Tedavi Gideri Islah Dilekçesi İle Talep Edilemez


Yargıtay 17. Hukuk Dairesi
2016/12622
2019/5488
2019-05-06





Davacı vekili, davalıların işleteni, sürücüsü ve trafik sigortacısı olduğu aracın, davacının idaresindeki araca çarpmasıyla oluşan kazada davacının aracının hurdaya çıktığını, ağır biçimde yaralanan davacının işgücü kaybına uğradığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak ve davalı ... sadece maddi tazminattan sorumlu olmak kaydıyla 15.000,00 TL. maddi ve 20.000,00 TL. manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini talep etmiş; 03.06.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle, maddi tazminat taleplerini 36.911,00 TL'ye yükseltmiştir.

Davalılar ... ve ... vekili, kazada davacının asli kusurlu olduğunu belirterek asıl davanın reddini; karşı dava olarak da davalı-karşı davacıya ait araçta oluşan 4.130,00 TL. hasar bedelinin kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; asıl davanın kısmen kabulüne, davacı ... için 28.457,00 TL sürekli işgücü kaybı tazminatı, 3.208,00 TL geçici işgöremezlik tazminatı ve 5.246,00 TL tedavi giderinden oluşan maddi tazminat ile 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar Mehmet Ali ve Mustafa'dan müteselsilen tahsiline; davalı ... hakkındaki dava geri alındığından bu davalı hakkında karar verilmesine yer olmadığına; karşı davadaki araç hasar bedelinin araç sürücüsü adına istendiği ve sürücünün bu hususta talep hakkı bulunmadığı gerekçesiyle, karşı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; davacı ...'ın kazadaki yaralanmasından kaynaklanan kalıcı maluliyeti bulunup bulunmadığı hususunu, kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuat hükümlerine uygun biçimde ve kazadaki yaralanma ile illiyet bağı içinde bulunan durumları irdelemek suretiyle değerlendiren uzman bilirkişi heyeti raporundaki maluliyet oranının benimsenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına; davacı ...'ın maddi tazminat alacağının, aşağıda (3 nolu bent) belirtilen yön dışında, Dairemiz'in yerleşik uygulamalarına uygun biçimde hesapladığı raporun hükme esas alınmış olmasına; manevi tazminatın takdirinde TBK'nun 56. (BK'nun 47.) maddesindeki özel haller dikkate alınarak hak ve nasafet kuralları çerçevesinde hüküm kurulmuş olmasına göre; davalılar ... ve ... vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Karşı dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasar bedelinin tahsili istemine ilişkindir.

Karşı davada davacı taraf, karşı davacı ...'in idaresindeki araçta kaza nedeniyle oluşan hasar bedelinin karşı davalı ...'dan tahsilini talep etmiş; mahkeme ise, araç maliki olmayan davacının araç hasar bedelini talep hakkının bulunmadığı gerekçesiyle karşı davanın reddine karar vermiştir.

Tazminat davasında davacı olma ehliyeti, kural olarak mal varlığında doğrudan doğruya zarar oluşan kişiye aittir. Ancak, bir şeyi sözleşmeyle (kira, ariyet vs) elinde bulunduran kişiler ve zilyet, onu aldığı gibi malikine aynen iade etmek zorundadır. Somut olayda; ... plakalı aracın kaza sırasındaki sürücüsünün davacı ... olduğu ve davacının olay sırasında aracın zilyedi durumunda bulunduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Buna göre, davacı zilyedin dava açmakta hukuki yararının, dolayısıyla aktif dava ehliyetinin bulunduğu düşünülmeden yazılı şekilde karşı davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.

3-Asıl davanın dava dilekçesinde, kaza nedeniyle davacının işgücü kaybına uğradığı belirtilerek maddi tazminat isteminde bulunulmuş; tedavi giderleri konusunda bir talepte bulunulmamış; mahkemece hükme esas alınan 17.11.2014 tarihli kök bilirkişi raporunda da, davacının istemine uygun olarak geçici işgöremezlik tazminatı ve sürekli işgücü kaybı tazminatı yönünden hesaplama yapılmıştır. Davacı taraf bu rapora karşı itirazında, sunulan tedavi gideri belgelerine göre tedavi masrafları için de hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürmüş; alınan 07.05.2015 tarihli ek hesap raporunda saptanan 5.246,00 TL'lik tedavi gideri de dahil olacak biçimde maddi tazminat istemlerini, 03.06.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle artırmış; mahkeme tarafından ıslah dilekçesindeki bedeller hüküm altına alınmıştır.

6100 sayılı HMK'nun 26/1. maddesinde "Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir" düzenlemesine yer verilmiştir. HMK'nun 176. maddesi (HUMK'nun 83. md.) ve devam maddelerinde ıslah müessesesi düzenlenmiş olup, bu yolla, mahkemeye yöneltilmesi gereken tek taraflı ve açık bir irade beyanı ile tarafların dilekçelerinde belirttikleri vakıaları, dava konusunu veya istem sonucunun değiştirebilmesi imkanı sağlanmıştır. Usule ilişkin işlemlerin tamamen ya da kısmen ıslahı mümkündür. Ancak, her iki durumda da usulüne uygun açılmış bir davanın bulunması şarttır. Bu hale göre yargılaması devam eden bir dava içinde, ıslah ile ikinci bir talepte bulunma olanağı bulunmamaktadır. Islahla, dava konusu olmayan bir istemin dava kapsamına alınması mümkün değildir.

İfade olunan yasal düzenlemeler göz önünde bulundurulduğunda; dava dilekçesinde talep edilmeyen tedavi giderinin, ıslah dilekçesiyle talep edilmesinin mümkün olmadığı, bu yöndeki kararın, dava dilekçesindeki talebin aşılması mahiyetinde ve ıslah müessesine ilişkin yasal düzenlemelere aykırı olacağı gözetilerek, davacının tedavi giderine ilişkin talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle, yazılı olduğu biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

Kabule göre ise; yargılamanın devamı sırasında yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun'un 59. ve geçici 1. maddesi gereği, trafik kazasından kaynaklanan belgeli tedavi giderleri için sorumluluğun SGK'ya geçtiği, anılan giderler için yasal hasım haline gelen SGK'nın davaya dahil edilmesi suretiyle tedavi giderleri yönünden değerlendirme yapılması gerektiğinin gözetilmeyişi doğru değildir.

SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalılar ... ve ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle, davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar ... ve ...'e geri verilmesine 06/05/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.