Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) Tacir Sıfatı ve Mutlak Ticari Davalar

05 Şubat 2026, 13:22 - 10

Organize Sanayi Bölgelerinin (OSB) Tacir Sıfatı ve Mutlak Ticari Davalar


Bu kararı Favorilerinize Eklemek veya Kopyalayabilmek için giriş yapın veya üye olun
İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
2025/710
2025/1210
2025-06-20





Özet:

  • Bir şirketin OSB tarafından iptal edilen işyeri ruhsatına karşı açtığı davada, yerel mahkeme "OSB tacir değildir" diyerek görevsizlik kararı vermiştir.

  • İstinaf mahkemesi, OSB'lerin kanunen anonim şirket hükümlerine tabi olduğunu ve ticari bir işletme mantığıyla yönetildiğini belirterek tacir sıfatını tescil etmiştir.

  • Ayrıca OSB'lerin "ticarete özgü yerler" (borsa, sergi, panayır gibi) kapsamında olduğu, bu nedenle bu uyuşmazlıkların tarafların sıfatına bakılmaksızın "mutlak ticari dava" sayılması gerektiği hüküm altına alınmıştır.

DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ....bulunan ... Mahallesi ...ada ...nolu parsel sayılı taşınmazda ... Belediye Başkanlığı tarafından 25/08/2008/ tarihinde "Hazır Beton ve Beton Elemanları Üretim Ve Satış Tesisi" için işyeri açma ve çalışma ruhsatı verildiğini, davalı .... Yönetim kurulu tarafından 13/05/2022 tarih 248 sayılı kararıyla iptal edildiğini, bu işlemin yokluğunun ve butlanının tespiti ile iptaline karar verilmesini istemiştir.

DAVALI CEVABININ ÖZETİ:

Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 13/05/2022 tarihli iptal kararının ... Yönetim Kurulunun 05/04/2022 tarihli kararına dayanarak verildiğini, dava konusu işlemin 4562 Sayılı ... Kanunun, ... Yönetmeliği ile İş Yeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarına İlişkin Yönetmelik hükümlerine göre uygun tesis edildiğini, davacının ruhsat tarihinde herhangi bir faaliyette bulunmadığını, aksine ruhsat adresinde .... Ltd. Şirketinin ruhsatsız şekilde faaliyet gösterdiğini, dava konusu işlemin usul ve yasaya uygun olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

DELİLLER :

İş Yeri açma ve çalışma ruhsatı, 13/05/2022 tarih 248 sayılı ruhsat iptali hakkında bildirim, 05/04/2022 tarih 2022/22 sayılı ... Yönetim Kurulu kararı, tescil kayıtları, bilirkişi raporu, tapu kayıtları, Belediye, Ticaret Sicil Müdürlüğü, Esnaf ve Sanatkarlar odası birliği, Vergi Dairesi, Ticaret Bakanlığı, Ticaret İl Müdürlüğü cevapları, tüm dosya kapsamı.

İDM KARARININ ÖZETİ :

İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; "..Mahkememizce davalının tacir statüsünde olmadığı gerekçesi ile görevsizlik kararı verilerek dosyanın görevli Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi sonrasında, istinaf edilmesi üzerine İzmir BAM 4. HD'nin 2024/258 Esas, 2024/1062 Karar sayılı kararı ile davalı .... kooperatif veya esnaf olup olmadığının araştırılması sonrasında görev hususunun yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesi ile mahkememiz kararı kaldırıldığını, davalı ... tacir veya esnaf ya da kooperatif olup olmadığının tespiti amacıyla Ticaret Sicil Müdürlüğüne, Gelir İdaresi başkanlığına, Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğine, Ticaret Bakanlığı Kooperatifler Masasına,...Belediye Başkanlığına, ... Belediye Başkanlığına müzekkereler yazılmış olup, ilgili kurumlar tarafından mahkememize verilen cevaplarda davalı ...'ne ait herhangi bir kayda rastlanılmadığı belirtildiği, bu müzekkere cevaplarına göre davalı ...'nin tacir statüsünde olmadığı gibi kooperatif kaydının da bulunmadığı anlaşılmakla mahkememizin görevli olmadığı sonucuna varıldığı gerekçeleri ile mahkememizin görevsizliği nedeniyle HMK; 4/1-a, 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine ..." karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ :

