Alacak Davası - Vekalet Ücreti


Yargıtay 13. Hukuk Dairesi
2009/12962
2010/4125
2010-03-29





Özet:

  • Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde öncelikle, taraflar arasındaki ücret sözleşmesinin geçerli olup olmadığı üzerinde durulmalı, şayet geçerli değil ise, davalı avukatın hangi esasa dayalı ücrete hak kazandığı açıklığa kavuşturulmalıdır.
  • Hemen belirtmek gerekir ki, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 1.maddesinde; avukatlığın, kamu hizmeti ve serbest bir meslek olduğu belirtilmiş ve yine anılan yasanın 34.maddesinde de, avukatların yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmeleri hüküm altına alınmıştır.
  • Somut olayda davalı avukat, 29.7.2002 tarihli vekaletnameye istinaden davacının iş mahkemesinde açtığı ihbar ve kıdem tazminatı ile ilgili davada avukatlık hizmeti vermeyi üstlenmiş ve bu dava ile ilgili olarak 13.500 TL avukatlık ücreti kararlaştırılmıştır.
  • Görülen bu davada davacı lehine 1.047.83 TL ihbar tazminatı ile 9.727.56 TL kıdem tazminatına hükmedilmiştir. Oysa, kararlaştırılan avukatlık ücreti davacının işçilik tazminatının da üzerinde olduğu görülmektedir. Böyle bir ücret sözleşmesi gerek Avukatlık Kanunu gerekse genel işlem şartları yönünden geçersizdir. Öyle olunca, davalı ancak avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanacak vekalet ücretine hak kazanır.

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalı’yı Ankara 2.İş Mahkemesindeki davasını takip için vekil tayin ettiğini, dava sonucunda verilen kararın takibi esnasında, karşı tarafça icra dosyasına yatan 18.000 YTL parayı kesintilerle 16.992 YTL olarak 17.5.2005 tarihinde tahsil ettiğini, ancak bu parayı kendisine vermediğini, bu hususu sonradan öğrendiğini, aralarındaki anlaşmaya göre tahsil edilecek paranın % 6’sının avukatlık ücreti olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığını, bu nedenle de davalı avukatı 22.07.2005 tarihinde azlettiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 6.000 YTL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı, 2000 yılında açılan davada, davacı tarafından 29.7.2002 tarihinde vekil tayin edildiğini, davacı ile aralarında yazılı avukatlık sözleşmesi mevcut olduğunu, bu sözleşmeye göre alacaklı bulunduğunu, hapis hakkımı kullandığını savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece, davalı avukatın davacıdan 21.043.08 YTL vekalet ücreti alacağı bulunduğu gerekçe gösterilmek ve bilirkişi raporu esas alınmak suretiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı, Ankara 2.İş Mahkemesi’nin 2000/1389 esas sayılı dosyasında (bozulmakla 2003/1359) kendisini temsil için davalıyı 29.7.2002 tarihinde vekili olarak tayin ettiğini, dava sonucunda toplam 10.775 YTL tazminata hak kazandığını, bu paranın tahsili için diğer faiz ve masraflarıyla birlikte 8.6.2004 tarihinde 46.236 YTL üzerinden icra takibi yapıldığını, ancak davalı avukat tarafından kendisinden habersiz olarak dosyaya yatan paranın kesintilerle 16.992 YTL olarak 17.5.2005 tarihinde tahsil edildiğini beyan ederek eldeki davayı açmış; davalı ise, davacı ile aralarında yazılı sözleşme bulunduğunu, bu nedenle tahsil edilen paranın mahsubu halinde dahi kendisinin alacaklı olduğunu, hapis hakkını kullandığını savunmuştur. Ankara 2.İş Mahkemesi’nin 2003/1359 E., 2004/103 K. ve 17.3.2004 tarihli kesinleşen kararı ile faiz ve fer’ileri hariç olmak üzere toplam 10.775 YTL kıdem ve ihbar tazminatına hükmedilmiş ve bu karar 8.6.2004 tarihinde 46.236 YTL üzerinden icra takibine konu edilmiştir. Mahkemece, hükme dayanak yapılan bilirkişi raporunda vekalet ücreti yönünden hesaplama yapılırken davanın müddeabihi olarak 44.582,12 YTL üzerinden hesaplama yapılmış, 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 163. ve 164. maddeleri gereğince sözleşmede yazılı %25’i aşan kısmın geçersiz olduğu, bu hale göre yapılan hesaplamaya göre 11.145,53 YTL vekalet ücreti, icra takibi için verilen hizmet karşılığı hak edilen ücret ve masraflar ile birlikte 9.897,56 YTL’nin ilavesiyle toplam 21.043,08 YTL davalı avukatın alacaklı olduğu kabul edilmiştir.

Ne Var ki, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde öncelikle, taraflar arasındaki ücret sözleşmesinin geçerli olup olmadığı üzerinde durulmalı, şayet geçerli değil ise, davalı avukatın hangi esasa dayalı ücrete hak kazandığı açıklığa kavuşturulmalıdır. Hemen belirtmek gerekir ki, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu'nun 1.maddesinde; avukatlığın, kamu hizmeti ve serbest bir meslek olduğu belirtilmiş ve yine anılan yasanın 34.maddesinde de, avukatların yüklendikleri görevleri bu görevin kutsallığına yakışır bir şekilde özen, doğruluk ve onur içinde yerine getirmeleri hüküm altına alınmıştır. Somut olayda davalı avukat, 29.7.2002 tarihli vekaletnameye istinaden davacının iş mahkemesinde açtığı ihbar ve kıdem tazminatı ile ilgili davada avukatlık hizmeti vermeyi üstlenmiş ve bu dava ile ilgili olarak 13.500 TL avukatlık ücreti kararlaştırılmıştır. Görülen bu davada davacı lehine 1.047.83 TL ihbar tazminatı ile 9.727.56 TL kıdem tazminatına hükmedilmiştir. Oysa, kararlaştırılan avukatlık ücreti davacının işçilik tazminatının da üzerinde olduğu görülmektedir. Böyle bir ücret sözleşmesi gerek Avukatlık Kanunu gerekse genel işlem şartları yönünden geçersizdir. Öyle olunca, davalı ancak avukatlık asgari ücret tarifesince hesaplanacak vekalet ücretine hak kazanır. Mahkemece değinilen ilkeler çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılması gerekirken, aksine düşünce ile yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın belirtilen nedenle davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 15.60 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 29.03.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.

(www.corpus.com.tr)