Yangından Doğan Zararlar - Bina Malikinin Sorumluluğu - İlliyet Bağı


Yargıtay 3. Hukuk Dairesi
2015/14698
2016/13719
2016-12-01





Özet:

  • Yangının çıkış sebebini yapının bozukluğu veya bakım eksikliğinin sonucu olan illiyet bağı olup olmadığı konusunda keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın kusursuz sorumluluk ilkesine göre yapının sorumlu olduğunun kabülü doğru olmamıştır.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:


Y A R G I T A Y K A R A R I


Davacı; ... İlçesi ... ada 67 parsel sayılı taşınmazda bulunan limon bahçesi üzerinden davalıya ait yüksek gerilim hattı geçtiğini, 30/08/2012 tarihinde elektrik telinden çıkan kıvılcımların limon ağaçlarına sıçradığını ve ağaçlar ile sulama için kullanılan damlama sisteminin yandığını, ... Belediyesi İtfaiye Müdürlüğü tarafından yangının söndürüldüğünü, tam verim çağında olan ağaçlarının yandığını, meydana gelen maddi zararın ... Sulh Hukuk Mahkemesinin 2013/3 D.İş. Sayılı dosyasında tespit edildiğini, tespit dosyasındaki bilirkişi raporunda 15 adet 25 yaşın üzerinde limon ağaçlarının tamamen ya da kısmen yanmış olduğunu, 1 adet 10 yaşın üzerinde limon ağacının ise tamamen yandığını, ayrıca damlama borularının bağlantısın da, kullanılan ana boru ile birlikte ağaçların altına çekilen damlama borularının yer yer yandığını, oluşan zararın toplam 7.125.00 TL olarak hesaplandığını ileri sürerek, bu maddi zararın haksız fiil tarihi olan 30.08.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen davaya cevap vermemiş, duruşmadaki beyanında davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava, davacıya ait ağaçların ve damlama sisteminde kullanılan boruların, davalıya ait yüksek gerilim hattından kaynaklanan yangın nedeniyle yandığı iddiasına dayalı, tazminat istemine ilişkindir.

6100 sayılı HMK.nun 400-406.maddeleri gereğince, delil tespitinde, "Taraflardan her biri, görülmekte olan bir davada henüz inceleme sırası gelmemiş yahut ileride açacağı davada ileri süreceği bir vakıanın tespiti amacıyla keşif yapılması, bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da tanık ifadelerinin alınması gibi işlemlerin yapılmasını talep edebilir."

Delil tespitinin konusunu maddi vakıalar oluşturur ve bilirkişi raporunda belirtilen zarar miktarı davacı lehine kazanılmış hak doğurmaz. Yani delil tespiti kesin delil niteliğinde değildir.

HMK'nın 266 ve devamı maddeleri uyarınca, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde hakim, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir. Bilirkişi raporu kural olarak hâkimi bağlamaz. Hâkim, raporu serbestçe takdir eder. HMK’nın 281.maddesinde; tarafların, bilirkişi raporunda eksik gördükleri hususların, bilirkişiye tamamlattırılmasını; belirsizlik gösteren hususlar hakkında ise bilirkişinin açıklama yapmasının sağlanmasını veya yeni bilirkişi atanmasını mahkemeden talep edebilecekleri; mahkemece, bilirkişi raporundaki eksiklik yahut belirsizliğin tamamlanması veya açıklığa kavuşturulmasını sağlamak için, bilirkişiden ek rapor alabileceği; ayrıca gerçeğin ortaya çıkması için mahkemenin, gerekli görürse yeni görevlendireceği bilirkişi aracılığıyla, tekrar inceleme de yaptırabileceği açıklanmıştır.

Bu bağlamda hâkim, bilirkişi raporunu yeterli görmezse, bilirkişiden ek rapor isteyebileceği gibi gerçeğin ortaya çıkması için önceki bilirkişi veya yeniden seçeceği bilirkişi vasıtasıyla yeniden inceleme de yaptırabilir. Bilirkişi raporları arasında çelişki varsa, çelişki giderilmeden karar verilemez.

Somut olayda, dava konusu olay nedeniyle düzenlenen yangın raporunda yangının çıkış nedeninin bilinmediği belirtilmiş, delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporunda da yangının çıkış sebebinin kesin olarak tespit edilemediği belirtilmiştir. Buna göre; uyuşmazlığın çözümü açısından, öncelikle dava konusu yangının çıkış sebebinin elektrik hatlarından kaynaklı olup olmadığı hususunun, diğer bir ifade ile meydana gelen zarar ile yapı eserinin bozukluğu veya bakım eksikliği şeklindeki eylem arasında illiyet bağının varlığının tespit edilmesi gerekmekte olup, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren bu konuda uzman bilirkişi görüşünün alınmasının gerekli olduğu açıktır. Ancak mahkemece, davaya konu yangının çıkış sebebinin saptanması bakımından , usulüne uygun keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın, davalı kurumun kusursuz sorumluluk ilkesine göre meydana gelen zarardan sorumlu olacağı kanaati ile, delil tespiti dosyasındaki bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmiştir.

Hal böyle olunca, mahkemece; davaya konu yangının çıkış sebebinin kesin bir biçimde saptanması ve meydana gelen olayda tarafların sorumlulukları açısından , gerekirse keşif de yapılmak suretiyle, konusunda uzman bilirkişiden, hüküm kurmaya ve denetime elverişli rapor alınarak, sonucu dairesinde bir hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup, bu husus bozmayı gerektirmiştir.

2-Bozma nedenine göre davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ;Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalı tarafın diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, HUMK'nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 01.12.2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.