Avukatlık Ücreti - Sulh Durumunda Ücret


Yargıtay 13. Hukuk Dairesi
2018/3954
2020/1036
2020-02-03





Özet:

  • Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesinde düzenlenen "ücret dolasıyla müteselsil sorumluluk" hallerinden olan "sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde" karşı tarafın avukatı lehine her iki tarafın müteselsil olarak ödenmesinden sorumlu olacağı avukatlık ücreti kapsamına avukat ile iş sahibi arasında yapılan ücret sözleşmesine göre avukata ödenmesi gereken "akdi vekalet ücretinin" dahil olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır" şeklinde karar verilmiş olup, somut olaya ilişkin anılan İçtihatı Birleştirme Kararına göre, davalı ...A.Ş.'nin davacının hak ettiği akdi vekalet ücretinden sorumlu olmayacağının kabulü gerekir

 

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı ...A.Ş avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde duruşmalı temyiz eden davalı ...vekili avukat ... ... geldi. Diğer taraftan gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra kararın açıklanması başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalılar ..., ... ve ... Nakliyat Ltd. Şti.'nin vekili olduğunu, bu davalılar ile diğer davalı ... arasında kredi borcuna dayalı hukuki ihtilaf oluştuğunu, davalı ...'ın kredi alacağının tahsili için diğer davalılar aleyhine ... 3. İcra Müdürlüğünün 2008/5691 ve 2008/5693 sayılı dosyalarında takip başlattığını, takibe itiraz edilmesi üzerine davalı ... tarafından ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/266 ve 2008/267 esas sayılı dosyalarında itirazın iptali davaları açıldığını, itirazın iptali davaları ve icra dosyalarında borçluların vekili olarak görev yaptığını, itirazın iptali davasında davalı ... ile davalılar ... Nakliyat Ltd.Şti., ... ve ... arasında 15.12.2010 tarihinde borç tasfiye protokolü imzalandığını, bu protokol gereğince müvekkili olan davalıların bankanın başlattığı icra takiplerini kesinleştirmeyi, bu amaçla takiplerdeki itirazdan feragat etmeyi, itirazlar nedeni ile açılmış davalardan vazgeçmeyi, kabul etmeyi, takiplerde şikayette bulunmamayı kabul ve taahhüt ettiklerini, tasfiye protokolüne uygun olarak davalıların icra dosyalarındaki itirazlarından vazgeçtiklerini beyan ettiklerini ve dava dosyalarına da feragat beyanında bulunduklarını, bu doğrultuda dava ve takiplerin neticelendiğini, tarafların sulh olması halinde vekil edenin avukata ödemesi gereken vekalet ücretinden müteselsilen sorumlu olduklarını, davalılar ... Nakliyat Ltd. Şti., ... ve ... ile arasında yazılı bir ücret sözleşmesi bulunmadığını, bu durumlarda Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin uygulandığını, dava değerinin 5.439.997,43-TL olması karşısında kendisine 71.460,00-TL vekalet ücreti ödenmesi gerektiğini ileri sürerek, 50.000,00-TL ücret alacağının 30.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir.

Davalı ...A.Ş, davanın reddini dilemiş; diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, bozmaya uyularak davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı ...A.Ş. tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava, vekalet ücreti alacağının tahsili istemine ilişkin olup, davacı, davalılar ..., ... ve ... Nakliyat Ltd. Şti.'nin vekili olarak takip ettiği diğer davalı tarafından açılan itirazın iptali davasının sulh ile sonuçlanması nedenine dayalı olarak akdi vekalet ücretinin davalılardan müteselsilen tahsili talebi ile eldeki davayı açmıştır. Mahkemece, 50.000,00-TL alacağın 30.12.2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.

Hemen belirtilmelidir ki; kural olarak sonradan yürürlüğe giren yasa hükümlerinin ve İçtihadı Birleştirme Kararlarının kazanılmış hak (usulü müktesep hak) ilkesinin 28.6.1960 tarihli, 21/9 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince istisnai niteliği gereği kesin hüküm halini almamış eldeki davalarda da gözetilmesi ve uygulanması gerekeceği tartışmasızdır.

