Banka - İpotek - Tapu Sicili - Tazminat - Görev


Yargıtay 20. Hukuk Dairesi
2020/13
2020/682
2020-02-13





Özet:

  • Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, davacının kredi alacağı nedeniyle borçluya ait taşınmazın tapu kaydı üzerine konulan ipoteğin fek’i nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin olup her ne kadar davacı bir banka ise de; uyuşmazlık Türk Ticaret Kanunundan kaynaklanmayıp Türk Medeni Kanundan kaynaklanmakta olduğuna göre, davaya bakmakla asliye hukuk mahkemesi yetkili ve görevlidir. 
 
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki davada İzmir 5. Asliye Ticaret ve İzmir 17. Asliye Hukuk Mahkemelerince ayrı ayrı görevsizlik kararı verilmesi nedeniyle yargı yerinin belirlenmesi için gönderilen dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Dava dilekçesindeki açıklamaya göre dava, davacının kredi alacağı nedeniyle borçluya ait taşınmazın tapu kaydı üzerine konulan ipoteğin fek’i nedeniyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.

İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesince, Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 05/04/2018 gün ve 2017/6594 E. - 2018/2691 K. sayılı bozma kararına uyulmasına karar verildikten sonra Yargıtay bozma kararına göre; davacı bankanın İzmir ili, Konak ilçesi, 2. Bölge Köprü mahallesinde kain tapunun 108 pafta, 826 ada, 13 sayılı parselinde kayıtlı, 2/22 arsa paylı, 3. Kat 9 nolu bağımsız bölüm için dava dışı ...'ın kullanmış olduğu kredi sebebiyle taşınmaz üzerine anahtar ipoteği konulduğunu, dava konusu taşınmaz için önceki malik ... tarafından ...'e yapılan satışın usulsüz olduğundan bahisle tapunun iptal edildiğini ve tapuda taşınmazın ... adına tescil edildiğini, tapunun usulsüz satışı sebebiyle davalıların sorumlu olduğunu, tazmin edemediği kredi bedelinin tahsilini talep ettiği, Yargıtay ilgili bozma kararı 2. sayfası, 1. paragrafı kapsamına göre davalı Hazine vekilinin süresi içinde iş bölümü itirazında bulunduğu, ilgili bozma kararı kapsamına göre davanın ticari nitelikte olmadığı, davaya bakmaya asliye hukuk mahkemelerinin yetkili ve görevli olduğunun belirtilmiş olduğu, iş bölümü itirazının yapıldığı 24.02.2011 tarihi itibariyle 1086 sayılı HUMK'nın 440. maddesine göre Yargıtay Dairelerinin vermiş olduğu görevsizlik ve yetkisizlik kararlarının kesin olduğu görevsizlik kararı vermiştir.

İzmir 17. Asliye Hukuk Mahkemesince davanın 11/01/2011 tarihinde açıldığı ve bu tarihte eski Hukuk Usulü Muhameleri Kanununun geçerli olduğu ve eski Kanun döneminde HUMK'nın 187 ve HDK'nın 5. maddesine göre ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi arasındaki ilişkinin iş bölümü ilişkisi olup, ancak ilk itiraz olarak ileri sürülebileceği düzenlenmiştir. İlk itiraz olarak ileri sürülmeyen iş bölümü itirazı mahkemece kabul edilmemelidir. İş bölümü itirazının uygun bulunması halinde ise mahkemece dava dosyasının ilgili mahkemesine gönderilmesine karar verilmelidir ve bu gönderme kararı nihai bir karardır. Bu karar ile dava sona ermez ve temyizi kabil değildir. Yine gönderme kararı usulüne uygun şekilde verilmesi halinde gönderilen mahkemeyi bağlar ve gönderilen mahkeme bu davaya bakmak zorundadır. Ancak, bu zorunluluk iş bölümü itirazının ilk mahkemede süresinde yapılması hali ile sınırlıdır. Somut olayda ise davanın eski HUMK zamanında açıldığı dolayısıyla mahkememiz ile ticaret mahkemesi arasında iş bölümü itirazı olduğu davalı vekilinin 10 günlük cevap süresi içerisinde iş bölümü ilk itirazında bulunmadığı, kaldı ki; İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin (o tarihte davaya 2 ATM tarafından bakılmaktadır.) 24/10/2011 tarihli celsesinin

