Bu kararı Favorilerinize Eklemek veya Kopyalayabilmek için giriş yapın veya üye olun
Davacı işçi, 1997-2001 yılları arasında bir ambalaj fabrikasının üretim bölümünde çalıştığını, işyerinde gıda ambalajları üzerine baskı yapıldığını ve bu süreçte yoğun şekilde solvent gibi kimyasal maddelere maruz kaldığını ileri sürmüştür. Davacı, yaptığı işin niteliği gereği 506 sayılı Kanun’un Ek 5/II maddesi kapsamında "basım ve gazetecilik" işkolunda sayılması gerektiğini, bu nedenle kendisine itibari hizmet süresi (yıpranma payı) verilerek sigortalılık süresine eklenmesini talep etmiştir.
Dava, Yargıtay ilgili dairesinin bozma ilamı üzerine direnme kararıyla Hukuk Genel Kurulu (HGK) önüne gelmiştir. HGK, emsal niteliğindeki değerlendirmesinde şu temel tespiti yapmıştır:
Bir işyerinin 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesi kapsamında "basım işyeri" sayılması için mutlaka süreli yayın (gazete, dergi vb.) çıkarması şart değildir.
Plastik veya kağıt ambalaj malzemesi üzerine baskı makineleri ile yapılan işlemler de özü itibariyle "basım işi" niteliğindedir.
Bu işyerlerinde çalışanların maruz kaldığı fiziksel ve kimyasal dış etkenler (solvent, mürekkep gazları vb.), kanun koyucunun itibari hizmet süresiyle korumayı amaçladığı "yıpratıcı" koşulları oluşturmaktadır.
Taraflar arasındaki itibari hizmet süresi tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın, davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusun üzerine istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, kararın davalı Kurum vekilinin temyizi üzerine ilk derece Mahkemesi kararı 21.Hukuk Dairemiz kararı ile bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince verilen direnme kararının davalılar vekillerinin temyizi üzerine Hukuk Genel Kurulu' nun 19.10.2022 tarihli 2020/(21)10-576 Esas 2022/1338 Karar sayılı kararı ile direnme kararının usul ve yasaya uygun bulunarak bozma nedenine göre davalı Kurum vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi için dairemize gönderilmesi üzerine Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirkete ait işyerinde 11.06.1997-19.12.2001 tarihleri arasında üretim bölümünde çalıştığını, işyerinin basım işyeri olduğuna ilişkin temyiz incelemesinden geçerek kesinleşen birçok mahkeme kararı bulunduğunu, ayrıca müvekkilinin mesaisinin tamamının kimyasal ortamda geçtiğini, bu kimyasallara solunum ve cilt yoluyla maruz kaldığını, bu nedenle 506 sayılı Kanun’un Ek 5 inci maddesi uyarınca itibari hizmetten yararlandırılması gerektiğini, ancak davalı işveren tarafından hizmetlerinin 3A kodu yerine 1A kodu ile bildirildiğini ileri sürerek müvekkilinin yaptığı iş ve işyerinin özelliği göz önüne alınarak davalıya ait işyerinde geçen 11.06.1997-19.12.2001 tarihleri arasındaki hizmet süresi yönünden itibari hizmet süresinin tespiti ile salt sigortalılık süresine eklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, müvekkili şirketin taraf sıfatının bulunmadığını, daha önce ... 10. İş Mahkemesinde 2009/785 Esas numarası ile işyerinin itibarı hizmet kapsamına girip girmediğinin tespiti istemiyle açılan davanın reddine dair verilen karar Yargıtay tarafından onandığından kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacının 506 sayılı Kanun’un Ek 5/II maddesi gereğince işyeri ve çalışma koşulları itibariyle itibari hizmetten yararlanmasının mümkün olmadığını, gıda ambalajı üretimi yapılan işyerinde insan sağlığına zararlı hiçbir fiili durum bulunmadığını, bütün iş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin alınmış olduğunu, yeterli havalandırmanın bulunduğunu, en