Yargıtay İçtihatı Birleştirme Büyük Genel Kurulu tarafından 05.10.2018 tarihinde 2017/6 esas, 2018/9 karar sayılı ilamla "İçtihadı birleştirmenin konusu, Avukatlık Kanununun 165. maddesinde yer alan ücret dolasıyla müteselsil sorumluluk hallerinden olan sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşma ile sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde karşı tarafın avukatı lehine her iki tarafın müteselsil olarak ödenmesinden sorumlu olacağı avukatlık ücreti kapsamına avukat ile iş sahibi arasında yapılan ücret sözleşmesine göre avukata ödenmesi gereken akdi vekalet ücretinin girip girmediği hususudur....Avukatlık bir kamu hizmeti olmakla birlikte ücret karşılığında müvekkiline hukuksal yardım hizmeti sunan avukat ile iş sahibi/müvekkili arasındaki ilişki bir özel hukuk ilişkisidir...Özel hukukta, bir borç ilişkisinden doğan alacak hakkı da nisbi hak niteliğindedir. Böyle olunca alacak hakkı ancak o borç ilişkisi nedeniyle borçlu olan kişi ya da kişilere karşı ileri sürülebilir, yargısal kararlarda ve doktrinde borç ilişkilerinin nisbiliği ilkesi denilen bu ilke uyarınca sözleşmeler kural olarak yalnızca sözleşmenin tarafları bakımından hüküm ve sonuç doğururlar....Akdi vekalet ücretinin iş sahibi ile hasmın müteselsil sorumluluğu kapsamında bulunduğunun kabul edilmesi hukuk güvenliği ilkesini zedeleyecektir. Ayrıca vekalet ücreti avukatın yaptığı hukuki yardımın karşılığı olan bir meblağ veya değeri ifade ettiği halde avukattan hiçbir hukuki yardım almayan hasmın, karşı yanın yaptığı sözleşmeden doğan vekalet ücreti nedeniyle onun avukatı lehine müteselsilen sorumlu tutulması, avukatlık ücretinin mahiyet ve amacına da uygun değildir. Tarafların aralarındaki dava ve uyuşmazlığı sulh ile sonuçlandırmaları her şeyden önce dava açılmakla bozulan toplumsal barış ve huzurun yeniden tesis edilmesini sağladığı gibi tarafların bir an önce hak ve alacaklarına kavuşmasını da temin etmektedir. Nitekim 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nın 140/2. maddesinde hakimin tarafları sulhe davet edeceği düzenlenerek sulh teşvik edilmiştir. Böyle olunca, usul hukuku bakımından bu kadar önemli bir müessesenin önüne sözleşmenin tarafı olmayan kişinin akdi vekalet ücretinden sorumlu tutulması şeklindeki bir engelin konulması da doğru olmayacaktır....Hal böyle olunca, Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesinde düzenlenen "ücret dolasıyla müteselsil sorumluluk" hallerinden olan "sulh veya her ne suretle olursa olsun taraflar arasında anlaşmayla sonuçlanan ve takipsiz bırakılan işlerde" karşı tarafın avukatı lehine her iki tarafın müteselsil olarak ödenmesinden sorumlu olacağı avukatlık ücreti kapsamına avukat ile iş sahibi arasında yapılan ücret sözleşmesine göre avukata ödenmesi gereken "akdi vekalet ücretinin" dahil olmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır" şeklinde karar verilmiş olup, somut olaya ilişkin anılan İçtihatı Birleştirme Kararına göre, davalı ...A.Ş.'nin davacının hak ettiği akdi vekalet ücretinden sorumlu olmayacağının kabulü gerekir. Bu durumda mahkemece, yukarıda anlatılan İçtihatı Birleştirme Kararına göre değerlendirme yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

2-Bozma nedenine göre davalı ...A.Ş.'nin sair temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ:

Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı ...A.Ş. yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalı ...A.Ş.'nin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 2.540,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalı ...ye ödenmesine, peşin alınan harcın istek halinde davalı ...ye iadesine, HUMK’nun 440/I maddesi uyarınca tebliğden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/02/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.