Kira Sözleşmesine Dayalı Depozito ve Teminat Senedi İadesi Davalarında Sulh Hukuk Mahkemesinin Mutlak Görevi

31 Ocak 2026, 12:23 - 5

Kira Sözleşmesine Dayalı Depozito ve Teminat Senedi İadesi Davalarında Sulh Hukuk Mahkemesinin Mutlak Görevi


Bu kararı Favorilerinize Eklemek veya Kopyalayabilmek için giriş yapın veya üye olun
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
2025/488
2025/280
2025-02-15





Özet:

Davacı (kiracı), davalıya ait taşınmazı iş yeri olarak kiralamış; kiralama sırasında 6.000 USD depozito ve 30.000 TL değerinde teminat senedi vermiştir. Taşınmazı tahliye ettikten sonra depozito ve senedin iadesini talep etmiş, ancak davalının teminat senedini kötü niyetle doldurarak icra takibi başlattığını ileri sürmüştür. Davacı, icra ve haciz tehdidi altında ödemek zorunda kaldığı 63.306,69 TL'nin istirdatını (geri alınmasını) ve ödediği depozitonun iadesini talep etmiştir.

Davalı (kiralayan), senedin bir teminat senedi olmadığını, davacının kira borçları ve taşınmaza verdiği zararlar bulunduğunu savunarak davanın reddini ve görevsizlik kararı verilmesini istemiştir. Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi, davanın esasına girerek yaptığı inceleme sonucunda davanın reddine karar vermiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi’nin Değerlendirmesi: Davacı vekilinin istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, "görev" konusunu kamu düzeni uyarınca resen incelemiştir:

  • HMK 4/1-a Maddesi: Kanun koyucu, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dahil olmak üzere, tüm uyuşmazlıklarda (ilamsız icra yoluyla tahliye hariç) Sulh Hukuk Mahkemelerini mutlak görevli kılmıştır.

  • Uyuşmazlığın Niteliği: Dava konusu alacak; depozito iadesi ve kira sözleşmesi gereği verilen teminat senedinden kaynaklanan istirdat istemine ilişkindir. Yani uyuşmazlığın temeli doğrudan bir kira ilişkisidir.

  • Görev Dava Şartıdır: Mahkemenin görevli olup olmadığı yargılamanın her aşamasında resen gözetilmelidir. Asliye Ticaret Mahkemesi, işin esasına girip karar veremez; görevsizlik kararı vermelidir.

Sonuç: Bölge Adliye Mahkemesi, Asliye Ticaret Mahkemesi'nin davanın esasına girerek karar vermesini usul ve yasaya aykırı bulmuştur. Bu nedenle, yerel mahkemenin kararını kaldırmış ve dosyanın görev konusunda bir karar verilmek üzere (Sulh Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmek üzere) mahkemesine iadesine kesin olarak karar vermiştir.

DAVA:

