İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortası - Tazminat


Yargıtay 17. Hukuk Dairesi
2016/12686
2019/5947
2019-05-13





Özet:

  • İMMS, motorlu araç işleteninin, bu aracın işletilmesinden dolayı KTK ve Genel Hükümlere göre oluşan ve ZMMS limiti üzerinde kalan hukuki sorumluluğunu sigorta poliçesinde yazılı azami hadlere kadar sigorta güvencesi altına alan bir sigorta sözleşmesidir. Bu sözleşme, ZMMS'nın güvencesini yeterli bulmayan işletenler tarafından ek olarak yapılmaktadır.
  • İMMS kapsamının başlangıç noktası, ZMMS limitinin üzerinde kalan kısımdır. Kapsamın sonu ise İMMS limitidir. Somut olayda bu hususlar araştırılmaksızın, davalı C. Tüketim Gıda Ltd. Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde bu yönlere ilişkin itirazları değerlendirilmeden,karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulumaz.
  • Bu durumda mahkemece, öncelikle kaza tarihi itibariyle davalı taraf aracıyla ilgili davalı nezdinde düzenlenen İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortasını da kapsar şekilde, Motorlu Kara Taşıtları Birleşik Kasko Sigorta poliçesi olup olmadığının araştırılması, bulunması halinde, zararın ZMMS limitini aşması durumunda davalı sigortacının İMMS limiti oranında sorumluluğunun söz konusu olacağın gözetildiğinde, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlulukları bulunduğunun anlaşılmasına göre, davalı C. Tüketim Gıda Ltd. Şirketi vekilinin davalılar arasındaki rücu ilişkisinde aleyhine sonuç doğuracak nitelikte olan hükmü temyiz etmekte hukuki yararı mevcuttur.
  • Bu sebeple işbu dava yönünden icrai nitelikte olmasa da davalılar arasındaki iç ilişki yönünden davalı şirketin ZMMS poliçe limitini aşan miktar yönünden İMMS poliçesi ile davalılarla birlikte müşterek ve müteselsil sorumluluğu ile ilgili tespit şeklinde hüküm kurulması gerekir.

- K A R A R -

Davacılar vekili; davalı C. Tüketim Gıda Ltd. Şirketinin maliki olduğu,davalı ... nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı bulunan, diğer davalı ... ‘ın sevk ve idaresindeki kamyonunun direksiyon hakimiyetini kaybederek karşı şeride geçmek suretiyle müvekkili ...'in kullanmakta olduğu araca çarpması sonucu 16.11.2004 tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkil ...’in ağır yaralandığını ve malul kaldığını, diğer müvekkillerininde yaralandığını, belirterek ve fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davacı ... için 10.000,00 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, müvekkilleri ... için 20.000,00 TL, Leman için 10.000,00 TL, Selçuk için 10.000,00 TL ve Gülşah için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 50.000,00 TL manevi tazminatın sigorta şirketi dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ... vekili;davanın zamanaşımına uğradığını, kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...Ş vekili; zamanaşımı itirazında bulunduklarını beyanla davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı C. Tüketim Gıda Maddeleri Ltd. Şirketi vekili; davacı tarafın talep etmiş olduğu tazminatların zaman aşımına uğradığını, müvekkili şirkete ait aracın kaza olduğu tarihte H. Sigorta AŞ'ye zorunlu trafik sigortası ve kasko sigortası yapıldığını, araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, kararda yazılı gerekçelerle ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davacı ...'in maddi tazminat talebinin kabulüne, 83.684,50 TL maddi tazminatın davalılar ... ve C. Tüketim Maddeleri Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi yönünden olay tarihi olan 16/11/2004 tarihinden itibaren, davalı Tasfiye Halinde H. Sigorta AŞ yönünden poliçe limiti olan 40.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla dava tarihi olan 30/12/2010 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, tüm davacıların manevi tazminat taleplerinin kısmen kabulüne, davacı ... için 10.000,00 TL, davacı ... için 1.000,00 TL, davacı ... için 1.000,00 TL, davacı ... Erişken için 1.000,00 TL olmak üzere toplam 13.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 16/11/2004 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve C. Tüketim Maddeleri Pazarlama Sanayi ve Ticaret Limited Şirketinden müteselsilen alınarak bu davacılara verilmesine, fazlaya dair manevi tazminat talebinin reddine,dair verilen karar davalı C. Gıda Ltd. Şirketi vekili ile davalı ... vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.ava trafik kazasından nedeniyle meydana gelen maddi ve manevi zararın tazmin edilmesi istemine ilişkindir.

