Olumlu Yetki Tespitine İtirazın İptali İstemi


Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
2019/7258
2019/19762
2019-11-13





Özet:

  • Somut uyuşmazlıktaki yetki tespit işlemi incelendiğinde; davalı Sendika’nın dava dışı Belediye Başkanlığından ilgili Yönetmelikte belirtilen bilgi ve belgeleri talep edip Bakanlığa sunduğu, Belediye Başkanlığı’nın yazısında işin 4734 sayılı Yasa'nın 62/e maddesi kapsamında verilen bir ihale olarak değerlendirilmesi gerektiği,
  • Bu ihale kapsamında işverence açılan işyerinin SGK sicil numarasının ... olduğu ve tek bir işyeri bulunduğu, çalışan işçi isim listesinin düzenlendiği, davalı Sendikanın da sözkonusu kriterler doğrultusunda 4734 sayılı Yasa'nın 62/e maddesi kapsamında ihale ile alınan işyeri için, 4735 sayılı Kanunun 8. maddesine göre yetki tespit talebinde bulunduğu ve bunun üzerine davalı Bakanlıkça bu ihale kapsamındaki işyeri için yapılan incelemede 31 çalışan ve 25 sendika üyesinin olduğu belirlenerek davalı sendikanın yasanın aradığı gerekli çoğunluğu sağladığı tespit edilmiştir.
  • Bu nedenlerle 6552 sayılı Kanun ile öngörülen düzenlemeler ve istisnai sistemin getirdiği yeni hukuki durum karşısında yapılan bu tespit yerinde olup, Bölge Adliye Mahkemesi’nin aksi yöndeki değerlendirmeyle yetki tespitinin iptaline karar vermesi bozmayı gerektirmiştir.

 

Davacı, olumlu yetki tespitine itirazın iptaline karar verilmesini istemiştir.

Yerel mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesinin red kararına karşı davacı avukatı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca davanın kabulü ile, davalı Bakanlığın 06/05/2016 tarih ve 72693546-103.02-E.12213 sayılı yetki tespiti işleminin iptaline karar vermiştir.

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi'nin kararı süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

YARGITAY KARARI

A) Davacı İsteminin Özeti:

Davacı vekili, davalı Sendika tarafından davalı Bakanlığa 03.05.2016 tarihinde toplu iş sözleşmesi yapmak için müracaatta bulunması üzerine yapılan yetki tespitinin 11.05.2016 tarihinde tebliğ edildiğini, davaya konu işyerleri ile ilgili olarak 28.01.2016 tarihli ve 103.02-E.2144 sayılı yetki tespit kararı verildiğini, bu karara karşı Mahkemenin 2016/73 esasında itiraz edildiğini, bu davanın sonucunun beklenmesi gerektiğini derdestlik itirazında bulunduklarını, Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımlarında Toplu İş Sözleşmesinden Kaynaklanan Fiyat Farkının Ödenmesine Dair Yönetmelik hükmü ile düzenlenen “(2) (Değişik - R.G.: 17.3.2015 - 29298 / m. 2) ... tarafından yapılacak yetki tespit işlemlerinde, 4734 sayılı Kanunun 62. nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ihale edilen işlerde iş alan alt işverenin; aynı ihale sözleşmesi kapsamında tek bir işyerinin bulunması halinde işyeri düzeyinde, birden fazla işyerinin bulunması halinde ise işletme düzeyinde yetki tespiti verilir. Aynı ihale sözleşmesi kapsamında birden fazla işkolunda işyerinin bulunması halinde, her bir işkolundaki işyeri/işyerleri ayrı ayrı değerlendirilir. Yetki tespit başvurusuna; ihale sözleşmesini yürüten idareden temin edilecek sözleşme konusu işin 4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında olduğunu, alt işverenin unvanını, işin niteliğini, sözleşme kapsamındaki işyeri/işyerlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu sicil numarası/numaralarını, sözleşmenin başlangıç ve bitiş tarihleri ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca belirlenecek diğer bilgileri ihtiva eden resmi yazı eklenir. îhale sözleşmesini yürüten kamu kurum ve kuruluşu, talep tarihinden itibaren en geç on gün içinde bu bilgileri işçi sendikasına vermek zorundadır” hükmü bulunduğunu davalı Sendikanın buna aykırı işlem yaptığını, üye sayılarına dair eksiklik bulunduğu gibi ihale işlemlerine uygun olarak her bir ihaleye ait evrakların sunulmadığını iddia ederek 11.05.2016 tarihinde tebliğ edilen 06.05.2016 tarih ve 72693546-103.02-E.12213 sayılı yetki tespiti kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

