Tapu İptali ve Tescil - Yolsuz Tescil


Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
2020/2816
2021/2825
2021-05-26





Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil davası sonunda, yerel mahkemece davanın reddine dair verilen karar ... 14. Hukuk Dairesince, İbrahim ... ... ile ...'ın ayrı kişiler olduğu ve taşınmazın gerçek maliki bakımından yeterli inceleme ve araştırma yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne ilişkin olarak verilen karar dahili davalı ... tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi ...'nun raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü;

-KARAR-

Dava, yolsuz tescil hukuksal nedenine dayalı terekeye iade talepli tapu iptal ve tescil istemine ilişkindir.

Davacı, 277 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakanı ... ... adına kayıtlı iken ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/277 Esas, 1984/133 Karar sayılı kararı ile taşınmazın tapu kaydının malik hanesinin ... olarak düzeltildiğini ancak bu kararın hatalı olduğunu ileri sürerek 277 parsel sayılı taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile taşınmazın mirasbırakanı ... ... ya da mirasçıları adına tesciline karar verilmesini istemiştir.

Bir kısım davalılar davanın reddini savunmuş, diğer davalılar davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, davacının ...'ın mirasçısı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine dair verilen karar ... 14. Hukuk Dairesince, İbrahim ... ... ile ...'ın ayrı kişiler olduğu ve taşınmazın gerçek maliki bakımından yeterli inceleme ve araştırma yapılarak sonuca gidilmesi gerektiği gerekçesi ile bozulmuş, mahkemece bozma kararına uyularak yapılan yargılama neticesinde davanın kabulüne karar verilmiştir.

Hemen belirtilmelidir ki, davanın taşınmazın aynına, başka bir deyişle mal varlığına yönelik olduğu açık olup, 6100 sayılı HMK'nın geçici 1. maddesi hükmü gereğince bu kanunun göreve ilişkin hükümlerinin kanunun 01.10.2011 tarihli yürürlüğünden önceki tarihte açılmış olan davalarda uygulanamayacağı öngörüldüğünden, davada 1086 sayılı HUMK'nın gözetilmesi gerekeceği izahtan varestedir. Bu durumda müddeabihin değeri gözetilmek suretiyle mahkemenin görevinin belirleneceği tartışmasızdır.

Bilindiği üzere, 04.03.1953 tarih ve 10/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince bu tür davalarda çekişmeye konu taşınmazların değerinin toplamı dava değerini belirtir. Keza 492 sayılı Harçlar Yasasının 16. maddesi hükmü gereğince de, taşınmazın aynına ilişkin davalarda taşınmazın değeri üzerinden harç alınacağı düzenlenmiştir.

Ne var ki, mahkemece, keşif yapılarak çekişmeli taşınmazın değeri saptanmış değildir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen gözönünde tutulması gereken bir usul kuralıdır.

Hal böyle olunca, mahallinde keşif yapılarak çekişmeli taşınmazın değerinin bilirkişi aracılığıyla tespit edilmesi, ondan sonra bir karar verilmesi gerekirken, bu husus gözetilmeksizin yazılı olduğu üzere işin esası yönünden hüküm kurulmuş olması doğru değildir.

Kabule göre ise, mirasbırakanın ölüm tarihi itibariyle terekesi elbirliği mülkiyetine tabidir. Terekeye karşı yapılan mülkiyetten kaynaklanan haksız fiil niteliğindeki muris muvazaası ve elatmanın önlenmesi gibi davalar dışında ehliyetsizlik, yolsuz tescil, vekâlet görevinin kötüye kullanılması vs. gibi davalarda terekeyi temsil eden tüm mirasçıların bir arada hareket etmek suretiyle davayı birlikte açmaları, ayrıca, mirasçılardan birisinin terekeye iade şeklinde dava açması halinde de tüm mirasçıların muvafakatlarının sağlanması, aksi takdirde terekenin atanacak temsilci marifetiyle davada temsil edilmesi ve yürütülmesi gerekeceği (T.M.K. 640 md.) tartışmasız olup, davanın terekeye iade istemli açıldığı gözetilerek mirasbırakan İbrahim ... ...'ın dava dışı mirasçılarının davaya muvafakatlarının sağlanması ya da TMK 640. maddesi uyarınca tereke temsilcisi atanmak suretiyle yargılamaya devam edilmesi gerekirken, bu hususun gözardı edilmesi doğru olmadığı gibi, 4721 sayılı TMK’nın 28/1. maddesi ile tapu sicilinde yapılacak tescil, terkin ve düzeltim gibi işlemlerin, doğru sicil oluşturma ilkesi gereğince kamu düzenini ilgilendiren hususlardan olduğu, mirasbırakan ... ...'ın ölümü ile kişiliğinin son bulduğu gözetilmeksizin ölü kişi adına tescile karar verilmesi de doğru değildir. Öte yandan, eldeki davada dava konusu taşınmazın davacının mirasbırakanı ... ...'a ait olup olmadığı, davalıların mirasbırakanı ... yönünden oluşan tescilin yolsuz olup olmadığı araştırılmadan, eksik inceleme ile yetinilerek davanın kabulüne karar verilmesi de isabetsizdir.

Dahili davalı ... vekilinin değinilen yönden temyiz itirazlarının kabulü ile, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 26/05/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.