son teknoloji makinelerin kapalı sistem usulü çalıştığını, işçilerin makinelerde kullanılan hammaddelere temas etmediklerini, havaya karışabilecek maddelerin makinelerin içindeki egzoz sistemi ile tamamen emilerek dışarı atıldığını, üretilen ambalajlar üzerinde solvent kalıntısı kalıp kalmadığının ölçüldüğünü, solvent vb. kimyasallara maruz kaldığı için kronik ya da meslek hastalığı teşhisi konulan tek bir çalışan dahi bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... (SGK/Kurum) vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurumun fer’î müdahil olduğunu, öte yandan hak düşürücü sürenin geçtiğini, 506 sayılı Kanun’un Ek 5/II maddesinde öngörülen koşullarının gerçekleşmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tüm dosya kapsamına ve toplanan delillere göre davacının çalıştığı işyerinde 506 sayılı Kanun’un Ek 5 inci maddesinin II numaralı bendinde belirtildiği şekilde basım işleri yapıldığı, işyerinin basım işyeri olduğu, işyerinde bilirkişi katılımıyla keşif yapılarak tarafların bildirdiği tanıkların dinlendiği, hükme dayanak alınan raporda işyerinin kapsamı, çalışma düzeni ve koşulları ile bölümleri ve bu bölümlerin taşıdıkları özellikler, hangi bölümlerdeki çalışmalarda söz konusu yasal düzenlemede sayılan fiziksel dış etkenlere maruz kalındığı ve buna bağlı olarak yapılan işlerin itibari hizmetten yararlanılmasını gerektirir işlerden olup olmadığının teknik özellikleri ortaya konularak belirlendiği, bu kapsamda kesinleşen mahkeme kararları gereğince matbaa işyeri sınıfında değerlendirilmesi gereken işyerinin kapalı alanında, ekstruder, matbaa, kesme, laminasyon bölümlerinin bulunduğu ve bilirkişi raporundaki tespit uyarınca baskılı ambalaj malzemesi üretildiği, çeşitli gıda malzemelerinin değişik ebatta ambalajlanmasını sağlayan metaryaller üzerine baskı ve laminasyon işi yapılması esnasında çeşitli kimyasal maddeler kullanıldığı ve makine temizliğinin solventle yapıldığına ilişkin tespitler ışığında davacının, solunum ve cilt yoluyla vücuda geçen gaz veya diğer zehirleyici maddelerle çalışarak işyeri ortamındaki etkenlere maruz kaldığı için itibari hizmetten yararlanma koşullarının oluştuğu, bu nedenle 01.10.2008 tarihine kadar olan döneme ilişkin isteminin kabul edilmesi gerektiği, ayrıca 5510 sayılı Kanun’un geçici 7/2 nci maddesindeki hüküm nedeniyle 3600 gün prim ödeme şartının aranmayacağı, davacının davalı şirkete ait işyerinde kesme makinesi operatörü olarak 11.06.1997-19.12.2001 tarihleri arasında geçen ve 1/A olarak davalı Kuruma bildirilen 1624 günlük fiili çalışma süresinin 3/A kapsamında değerlendirilerek %25’inin (406 gününün) itibari hizmet süresi olarak tespiti ve salt sigortalılık süresine eklenmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
... 3. İş Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Kurum vekili istinaf yoluna başvurmuştur.
... Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesinin 12.07.2018 tarihli ve 2018/1279 E., 2018/1216 K. sayılı kararı ile; ilk derece mahkemesinin kararındaki gerekçeye benzer gerekçe ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair verilen karar davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bozma ilamında,
"...somut olay değerlendirildiğinde, davacının, ambalaj sektöründe, plastik veya kağıt deterjan ya da gıda ambalajı üzerine baskı yapılan işyerinde çalıştığının dosya içeriğinden anlaşılmasına rağmen, davalı işyerinin 506 sayılı Kanunu'nun Ek 5 inci maddesi II bendi kapsamına giren işyeri kabul edilerek itibari hizmet koşullarının oluştuğuna hükmedilmesi isabetsizdir.
