Bu kararı Favorilerinize Eklemek veya Kopyalayabilmek için giriş yapın veya üye olun
Uyuşmazlığın Kaynağı: Davacı elektrik tedarik şirketi ile davalı sanayi abonesi arasında imzalanan ikili enerji tedarik sözleşmesi kapsamında; davacı taraf, Covid-19 pandemisini mücbir sebep göstererek sözleşmedeki birim fiyatı 420 TL/mwh'den 480 TL/mwh'ye revize etmiştir. Davalı abone, bu fiyat artışını fahiş bularak sözleşmeyi feshetmiş; bunun üzerine davacı şirket, "cayma bedeli" (cezai şart) faturası tahakkuk ettirerek icra takibi başlatmıştır.
Tarafların Savunmaları:
Davacı: Pandemi nedeniyle maliyetlerin arttığını, sözleşmenin 5.3 maddesi uyarınca fiyat revizyonu yapıldığını ve davalının sözleşmeyi vaktinden önce feshetmesi nedeniyle cezai şart (cayma bedeli) ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı: Sözleşmenin 15.1 maddesine göre, mücbir sebep halinin 30 günden fazla sürmesi durumunda tarafların sözleşmeyi tazminatsız fesih hakkı bulunduğunu, dolayısıyla cezai şart talep edilemeyeceğini savunmuştur.
Mahkemenin ve Bölge Adliye Mahkemesinin Değerlendirmesi: Mahkeme, sözleşmedeki 10.11 maddesi (cezai şart) ile 15.1 maddesi (mücbir sebep nedeniyle tazminatsız fesih) arasındaki ilişkiyi yorumlamıştır. Yapılan değerlendirmede:
Cezai Şart Yönünden: Sözleşmenin 15.1 maddesinin "özel hüküm" mahiyetinde olduğu, mücbir sebep halinin 30 günden fazla sürmesi durumunda tanınan fesih hakkının, cezai şarttan (tazminat sorumluluğundan) muafiyet sağladığı kabul edilmiştir. Bu nedenle davacı şirketin cezai şart talebi reddedilmiştir.
Kötü Niyet Tazminatı Yönünden: İlk derece mahkemesi, davacı aleyhine %20 kötü niyet tazminatına hükmetmiş olsa da; Bölge Adliye Mahkemesi bu kısmı bozmuştur. Kararda, bir alacaklının davasını kanıtlayamamış olmasının (haksız çıkmasının) tek başına "kötü niyetli" olduğu anlamına gelmeyeceği; kötü niyet tazminatı için alacaklının takibe girişte kötü niyetli olduğunun açıkça kanıtlanması gerektiği vurgulanmıştır.
Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi, davalı abonenin feshini haklı bulmuş ve cezai şart talebinin reddine dair kararı onamıştır. Ancak, davacı şirketin takibe geçmekte açıkça kötü niyetli olduğu ispatlanamadığı için kötü niyet tazminatını kaldırmış ve hükmü bu yönden düzelterek yeniden tesis etmiştir.
İSTEM:
Davacı vekili, asıl davada; taraflar arasında imzalanan 810001087538 sözleşme hesap nolu abonelik sözleşmesi ile davalının sanayi grubu abonesi olduğunu, davalının 15.01.2021 dönemine ait elektrik fatura borcunu ödemediğini ileri sürerek, 178.544,40TL asıl alacak, 4.789,88TL gecikme faizi, 862,18TL KDV olmak üzere toplam 184.196,46TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan Merkezi Takip Sistemi 2021/378294 esas sayılı takip dosyasında, davalı borçlunun yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
Birleşen dava da ise; taraflar arasında imzalanan 810001087511 sözleşme hesap nolu abonelik sözleşmesi ile davalının sanayi grubu abonesi olduğunu, davalının 15.01.2021 dönemine ait elektrik fatura borcunu ödemediğini ileri sürerek; 92.847,00TL asıl alacak, 2.490,84TL gecikme faizi ve 448,35TL KDV olmak üzere toplam 95.786,19TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan Merkezi Takip Sistemi 2021/378286 esas sayılı takip dosyasında, davalı borçlunun yaptığı itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
CEVAP:
Davalı vekili, taraflar arasında akdedilen 04.03.2020 tarihli Ticari Müşterilere Yönelik İkili Anlaşma kapsamında, 420.00 TL/mwh fiyat üzerinden elektrik enerjisi tedarik etmeye başladığını, ancak davacı şirket 21.04.2020 tarihinde Covid-19 pandemisini mücbir sebep sayarak 01.04.2020 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere fiyatı 480.00 TL/mwh olarak güncellemesi üzerine, davalı tarafından, davacı yanla yapılan görüşmelerde yapılan fiyat artışının fahiş olduğu, geri çekilmesi gerektiği belirtilmesine karşın, davacı yanca fiyat artışının geri çekilmemesi üzerine, davalı tarafından keşide edilen Başiskele Noterliği'nin 28.09.2020 tarihli, 19319 yevmiye numaralı ihtarname ile Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliğinin 35. maddesi uyarınca sözleşmenin feshedildiğini, asıl ve birleşen davaya konu faturaların herhangi bir tüketime dayanmadığı ve faturada tüketim miktarlarına dair bilgi bulunmadığı, davalının davacıdan aldığı tüm hizmetlerin bedelini ödediğini, savunarak davanın reddine karar verilmesini cevaben bildirmişlerdir.
