Bu kararı Favorilerinize Eklemek veya Kopyalayabilmek için giriş yapın veya üye olun
%41 pay sahibi olan davacı; şirketin içinin boşaltıldığı ve mali haklarının engellendiği iddiasıyla "haklı sebeple fesih" davası açarak diğer ortakların hisselerine tedbir konulmasını istemiştir.
İlk derece mahkemesi paylar üzerine devri önleyici tedbir koymuş olsa da, istinaf mahkemesi bu kararı usul ve yasaya aykırı bulmuştur.
Mahkeme, fesih davasında uyuşmazlık konusunun "şirketin tüzel kişiliği" olduğunu, davalı ortakların kişisel hisselerinin davanın konusu olmadığını, bu nedenle bu hisseler üzerine tedbir konulamayacağını hükme bağlamıştır.
TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili; müvekkilinin davalı şirkette %41 oranında pay sahibi olduğunu, müvekkilinin diğer ortakların haksız şikayetlere ve davalara maruz bırakıldığını, şirketin hakim ortağı olan davalının şirketin içinin boşlatıldığını, müvekkilinin şirkete girişinin yasaklandığını ve mali haklarının ortadan kaldırıldığını belirterek, davalı şirketin fesih ve tasfiyesine veya fesih yerine payların gerçek değeri ödenerek müvekkili adına tesciline, olmadığı takdirde müvekkiline ait hisse bedeli ödenerek ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmesini, davalılara ait şirket paylarının 3. şahıslara devrinin önlenmesi için tedbir kararı verilmesini ve şirkete kayyım atanmasını talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI: Mahkemece 06/12/2024 tarihli ara karar ile; yaklaşık ispat sağlanamadığından şirkete kayyım atanması talebinin reddine, davalıların şirketteki paylarının devrinin önlenmesi için paylar üzerine tedbir konulmasına karar verilmiştir.
İTİRAZ: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı ... vekili; davacının talepleri hukuka aykırı olup müvekkilinin hisseleri üzerine 3. kişilere devrini önleyici mahiyette tedbir kararı verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının iddiaları soyut ve gerçek dışı olup şirketi zarara sokan süreçlere davacının sebebiyet verdiğini belirterek, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar ..., ... ve... AŞ vekili; anonim şirketin feshi davasında husumet dahi yöneltilmesi mümkün olmayan ve terditli olarak istemde bulunulmasının da mümkün olmadığı işbu davada, müvekkillerinin hisseleri üzerine tedbir konulmasının hukuka aykırı olduğunu, şirketin feshi koşullarının oluşmadığını, aksinin kabulü halinde de fesih sebeplerinin oluşmasında davacının kusurlu olduğunu belirterek, müvekkili ortakların paylarının devrinin önlenmesi yönündeki ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
EK KARAR: Mahkemece 20/03/2025 tarihli ek karar ile; dava dilekçesi ve ekindeki belgeler ile yaklaşık ispat koşullarının gerçekleştiği, verilen 06/12/2024 tarihli ihtiyati tedbir kararında herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve ihtiyati tedbirin verilmesindeki şartların da değişmediği gerekçesiyle, davalılar vekillerinin ihtiyati tedbir kararına yönelik itirazlarının reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı ... vekili; davacı tarafından gerçek dışı iddialar ile hiç bir delil ibraz edilmeksizin açılan davada, müvekkilinin hisselerinin devrinin önlenmesine dair istemin hukuka aykırı olduğunu, mahkemece gerekçesiz olarak uyuşmazlık konusu olmayan hisseler hakkında ihtiyati tedbir kararı verildiğini, müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, şirketin feshini gerektiren bir sebebin bulunmadığını, aksi halin kabulünde ise bu sebeplerin oluşmasında davacının kusurlu olduğunu belirterek, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasını talep etmiştir. İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar ..., ... ve ... AŞ vekili; anonim şirketin feshi davasında husumet dahi yöneltilmesi mümkün olmayan ve terditli olarak istemde bulunulmasının da mümkün olmadığı işbu davada, müvekkillerinin hisseleri üzerine tedbir konulmasının hukuka aykırı olduğunu, mahkemece gerekçesiz olarak uyuşmazlık konusu olmayan hisseler hakkında tedbir kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, şirketin feshini gerektiren bir sebep bulunmadığını, aksinin kabulü halinde de bu sebeplerin oluşmasında davacının kusurlu olduğunu belirterek, mahkemenin ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine yönelik kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE: Talep; anonim şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesi, aksi halde diğer ortaklara ait payların gerçek değeri ödenerek davacı adına tescili, olmadığı takdirde haklı sebeple gerçek pay bedeli ödenerek ortaklıktan çıkma istemli davada, davalı şirket ortaklarına ait şirket paylarının devrinin önlenmesi bakımından hisseler üzerine ihtiyati tedbir konulmasına ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın 531. maddesine göre; “Haklı sebeplerin varlığında, sermayenin en az onda birini ve halka açık şirketlerde yirmide birini temsil eden payların sahipleri, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinden şirketin feshine karar verilmesini isteyebilirler. Mahkeme, fesih yerine, davacı pay sahiplerine, paylarının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerlerinin ödenip davacı pay sahiplerinin şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme karar verebilir”. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." Aynı yasanın 390/3 maddesi "tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." şeklinde düzenlenmiştir. Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki genelde geçici hukuki korumalara karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması öngörülmüştür.
