Kaza - Manevi Tazminat Hesap Biçimi


Yargıtay 17. Hukuk Dairesi
2016/12256
2019/5545
2019-05-06





Özet:

  • Hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
  • 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır.
  • Olay tarihi ve desteğin kusur durumuna göre takdir olunan manevi tazminatın fazla olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

-K A R A R-

Davacılar vekili; 05.09.2013 tarihinde davacıların muris ve muini ...’ın sevk ve idaresindeki motorsikleti ile ... plakalı davalı ... şirketine sigortalı ve davalı şirkete ait aracın yapmış olduğu çift taraflı trafik kazası sonucunda vefat ettiğini, davacıların murisin desteğinden yoksun kaldıklarını bu nedenle, davacı eş ve yaşı küçük çocuk için 6.000,00 TL maddi, 90.000,00 TL manevi, diğer davacılar için ayrı ayrı 40.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... şirketi vekili; davacılara 27.01.2014 tarihinde 18.903,95 TL destekten yoksun kalma tazminatı ödendiğini, davacı tarafın zararının karşılandığını belirterek davanın reddini savunmuştur.

Davalı şirket vekili, müvekkil şirketin anlaşmalı olduğunu, taşeron firmada mobil ekip personeli ..., yine Müvekkil şirkete ait ... plakalı araç ile davaya konu kazaya karıştığını, desteğinde kusurlu olduğu, ilgilerinin bulunmadığı, taleplerin fahiş olduğu belirterek davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, davanın kabulü ile eş ... için 49.003,44 TL, davacı ... için 3.110,08 TL destekten yoksunluk zarar tazminatının, davacı eş Hatice için 35.000,00 TL, diğer davacılar için ayrı ayrı 30.000,00 TL manevi tazminatın tahsili ile davacılara verilmesine karar verilmiş; hüküm davalı şirket vekili ve davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Mahkemece toplanıp değerlendirilen delillere, özellikle, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporları çerçevesinde hüküm kurulmuş ve 3095 sayılı kanunun 2/1. Maddesi uyarınca temerrüt faizi olarak kanuni faiz oranının geçerli olmasına göre, davalı şirket vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, davacılar vekilinin aşağı bentte açıklanacağı üzere temyiz itirazının kabulüne, karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi manevi tazminat istemine ilişkindir.

Mahkemece davacıların manevi tazminat talebi kısmen kabul kısmen reddedilmiş olmakla, davacı ... yönünden kabul edilen tazminat tutarı yönünden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT'ye göre davacı lehine lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru görülmemiş, davacı lehine vekalet ücretine hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

3-Borçlar Kanunu'nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.

Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23/06/2004, 13/291-370)

Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alındığında, olay tarihi ve desteğin kusur durumuna göre takdir olunan manevi tazminatın fazla olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun bir manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2)ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirket vekilinin ve davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı şirket'e geri verilmesine 06/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.