MAHKEME:
"Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, taraflar arasında sözleşmenin feshi ve tahakkuk ettirilen cezai şart faturalarının dayanağı olan sözleşmenin 10.11 maddesi ve 15.1 maddesinin yorumu noktasında uyuşmazlığın bulunduğu, yani davalı tarafın sözleşmeyi feshinin sözleşmenin yorumu noktasında haklı olup olmadığı noktasında uyuşmazlığın bulunduğu görülmektedir. Taraflar arasında elektrik enerjisinin davacı tarafça arzı ve davalının arz edilen elektriği kullanımına ilişkin olarak yapılan sözleşmenin her iki tarafça da imzalandığı ve bu sözleşme kapsamında taraflar arasında bir ilişkinin bulunduğu sabittir. Davacı taraf sözleşmenin 15.1 maddesinde yazılı olan tazminat tabirinin cezai şartı kapsamadığı yönünde, davalı tarafça ise ilgili tazminat tabirinin cezai şartı da içine alacak şekilde geniş yorumlanması gerektiği savunulmaktadır. Sözleşmenin 10.11 maddesinin süresinden önce fesih yada feshe sebebiyet verme, sözleşmeye aykırı hareket etme, halinde sözleşmeyi fesheden tarafın cezai şart ödeyeceğini hüküm altına almıştır. Hangi hallerde sözleşmenin feshi halinde cezai şart ödeneceğine ilişkin genel bir hüküm koyan sözleşmenin bu maddesi haricinde başkaca maddelerinde tek tek bu halleri sayan bir başka bölüm bulunmamaktadır. Sözleşmenin 15.1 maddesinde ise mücbir sebep halinin otuz günden fazla sürmesi durumunun ise taraflara sözleşmeyi haklı sebeple fesih hakkı tanıyacağı öngörülmüş olup, bu halde sözleşmenin feshedilmesi halinde fesheden tarafın tazminat ödemekle sorumlu tutulamayacağı belirtilmiştir. Sözleşmenin bu maddesinin cezai şarta ilişkin genel kural koyan hükme nazaran özel hüküm mahiyetinde olduğu, mücbir sebep halinin otuz günden uzun sürmesi halinde tazminat sorumluluğunun bulunmadığını ayrıca açıkça düzenlediği sabittir. Her ne kadar 15.1 maddesinin lafzından tazminat şeklinde bir ifadenin yer aldığı görülse de bu durumun cezai şarta ilişkin genel hükümler koyan 10.11 maddesini kapsadığı, orada bulunan cezai şart sorumluluğuna istisna getirerek, fesheden tarafın cezai şartla yükümlü tutulamayacağı sonucunu da kapsadığı şeklinde anlamak gerekir. Zira sözleşmenin bir hükmünün taraflara haklı sebeple fesih konusunda bir yetki ve hak tanımış olmasına rağmen bu hakkı sözleşmeye uygun surette kullanan tarafın sözleşmenin başka bir maddesiyle cezalandırılması sözleşmenin ruhuna ters düştüğü gibi sözleşmelerde tarafların birbirlerini karşı gerçekleştirdikleri haksız fiil kaynaklı sorumluluk hukukuna da aykırıdır. Zira hakkını hukuka uygun surette kullanan bir kimsenin cezalandırılması onu cezai şart adı altında bir bedel ödemekle yükümlü tutulması hukuki güvenlik açısından tehlikeli olduğu gibi sözleşmenin yorumu hususunda da hukuka aykırılık teşkil eder. Ayrıca sözleşmenin iki hükmünün birbiriyle çelişmesi hususu da gündeme gelir. Bu sebeple sözleşmenin yorumunda sözleşmeyi ayakta tutacak en doğru, amaca uygun surette, sözleşme hukukunun tamamlayıcı diğer hükümlerine uygun surette yorum yapmak gereklidir. Bu açıklamalar ışığında davalı tarafın sözleşmeye dayalı olarak fesih hakkını kullandığı, bu haliyle cezai şarttan sorumlu tutulmasının sözleşmeye ve hukuka aykırı olduğu anlaşılmakla her iki davanın da reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle,
" A-MAHKEMEMİZ 2022/44 ESAS SAYILI DOSYASI İLE AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
Dava değerinin %20'si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
B-BİRLEŞEN MAHKEMEMİZ 2022/45 ESAS SAYILI DOSYASI İLE AÇILAN DAVANIN REDDİNE,
Dava değerinin %20'si oranında kötü niyet tazminatının davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE " karar vermiştir.