B) Davalı Cevabının Özeti:

Davalı Sendika vekili, öncelikle davanın 6356 sayılı Yasa kapsamında süresi içinde açılıp açılmadığının anlaşılamadığını, 6 iş günlük hak düşürücü süre içinde açılmadığında esastan inceleme yapılmaksızın usulden reddini talep ettiğini, yasanın aradığı çoğunluğun sağlandığının Bakanlıkça tespit edilmesi üzerine yetki tespitinin taraflara gönderildiğini, işverenlikçe yapılan itirazın tamamen kötüniyetli ve süre kazanmak için yapıldığını, çoğunluğa yönelik bir itirazında bulunmadığını, yetki tespit talebi yasal mevzuata uygun olarak yapıldığını, herhangi bir işkolu tespitinin de Bakanlıkça yapılmadığından işyerleri bazında bu iddianın da anılan dava için geçerli olmayacağını, derdestlik iddiasında bulunulan 2016/73 esasında olumlu yetki tespitine itiraz davası olduğunu ve ancak işverene ait anılan dava dışı işyerlerini kapsadığını bu davaya ilişkin tespite konu işyerinin ... sicil numaralı işyeri olduğunu, oysa bu işyeri numarasına ait işyerinin önceki davaya konu işletme düzeyindeki tespite dahil olmadığını bunun Bakanlığın 28.01.2016 tarih ve 2144 sayılı tespit kararına ekli listeden de görülebileceğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.

C) İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti:

İlk Derece Mahkemesince, davacı vekilinin dava dilekçesine iki ana başlık altında itirazlarını sunduğu, bunlardan bir tanesinin derdestlik itirazı olduğu, davacı vekilinin derdestlik itirazının yerinde bulunmadığı, diğer bir itirazının da 17 Mart 2015 tarihli ve 29298 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımlarda Toplu İş Sözleşmesinden Kaynaklanan Fiyat Farkının Ödenmesine Dair Yönetmelik” hükmü ile düzenlenen hükümlere aykırılık oluşturduğu yolunda olduğu, anılan Yönetmelik hükmünde, ... tarafından yapılacak yetki tespit işlemlerinde,1-4734 sayılı Kanunun 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca ihale edilen işlerde, “2-İş alan alt işverenin; aynı ihale sözleşmesi kapsamında tek bir işyerinin bulunması halinde işyeri düzeyinde, birden fazla işyerinin bulunması halinde ise işletme düzeyinde yetki tespiti verilir.3-Aynı ihale sözleşmesi kapsamında birden fazla işkolunda işyerinin bulunması halinde, her bir işkolundaki işyeri/işyerleri ayrı ayrı değerlendirilir.4-Yetki tespit başvurusuna; ihale sözleşmesini yürüten idareden temin edilecek sözleşme konusu işin 4734 sayılı Kanunim 62 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında olduğunu, alt işverenin unvanını, işin niteliğini, sözleşme kapsamındaki işyeri/işyerlerinin Sosyal Güvenlik Kurumu sicil numarası/numaralarını, sözleşmenin başlangıç ve bitiş tarihleri ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca belirlenecek diğer bilgileri ihtiva eden resmi yazı eklenir.5-İhale sözleşmesini yürüten kamu kurum ve kuruluşu, talep tarihinden itibaren en geç on gün içinde bu bilgileri işçi sendikasına vermek zorundadır” demekte olduğu, bu hükümler doğrultusunda dava konusu yetki tespit işlemi incelendiğinde; davalı Sendika’nın dava dışı Belediye Başkanlığına bu iş ile ilgili bilgi ve belgeler ile dokümanları talep ettiği ve bu dokümanları Bakanlığa sunduğu, Belediye Başkanlığının yazısında işin 4734 sayılı yasanın 62/e bendi kapsamında verilen bir ihale olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu ihale kapsamında işverence açılan işyeri SGK sicil numarasının ... olduğu ve tek bir işyeri bulunduğu, çalışan işçi isim listesinin düzenlendiğinin tespit edildiği, davalı Sendikanın anılan kriterler doğrultusunda; 4734 sayılı yasanın 62/e bendi kapsamındaki anılan ihale sözleşmesi kapsamındaki işyeri için, 4735 sayılı kanunun 8. maddesine göre yetki tespit talebinde bulunduğunu bildirdiği ve Bakanlıkça incelemenin talep edilen ihale kapsamında, (işverence açılan işyerlerinde aynı işkolu bazındaki) işyerleri üzerinden inceleme yapıldığı ve bu ihale kapsamındaki ... SGK sicil numaralı işyeri için 31 çalışan ve 25 sendika üyesinin olduğunu tespit ederek 06.05.2016 tarih ve 12213 sayılı yetki tespitini tanzim ettiğinin görüldüğü, toplanan deliller ışığında davacının itirazlarına yönelik olarak yapılan itirazların değerlendirilmesinde bu tespite yönelik yapılan Bakanlık işleminin yasal sınırlar içerisinde hukuka uygun olarak verildiği kanaatine varıldığı, davalı ...’nca davalı ... Sendikası’na verilen “06.05.2016 tarih ve 72693546-103.02-E.12213 sayılı yetki tespiti kararının” iptalini gerektirir hukuki ve yasal bir itirazın bulunmadığı ve Yetki Tespiti işleminin geçerli olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