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ve davacı arasındaki ticari kira akdine bağlı depozito iadesi ile teminat senedinin kötü niyetle icraya koyulduğunu, davacı ...'nun, 10/04/2018 tarihinde... adresli taşınmazı iş yeri olarak kullanma amacıyla 10/04/2018 tarihli kira sözleşmesi ile kiraladığını, kiralama sırasında depozito olarak 6.000-USD ve 30.000-TL tutarında teminat senedi (bono) imzalanarak davalıya teslim edildiğini, davalının, davacıya ödediği kiraya ilişkin her ay fatura düzenlemekte ve bu yolla kirayı vergilendirdiğini, bu yolla ödenen kira bedellerine ilişkin faturaların davalı tarafından düzenlenmiş olup, davacının taşınmaza ilişkin hiç bir kira borcu bulunmadığını, davacının bahsi geçen iş yerini 28/02/2019 tarihinde tahliye edeceğini Ankara 9. Noterliği 01355 yevmiye numaralı 24/01/2019 tarihli ihbarname ile davalıya bildirdiğini, taşınmazın tahliye edildikten sonra depozitonun ve teminat senedinin iadesinin davacı tarafından talep edilmişse de bu taleplerinin yerine getirilmediğini, davalı ...'in, tahliyenin ardından, kira sözleşmesinin yapıldığı sırada imzalanan 10.04.2018 tarihli 30.000TL değerindeki teminat senedini sözleşmeye aykırı şekilde doldurarak kötü niyetle Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğünde 2023/31376 Esas sayılı kambiyo takibi başlattığını, senetin imzalı ve boş olarak davalıya teminat amacıyla verildiğini ancak davalının sözleşmeye aykırı olarak kötü niyetle senedi kendisinin doldurduğunu ve tahsil yoluna gittiğini, davalı karşı tarafın, ... aleyhine Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/31376 Esas sayılı dosyası üzerinden başlattığı takip ile, aslen hakkı olmadığı bir alacağı, kötü niyetle ve davacıyı zarara uğratmak kastıyla talep ettiğini, dosyadaki 63.306,69-TL alacak, icra ve haciz tehdidi altında olunduğundan davacı tarafından ödendiğini, takibin konusu bononun davacının, davalının ... adresli meskenini kiralarken teminat senedi olarak davalıya vermiş olduğu 30.000 TL'lik senet olduğunu, icraya konulan işbu senede ilişkin dosya borcunun davacı tarafından icra ve haciz tehdidi altında ödendiğini, davalının, davacıdan sözde alacağını bu yolla tahsil ettiğini, davacının ..., davalı ...'e ait taşınmazı kiralarken 30.000 TL'lik teminat senedine ek 6000 USD depozito ödemesinde bulunduğunu, davacının taşınmazı 28/02/2019 tarihinde tahliye etmesine rağmen davalının depozitoyu geri vermediğini, davalı alacaklının haksız kazanç elde ettiğini, davacının bahsi geçen şekilde bir borcu olmamasına rağmen ödemiş olduğu 63.306,69 TL'nin istirdadı ile, 6.000 Amerikan Doları depozitonun iadesi gerektiğini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davanın kabulünü, davacı tarafından Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğünün 2023/31376 Esas sayılı dosyasına konu teminat senedinden dolayı haksız olarak ödenen 63.306,69 TL meblağın tazmini adına ıslahla artırılmak üzere şimdilik 1.000-TL'nin arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren ticari avans faizi yürütülerek taraflarına ödenmesini, davacı tarafından depozito olarak ödenen 6.000 Amerikan Dolarının iadesi için ıslahla artırılmak üzere şimdilik 100-USD'nin davalıdan alınarak fiili ödeme tarihine kadar bankaların Amerikan Doları biriminden açılmış vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz arabuluculuk son tutanak tarihinden itibaren yürütülerek fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk lirasına çevrilerek ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın bononun teminat senedi olduğu iddiasıyla Ankara 13. İcra Hukuk Mahkemesinde 2022/5 Esas ve 2022/415 Karar sayılı dosyasında ayrıca Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesi 2020/524 Esas 2021/3478 Karar sayılı dosyasında aynı konu ile ilgili dava açtığını, davacının açmış olduğu davaların reddedildiğini, davacı tarafın, davalıya Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına kambiyo senedi ile ilgili şikayette bulunduğunu ve kovuşturmaya yer olmadığı gerekçesiyle Takipsizlik kararı verildiğini, davacı tarafın Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesi 2020/524 Esas 2021/3478 Karar sayılı dosyasında açmış olduğu menfi tespit davası ile aynı konuda istirdat davası açmasının hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın açmış olduğu davanın görevli mahkemesi depozito talepli alacağına ilişkin olduğundan görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğunu, bu sebeple depozitoya ilişkin alacak konusunda görevsizlik kararı verilmesini, davacı tarafın açmış olduğu 6.000 USD'lik depozitoya ilişkin dava USD Amerikan Doları cinsinden aşağıdaki açıklamalar üzerine talep edilemeyeceğinden açılan davanın usulden reddini, davacı tarafın Ankara 1. Genel İcra Müdürlüğü nün 2023/31376 Esas sayılı dosyasına ödemede bulunurken herhangi bir ihtirazi kayıtta bulunmadan ve işbu davayı açmak için veya belli hakların kullanma hakkının saklı tutulması kaydında bulunmadan icra dosyası borcunu ödediğini, istirdat davası açan davacının temel alacağının mevcut olmadığını, karinenin aksini öne sürdüğünü, davacının, hem temel ilişkiyi, hem de temel ilişkideki bir nedenle senedin teminat senedi olduğunu ispat etmesi gerektiğini, davacı tarafın kira borcu olarak Ana Para Borcunun (Temerrüt faizi ve diğer fer’ileri hariç) toplamda 33.040,00 TL olduğunu, dolayısıyla davacının açmış olduğu depozitoya ilişkin davanın reddini, davacı tarafın 33.040,00 TL kira borcu dışında yapılan tadilatlar dolayısıyla davalının zararları olduğunu, davalının, davacı tarafın T.B.K çerçevesinde ve kira kontratına aykırı davranmasından dolayı toplamda en az 31.071,00 TL zarara uğradığını, davalının takip konusu kambiyo senedini, kesinlikle kabul etmemekle birlikte teminat senedi olarak kabul görse dahi davalının zarara uğradığını, davanın usulden, esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:

Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF

İstinaf Kanun Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı, süresi içinde davacı vekili istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur.

