Tasarrufun İptali - Aciz Vesikası


Yargıtay 17. Hukuk Dairesi
2018/3951
2020/3276
2020-06-09





Özet:

  • Somut olayda, zabıta araştırmasına göre borçlunun babası ile oturduğu aynı zamanda MERNİS adresi olan yere gidilerek tutulan 05.12.2015 tarihli haciz tutanağında, adresin kapalı olduğu, apartman görevlisinin, borçlunun babasının oturduğunu, borçluyu soranın çok olduğunu belirttiği, kapıya not bırakıldığı ve yapılacak başka bir işlem kalmadığından hacze son verildiği belirtilmiştir. 
  • Adresteki eve girilerek herhangi bir mal varlığına ilişkin tespit olmadığından bu tutanak İİK’nun 105. maddesi gereğince aciz belgesi niteliğinde değildir. 
  • Bu nedenlerle, dava borçlunun aciz hali ispatlanmadığından ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
 
MAHKEMESİ : Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi’nce verilen kararın Yargıtay'ca incelenmesi süresi içinde davalılar ... /...vekili tarafından istenmiş olmakla dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı borçlu ... aleyhine takip yaptıklarını, takibin semeresiz kaldığını, 08.01.0215 tarihinde dava konusu taşımazının 1/2 hissesini davalı ...'a, 1/2 hissesini davalı ...'a devrettiğini belirterek, bu tasarrufların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalılar vekili; davaya konu taşınmazın davalılar ... ve...'a ait olduğunu, taşınmazın 09/03/1981 tarihinde ... adına Türkiye Emlak Kredi Bankası A.O.'dan alındığını, 1998 yılında ise...'ın taşınmazın evlilik birliği içerisinde alınmasına rağmen ... adına kayıtlı olmasını sorun ettiğinden bu nedenle taşınmazın intifa hakları ... ve... kalarak çıplak mülkiyetinin ...'ya devredildiğini, 2009 yılında ise müvekkillerinin kredi çekmesi ve davaya konu taşınmaza ipotek konulması için intifa haklarından feragat edildiğini, kredinin kapanması üzerine 2011 yılında ipoteğin kaldırılarak ... ve... lehine yeniden intifa hakkı tesis edildiğini, 2015 yılına gelindiğinde ise taşınmazın gerçek malikleri olan ... ve ... adına tapuya kaydedildiğini, taşınmazın devri ile ...'nun borçları arasında bir irtibat olmadığını belirterek, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davalı ...'un davalı kızının ekonomik durumunu bilebilecek kişilerden olduğu, İİK.'nun 278/1 maddesinin 1, 2. ve 3. bentleri gereğince bu tasarrufların bağış hükmünde olup iptali gerektiği, davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın kabulüne, dava tarihinden önce öldüğü anlaşılan... aleyhine açılan davanın ise ölü kişi aleyhine dava açılamayacağı, ölü kişinin davada dava ve taraf ehliyetinin bulunmaması nedenleri ile reddine karar verilmiş; hüküm, davalılar ... ve ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.

İstinaf mahkemesince, istinaf sebepleri yerinde bulunmayarak HMK 353/1-b.1. maddesi gereğince istinaf talebini esastan red etmiş, bu karar davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava İİK'nun 277 ve devamı maddelerine dayalı olarak açılan tasarrufun iptali davasına ilişkindir.

İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık" nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.

Bu tür davaların dinlenebilmesi için borçlu hakkında düzenlenmiş geçici (İİK'nun 105.maddesi) veya kat'i (İİK'nun 143.maddesi) aciz belgesinin sunulması gereklidir. İİK’nun 105.maddesine göre haczi kabil malı bulunmadığına ilişkin haciz tutanağı İİK’nun 143. maddesindeki aciz belgesi hükmündedir. Buna göre icra dairesi sadece İİK’nun 143 ve 251.maddesine dayalı olarak kat’i aciz belgesi düzenleyebilir. İİK’nun 105. maddesine göre geçici aciz belgesi düzenleme yetkisi olmayıp sadece borçlunun haczi kabil mal varlığı olmadığına ilişkin haciz tutanağı belge İİK’nun 143. maddesi anlamında aciz belgesi niteliğindedir.

Somut olayda, zabıta araştırmasına göre borçlunun babası ile oturduğu aynı zamanda MERNİS adresi olan yere gidilerek tutulan 05.12.2015 tarihli haciz tutanağında, adresin kapalı olduğu, apartman görevlisinin, borçlunun babasının oturduğunu, borçluyu soranın çok olduğunu belirttiği, kapıya not bırakıldığı ve yapılacak başka bir işlem kalmadığından hacze son verildiği belirtilmiştir. Adresteki eve girilerek herhangi bir mal varlığına ilişkin tespit olmadığından bu tutanak İİK’nun 105. maddesi gereğince aciz belgesi niteliğinde değildir.

Bu nedenlerle, dava borçlunun aciz hali ispatlanmadığından ön koşul yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyize konu yerel mahkeme kararının HMK'nın 371. maddesi gereğince BOZULMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi gereğince istinaf mahkemesinin esastan red kararının kaldırılarak HMK’nın 379/2. maddesine göre dosyanın kararı veren İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılar ... ve ...'ya geri verilmesine 09.06.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

kaynak:(www.corpus.com.tr)