D)İstinaf başvurusu:

İlk Derece Mahkemesi kararına karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur..

E)İstinaf Sebepleri:

Davacı vekili istinaf başvurusunda; hükme esas alınan bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde de bildirdikleri gibi davalı Sendikanın seçimlik hakkının bulunmadığı, 4735 ve 6356 sayılı Kanunlar kapsamında davalı Sendikanın başvuru yapmasının mümkün olmadığı, Afyonkarahisar İş Mahkemesinin 2016/73 esas sayılı dosyasındaki işyerleri işbu davada işyerlerinin aynı olduğu, ilgili Yönetmelik hükümlerinde belirlenen usul izlenmeden tespitin yapıldığı ileri sürülmüştür.

F)Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Özeti :

Bölge Adliye Mahkemesince, eldeki dosyada iptali istenen olumlu yetki tespitinin yapıldığı işyerinin faal olduğu dönemde, bu işyeri dışında (iptali için Afyonkarahisar İş Mahkemesinin 2016/73 esas sayılı dosyasında dava açıldığı anlaşılan ) davacıya ait aynı iş kolunda ki işyerlerinde işletme düzeyinde olumlu yetki tespiti için başvuru yapıldığı ve olumlu tespitin yapıldığı anlaşılmakla eldeki dosyada davaya konu olumlu yetki tespit işleminin kamu düzenine ilişkin olan 6356 sayılı Yasanın 34/2 maddesine aykırı olduğu gerekçesiyle,

“Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA ve HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde düzeltilmesine,

Davanın kabulü ile,

Davalı bakanlığın 6/05/2016 tarih ve 72693546-103.02-E.12213 sayılı yetki tespiti işleminin İptaline,” karar verilmiştir.

G)Temyiz başvurusu :

Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararına karşı davalılar tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur.

H) Gerekçe:

Toplu iş sözleşmesi kavramı T.C. Anayasa’nın 53. maddesinde, “Toplu iş sözleşmesi ve toplu sözleşme hakkı” başlıklı maddenin birinci fıkrasına göre “İşçiler ve işverenler, karşılıklı olarak ekonomik ve sosyal durumlarını ve çalışma şartlarını düzenlemek amacıyla toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahiptirler.” şeklinde düzenlenmiştir.

6356 sayılı Kanun’un 2/1-ğ maddesinde tüzel kişiliğe sahip kuruluşlar olarak tanımlanan sendikaların amacı ise, yine aynı maddede, üyelerinin ortak ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak olarak ifade edilmiştir. Şüphesiz, sendikaların belirtilen amacı gerçekleştirebilecekleri en iyi araç, serbest toplu pazarlık hakkı çerçevesinde bağıtlanacak bir toplu iş sözleşmesidir.

Toplu iş sözleşmesi yetkisi ise, toplu iş sözleşmesi ehliyetine sahip kuruluş veya kişinin belli bir toplu iş sözleşmesi yapabilmesi için Kanunun aradığı niteliğe sahip olmasını gösterir (GÜNAY, Cevdet İlhan, İş Hukuku Yeni İş Yasaları, Ankara, 2013, s. 942).

6356 sayılı Kanun'un “Tanımlar” başlıklı 2 nci maddesinin (d) bendinde, işletme toplu iş sözleşmesinin bir gerçek veya tüzel kişiye ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait aynı işkolundaki birden çok işyerini kapsayan sözleşmeyi ifade edeceği açıklanmış, aynı Kanun’un “Toplu İş Sözleşmesinin Kapsamı ve Düzeyi” başlıklı 34 üncü maddesinin birinci be ikincei fıkrasında ise bir toplu iş sözleşmesinin aynı işkolunda bir veya birden çok işyerini kapsayabileceği, bir gerçek ve tüzel kişiye veya bir kamu kurum ve kuruluşuna ait aynı işkolunda birden çok işyerinin bulunduğu işyerlerinde ise toplu iş sözleşmesinin ancak işletme düzeyinde yapılabileceği kural altına alınmıştır.