1-6100 sayılı HMK geçici 3/2 maddesi delaletiyle 1086 sayılı HUMK 427. maddesinde öngörülen kesinlik sınırı 1.1.2016 tarihinden itibaren 2.190,00 TL’ye çıkarılmıştır.

Temyize konu ...,... ve ... lehine hükmedilen manevi tazminata ilişkin karar anılan yasanın yürürlüğünden sonra verildiğinden davalılar, C. Tüketim Gıda Ltd. Şirketi ve davalı ...

bakımından kesin niteliktedir. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 1.6.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca Yargıtay’ca da temyiz isteminin reddine karar verilebilir.

2-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde ve özellikle manevi tazminatın takdirinde TBK'nın 56. maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nasafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına,dava ve ıslah zamanaşımı def’inin süresi içerisinde ileri sürülmemiş olmasına göre, davalı C. Tüketim Gıda Ltd. Şirketi vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

3-Davalı C. Tüketim Gıda Ltd. Şirketi vekili tarafından diğer davalı ...Ş’nin kazaya karışan aracın aynı zamanda kasko poliçesini de düzenlediği bildirilerek, poliçe örneği dosya içerisine sunulmuş olup, mahkemece bu hususta bir araştırma yapılmamıştır.

Dava, kazaya karışan karşı aracın maliki,sürücüsü ve işleteni ve ZMMS ve İMMS poliçelerini düzenleyen sigorta şirket aleyhine açılmış, dava açılırken hangi poliçeye dayanıldığı hususunda açıklama yapılmamıştır.

Davalı şirket vekili tarafından sunulan poliçe örneklerine göre, kazaya karışan ve davalı C. Tüketim Gıda Ltd. Şirketi’nin maliki olduğu aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesini düzenleyen H. Sigorta AŞ aynı zamanda aracın İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortasını da kapsar şekilde, Motorlu Kara Taşıtları Birleşik Kasko Sigorta Poliçesini de düzenlemiştir.

İMMS, motorlu araç işleteninin, bu aracın işletilmesinden dolayı KTK ve Genel Hükümlere göre oluşan ve ZMMS limiti üzerinde kalan hukuki sorumluluğunu sigorta poliçesinde yazılı azami hadlere kadar sigorta güvencesi altına alan bir sigorta sözleşmesidir. Bu sözleşme, ZMMS'nın güvencesini yeterli bulmayan işletenler tarafından ek olarak yapılmaktadır. İMMS kapsamının başlangıç noktası, ZMMS limitinin üzerinde kalan kısımdır. Kapsamın sonu ise İMMS limitidir. İMMS Poliçesi Genel Şartlarının 1.maddesine göre, sigortacının sorumluluğu ZMMS poliçesi limitinin üzerinde kalan miktardan başlayıp, İMMS teminat limiti ile sona ermektedir. Bu limitin tesbitinde, ZMMS'nın hiç yapılmaması veya teminat miktarlarının yeni limitlere getirilmemesi halinde, Hazine müsteşarlığınca tesbit olunan yeni tarife limitleri esas alınır. Bu durumlarda dahi, İMMS'nın sorumluluğu ZMMS'sı limitini aşan kısım için söz konusudur.

Somut olayda bu hususlar araştırılmaksızın, davalı C. Tüketim Gıda Ltd. Şirketi vekilinin cevap dilekçesinde bu yönlere ilişkin itirazları değerlendirilmeden,karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulumaz. Bu durumda mahkemece, öncelikle kaza tarihi itibariyle davalı taraf aracıyla ilgili davalı ... nezdinde düzenlenen İhtiyari Mali Sorumluluk Sigortasını da kapsar şekilde,Motorlu Kara Taşıtları Birleşik Kasko Sigorta poliçesi olup olmadığının araştırılması, bulunması halinde, zararın ZMMS limitini aşması durumunda davalı sigortacının İMMS limiti oranında sorumluluğunun söz konusu olacağın gözetildiğinde, davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlulukları bulunduğunun anlaşılmasına göre, davalı C. Tüketim Gıda Ltd. Şirketi vekilinin davalılar arasındaki rücu ilişkisinde aleyhine sonuç doğuracak nitelikte olan hükmü temyiz etmekte hukuki yararı mevcuttur. Bu sebeple iş bu dava yönünden icrai nitelikte olmasa da davalılar aracındaki iç ilişki yönünden davalı ... şirketinin ZMMS poliçe limitini aşan miktar yönünden İMMS poliçesi ile davalılarla birlikte müşterek ve müteselsil sorumluluğu ile ilgili tespit şeklinde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

4-818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 41. maddesinde (6098 sayılı TBK'nun 49. md.) haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de (TBK'nun değişik 72. md.) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK'nun 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi bulunduğu belirtilmiştir.