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı vekili mahkemenin görevsizlik kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 4562 Sayılı Kanunun 25/son maddesi ...'lerin tacir sıfatında görüldüğünün kabul edilmesi gerektiğini, öte yandan TTK'nun 4/1-e maddesi gereğince borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığını, öğretide bu bende ilişkin somut örnekler arasında 6862 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu gereğince kurulan borsalar, 5174 Sayılı TOBB Kanunu, Serbest Bölgeler Kanunu, 2699 Sayılı Umumi Mağazalar Kanunu, 5957 Sayılı Kanunun örnek verildiğini, ...'lerin de tıpkı serbest bölgeler, umumi mağazacılık faaliyeti ve borsalar gibi saf ticarete özgü yer ve mahallerden olduğunu, zira ...'lerde o beldeye kayıtlı şirketlerin üretim yaptığını, ... tüzel kişiliği çatısı altında bulunan mahalde faaliyette bulunduğunu ileri sürerek davanın mutlak ticari dava olarak kabulü gerektiği ileri sürerek istinaf başvurusunun kabulüne, görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.

İSTİNAFA CEVAP :

Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın istinaf talebinin reddine karar verilmesini savunmuştur.

G E R E K Ç E

Uyuşmazlık, işyeri açma ve çalışma ruhsatının iptali kararının iptaline karar verilmesi isteminden kaynaklanmaktadır.

İDM'nce yukarıda gösterilen gerekçeleri ile asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulen red kararı verilmiştir. Karara karşı davacı şirket vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

6100 Sayılı HMK’nun 355. maddesi uyarınca inceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilir; aynı Kanunun 357. maddesine göre de; İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemeyeceği ve istinafta yeni delillere dayanılamayacağına ilişkin maddeleri çerçevesinde inceleme yapılmıştır.

(I) İDM'nin 2022/668 E - 2023/592 K sayılı 20/10/2013 tarihli aynı nitelikteki önceki karaına kararına karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 2024/258 E- 2024/1062 K sayılı 03/05/2024 tarihli kararı ile özetle;

" İDM'nin gerekçeli kararına dayanak yaptığı Yargıtay 11.HD'nin 2022/4599 E - 2023/3797 K sayılı 15/06/2023 tarihli "Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine" dair Yargıtay ilamının yani uyuşmazlığın giderilmesi kararının kesin olmakla birlikte bağlayıcı olup olmadığı konusunda bir açık düzenleme bulunmadığından, Dairemizce kararın kesin olması hükmünün anılan karara karşı başka bir mercie başvurulmasının önüne geçilmesi amacıyla konulduğu, diğer bir anlatım ile İBK gibi bağlayıcı olmadığı, uyuşmazlığın giderilmesine konu edilen Dairemize ait 2020/424 E - 2020/480 K sayılı 12/03/2020 tarihli ve yine Dairemize ait 2023/1721 E- 2023/1773 K sayılı kararları gereğince davalı kurumun tacir sıfatını taşıdığı, davacı şirketin de tacir olup, uyuşmazlığın her iki tacirin ticari işletmesi ile ilgili olduğu, Yargıtay 11. HD'nin uyuşmazlığın giderilmesine karar gerekçesine rağmen aynı Dairenin 2022/2805 E - 2023/5185 K sayılı 21/09/2023 tarih ve 2023/938 E - 2023/2006 K sayılı 03/04/2023 tarihli Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davalar ile ilgili görev kuralına girilmediği, üstü kapalı davanın ticari dava olarak kabul edildiği belirtilerek;

İlk derece mahkemesi'nce uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerden olan davalı .... kuruluş, tescil, faaliyet ve işletme alanlarına ilişkin olarak belge ve bilgiler toplanmadan, öncelikle davalının kooperatif olup olmadığı belirlenmeden, kooperatif olmadığının belirlenmesi halinde davalının esnaf mı ya da tacir mi olduğu araştırılmadan ve yukarıda gerekçede yer verilen tacir sıfatının belirlenmesine ilişkin hüküm ve emsal kararlar dikkate alınmadan asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğundan bahisle karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür." gerekçeleri ile kararın esası incelenmeden kaldırılmasına karar verilmiştir.

(II) İDM'nce Dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda yaptığı araştırma ve inceleme sonucunda davalı .... tacir statüsünde olmadığı ve kooperatif kaydının da bulunmadığı gerekçesiyle mahkemelerinin görevli olmadığından bahisle yeniden göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.

Ancak, kaldırma kararında yer verilen diğer bir husus olan;Dairemizin kaldırma kararının gerekçesine atıfta bulunularak bu gerekçede yer verilen tacir sıfatının belirlenmesine ilişkin emsal hüküm ve kararlar dikkate alınmamıştır.