“Yetki” başlıklı 41. maddesinin birinci fıkrasında “Kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin en az yüzde birinin üyesi bulunması şartıyla işçi sendikası, toplu iş sözleşmesinin kapsamına girecek işyerinde başvuru tarihinde çalışan işçilerin yarıdan fazlasının, işletmede ise yüzde kırkının kendi üyesi bulunması hâlinde bu işyeri veya işletme için toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkilidir.” düzenlemesine yer verilmiştir.

Hukukumuzda, yukarda belirtilen düzenlemeler doğrultusunda, toplu görüşme süreci işçi sendikası ile işveren sendikası yahut sendika üyesi olmayan işveren arasında yürütülecek ise de, kamu kurumlarında hizmet alımı yolu ile faaliyet gösteren alt işveren işyerleri yönünden kısmen ayrıksı düzenlemeler öngörülmüştür.

4735 sayılı Kanun'un sekizinci maddesine 6552 Sayılı Kanun ile eklenen fıkra ile “4.1.2002 tarihli ve 4734 Sayılı Kamu İhale Kanununun 62. maddesinin birinci fıkrasının ( e ) bendi uyarınca ihale edilen işlerde, 22.5.2003 tarihli ve 4857 Sayılı İş Kanununun 2. maddesinde tanımlanan asıl işveren-alt işveren ilişkisi çerçevesinde alt işveren tarafından münhasıran bu Kanun kapsamına giren kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde çalıştırılan işçileri kapsayacak olan toplu iş sözleşmeleri; alt işverenin yetkilendirmesi kaydıyla merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin üyesi bulunduğu kamu işveren sendikalarından birisi tarafından 18.10.2012 tarihli ve 6356 Sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu hükümlerine göre yürütülür ve sonuçlandırılır. Toplu iş sözleşmesinin kamu işveren sendikası tarafından bu fıkraya göre sonuçlandırılması hâlinde, belirlenen ücret ve sosyal haklardan kaynaklanan bedel artışı kadar idarece fiyat farkı ödenir. Kamu işveren sendikası tarafından yürütülmeyen ve sonuçlandırılmayan toplu iş sözleşmeleri için fiyat farkı ödenemez, 4857 Sayılı Kanun'un 2. maddesinin yedinci fıkrası esas alınarak asıl işveren sıfatından dolayı ücret farkına hükmedilemez ve asıl işveren sıfatıyla sorumluluk yüklenemez. Bu fıkranın uygulanmasına dair esas ve usuller, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Maliye Bakanlığınca belirlenir.” Düzenlemesi getirilmiştir.

Madde doğrultusunda düzenlenen ve 22.1.2015 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanan “Personel Çalıştırılmasına Dayalı Hizmet Alımlarında Toplu İş Sözleşmesinden Kaynaklanan Fiyat Farkının Ödenmesine Dair Yönetmelik” ile de uygulamanın esasları ayrıntılı olarak tanzim edilmiştir.

6552 Sayılı Kanun ile getirilen sisteme göre asıl işveren-alt işveren ilişkisi çerçevesinde alt işveren tarafından kamu kurum ve kuruluşlarına ait işyerlerinde çalıştırılan işçileri kapsayacak olan toplu iş sözleşmelerinin, alt işverenin yetkilendirmesi kaydıyla kamu işveren sendikalarından birisi tarafından yürütülerek sonuçlandırılması öngörülmüştür. Kanunun gerekçesinde de, düzenlemenin amacının, belirtilen alt işveren işçilerinin de diğer işçiler gibi, Anayasada yer verilen sendika kurma ve toplu iş sözleşmesi yapma hakkına sahip olduğunun açık olduğu, ancak ihale mevzuatının mevcut düzenlemelerinin, uygulamada söz konusu işçilerin Anayasal haklarını kullanmasını engellediğini, son yıllarda bu işçilerin söz konusu haklarını kullanmaya başladıklarını, alt işveren yahut idare ile toplu iş sözleşmesi imzaladıkları, ancak toplu iş sözleşmesi sebebiyle elde edilen ücret ve sosyal haklarının kamu ihale mevzuatındaki hükümler sebebiyle akim kaldığının görüldüğü ve bu gerekçelerle alt işveren işçilerinin toplu sözleşme hakkının temini olduğu hususu ifade edilmiştir. Nitekim uygulamada da, alt işveren tarafından toplu iş sözleşmesi bağıtlansa dahi, hizmet alım sözleşmeleri ve kamu ihale mevzuatı sebebiyle, idarece fiyat farkının temini söz konusu olamadığından, işçilerin toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan haklarının akim kaldığı müşahade edilmektedir. Bu itibarla, belirtilen aksaklıkların giderilmesi amacıyla, kamu işveren sendikasının, üyelik ilişkisi bulunmayan alt işvereni temsilen toplu iş sözleşmesi yapma ehliyetine sahip olması 6356 Sayılı Kanun ile öngörülen sisteme getirilen önemli bir istisnadır ( BAŞBUĞ, Aydın: “Alt İşveren ile Toplu İş Sözleşmesi Yapılması ve 6552 Sayılı Kanunla Getirilen Üçlü Toplu İş İlişkisi Sistemi”, İş ve Hayat, Yıl 2 Sayı 3, s.126 ).

