Başbakana Küfür Etmek Meslekten İhraca Sebebiyet Vermez


Danıştay 12. Daire
2016/8859
2017/321
2017-02-15





Dava; beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapan davacının, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (f) ve (g) alt bentleri gereğince "Devlet memurluğundan çıkarma cezası" ile cezalandırılmasına ilişkin 30.09.2014 tarihli ve 4324637 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.

İdare Mahkemesince; Başbakan'ın konvoyunda yer alan bir araca yumurta atılması olayıyla ilgili olarak, yumurtanın bir başka aracın dış yüzeyine çarparak yere düştüğü, amirine ya da bir başka şahsa isabet etmediği hususları dikkate alındığında, amir sıfatından kaynaklanan fiili bir tecavüzün varlığından söz etmenin mümkün olmadığının anlaşıldığı, davacının, Başbakan'a küfür içeren ifadelerle hakaret ettiği iddiasıyla ilgili olarak ise; soruşturma kapsamında alınan ifadeler ile olay yeri tutanağı ve emniyette yapılan teşhis sonucunda, davacı tarafından Başbakan'a karşı küfretme olayının sübuta erdiği, fiilin memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiili olarak değerlendirilmek suretiyle, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Davacı tarafından, mahkeme kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.

Dosyanın incelenmesinden; beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapan davacının, Başbakan'a yumurta atarak, küfür içeren sözlerle hakaret ettiğinden bahisle başlatılan soruşturma sonucunda Devlet memurluğundan çıkarma cezası ile cezalandırılması üzerine görülmekte olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 125. maddesinin birinci fıkrasının (E) bendinin (f) alt bendinde; amirlerine, maiyetindekilere ve iş sahiplerine fiili tecavüzde bulunmak, (g) alt bendinde; memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak fiilleri, Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren haller arasında sayılmıştır.

Dava konusu olayda; beden eğitimi öğretmeni olarak görev yapan davacının, 22.11.2013 tarihinde programı nedeniyle Trabzon'da bulunan Başbakanın, kalacağı otele geçmek için kullandığı cadde üzerindeki ikamet ettiği binadan Başbakana yumurta attığı ve küfür içeren sözlerle hakaret ettiği, bu olayın koruma polisleri ve tanıklarca farkedilmesi üzerine davacı hakkında başlatılan soruşturma sonucu hazırlanan 18.02.2014 tarihli soruşturma raporunda cadde üzerinde ayakkabı mağazası bulunan M.B., bu mağazaya klima takmaya gelen B.K., yine o cadde üzerinde bulunan işhanında güvenlik görevlisi olarak çalışan Ş.Y 'nin tanık olarak alınan ifadelerinde özetle " Başbakanın geçtiği esnada bir kadın çığlığı ile "o....çocuğu" diye bağırıldığını duyduklarını fakat yumurta atıldığını görmediklerini" ifade etmişlerdir.

Anayasa’nın 2. maddesinde belirtilen Hukuk Devleti, eylem ve işlemleri hukuka uygun, insan haklarına saygılı, bu hak ve özgürlükleri koruyup güçlendiren, her alanda adaletli bir hukuk düzeni kurup bunu geliştirerek sürdüren, Anayasa’ya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, Anayasa ve hukukun üstünlüğü kurallarıyla kendini bağlı sayan, yargı denetimine açık olan Devlettir.

Kanun koyucu hukuk devletinde kamu hizmetlerinin uyum ve düzen içinde yürütülmesini sağlamak amacıyla hizmeti sunan kamu görevlileri için disiplin düzenlemeleri içeren kurallar öngörebilir ve bu kurallara uyulmasını temin etmek amacıyla çeşitli disiplin yaptırımları benimseyebilir. Ancak disipline konu eylemler ile yaptırımlar arasında adil bir dengenin gözetilmesi de hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir. Eylem ile yaptırım arasında bulunması gereken adil denge, “ölçülülük ilkesi” olarak da adlandırılmakta ve bu ilkenin alt ilkelerini de elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkeleri oluşturmaktadır.

“Elverişlilik ilkesi”, öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç için elverişli olmasını, “zorunluluk ilkesi” öngörülen yaptırımın ulaşılmak istenen amaç bakımından zorunlu olmasını ve “orantılılık ilkesi” ise öngörülen yaptırım ile ulaşılmak istenen amaç arasında olması gereken orantıyı ifade etmektedir.

Soruşturma kapsamında yer alan tüm bilgi ve belgelerin incelenmesinden, davacının Başbakan'ın konvoyu geçerken "o.....çocuğu" şeklinde bağırdığı hususunun sübuta erdiği anlaşılmakla birlikte, davacının eyleminin memurluk sıfatıyla bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareket olarak nitelendirilmesi suretiyle 657 sayılı Kanun'un 125. maddesinin (E) bendinin (g) alt bendinde yer alan fiil kapsamında görülerek meslekten çıkarılmasının ölçülülük ilkesine aykırılık oluşturacağı sonuç ve kanaatine varılmıştır.

Bu duruma göre, davacının meslekten çıkarma cezası ile cezalandırılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık, davanın reddi yolundaki idare mahkemesi kararında hukuki isabet görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İdare Mahkemesine gönderilmesine, bu kararın tebliğ tarihini izleyen 15 (onbeş) gün içerisinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere 15/02/2017 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.