Yaşlılık Aylığı Bağlanma Şartları


Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
2000/4473
2000/4545
2000-06-20





Özet:

  • Davacı ve karşı davalı, davalı Kurumun malulen emeklilik hakkını yitirilmesine dayanak olarak gösterdiği rapor ile ilgili olarak verdiği idari işleminin iptaline, davalı ve karşı davacı ise 620.532.279. TL Kurum zararının yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
  • Maliye Bakanlığınca 3239 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 31. maddesinde öngörülen yönteme göre, (maluliyeti) sakatlığı nedeniyle vergi (muafiyeti) indirimi tanınmış olması nedenine dayalı olarak sigortalıya 506 sayılı Yasanın 60/C-b madde ve bendi gereği aylık bağlanmış bulunması karşısında;
  • Artık davalı sigortalının sözü edilen Maliye Bakanlığınca belirlenen vergi indirimine esas idari tasarrufun dayanağı olarak alınan sakatlığının sahte rapora dayalı olduğu ve esasen hiç vaki olmamış veya başlangıçta belirlenen bulguların ve sakatlık durumunun sonradan ortadan kalkmış olduğunun tek yanlı olarak kurumca saptanmış olması olgusu varit olsa bile Maliye Bakanlığının sigortalının vergi indiriminden yararlandırılmasına hak kazandıran işbu idari tasarrufunun (doğrudan idari olarak veya idari yargı yoluna başvurmak suretiyle) kaldırılması sağlanmadıkça anılan idari tasarrufa dayalı olarak bağlanmış olan aylığın iptali ve bu çerçevede yapılan ödemelerin istirdadı cihetine gidilemez.

 

Davacı ve karşı davalı, davalı Kurumun malulen emeklilik hakkını yitirilmesine dayanak olarak gösterdiği rapor ile ilgili olarak verdiği idari işleminin iptaline, davalı ve karşı davacı ise 620.532.279. TL Kurum zararının yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde davacı ve karşı davalının davasının reddine diğer davanın kabulüne karar vermiştir.

Hükmün, taraflar Avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi İhsan Çakmak tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.

Esas olarak Kurum, sigortalıya vergi indirimine dayalı olarak bağladığı aylığın dayanağı olan doktor raporunun sonradan sahteliğinin anlaşıldığından gerekçesiyle yapılan fuzuli ödemelerin davalı Seyithan ve raporu düzenleyen Dr.İskender'den istirdadını istemekte; karşıt dava olarak sigortalı Seyithan da kurumun aylık kesme işleminin iptalini talep etmekte olup, her iki davanın birleştirilerek hüküm kurulduğu görülmektedir.

11.09.1942 doğumlu olup, 10.05.1972 tarihinde Sosyal Sigortalar Kurumu Sigortalısı olarak çalışmaya başlayan ancak askerlik borçlanması nedeniyle sigortalılık başlangıcı 09.05.1970 tarihine çekilen davalı Seyithan Yaz'a 03.02.1993 tarihli talebine istinaden sakatlığı nedeniyle vergi indiriminden yararlanmaya hak kazandığının Maliye Bakanlığınca kabul edilmesine dayalı olarak 15.02.1993 tarihinden geçerli olmak üzere yaşlılık aylığı bağlandığı, bilahare Kurumca yaptırılan müfettiş incelemesine göre ise; sigortalının maluliyetine ilişkin doktor raporlarının sahte olduğu, gerçekte malül sayılmayı ve sakatlık indiriminden yararlanmayı gerektirecek herhangi bir arazının bulunmadığının tespit edilmesi üzerine, 506 sayılı Kanun'un 60/C-b maddesi uyarınca bağlanan işbu aylığın 22.08.1997 tarihinde bağlandığı tarih itibariyle kesildiği müteakip 28.08.1997 tarihli başvuruya istinaden de 15.09.1997 tarihinden geçerli olmak üzere 506 Sayılı Kanun'un 60/A-c maddesi uyarınca yaşlılık aylığı bağlandığı, sigortalının işten ayrıldığı 01.02.1993 tarihi itibariyle 6946 günlük primi ödenmiş sigortalılığının bulunduğu hususları da dava dosyasındaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır.

Gerçekten de, Maliye Bakanlığınca 3239 sayılı Gelir Vergisi Kanunun 31. maddesinde öngörülen yönteme göre, (maluliyeti) sakatlığı nedeniyle vergi (muafiyeti) indirimi tanınmış olması nedenine dayalı olarak sigortalıya 506 sayılı Yasanın 60/C-b madde ve bendi gereği aylık bağlanmış bulunması karşısında; artık davalı sigortalının sözü edilen Maliye Bakanlığınca belirlenen vergi indirimine esas idari tasarrufun dayanağı olarak alınan sakatlığının sahte rapora dayalı olduğu ve esasen hiç vaki olmamış veya başlangıçta belirlenen bulguların ve sakatlık durumunun sonradan ortadan kalkmış olduğunun tek yanlı olarak kurumca saptanmış olması olgusu varit olsa bile Maliye Bakanlığının sigortalının vergi indiriminden yararlandırılmasına hak kazandıran işbu idari tasarrufunun (doğrudan idari olarak veya idari yargı yoluna başvurmak suretiyle) kaldırılması sağlanmadıkça anılan idari tasarrufa dayalı olarak bağlanmış olan aylığın iptali ve bu çerçevede yapılan ödemelerin istirdadı cihetine gidilemez.

Bu durumda mahkemece yapılacak iş;

1- Maliye Bakanlığınca davalı Seyithan'a tanınmış bulunan vergi indiriminden yararlanma kararının idari olarak veya ihtilaf halinde idari yargıya gidilmek suretiyle kaldırılmasının teminine olanak sağlanması açısından davacı kuruma mehil verilmesi,

2- Öte yandan sigortalıya sahte rapor düzenleyerek Kurumun zararına sebep olduğu iddia edilen Dr. İskender Akşen hakkında ceza Mahkemesine açılmış bulunan dava sonucunun beklenmesi suretiyle anılan hususların bu davada bekletici (ön) mesele yapılması,

a- Sigortalının vergi indiriminden yararlanmasına dair idari kararın kaldırılması halinde: sigortalının 09.05.1995 tarihi itibariyle 25 yıllık sigortalılık süresini doldurmasıyla 506 Sayılı Yasanın 60/A-c maddesi uyarınca yaşlılık aylığına hak kazanmış olduğu hususu gözetilerek kendisine 15.02.1993 ile 15.05.1995 tarihleri arasında fuzulen ödenen aylıkların şimdiki gibi istirdadına, 15.05.1995 tarihinden sonraki dönemine ilişkin olarak da anılan tarihten geçerli olmak üzere 506 sayılı Yasanın 60/A-c maddesine göre bağlanması gereken yaşlılık aylığı ile 60/C-b maddesine göre ödenen her iki aylık arasındaki fark belirlenerek aylık sayısına göre hesaplanacak miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne,

b- Diğer davalı İskender Akşen hakkında açılmış bulunan ceza davasında ise sahte rapor düzenleme olgusunun sübuta ermesi ve anılan suçtan mahkumiyetin kesinleşmesi halinde, bu haksız fiile dayalı olarak sorumluluğunun doğacağı gözetilerek değerlendirme yapılmak suretiyle hüküm kurmaktan ibarettir.

Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.

O halde, tarafların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 20.06.2000 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Not: (www.corpus.com.tr)