Belediye Meclis Kararının İptali - Yeniden Dava Açılması


Danıştay 6. Daire
2011/7288
2012/1318
2012-03-27





Özet:

  • Bakılan davada, belediye meclisinin 3.6.2011 tarih ve 38 sayılı ısrar kararı üzerine kesinleşen meclis kararına karşı davacı sıfatıyla belediye başkanı tarafından şahsen veya gerçek kişi sıfatı ile verdiği vekaletname ile yetkili kılınan avukat vasıtası ile tanzim edilen dilekçe ile dava ikame edilmesi gerekirken,
  • Husumetin yönetilmesi gereken "Mordoğan Belediye Başkanlığı" davacı olarak gösterilerek ve Belediye Başkanlığını temsille yetkili kılınan avukat marifetiyle düzenlenen dava dilekçesi ile bakılan davanın açıldığı, bu haliyle dava dilekçesinin 2577 sayılı kanunun 3. maddesine uygun şekilde düzenlenmediği sonucuna ulaşılmıştır.
  • Bu durumda, idare mahkemesince 2577 sayılı kanunun 3. maddesinde öngörülen biçimde yeniden dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

 

İstemin Özeti : İzmir 3. İdare Mahkemesinin verilen 29.06.2011 günlü, E:2011/1213, K:2011/1298 sayılı kararının bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi Harun Coşkun'un Düşüncesi: Temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı M.İclal Kutucu'nun Düşüncesi: İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir.

Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü:

Dava, ..... İli, ..... İlçesi, Mordoğan-Azmak Mevkii, 5/2 pafta, 2953 parsel sayılı taşınmazın yer aldığı alanda yapılan 1/1000 ölçekli imar planı değişikliğine yönelik 2.5.2011 tarih ve 35 sayılı belediye meclisi kararının iptali istemiyle açılmış, idare mahkemesince, belediye başkanı olan davacının iptali istenilen meclis kararına katılmasına karşın karşı oy kulanmadığı, dolayısı ile alınan meclis kararının iptali istemiyle dava açmakta meşru bir menfaatinin bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın ehliyet yönünden reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.

2577 sayılı Kanun'un 14. maddesinin 3. bendinde, dava dilekçelerinin ehliyet, 3. ve 5. maddelere uygun olup olmadıkları yönlerinden de inceleneceği; 3. maddesinin 2/a bendinde, dilekçelerde tarafların ve varsa vekillerinin veya temsilcilerinin ad ve soyadları veya unvanları ve adreslerinin gösterileceği; 15. maddesinin 1/d bendinde ise, 14. maddenin 3/g bendinde yazılı halde otuz gün içinde 3 ve 5. maddelere uygun şekilde yeniden düzenlenmek veya noksanları tamamlanmak yahut (c) bendinde yazılı hallerde, ehliyetli olan şahsın avukat olmayan vekili tarafından dava açılmış ise otuz gün içinde bizzat veya bir avukat vasıtasıyla dava açılmak üzere dilekçelerin reddine karar verileceği hüküm altına alınmıştır.

5393 sayılı Belediye Kanunun 23.maddesinde; Belediye başkanının, hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarını, gerekçesini de belirterek yeniden görüşülmek üzere beş gün içinde meclise iade edebileceği, yeniden görüşülmesi istenilmeyen kararlar ile yeniden görüşülmesi istenip de belediye meclisi üye tam sayısının salt çoğunluğuyla ısrar edilen kararların kesinleşeceği, belediye başkanının, meclisin ısrarı ile kesinleşen kararlar aleyhine on gün içinde idari yargıya başvurabileceği hükme bağlanmıştır.