İstinaf Sebepleri

Davacı vekili; her ne kadar senet metninde teminat hususu anlaşılmamaktaysa da davacının suç duyurusu akabinde başlatılan ceza soruşturmasında davalının ilgili senedin teminat senedi olduğunu müdafi huzurundaki beyanında ikrar ettiğini, davalının daha önce açıkça ikrar ettiği senedin niteliğini aksi yönde yemin ederek inkar ettiğini, ikrarın mahkeme dışında yapılması halinde ikrar başka delil ve emare ile kanıtlanması halinde takdiri delil niteliği kazandığını, bu itibarla mahkeme dışı ikrarın tanıkla kanıtlanmasının mümkün olduğunu, bahse konu ifadede davalının ve vekilinin imzasının bulunduğunu ve yetkili merci dahilinde tutanak altına alındığını, ispatının ortada olduğunu, bu sebeple davaya sunulan ve kazandırılan delillerin bütüncül bir açıdan değerlendirilmesi gerektiğini, davalının yer yer çelişkili beyanlarının bulunduğunu, doğru olmayan beyanlarla yemin ettiğini ve bunun suç teşkil ettiğini, maddi vakıaların tüm delillerle birlikte değerlendirilip hükmün buna uygun verilmesi gerektiğini ancak davanın reddine karar verilmesinin hakkaniyete uygun düşmediğini ve hukuk düzeni ile de bağdaşmadığını, mahkeme dışı ikrarın tanıkla kanıtlanması mümkün iken mahkemece tanık dinletme taleplerinin ön inceleme duruşmasında reddedildiğini, yerel mahkemece verilen bu yöndeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasında imzalanan kira sözleşmesinde davalının 6.000 USD depozito aldığının açıkça belirtildiğini ve bu hususun tartışmasız şekilde yazılı delille sabit olduğunu, davalı tarafça da kabul edildiğini, davalı tarafça yargılama sırasında aldığı depozitoyu iade ettiğine dair herhangi bir iddiada bulunmadığını, TBK'nın 342. Maddesi ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca kiracının verdiği güvence parasının hangi amaçla kullanıldığınını ve yapılan masrafların ispatının kiraya verene ait olduğunu, somut olayda davalı kiralayanın depozito bedelini kullandığına dair iddiasının hiçbir somut delille destekleyemediğini belirterek istinaf kanun yolu başvurusunda bulunmuştur.

UYUŞMAZLIK VE HUKUKİ NİTELENDİRME:

Uyuşmazlık; bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti, icra tehdidi altında ödenen tutarın istirdatı ve depozitonun iadesi istemlerine ilişkindir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkindir. (HMK 1. m.) Nitekim Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c maddesi görevi dava şartları arasında saymıştır. Bu itibarla görev kuralları tarafların ileri sürmesine gerek olmaksızın hâkim tarafından ve yargılamanın her aşamasında resen gözetilir.

01/10/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.

Somut olayda dava; davacı ile davalı arasındaki kira sözleşmesi gereğince verildiği iddia edilen depozito ve teminat senedinin haksız yere icraya konulduğunu belirterek borçlu olmadığının tespiti, icra tahdidi altında ödenen tutarın istirdadı ve depozito bedelinin iadesi talebine ilişkin olup, uyuşmazlığın temeli kira sözleşmesinden kaynaklanmaktadır.

Uyuşmazlığın kira ilişkisinden kaynaklandığı anlaşıldığından görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir. Görev, dava şartı olup, kamu düzenine ilişkindir, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözönüne alınması gerekir. Bu durumda görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesi olup Ticaret Mahkemesi tarafından görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilerek esas hakkında karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle, davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvuru isteminin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun kabulü ile Ankara 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12/11/2024 tarih 2024/153 Esas - 2024/729 Karar sayılı hükmün HMK'nun 353/1-a-3. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

Dosyanın yeniden karar verilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda değerlendirilmesine,

İstinaf peşin harcının istek halinde istinaf kanun yolu başvurusunda bulunan tarafa iadesine,

HMK’nun 27. maddesi gereğince tarafların hukuki dinlenilme hakkı nedeniyle ve 04/08/2017 tarihinde yürürlüğe giren 7035 sayılı yasanın 27. maddesi ile HMK'nun 302. maddesine eklenen 5. fıkrası uyarınca hükmün ilk derece mahkemesince taraflara tebliğ edilmesine,

Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 05/02/2025 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.

GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 03/03/2025

KARARI YAZDIR


Bu kararı Favorilerinize Eklemek için giriş yapın veya üye olun

Bu kategorideki diğer İçtihatlardan bazıları