BİLDİRİLEN İSTİNAF NEDENİ:
Davacı vekili, yukarıda "istem" kısmında yer verilen iddialarına ek olarak, hükme esas alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında bilirkişilik görevini aşar nitelikte kanaatler bildirilmiş olduğunu, eksik inceleme sonucu hazırlanan, uyuşmazlığın çözümüne yönelik herhangi bir tespit veya değerlendirme ve dayanak faturalara ilişkin hiçbir hesaplama yapılmayan bilirkişi raporu dayanak alınarak verilen kararın hatalı olduğunu, 04.04.2020 günü Resmi Gazete'de yayımlanan EPDK'nın 02.04.2020 tarih ve 9276 sayılı kararı ile Corona Virüs (Covid-19) Salgınının Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği'nin 35. maddesi kapsamında "mücbir sebep" olarak kabul edilen Covid-19 pandemisi nedeniyle piyasalarda, yurt içi ve yurt dışı kaynaklı oluşan belirsizlikler ve döviz kurundaki artış sonucu elektrik tedarik maliyetlerinde yaşanan olağanüstü artışlar dolayısı ile sözleşme'nin mevcut koşullar altında devamı davacı şirket tarafından imkansız hale gelmesi üzerine, 01.04.2020 tarihli sözleşmede belirlenen 420,00TL/mwh fiyatın, sözleşmenin 5.3. maddesi gereğince 01.04.2020 tarihinden itibaren geçerli ve sadece mücbir sebep süresi ile sınırlı olmak üzere 480,00TL/MWh olarak revize edildiğini, davalı tarafından keşide edilen 28.09.2020 tarih ve 19319 nolu ihtarname ile fiyat revizesi kapsamında bedel iadesi talep edilerek mücbir sebep kapsamında sözleşmenin feshedildiğinin bildirildiğini, davalı tarafın sözleşmeyi süresinden önce feshetmesi nedeniyle, davacı tarafından sözleşmenin 10.11 maddesi kapsamında takip ve davaya konu cayma bedeline ilişkin faturalar tahakkuk ettirilmiş olduğunu, bir cezai şart olan cayma bedelinin tazminat niteliğinde olmadığı ve aksi ispat edilemediğinden davalının cayma bedelini ifa etmekle yükümlü olduğunu, takibe konu faturaların mevzuat ve sözleşme hükümlerine göre tahakkuk ettirildiğini, Mahkemece, sözleşme serbestisi ilkesi çerçevesinde düzenlenmiş ve karşılıklı iradelerin uyuşması sonucunda imzalanmış sözleşme hükümleri hilafına karar verilmiş olduğunu, davalı şirket aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri olarak ileri sürmüştür.
