İtirazın İptali Davası - İcra İnkar Tazminatı


İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
2018/1837
2020/532
2020-05-07





Özet:

  • İcra ve İflas Kanunu’ nun 67/2 maddesinde düzenlenen icra inkar tazminatının amacı alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik haksız itirazları önlemektir. Eğer alacaklı itirazın iptali davasında haklı çıkar ve borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse istek halinde alacaklı yararına, eğer davalı borçlu haklı çıkar ve dava reddedilirse bu kez alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olması koşulu ile yine istek halinde borçlu yararına tazminata hükmedilir. Somut olayda, takibe konu alacak sözleşmeye dayalı olup, miktarı likit, belirlenebilir durumdadır. Davalı borçlunun ödeme emrine itiraz ederek, borcunu inkar ettiği görülmekle, mahkemece aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında detaylı şekilde tartışılıp değerlendirildiği, mahkeme gerekçesi ve tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu dairemizce belirlendiğinden, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

 

İNCELENEN KARARI VEREN

MAHKEME: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ: 09/10/2018

DOSYA NUMARASI: 2015/1100 Esas - 2018/700 Karar

DAVA: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ: 07/05/2020

İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile;müvekkili banka ile dava dışı ... arasında akdedilen muhtelif sözleşmelere istinaden krediler kullandırdığını, davalının da bu sözleşmeler içerisinden 28.03.2014 tarihli genel kredi sözleşmesini eş muvafakati kapsamında müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, davalının kredi sözleşmelerine istinaden ... nolu orta uzun vadeli ... nolu kısa vadeli ticari kredilerden sorumlu olduğunu, borçluya kullandırılan kredi borcunun ödenmemesi üzerine kredi hesabı 05.05.2015 tarihinde kat edilerek, borçlulara Ankara ... Noterliği'nin 05.05.2015 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edildiğini, alacağın kat tarihi itibariyle muaccel hale getirildiğini, kredi borcunun ödenmediğini ve İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1247 D.İş sayılı ihtiyati haciz kararı alındığını, İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... E.sayılı dosyası ile icra takibine başlandığını,davalının 1 ve 2 nolu alacak kalemlerinde belirtilen ... ve ... nolu ticari kredilerden sorumlu tutulduğunu, davalının itirazı üzerine takibin durduğunu, davalının icra takibine yetki yönünden yapmış olduğu itirazının genel kredi sözleşmesi X-diğer hükümler ismi altında düzenlenen 3.yetkili mahkeme ve uygulanacak hukuk başlıklı maddesinde yetkili mahkeme ve icra dairelerinin İstanbul olduğunun belirtildiği bu nedenle yetki itirazının yerinde olmadığını, davalının borca itirazının yerinde olmadığını belirterek itirazın iptaline, icra takibinin devamına ve % 20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Ağabeyi ...'un aldığı krediye kefil olduğunu, imzaladığı belgede 25.000 TL yazdığını, bu miktar krediye kefil olduğunu hatırladığını, ödeme emrinin tarafına tebliğ edilmesi üzerine icra takibine itiraz ettiğini, bilgilendirilme ve ödeme hususundaki taleplerinin defalarca geri çeviren ve kabul etmeyen bankanın icra takibine geçmesinde kötü niyetli olduğunu, ikametgah yerinin Ankara olduğunu, yetkili icra Müdürlüğü'nün Ankara İcra Müdürlüğü olduğunu, asıl borçlunun zorluk içinde olduğu bir ortamda yalnızca 25.000 TL kredi için kefil olduğunu, davacı bankanın temerrüt faizi talebinin haksız ve kanuna aykırı olduğunu, kefil olarak temerrüde düşürülmediğinden faiz istenilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 09/10/2018 tarih ve 2015/1100 Esas-2018/700 Karar sayılı kararında; " Dava İ.