Anılan madde hükmü ile, belediye başkanına, gerekçesini belirterek hukuka aykırı gördüğü meclis kararlarının tekrar görüşülmesini isteme yetkisi verilmiştir. Tekrar görüşülmesi istenilen kararlar mecliste üye tam sayısının salt çoğunluğuyla kabul edildiği takdirde kesinleşmekte, belediye başkanına ısrar ile kesinleşen meclis kararları aleyhine on gün içinde idari yargıya başvuruda bulunabilme olanağı tanınmış bulunmaktadır. Bu noktada belediye başkanının idari yargıya başvurabilme yetkisinin hukuki niteliğinin tanımlanması başka bir ifadeyle, bu başvurunun bir dava yolu mu, yoksa idari itiraz kapsamında yapılan bir başvuru mu olduğunun değerlendirilmesi gerekmektedir. Danıştay'a idari itiraz yolu ile yapılacak olan başvurunun idari vesayet makamlarına tanındığı hususu 1580 sayılı Mülga Belediye Kanunu uygulanmasında Danıştay kararlarıyla da kabul edilmiş olan bir idare hukuku ilkesidir. 5393 sayılı Kanun'un belediye meclisleri ile belediye başkanının görev ve yetkilerine ilişkin maddeleri incelendiğinde yürütme organı olan ve belediye tüzel kişiliğini temsil eden belediye başkanının belediyenin en büyük karar organı olan belediye meclisinin hiyerarşik amiri olmadığı, belediye başkanının ayrı bir tüzel kişiliği bulunmadığına göre başkanın belediye meclisi üzerinde idari vesayet yetkisine sahip bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda, belediye başkanlarına belediye meclisi kararları üzerinde yukarıda metni yazılı 23. maddenin 3. fıkrasıyla tanınan yetki kendine özgü bir yetki olarak nitelendirilmelidir. Bu açıklamalardan meclisin hiyerarşik amiri veya idari vesayet makamı sayılmayan belediye başkanlarına belediye meclislerinin salt çoğunlukla verdikleri ısrar kararlarına karşı tanınan idari yargıya başvurunun bir dava yolu olduğu sonucuna varılmaktadır.

Öte yandan belediye meclisi kararına karşı belediye başkanına tanınan söz konusu dava yolu; belediye başkanının şahsına tanınmış bir yetki olup bu yetkinin belediye başkanlığı tüzel kişiliği ile değil aksine belediye başkanlığı tüzel kişiliği hasım olarak gösterilmek suretiyle belediye başkanının şahsen veya gerçek kişi sıfatı ile verdiği vekaletname ile yetkili kılınan avukat vasıtası ile kullanılması gerektiği açıktır.

Dava dosyasının incelenmesinden, ..... İli, ..... İlçesi, Mordoğan-Azmak Mevkii, 5/2 pafta, 2953 parsel sayılı taşınmazın yer aldığı alanda 2.5.2011 tarih ve 35 sayılı belediye meclisi kararıyla 1/1000 ölçekli imar planı değişikliği yapıldığı, Belediye Başkanı Ahmet Çakır tarafından verilen 5.5.2011 tarihli dilekçe ile anılan kararın yeniden görüşülmesi istemiyle belediye meclisine iade edildiği, belediye meclisince 3.6.2011 tarih ve 38 sayılı kararı ile iade edilen meclis kararında ısrar edilmesi üzerine Mordoğan Belediye Başkanlığınca 2.5.2011 tarih ve 35 sayılı belediye meclisi kararının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır.

Bakılan davada, belediye meclisinin 3.6.2011 tarih ve 38 sayılı ısrar kararı üzerine kesinleşen meclis kararına karşı davacı sıfatıyla belediye başkanı tarafından şahsen veya gerçek kişi sıfatı ile verdiği vekaletname ile yetkili kılınan avukat vasıtası ile tanzim edilen dilekçe ile dava ikame edilmesi gerekirken, husumetin yönetilmesi gereken "Mordoğan Belediye Başkanlığı" davacı olarak gösterilerek ve Belediye Başkanlığını temsille yetkili kılınan avukat marifetiyle düzenlenen dava dilekçesi ile bakılan davanın açıldığı, bu haliyle dava dilekçesinin 2577 sayılı kanunun 3. maddesine uygun şekilde düzenlenmediği sonucuna ulaşılmıştır.

Bu durumda, idare mahkemesince 2577 sayılı kanunun 3. maddesinde öngörülen biçimde yeniden dava açılmak üzere dilekçenin reddine karar verilmesi gerekirken, davanın ehliyet yönünden reddine ilişkin mahkeme kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle temyize konu İzmir 3. İdare Mahkemesince verilen 29.06.2011 günlü, E:2011/1213, K:2011/1298 sayılı kararın BOZULMASINA, dosyanın adı geçen Mahkemeye gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 27.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

(www.corpus.com.tr)