Diğer taraftan 6552 Sayılı Kanun ile öngörülen düzenlemeler ve istisnai sistemin getirdiği yeni hukuki durum karşısında, kamu kurum ve kuruluşları ile alt işverenler arasında bağıtlanan her hizmet alım sözleşmesinin farklı alt işveren işyeri olarak kabul edilmesi ve her birinin ayrı ayrı işyeri toplu iş sözleşmesi konusu olması gerekmektedir ( BAŞBUĞ, s.126 ). Zira, 6552 Sayılı Kanun ile öngörülen sistem ile idarece fiyat farkının karşılanabilmesi ve işçilerin toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan haklarının akim kalmaması için, farklı koşullarda bağıtlanan, süreleri dahi örtüşmeyen hizmet alım sözleşmelerinin ve farklı ihale şartlarının gözetilerek ayrı işyeri toplu iş sözleşmeleri bağıtlanması bir zorunluluktur. Aksi halde, farklı ihale koşulları ve hizmet alım sözleşmelerinin, tek bir işletme toplu iş sözleşmesi konusu yapılması, sistemi yeniden işlemez hale getirecek ve bu durum da işçilerin mağduriyetine sebebiyet verecektir. Bu itibarla, yukarda ayrıntılı olarak açıklandığı şekilde, işletme toplu iş sözleşmesine dair hüküm Dairemizce de emredici ve kamu düzenine dair kabul edilse de, 6552 sayılı Kanun ile getirilen istisnai düzenlemeler karşısında, kamu kurum ve kuruluşları ile alt işverenler arasında bağıtlanan her hizmet alım sözleşmesinin ayrı ayrı işyeri toplu iş sözleşmesi konusu olması gerektiği tartışmasızdır.

Yukarıda anılan hüküm ve açıklamalar doğrultusunda somut uyuşmazlıktaki yetki tespit işlemi incelendiğinde; davalı Sendika’nın dava dışı Belediye Başkanlığından ilgili Yönetmelikte belirtilen bilgi ve belgeleri talep edip Bakanlığa sunduğu, Belediye Başkanlığı’nın yazısında işin 4734 sayılı Yasa'nın 62/e maddesi kapsamında verilen bir ihale olarak değerlendirilmesi gerektiği, bu ihale kapsamında işverence açılan işyerinin SGK sicil numarasının ... olduğu ve tek bir işyeri bulunduğu, çalışan işçi isim listesinin düzenlendiği, davalı Sendikanın da sözkonusu kriterler doğrultusunda 4734 sayılı Yasa'nın 62/e maddesi kapsamında ihale ile alınan işyeri için, 4735 sayılı Kanunun 8. maddesine göre yetki tespit talebinde bulunduğu ve bunun üzerine davalı Bakanlıkça bu ihale kapsamındaki işyeri için yapılan incelemede 31 çalışan ve 25 sendika üyesinin olduğu belirlenerek davalı sendikanın yasanın aradığı gerekli çoğunluğu sağladığı tespit edilmiştir. Bu nedenlerle 6552 sayılı Kanun ile öngörülen düzenlemeler ve istisnai sistemin getirdiği yeni hukuki durum karşısında yapılan bu tespit yerinde olup, Bölge Adliye Mahkemesi’nin aksi yöndeki değerlendirmeyle yetki tespitinin iptaline karar vermesi bozmayı gerektirmiştir.

F) Sonuç:

Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine, kararın bir örneğinin İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 13.11.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

(www.corpus.com.tr)