Muhdesatın Tespiti - Hukuki Yarar


Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
2016/10577
2020/478
2020-01-22





Özet:

  • Tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. 
  • Tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. 
  • Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. 
  • Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. 
  • Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir.
  • Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.
 
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

ASIL DAVA : Muhdesatın Tespiti

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda Mahkemece muhdesatın tespiti ile tapu iptali ve tescil davalarında asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiş olup hükmün davacı vekili ile asıl ve birleşen dosyada davalılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

K A R A R

Asıl davada davacı vekili, dava konusu taşınmaza ilişkin Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/2065 Esas sayılı dosyası ile ortaklığın giderilmesi davası açıldığını, taşınmaz üzerindeki 3 katlı betonarme binanın müvekkili ... tarafından yaptırıldığını belirterek, taşınmaz üzerinde mevcut 3 katlı betonarme binanın mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunun tespitini talep etmiştir.

Birleşen davada davacı vekili, 5 parsel sayılı taşınmazda elbirliği maliklerinden olan ...’ın 1/20 pay ile ... mirasçısı olduğunu, müvekkili ...’ın davalı ... dışında diğer tüm mirasçıların paylarını satın almış olduğunu, davalı ...’in taşınmaz satışı için 10.10.2006 tarihinde babası ...’a vekaletname verdiğini, ...’ın da bu vekaletnameye dayalı olarak müvekkilinin kızı ...’a vekalet verdiğini, ancak ...’in verdiği vekalet şeklen geçersiz olduğu için tapuda devir yapılamadığını, taşınmaz bedelinin ... Bank kanalıyla ...’in babasına gönderildiğini ve 31.10.2006 tarihinde babası ... tarafından çekildiğini belirterek, dava konusu taşınmazda davalı ... adına kayıtlı olan hissenin iptali ile müvekkili adına tescilini talep etmiştir.

Mahkemece asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı ve davalı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.

Asıl dava muhdesatın tespiti, birleşen dava tapu iptali ve tescil isteğine yöneliktir.

Dosya muhtevasına, dava evrakı ile yargılama tutanakları münderecatına, mevcut deliller Mahkemece takdir edilerek karar verildiğine ve takdirde bir isabetsizlik bulunmadığına göre, davacı vekilinin birleşen davanın reddine yönelik temyiz itirazları yerinde görülmemiştir .

Asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilinin asıl davanın kabulüne yönelik temyiz itirazlarına gelince; tespit davası, kendine özgü davalardan olup dava sonucunda istihsal edilecek ilamın icra ve infaz kabiliyeti bulunmamaktadır. Bunun doğal sonucu olarak da bu davaların uygulama alanı sınırlıdır. Bilindiği üzere, tespit davalarının görülebilmesi için güncel hukuki yararın bulunması (6100 s.lı HMK mad. 106/2 ) ve dava sonuçlanıncaya kadar da güncelliğini kaybetmemesi gerekir. Tespit davaları eda davalarının öncüsüdür, bu nedenle eda davası açılmasının mümkün olduğu hallerde, tespit davası açılmasında hukuki yararın bulunmadığı kabul edilmektedir. Hukuki yararının bulunması dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülebileceği gibi, hakim tarafından da re'sen gözetilir. Hukuki yararın bulunmadığının tespiti halinde davanın, dava şartı yokluğu gerekçesiyle usulden reddine karar verilmelidir (HMK mad. 114/1-h, 115).

Öğretide ve Yargıtay'ın devamlılık gösteren uygulamalarında, taşınmaz hakkında derdest ortaklığın giderilmesi davasının, kentsel dönüşüm uygulamasının ya da kamulaştırma işleminin bulunması gibi istisnai durumlarda muhdesatın tespiti davasının açılmasında güncel hukuki yararın bulunduğu kabul edilmektedir.

Davacı tarafından dava konusu taşınmaza yönelik açılmış olan ortaklığın giderilmesi davasının, Küçükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2007/2065 Esas ve 2012/577 Karar sayılı kararı ile usulden reddedilmiş ve 06.09.2014 tarihinde kesinleşmiş olduğu anlaşılmakla, muhdesatın tespiti isteğiyle açılmış olan asıl dava az yukarıda açıklanan ve hukuki yarar olarak nitelenen nedenlerden hiçbirisine dayanmadığına göre, Mahkemece asıl davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerekirken yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davalarda davalılar vekilinin yukarıda 2. bentte açıklanan temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulü ile Yerel Mahkeme hükmünün 6100 sayılı HMK'nin Geçici 3. maddesi yollamasıyla 1086 sayılı HUMK'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, davacı vekilinin temyiz itirazlarının 1. bentte açıklanan nedenlerle reddine, taraflarca HUMK'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay Daire ilamının tebliğinden itibaren ilama karşı 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, 27,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 26,70 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, peşin harcın istek halinde temyiz eden asıl ve birleşen dosyada davalılara iadesine, 22/01/2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

kaynak: (www.corpus.com.tr)