Menfi Tespit - Muvazaa - İptal - İcra Mahkemesi


Yargıtay 23. Hukuk Dairesi
2016/8393
2020/2431
2020-07-02





Özet:

  • Dava 6098 sayılı TBK’nın 19. maddesine göre açılan davalı alacaklı ve borçlu arasındaki muvazaa ilişkisinin tespitine ilişkin olup, genel mahkemelerde görülen bu davada mahkemenin İcra Mahkemesinin yerine geçerek takibin iptaline ilişkin hüküm kurması mümkün olmayıp sadece tespit hükmü kurmakla yetinmesi gerekmektedir.
  • Somut olayda mahkemece hükümde muvazaanın varlığı ya da yokluğuna ilişkin bir hüküm kurulmamış olup, davalılar arasında muvazaa olduğunun anlaşılması halinde tespit hükmü kurulması gerekirken takibin iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.

 

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik verilen hükmün süresi içinde davalılar vekilince temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- K A R A R -

Davacı vekili, davacı şirketin davalı şirketten alacaklı olduğunu, davalılar arasında davacının alacağına kavuşmasını engellemek amacı ile muvazaalı olarak düzenlenen senet ile takip başlatıldığını ve davalı şirketin alacağı üzerine haciz koyulduğunu, davalı ...’nın davalı şirketin ortağı olduğunu ve takibe konu senedin hem lehdarı hem de keşidecesi olduğunu ileri sürerek davalı ...’nın alacaklı olduğu icra takip dosyasının ve bu dosyada yapılan hacizlerin iptalini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, asıl muvazaanın davacı tarafça yapıldığı, icra takiplerinin gerçek olmadığını, karısı ve diğer tanıdıkları ile iş birliği içerisinde davalı şirketi borçlandırdıkları, menfi tespit davası açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının takip fayanağı olan senet keşidecisi davalı şirket olduğu, senedi davalı şirket adına temsilcisi sıfatıyla davalı ... imzaladığı ve davalı ... kendisini de senet lehdarı olarak gösterdiği, senet miktarının tam davalı şirkete isabet edecek kadar yani 180.000,00 TL olarak düzenlendiği, davalı ...' nın temsilcisi olduğunu iddia ettiği davalı şirketi temsil yetkisini kullanarak borç altına sokması, kendini ise temsil ettiğini iddia ettiği davalı şirketten alacaklı konumuna sokarak temsilcinin kendi kendisi ile sözleşme yapma yasağına aykırı davrandığı, senedin tanzim tarihi itibari ile davalı şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne ve davalılar arasında yapılmış olan icra takibinin iptaline karar verilmiştir.

Karar, davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dava 6098 sayılı TBK’nın 19. maddesine göre açılan davalı alacaklı ve borçlu arasındaki muvazaa ilişkisinin tespitine ilişkin olup, genel mahkemelerde görülen bu davada mahkemenin İcra Mahkemesinin yerine geçerek takibin iptaline ilişkin hüküm kurması mümkün olmayıp sadece tespit hükmü kurmakla yetinmesi gerekmektedir.

Somut olayda mahkemece hükümde muvazaanın varlığı ya da yokluğuna ilişkin bir hüküm kurulmamış olup, davalılar arasında muvazaa olduğunun anlaşılması halinde tespit hükmü kurulması gerekirken takibin iptaline karar verilmesi doğru görülmemiştir.

2-Bozma nedenine göre, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, hükmün, res'en BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, bozma nedenine göre davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcın talep halinde iadesine, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere 02.07.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

(www.corpus.com.tr)