Davacı sermaye şirketi olup, tacir sıfatı taşıdığı çekişmesizdir. Buna karşılık, davalının tacir olup olmadığı giderek uyuşmazlığın ticari bir dava olup olmadığının irdelenmesi gerekir.

Bu bağlamda;

Nisbi Ticari Dava;

6102 Sayılı TTK'nun 4. Maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin tarafların her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin taraflarının ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın TTK veya diğer Kanunlarda o davaya asliye ticaret mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerekir. Örneğin; Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri 6102 Sayılı TTK'nun 4. Maddesi uyarınca, iflas davaları ise 2004 sayılı İİK'nun 154 ve devamı maddeleri gereğince ticari dava sayılır. Buna karşılık, 4. Madde uyarınca, tarafların tacir olup olmamasına bakılmaksızın ticari dava sayılan havale, vedia ile fikir ve sanat eserlerine ilişkin uyuşmazlıklardan doğan davalar herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmiyorsa ticari dava sıfatını kaybedecektir.

Diğer taraftan, 6102 Sayılı TTK'nun 19/2. Fıkrası gereğince; taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.

4562 Sayılı ... Kanunu'nun 4. maddesine göre Organize Sanayi Bölgeleri; Sanayi ve Ticaret Bakanlığının onayı ile kurulan ve aynı yasanın 5. maddesine göre bir özel hukuk tüzel kişisi sayılan davalı ... hakkında yine aynı yasanın 25/5 maddesi uyarınca Türk Ticaret Kanunu'nun anonim şirketlere ilişkin hükümleri kıyasen uygulanır. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 16/1 maddesi hükmü de gözetildiğinde davalı kurumun tacir sıfatını taşıdığı kabul edilmelidir.

(Dairemizin 2020/424 E - 2020/480 K sayılı 12/03/2020 tarihli 2023/1721 E - 2023/1773 K sayılı Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 05/04/2016 gün ve 2015/5272 esas, 2016/5222 karar, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2017 gün ve 2015/19164 esas, 2017/3727 karar, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 12/04/2016 gün ve 2015/1048 esas, 2016/10283 karar sayılı ilamları) ( Yargıtay 11. HD'nin uyuşmazlığın giderilmesine karar gerekçesine rağmen aynı Dairenin 2022/2805 E- 2023/5185 K sayılı 21/09/2023 tarih ve 2023/938 E - 2023/2006 K sayılı 03/04/2023 tarihli davalı olan ... Bölgesine karşı Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davalarda davalının tacir sıfatı ile giderek ticari davaya ilişkin görev kuralına girilmemesi, davanın ticari dava olduğunun üstü kapalı olarak kabul edilmesi nedeniyle emsal olan kararlarında)

Somut olayda, her iki taraf tacir olup, 6102 Sayılı TTK'nun 4 ve 5/1 maddesi hükümleri uyarınca uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesinden kaynaklandığı anlaşıldığından bu bağlamda nispi ticari davada bulunduğunu söylemekte bir yanlışlık yoktur.

Ancak, taraflar arasında nispi ticari davanın bulunmadığının kabulü halinde de Dairemizin kaldırma kararında değinilmemekle birlikte uyuşmazlığın mutlak ticari dava olup olmadığının tartışılması gerekir; Buna göre;

Mutlak Ticari Dava;

6102 Sayılı TCK'nın 4/1.fıkraya göre; Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın (e) bendine göre borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılmıştır.

4562 Sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunun "Tanımlar ve Kısaltmalar" başlıklı 3.maddesinde bu Kanunun uygulanmasında;

(h) bendine göre; ... (...): Sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasını sağlamak, çarpık sanayileşme ve çevre sorunlarını önlemek, kentleşmeyi yönlendirmek, kaynakları rasyonel kullanmak, bilgi ve bilişim teknolojilerinden yararlanmak, sanayi türlerinin belirli bir plan dâhilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla, sınırları tasdik edilmiş arazi parçalarının imar planlarındaki oranlar dâhilinde gerekli ortak kullanım alanları, hizmet ve destek alanları ve teknoloji geliştirme bölgeleri ile donatılıp planlı bir şekilde ve belirli sistemler dâhilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluşturulan ve bu Kanun hükümlerine göre kurulan, planlanan ve işletilen, kaynak kullanımında verimliliği hedefleyen mal ve hizmet üretim bölgelerini ifade edeceği hükme bağlanmıştır.