Somut olayda; davacı tarafça ortağı olduğu şirket ile diğer ortaklara husumet yöneltilerek açılan işbu davada, şirketin haklı nedenle feshi, olmadığı takdirde diğer hissedarlara ait payların gerçek değeri ödenerek davacı adına tescili, bunun da kabul edilmemesi halinde pay değeri ödenerek şirket ortaklığından çıkma talep edilmiş, mahkemece davacının ihtiyati tedbir talebi kabul edilerek davalı ortaklara ait davalı şirket hisselerinin devrinin önlenmesi bakımından hisseler üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiştir. Davanın yasal dayanağını oluşturan TTK'nın 531 maddesi uyarınca mahkemece haklı sebebin gerçekleştiği kanaatına varılması halinde fesih yerine ,davacı pay sahiplerine,payların karar tarihine en yakın tarihdeki gerçek değerlerinin ödenip davacıların şirketten çıkarılmalarına veya duruma uygun düşen bir çözüme hükmedebilecektir.Kanunda fesih yerine davacının pay değeri ödenerek çıkartılması dışında açıkça başkaca uygun çözümlerin ne olabileceği gösterilmemiştir. Hakimin diğer çözüm yollarına hükmetmesi için talebe ihtiyaç yoktur.Limited ortaklıktan farklı olarak anonim ortaklıkta haklı sebeble çıkma veya haklı sebeble çıkartılma ayrıca düzenlenmediğinden gerek ortaklık gerekse pay sahiplerince bu gibi talepler ayrıca dava edilemeyecektir. Davacı açtığı haklı sebeble fesih davasında; diğer şirket ortaklarına da husumet yönelterek ;fesih olmadığı takdirde diğer ortakların paylarının kendi adına tescilini , bunun da kabul edilmemesi halinde payının değeri kendisine ödenerek ortaklıktan çıkartılmasını talep etmiştir.Davacı ortağın haklı sebeble fesih davasında terditli talepde bulunma hakkı da bulunmamaktadır. Davacının fesih yerine diğer pay sahiplerinin paylarının kendi adına tescili istemi ise TTK'nın 531. maddesinde öngörülen "duruma uygun düşen ve kabul edilebilir bir çözüm" olarak kabul edilip edilemeyeceği yargılamaya muhtaç durumdadır. Mevcut koşullarda davalı şirket ortaklarının şirketteki payları, davanın konusunu teşkil etmemektedir. HMK'nın 389. maddesinin açık hükmü gereğince ise, ihtiyati tedbire ancak uyuşmazlık konusu hakkında karar verilebilecektir. Bu durumda davalıların şirketteki payları uyuşmazlık konusu olmadığından, mahkemece davalı ortakların şirket hisseleri üzerine tedbir konulmasına karar verilmesi hatalı olup, davalı ortakların tedbire yönelik itirazlarının kabulü ile ihtiyati tedbirin kaldırılması gerekirken itirazın reddine karar verilmesi hatalıdır.
Açıklanan nedenlerle; ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekillerinin itirazının reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkemenin 20/03/2025 tarihli itirazın reddine ilişkin ara kararının HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak, ihtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekillerinin tedbir kararına itirazlarının kabulüne, mahkemenin davalı şirket ortaklarının davalı şirketteki hisseleri üzerine tedbir konulmasına dair 06/12/2024 tarihli ihtiyati tedbir ara kararın kaldırılmasına" karar verilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2024/950 Esas sayılı 20/03/2025 tarihli itirazın reddine ilişkin ara kararının HMK'nın 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "İhtiyati tedbire itiraz eden davalılar vekillerinin tedbir kararına itirazlarının kabulüne, mahkemenin davalı şirket ortaklarının davalı şirketteki hisseleri üzerine tedbir konulmasına dair 06/12/2024 tarihli ihtiyati tedbir ara kararın kaldırılmasına, Tedbirin kaldırıldığına ilişkin bildirimlerin yapılması işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine," Davalılar tarafından yatırılan (... 615,40-TL, diğer davalılar 1.846,20-TL) peşin istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/04/2025
KARARI YAZDIR
Bu kararı Favorilerinize Eklemek için giriş yapın veya üye olun