Öncelikle, idarelerin, kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.
Söz konusu yükümlülüğe aykırılık haline ilişkin olarak Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükmü yer almış; 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de, idari eylem ve işlemlerden dolayı hakları muhtel olanların idareye karşı tam yargı davası açabilecekleri kuralı getirilmiştir.
Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.
İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.
İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.
Kusursuz sorumluluk ise, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür.
Temyize konu edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, davacılar murisi ...'ın 41. Piyade Tugayı 3. Piyade Tabur Komutanlığı (Pınarhisar/Kırklareli) emrinde piyade er olarak askerlik görevini yapmakta iken askeri aracın geri manevrası sırasında araçla duvar arasına sıkışarak vefat ettiğinden bahisle, olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararların davalı idarelerce karşılanması istemiyle bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
Davacıların, ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı davanın görev yönünden reddi kararına karşı istinaf başvuru dilekçelerinde, "somut olayda kazanın motorlu aracın kışla içerisinde gereksiz yere ileri geri manevra yaparken yeterli özen ve dikkatin gösterilmemesi nedeniyle meydana geldiği"; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı temyiz başvuru dilekçelerinde ise "somut olayda kara yollarında meydana gelen bir kazanın değil, askeri alanda askeri aracın manevrasından kaynaklanan bir kazanın söz konusu olduğu" yönünde beyanlarda bulundukları görülmektedir.
Bu bakımdan; öncelikle kazanın kışlada gerçekleşip gerçekleşmediğinin, başka bir ifadeyle, kazanın gerçekleştiği yerin 2918 sayılı Kanun'un yukarıda aktarılan "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde sayılan yerlerden olup olmadığının tespit edilerek, uyuşmazlığın, kazanın gerçekleştiği yer itibarıyla anılan Kanun kapsamında olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmekle birlikte; davacıların dava dilekçesindeki iddiaları incelendiğinde; "askeri aracın geri manevrası sırasında araçla duvar arasında kalarak yaralanan davacılar murisinin geç ve yetersiz müdahale nedeniyle vefat ettiği" yönündeki beyanların, kaza sonrası idarece sunulan sağlık hizmetindeki aksaklıktan kaynaklanan, hizmet kusuruna yönelik olduğu; davacının istinaf başvuru dilekçesindeki beyanları incelendiğinde ise, "somut olayda kazanın motorlu aracın kışla içerisinde gereksiz yere ileri geri manevra yaparken yeterli özen ve dikkatin gösterilmemesi nedeniyle meydana geldiği" yönündeki beyanların, idarenin hizmet kusuru nedeniyle meydana geldiğine yönelik olduğu anlaşılmaktadır.
Bu bağlamda, davacıların beyanları bir bütün olarak dikkate alındığında, uyuşmazlığın, özel hukuktaki "araç işletenin hukuki sorumluluğu"nu ve 2918 sayılı Kanun'da öngörülen "sorumluluk davası"nın kapsamını aşacak şekilde, yalnızca askeri aracın geri manevrası sonucu kazanın gerçekleşmesine yönelik değil, aynı zamanda kaza sonrası yapılan müdahalenin geç ve yetersiz olduğuna yönelik iddialara dayandırıldığı anlaşıldığından, davanın görüm ve çözümünde idare mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
Bu itibarla, davanın görev yönünden reddi yolundaki Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurularının gerekçeli olarak reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
Davacıların temyiz istemlerinin kabulüne;
Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle görev yönünden reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik yapılan istinaf başvurularının gerekçeli olarak reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA,
Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesine,
16/07/2025 tarihinde, kesin olarak, oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
X- Temyize konu edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, davacılar murisinin 41. Piyade Tugayı 3. Piyade Tabur Komutanlığı (Pınarhisar/Kırklareli) emrinde piyade er olarak askerlik görevini yapmakta iken askeri aracın geri manevrası sırasında araçla duvar arasına sıkışarak vefat ettiğinden bahisle, olayda davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu ileri sürülerek uğranıldığı iddia edilen zararların davalı idarelerce karşılanması istemiyle bakılan davanın açıldığı görülmektedir.
Davacıların dava dilekçesindeki iddiaları incelendiğinde; "askeri aracın geri manevrası sırasında araçla duvar arasında kalarak yaralanan davacılar murisinin geç ve yetersiz müdahale nedeniyle vefat ettiği" yönündeki iddiaların, kaza sonrası idarece sunulan sağlık hizmetindeki aksaklıktan kaynaklanan, hizmet kusuruna yönelik iddialar olduğu anlaşılmaktadır.
Davacıların iddiaları bir bütün olarak dikkate alındığında, davanın, 2918 sayılı Kanun'da öngörülen sorumluluk davasından farklı nitelikte olduğu ve bu haliyle, uyuşmazlığın, özel hukuktaki "araç işletenin hukuki sorumluluğu"ndan değil, "olay tarihinde davacılar yakınının askerlik görevini yapmakta olduğu ve olayın gerçekleşmesinde davalı idarelerin hizmet kusurunun bulunduğu iddiası"ndan kaynaklandığı anlaşıldığından, davanın görüm ve çözümünde idare mahkemelerinin görevli olduğu açıktır.
Diğer yandan, davacıların, ... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı davanın görev yönünden reddi kararına karşı istinaf başvuru dilekçelerinde, "somut olayda kazanın motorlu aracın kışla içerisinde gereksiz yere ileri geri manevra yaparken yeterli özen ve dikkatin gösterilmemesi nedeniyle meydana geldiği"; ... Bölge İdare Mahkemesi...İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına karşı temyiz başvuru dilekçelerinde ise "somut olayda kara yollarında meydana gelen bir kazanın değil, askeri alanda askeri aracın manevrasından kaynaklanan bir kazanın söz konusu olduğu" yönündeki beyanlarından, kışlada gerçekleştiği belirtilen kazanın, 2918 sayılı Kanun'un "Kapsam" başlıklı 2. maddesinde sayılan yerlerden olmadığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, davanın görev yönünden reddi yolundaki Mahkeme kararına yönelik istinaf başvurusunun gerekçeli olarak reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
Açıklanan nedenlerle, temyiz istemlerinin kabulü ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesinin ısrar kararının belirtilen gerekçe ile bozulması gerektiği oyuyla karara gerekçe yönünden katılmıyoruz.
KARŞI OY
XX- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin temyize konu... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, Danıştay Onuncu Dairesinin 16/05/2024 tarih ve E:2020/6821, K:2024/2028 sayılı kararında yer alan gerekçe doğrultusunda bozulması gerektiği oyuyla, karara gerekçe yönünden katılmıyorum.
KARŞI OY
XXX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacıların temyiz istemlerinin reddi ile ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyorum.
KARARI YAZDIR
Bu kararı Favorilerinize Eklemek için giriş yapın veya üye olun