GEREKÇE:
Dava, taraflar arasında akdedilen indirimli elektrik sözleşmesinin, süresinden önce feshedildiği iddiasına dayalı, sözleşmede kararlaştırılan cezai şartın tahsili istemiyle başlatılan genel haciz yoluyla ilamsız icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olup, istinaf başvuru sebep ve gerekçeleri ile kamu düzeni kapsamında Daire önüne gelen uyuşmazlıklar dikkate alınmak sureti ile yapılan inceleme ve değerlendirme sonucu;
Davacı yanca, taraflar arasında akdedildiği uyuşmazlık konusu olmayan 04.03.2020 tarihli 12 ay süreli sözleşmelerde belirlenen 420,00TL/mwh fiyatın, sözleşmenin 5.3. maddesi gereğince 01.04.2020 tarihinden itibaren geçerli ve sadece mücbir sebep süresi ile sınırlı olmak üzere 480,00TL/MWh olarak revize edilmesi üzerine, davalı yanca, keşide edilen 28.09.2020 tarihli ihtarname ile; sözleşmenin 15. maddesi uyarınca fesih edildiği somut olayda; taraflar arasında akdedilen sözleşmelerin 15.1 maddesi ile mücbir sebep halinin 30 (otuz) günden fazla sürmesi halinde tarafların tazminatsız fesih hakkı olduğunun kararlaştırıldığı gözetildiğinde, davalı yanca elektrik tedarik sözleşmesinin 30 (otuz) günden fazla süren mücbir sebep gerekçe gösterilerek süresinden önce yapılan fesih nedeniyle cezai şart ödemekle yükümlü olmadığına yönelik mahkeme kabulünde bir isabetsizlik bulunmamasına göre; asıl ve birleşen davanın reddine dair usûl ve esasa uygun olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılan mahkeme hükmüne yönelik, davacı vekilinin istinaf başvuru sebep ve gerekçesine itibar edilmemiştir.
Ancak ne var ki, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesinde düzenlenen ve uygulamada “kötüniyet tazminatı” olarak adlandırılan tazminat türü, sadece takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir.
Alacağının varlığına maddi hukuk kuralları çerçevesinde inanarak icra takibine girişen, ancak bunu usul hukuku kurallarına uygun şekilde kanıtlayamadığı için itirazın iptali istemi reddedilen bir alacaklı, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi anlamında “haksız” ise de, kötüniyetli olarak kabul edilebilmesine ve dolayısıyla, bu iki koşulun birlikte gerçekleşmesini açıkça şart koşan söz konusu hüküm çerçevesinde tazminatla sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. (Yargıtay 3. HD'nin 2015/15477 Esas - 2016/7446 Karar sayılı ilamı)
Dosya kapsamı ve somut olayın özellikleri göz önüne alındığında; davacı alacaklının, takibe konu alacağının varlığını usul hukuku kuralları çerçevesinde kanıtlayamadığı; ancak, icra takibine kötü niyetli olarak giriştiğini kabule elverişli herhangi bir delilin ise bulunmadığı açıktır.
Diğer taraftan, davalıda, somut olayda davacı alacaklının icra takibinde kötü niyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.
Hal böyle olunca, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacının kötüniyet tazminatına mahkûm edilmiş olması, usûl ve esas yönlerden hukuka uygun bulunmamış olup, davacı vekilinin istinaf başvurusu kabul edilerek açıklanan yöne dair kararın düzeltilerek yeniden karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı;
A)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle; İzmir 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.09.2023 tarih ve 2022/44 Esas - 2023/687 Karar sayılı kararının, HMK’nin 353/1-b.2 maddesi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASINA ve ESAS HAKKINDA YENİDEN KARAR VERİLMESİNE ;
B-1-a)Asıl davanın reddine,
b-Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine,
2)Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL nin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3)Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4)1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT göre belirlenen 29.471,43TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6)Kullanılmayan bakiye gider ve delil avanslarının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa/taraflara re'sen iadesine,
C-1-a)Birleşen 2022/45 Esas sayılı davanın reddine,
b-Davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine,
2)Alınması gerekli 615,40 TL karar ve ilam harcından davacı tarafça peşin olarak yatırılan 80,70 TL nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL nin davacıdan tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3)Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden ilk derece mahkemesi karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT göre belirlenen 17.900,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5)Kullanılmayan bakiye gider ve delil avanslarının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa/taraflara re'sen iadesine,
D-1)Ödediği istinaf karar ve ilam harcının isteği halinde davacıya iadesine,
2)İstinaf başvurusunda bulunan davacının yapmış olduğu istinaf giderinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına,
3)İstinaf gider avansı bakiye kısımlarının HMK’nin 333/1. maddesi uyarınca davacıya iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, HMK’nin 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13.02.2025 günü oy birliği ile karar verildi.
KARARI YAZDIR
Bu kararı Favorilerinize Eklemek için giriş yapın veya üye olun