İ.K.nun 67.maddesi gereğince açılmış itirazın iptali davasıdır. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası celp edilmiş, taraf delilleri toplanmış, bilirkişiden rapor ve ek rapor alınmıştır. İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; Davacı tarafından davalı ve dava dışı ... aleyhine icra takibi yapıldığı, davalının ... nolu ve ... nolu ticari destek kredisinden sorumlu olduğunun takip talebinde bildirildiği, davalının süresi içerisinde itiraz etmesi üzerine icra takibinin durduğu ve bu davanın süresinde açılmış olduğu anlaşılmıştır. Bilirkişi Mahkememize sunduğu ek raporunda; Davacının ... nolu ticari destek kredisinden dolayı 19.426,82 TL asıl alacak, işlemiş faiz olarak 1.571,55 TL, gider vergisi olarak 78.88 TL, vekalet ücreti olarak 300 TL olmak üzere 21.383,25 TL, 408-7842870 nolu ticari destek kredisinden dolayı 3.951,65 TL asıl alacak, işlemiş faiz olarak 213,21 TL, gider vergisi olarak 10.66 TL olmak üzere toplam 4.165,52 TL alacağı olduğu, ... nolu destek kredi için yıllık %26,82 oranında temerrüt faizi, ... nolu destek kredisi için yıllık %17,82 oranında temerrüt faizi talep edilebileceğini belirtmiştir. Genel kredi sözleşmesi, ihtarname, icra dosyası, bilirkişi rapor ve ek rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Kredi sözleşmesinin X-Diğer hükümler bölümünde bulunan 3. maddeye göre İstanbul mahkeme ve icra daireleri yetkili olduğundan davalının icra müdürlüğünün yetkisine yaptığı itirazın yerinde olmadığı, davalının imzaladığı kredi sözleşmesi ve ihtarnameye göre davacının davalıdan ... nolu ticari destek kredisinden dolayı 19.426,82 TL asıl alacak, işlemiş faiz olarak 1.571,55 TL, gider vergisi olarak 78.88 TL, ihtiyati haciz vekalet ücreti olarak 300 TL olmak üzere 21.383,25 TL, ... nolu ticari destek kredisinden dolayı 3.951,65 TL asıl alacak, işlemiş faiz olarak 213,21 TL, gider vergisi olarak 10.66 TL olmak üzere toplam 4.165,52 TL alacağı olduğu, ... nolu destek kredi için yıllık %26,82 oranında temerrüt faizi, ... nolu destek kredisi için yıllık %17,82 oranında temerrüt faizi talep edilebileceği anlaşıldığından davanın kısmen kabulüne ve alacak likit olması nedeniyle kabul edilen alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur. ..."gerekçesi ile, 1- Davanın KISMEN KABULÜ İLE, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ... nolu kredi için 19.426,82 TL asıl alacak, 1.577,55 TL işlemiş faiz,78,88 TL Gider vergisi, 300 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 21.383,25 TL yönünden, ... nolu kredi için 3.951,65 TL asıl alacak, 213,21 TL işlemiş faiz, 10,66 TL Gider vergisi olmak üzere toplam 4.175,52 TL yönünden olmak üzere davalının takibe itirazların toplamda 25.558,77 TL üzerinden iptali ile, ... nolu kredi için 19.426,82 TL asıl alacağa, takip tarihinden itibaren yıllık % 26,82 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisi uygulanarak, ... nolu kredi için 3.951,65 TL asıl alacağa yıllık % 17,82 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisi uygulanarak devamına, fazla ilişkin talebin reddine, 2-Kabul edilen alacağın % 20 olan 5.111,75 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, yerel mahkeme kararının, davanın reddedilen kısmı yönünden hatalı olduğundan ve yasal dayanakla bağdaşmadığından, kararın istinaf edildiğini, Dava dosyasındaki, 05.06.2017 tarihli bilirkişi kök raporunun 4. ve 6. sayfalarındaki "3-2 Bankalarda Kredi Faiz Oranlarının Tespiti" ve "5-Banka alacağının tespiti" başlıklı bölümlerinde