Davacı vekilince, aynı kimyasal maddelerin ve aynı baskı makinelerinin kullanıldığı bir işyerinin mevkute çıkarıldığı bölüm ile ambalaj üzerine baskı yapılan bölümünün itibari hizmet süresi açısından farklı değerlendirilmesinin hukuka ve eşitlik ilkesine aykırı olduğu ileri sürülmüşse de, yukarıda da değinildiği gibi 506 sayılı Kanun'un Ek 5 inci maddesinin II bendinin sadece belirli iş kolunda çalışan sigortalılara uygulanması yönündeki düzenlemenin Anayasa’ya aykırı olmadığı belirtilmiştir. Kanunun bahşetmediği hakkın içtihat yoluyla verilmesi mümkün olmadığı gibi itibari hizmet süresinin, ağır ve yıpratıcı işlerde çalışanlar için kanun koyucu tarafından belirlenmiş bir düzenleme olduğu ve bu düzenlemeden sadece Kanun'da açıkça sayılı işyerlerinde çalışan ve sadece yasada sınırlı şekilde belirtilen sigortalıların yararlanacağı düşünüldüğünde, sigortalıların veya işyerinin kapsamının sigortalılar lehine yorum yoluyla genişletilemeyeceği, deterjan, bebek bezi vs. poşeti, bisküvi vs. gibi gıda ambalajı üzerine baskı yapılan işyerinin ‘basım ve gazetecilik’ işyeri olarak kabul edilemeyeceği açıktır.
Davalı iş yerinde ambalaj üzerine baskı yapıldığı, söz konusu iş yerinde basım ve gazetecilik adına herhangi bir faaliyette bulunulmadığı, basım işyerinin mevkute çıkarmaya yönelik olarak faaliyet göstermesi gerektiği, bu nedenle davalı iş yerinin 506 sayılı Kanun'un Ek 5 inci maddesinde belirtilen itibari hizmet süresinden yararlanılabilecek iş kollarına girmediği, itibari hizmet süresinde işçi yararına yorum ilkesi ile iş yeri alanlarının genişletilemeyeceği bu durumda davanın reddi gerektiği anlaşılmaktadır.
O halde, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, Bölge Adliye Mahkemesince eksik inceleme ve araştırma sonucu istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının, yukarıda yazılı sebepten dolayı kaldırılması, ilk derece mahkemesinin kararının bozulması gerekmiştir..." gerekçesiyle karar bozulmuştur.
İlk Derece Mahkemesince önceki kararda direnme kararı verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı Kurum vekili, Kurum tarafından yapılan işlemlerin usul ve yasaya uygun olduğunu, kararın bozulması gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
Davalı işveren vekili, eksik araştırma ve inceleme sonucu verilen kararın bozulmasını istemiştir.
VI. HUKUK GENEL KURULU KARARI
Hukuk Genel Kurulu 19.10.2022 tarihli, 2020/(21)10-576 Esas 2022/1338 Karar sayılı kararı ile "...Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirkete ait işyerinin mahiyeti matbaa olmasa dahi baskı makineleri ile plastik ve kağıt ambalaj malzemesi üzerine basım yapıldığı, bu hâli ile işyerinde basım işi yapıldığı ve işyerinin 506 sayılı Kanun’un Ek 5. maddesinin II numaralı bendi kapsamında itibari hizmet süresinden yararlanılabilecek işyerlerinden olduğu sonucuna varılmıştır. Aynı davalılara karşı aynı istemle açılan davalarda verilen direnme kararlarına ilişkin HGK'nın 07.07.2020 tarihli ve 2019/21-183 E., 2020/511 K., 2019/21-188 E., 2020/512 K., 2019/21-189 E., 2020/513 K. ile 2019/21-642 E., 2020/514 K. sayılı kararları da aynı yönde..." olduğu belirtilerek, direnme kararı usul ve yasaya uygun bulunmuş ve bozma nedenine göre davalı Kurum vekilinin esasa ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesi üzerine dosya Dairemize gönderilmiştir.
C. Gerekçe
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı işyerinde geçen çalışmalarının 506 sayılı Kanun'un Ek 5/II maddesi kapsamında olduğundan bahisle itibari hizmet süresinin tespiti ile sigortalılık süresine eklenmesini talep etmiştir
İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 506 sayılı Kanun'un ek 5 inci maddesi.
Değerlendirme
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle davalılar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının ilgilisine yükletilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
02.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
KARARI YAZDIR
Bu kararı Favorilerinize Eklemek için giriş yapın veya üye olun