Yukarıda tanımda geçen "Ortak Kullanım Alanları" (ğ) bendinde: ...’nin amaçlarına uygun şekilde faaliyet göstermesini teminen, ... alanı içinde planlanan yollar, altyapı ve enerji hatları ve sağlık koruma bandı hariç, ...’nin mülkiyet ve tasarrufunda bulunan sosyal, idari ve teknik altyapı ve hizmet alanları ile park alanları, "Hizmet ve destek alanları" (ç) bendinde Küçük imalat ve tamirat, ticaret, eğitim ve sağlık sektörlerinde katılımcı veya katılımcının kiracısı olarak faaliyet gösterilen alanlar olarak tanımlanmıştır.

Kanunun bu tanımı ve 6102 Sayılı TTK'nın 4/1. fıkra (e) bendinde sayılanlar bakımından öğretide örnek olarak gösterilen Sermaye Piyasası Kanunu gereğince kurulan borsalar, 5174 Sayılı TOBB Kanunu, Serbest Bölgeler Kanunu, Umumi Mağazalar Kanunu ve 5957 Sayılı Kanundan doğan uyuşmazlıkların ticarete özgü yerlerden olarak kabul edildiği göz önünde tutulduğunda Organize Sanayi Bölgelerinin 6102 Sayılı TTK'nın 4/1-(e) bendi kapsamında ticarete özgü yerlerden olduğunun kabulü gerekir.

6102 Sayılı TTK'nın 4/1.fıkra (e) bendinde panayır ve pazarlar ilgili kanunlardan doğan uyuşmazlıklar bile mutlak ticari dava kabul edilmektedir. Organize Sanayi Bölgeleri de tıpkı serbest bölgeler, umumi mağazacılık faaliyeti ve borsalar gibi saf ticarete özgü yerlerden olup, ...'inde o bölgeye kayıtlı şirketlerin üretim yapabildikleri ve ...'nin tüzel kişiliği çatısı altında faaliyette bulundukları da göz önüne alındığında 4562 Sayılı Kanundan kaynaklanan uyuşmazlıkların anılan düzenleme gereğince mutlak ticari dava olduğunun kabulü gerekir.

Özetle; İDM'nce Dairemizin kaldırma kararı gereğince araştırma yapılarak davalı ....'nin tacir statüsünde olmadığı gerekçesiyle nisbi ticari dava koşulları tartışılmadan yeniden görevsizlik kararı verilmiş ise de; uyuşmazlığın 6102 Sayılı TTK'nun 4/1. fıkrası (e) bendi gereğince mutlak ticari dava olduğunun kabulü ile yargılamaya devam edip esas bakımından karar verilmesi yerine göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüştür.

6100 Sayılı HMK'nun 353/1-(a) bendine göre; Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verileceği hükme bağlanmıştır.

Aşağıdaki durumlar arasında;

(a-3) bendinde "mahkemenin görevli olmasına rağmen görevsizlik kararı vermiş olması"

(a-6) bendinde; "mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması ya da talebin önemli bir kısmı hakkında karar verilmemiş olması” sayılmıştır.

İDM'nce Dairemizin kaldırma kararı gereğince araştırma yapılarak davalı ...'nin tacir statüsünde olmadığı gerekçesiyle nisbi ticari dava koşulları tartışılmadan yeniden görevsizlik kararı verilmiş ise de; uyuşmazlığın 6102 Sayılı TTK'nun 4/1. fıkrası (e) bendi gereğince mutlak ticari dava olduğunun kabulü ile yargılamaya devam edip esas bakımından karar verilmesi yerine göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden ret kararı verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK’nun 353/1. fıkra (a-3) ve (a-6) bentleri gereğince esası incelenmeden kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan nedenlerle;

Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,

Manisa Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/368 Esas - 2024/803 Karar sayılı, 23/12/2024 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1 fıkra (a-3) ve (a-6) bentleri gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA,

Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Manisa Asliye Ticraret Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,

Davacının peşin yatırdığı 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcının istek halinde iadesine, 1.683,10 TL istinaf yoluna başvuru harcının mahsubu ile Hazineye gelir kaydına,

Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği ve avans iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

İlişkin dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 6100 Sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi uyarınca 20/06/2025 tarihinde KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.

KARARI YAZDIR


Aşağıdaki arama terimleri ile ilgili kararlara etiketlere tıklayarak ulaşabilirsiniz :
OSB Organize Sanayi Bölgesi Ticari Dava Görevli Mahkeme Tacir Sıfatı TTK 4 Nispi Ticari Dava Mutlak Ticari Dava
Bu kararı Favorilerinize Eklemek için giriş yapın veya üye olun

Bu kategorideki diğer İçtihatlardan bazıları