müvekkili Banka'nın talep ettiği temerrüt faiz oranının yerinde olduğunun tespit edildiğini, ancak, yerel mahkemece, kök rapordaki tespit edilen tüm hususlar atlandığını, dava konusu edilen ticari kredilerin mahiyeti ile bağdaşmayan Yargıtay konuları gerekçelendirildiğini, bilirkişiden uygulanacak temerrüt faiz oranı ile ilgili ek rapor alınması istenildiğini, Bu kere, 03.01.2018 tarihli bilirkişi ek raporunda, müvekkili Banka'nın dava konusu her iki ticari kredi için fiilen uyguladığı akdi faizin %17.88 ve %11.88 olduğu tespit edildiğini belirtilerek, Banka'nın TCMB'ye bildirilen "tabela faizi" oranının değil, krediye uygulanan fiili akdi faiz oranı üzerinden hesaplama yapılması gerektiğinin belirtildiğini, yerel mahkeme de, hükmünde, iş bu ek raporu dikkate alarak, müvekkili Banka'nın talep ettiği temerrüt faiz oranının tabela faizi olduğunu, fiilen uygulanan faiz oranının, kredinin akdi faiz oranı olduğunu, temerrüt faizi oranı olarak da, Genel Kredi Sözleşmesi hükmü gereği, akdi faiz oranının %50 fazlasının hesaplanarak tespit edilen 26.82 ve %17.82 oranlarının temerrüt faizi olarak talep edilebileceğine hükmedildiğini, Bu noktada, yerel mahkemenin, bankaca fiilen uygulanan ve bankaca tespit edilen faiz oranlarını karıştırarak, hatalı karar verdiğini, şöyle ki; Yerel Mahkeme, dava konusu her iki krediye de uygulanan akdi faiz oranlarını baz alarak, Genel Kredi Sözleşmesi'nde hüküm altına alınan Bankaca Tespit Edilen en yüksek kredi faiz oranını yok saydığını, sözleşmede taraflarca hüküm altına alınan bir düzenlemeyi hiçe sayarak, Yargıtay'ın, Bankalarca (muhtemelen taraflar arasındaki sözleşmede kararlaştırılan faiz şartı öyle olduğu için) fiilen uygulanan faiz oranlarına ilişkin kararlarına atıfta bulunulduğunu ve müvekkil Banka'nın tespit edip uyguladığı en yüksek faiz oranlarını, ... no.lu kredi için %17.88, ... no.lu kredi için ise %11,88 üzerinden hesaplandığını, Genel Kredi Sözleşmesi'nde taraflarca hüküm altına alınan Banka'ca Tespit Edilen en yüksek kredi faiz oranı düzenlemesini yok hükmündeymiş gibi kabul edildiğini, faiz oranlarını tabela faizi olarak adlandıran bilirkişi ek raporuna göre hüküm oluşturulduğunu, hükmün bu konuda hatalı olduğunu, Yerel Mahkemece, bilirkişi ek raporundaki Yargıtay kararlarına konu olaylarda yer alan, bankalarca uygulanan en yüksek faiz oranlarının temerrüt faizi olarak belirleyen Genel Kredi Sözleşmeleri'ne göre hüküm oluşturulduğunu, Söz konusu Yargıtay kararlarındaki Genel Kredi Sözleşmeleri, bankalarca tespit edilen en yüksek kredi faiz oranlarının kullanılacağını düzenleseydi, Yargıtay kararları da bu doğrultuda olacağını, Bu ayrımın karıştırılmaması gerektiğini, davada kredi sözleşmesindeki temerrüt faizi şartı, bankaca tespit edilen en yüksek kredi faizine atıf yapmakta olduğunu, ( TTK 8/1. maddesi) Bu bağlamda, taraflar arasında akdedilmiş bir Genel Kredi Sözleşmesi bulunduğunu ve iş bu sözleşmede, müşterinin temerrüdü durumunda, hangi faiz oranlarının işletileceği taraflarca hüküm altına alındığını, Genel Kredi Sözleşmesi'nin temerrüt ile ilgili 10. maddesindeki hükmün açık ve net olduğunu, Taraflar arasında imzalanan sözleşmedeki düzenlemede açıkça belirtildiği üzere, takip talebinde söz konusu her iki ticari kredi için işletilen %48'lik temerrüt faizinin dayanağı, Banka'ca tespit edilen en yüksek kredi faiz oranının yıllık %50 fazlası olarak hesaplanan oranda temerrüt faizi olduğunu, taraflarca imza altına alınan Genel Kredi Sözleşmesi'ndeki düzenleme, banka'ca tespit edilen en yüksek kredi faiz oranı hükmünü düzenlemekte olup, bu durumun ayrıca fiilen uygulanmakta olması sözleşmede