Buna karşılık 2918 sayılı KTK'nun 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını benimsemiştir. Görüldüğü gibi, BK'nun 60. ve 2918 sayılı KTK'nun 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir. (TBK'nun 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır.) 2918 sayılı Kanun'un anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır.

Açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; davaya konu trafik kazası 16.11.2004 tarihinde gerçekleşmiştir. Davacı dışında birden fazla kişinin daha yaralandığı olayda ceza zamanaşımı süresi 765 Sayılı TCK'nın 455/2 ve 102/3 maddelerine göre 5 yıl olup, dava 30.12.2010 tarihinde açılmıştır. Olayda gelişen durum bulunmayıp, dosya kapsamında alınan hesap bilirkişi raporu uyarınca dava 10.12.2015 tarihinde ıslah edilmiştir.

Dava dilekçesi,davalı C. ltd.Şti.’ne 21.01.2011 tarihinde, diğer davalı ... ’a 18.01.2011 tarafa tebliği üzerine, davalılar tarafından,yasal 2 haftalık sürede cevap dilekçesi sunulmamış,davalı C. Ltd. Şti. Vekili 04.10.2011 tarihinde, diğer davalı ... 04.05.2011 tarihinde vermiş oldukları cevap dilekçelerinde zamanaşımı def'ini ileri sürmüşlerdir.

Davacı vekili tarafından verilen 10.12.2015 tarihli ıslah dilekçesi, Davalı C. Ltd. Şti. vekiline,10.12.2015 tarihli duruşmada tebliğ edilerek,beyanda bulunması için 2 hafta süre verilmiş, C. Ltd. Şti. vekili bu süre içerisinde beyanda bulunmamış,ıslah edilen kısım için de zamanaşımı def’ini ileri sürmemiştir.Islah dilekçesi diğer davalı ...’a 24.12.2015 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı ...vekili 28.12.2015 tarihli beyan dilekçesi ile süresi içerisinde itiraz etmiş ıslah zamanaşımı def’ini ileri sürmüştür.

Yukarıda açıklandığı üzere davanın açıldığı tarih itibarı ile 5 yıllık (ceza) zamanaşımı süresinin dolmuş olmasına rağmen temyiz eden davalılar tarafından süresi içerisinde zamanaşımı def’i ileri sürülmediğinden dava zamanaşımı savunması ve davalı C. Ltd. Şti. tarafından süresi içerisinde ıslah zamanaşımı def’i ileri sürülmediğinden bu davalı yönünden ıslah zamanaşımı savunması dikkate alınamayacaktır.

Mahkemece davalı ... vekilinin zamanaşımı itirazının reddine karar verilmişse de,ıslah dilekçesine karşı, davalı ... vekili tarafından süresi içerisinde ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığı beyan edilerek ıslah zamanaşımı def’i ileri sürülmüş olması karşısında, davanın açıldığı tarihte 5 yıllık ceza zamanaşımı süresinin ve ıslah zamanaşımı süresinin dolmuş olmasına göre, mahkemece ıslah edilen kısım yönünden temyiz eden davalı ...’ın ıslah zamanaşımı itirazının kabulüne karar verilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde bu davalı yönünden zamanaşımı itirazı reddedilerek hüküm kurulması doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı C. Tüketim Gıda Ltd. Şirketi vekili ile davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinin ..., ... ve ... lehine hükmedilen manevi tazminat hükmünün kesin olması nedeniyle REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı Can Tüketim Gıda Ltd. Şirketi vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı C. Tüketim Gıda Ltd. Şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz edenin sıfatına göre davalıların kendi arasındaki iç ilişkide geçerli olmak üzere tespit mahiyetinde, (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı ... yararına BOZULMASINA, aşağıda dökümü yazılı 5.161,51 TL kalan onama harcının temyiz eden C. Tüketim Gıda Mad.Paz.San. Ve Tic.Ltd.Şti.'den alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı ... 'a geri verilmesine 13/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.