2 no'lu ara kararında iş bölümü itirazının reddine karar verildiği ve dosyanın karara bağlanması üzerine temyiz incelemesini yapan Yargıtay tarafından iş bölümü ile ilgili herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, kaldı ki davanın açıldığı tarih itibari ile Mahkememiz ile İzmir 5. ATM arasında ki ilişkinin iş bölümü ilişkisi olup son celsede olduğu gibi görevsizlik kararı verilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir.

6100 sayılı HMK'nın 22/2. maddesinde “İki mahkemenin aynı dava hakkında göreve veya yetkiye ilişkin olarak verdikleri kararlar kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği takdirde, görevli veya yetkili mahkeme, ilgisine göre bölge adliye mahkemesince veya Yargıtayca belirlenir.”

6100 sayılı HMK'nın 23/2. maddesinde, “Yargıtayca verilen merci tayini kararları ile temyiz incelemesi sonucu kesinleşen göreve ve yetkiye ilişkin kararlar davaya ondan sonra bakacak mahkemeyi bağlar” hükümlerine yer verilmiştir.

Somut olayda İzmir (Kapatılan) 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06/03/2014 gün ve 2012/95 E. - 2014/89 K. sayılı kararı ile davalı Bayındırlık ve İskan Bakanlığı aleyhine açılan davanın husumet yokluğundan reddine, davalı Hazine aleyhine açılan davanın ise kısmen kabulüne ve 74.666,72.-TL asıl alacak, 20.325,71.-TL faiz olmak üzere toplam 94.992,43.-TL’nin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden alınarak davacıya verilmesine dair kararı Yargıtay 20. Hukuk Dairesince ''Mahkemece kurulan hüküm usul ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesinde 6335 sayılı Kanunla yapılan değişiklik uyarınca 01/07/2012 tarihinden sonraki uyuşmazlıklar bakımından asliye hukuk mahkemeleri ile ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki, işbölümü ilişkisi olmaktan çıkarılıp görev ilişkisine dönüştürülmüştür. Eldeki dava ise 11/01/2011 tarihinde açılmış olup bu tarih itibari ile asliye hukuk ve asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü ilişkisi olup, ancak süresi içinde itiraz edilmesi halinde mahkemece dikkate alınacak bir husustur.

Davalı Hazine süresi içinde sunduğu cevap dilekçesi ile işbölümü itirazında bulunmuş, ancak mahkemece davanın asliye ticaret mahkemesinde açılmış olması ve taraflardan birinin banka olması nedeni ile işbölümü itirazının reddine karar verilmiştir.

Eldeki dava TMK’nın 1007. maddesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup her ne kadar davacı bir banka ise de; uyuşmazlık Türk Ticaret Kanunundan kaynaklanmayıp Türk Medenî Kanundan kaynaklanmakta olduğuna göre, davaya bakmakla asliye hukuk mahkemesi yetkili ve görevlidir. Bu sebeple, mahkemenin işbölümü itirazınının reddine ilişkin kararı yerinde değildir.'' denilerek kararın bozulduğu, ayrıca anlaşılmaktadır. Bu durumda, davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu özel dairenin kabulündedir. Özel Dairenin bozma kararının mahkemeleri bağlayıcılığı özelliği vardır.

O halde, uyuşmazlığın İzmir 17. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.

SONUÇ: Yukarıda belirtilen nedenlerle; 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince İzmir 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE 13/02/2020 günü oy birliğiyle karar verildi.

kaynak:  (www.corpus.com.tr)