yer almadığını bu nedenle faiz oranının banka'ca tespit edilmesi yeterli olmakla birlikte, ayrıca fiilen uygulamakta olduğu en yüksek faiz oranının aranmasına gerek kalmadığını, 10.11.2017 tarihli dilekçe ekinde sunulan, T.C.M.B Bankacılık ve Finansal Kuruluşlar Genel Müdürlüğü Finansal Veri ve İzleme Müdürlüğü'ne 13.01.2014 tarihinde bildirilen "Kredi İşlemlerinde Uygulanacak Azami Faiz Oranları" başlıklı bildirim yazının EK:3 KREDİ YILLIK AZAMİ FAİZ ORANLARI BİLDİRİM FORMU başlıklı 3 no.lu eki olan belgesinde belirtildiği üzere; kredilere uygulanan en yüksek faiz oranı %32 olduğunu, Genel Kredi Sözleşmesi'nin 10.Temerrüt Faizi başlıklı bölümündeki "Banka'ca tespit edilmiş en yüksek kredi faiz oranının yıllık %50 fazlası" düzenlemesi gereği, en yüksek faiz oranı olan %32'nin %50 fazlası olarak hesaplanan miktar %48 olduğunu, Bilirkişi kök raporunda bu hususun dikkate alındığını ve Bankaca tespit edilen en yüksek faiz oranını baz alarak incelemede bulunulmuş olduğunu, ancak, bilirkişi ek raporundaki, bankaca fiilen uygulanan ve bankaca tespit edilen ayrımının yerel mahkeme tarafından da karıştırıldığı ve buna göre hatalı hüküm verildiğini bu sebeple, yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, Kredilere uygulanacak temerrüt faizinde temel noktanın taraflar arasında düzenlenen sözleşme olduğunu, her sözleşmenin birbirinden bağımsız düzenlemesi bulunduğunu, bir kısım sözleşmeler bankaların uyguladığı en yüksek faiz oranını düzenlemekte, bir kısım sözleşmeler ise bankaların tespit ettiği en yüksek faiz oranlarını düzenlediğini, müvekkili bankanın bu konudaki düzenlemesi ise Banka'nın tespit ettiği en yüksek faiz oranı olduğunu, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi Onursal Başkanı ...'nun, "Banka Kredi Sözleşmeleri ve Kredi Kartlarından Doğan Uyuşmazlıklar - Akreditif" isimli kitabının 86. sayfası vd. bu konunun şu şekilde ele alındığını; "Genel Kredi Sözleşmelerinde, temerrüt faizi için belirli bir oran saptanmayıp, bu oranın tespitinin, Bankaların tek taraflı iradesine bırakılması da kararlaştırılabilir. Bu yöne ilişkin sözleşme hükmü de hukuken geçerli ise de, bu durumda Bankalara saptanacak faiz oranını objektif iyi niyet kurallarına ve Bankanın diğer benzer işlemlerde uyguladığı faiz oranlarına eşit olması gözetilmelidir." Bu sebeple, davaya konu, her iki kredi sözleşmesi için de, Banka'ca tespit edilen ve TCMB'ye bildirilen en yüksek faiz oranı %32 olup, Genel Kredi Sözleşmesi'ndeki, Banka'ca TESPİT EDİLMİŞ en yüksek kredi faiz oranının yıllık %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi %32x50/100=%48 oranına isabet ettiğinden, ... ve ... no.lu ticari krediler için temerrüt tarihinden itibaren %48 temerrüt faiz oranı işletilmesine karar verilmesi gerektiğini, Nitekim, benzer davalarda alınan bilirkişi raporlarında sözleşmedeki şarta bağlı kalınarak %48 oranından temerrüt faizi hesabı yapıldığını, Yerel mahkemenin, davanın kısmen reddedilen kısmını ve %48 oranında temerrüt faizi yerine %26,82 ve %17,82 oranında temerrüt faizi uygulanmasına ve takibin bu miktarlar üzerinden devamına ilişkin kararın istinaf edildiğini, ve mezkur kararın kaldırılmasını talep edildiğini, ileri sürerek icranın geri bırakılmasını, yerel mahkemenin dava konusu kredilerden ... nolu ticari kredi için %26,82 oranında, ... no.lu ticari kredi için de %17,82 oranında temerrüt faizi işletilmesi yönündeki kararının kaldırılmasına ve dava konusu her iki ticari kredi için de temerrüt faizi oranının %48 oranında işletilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, davacı ... Bankası, müvekkili ... aleyhine “eş muvafakati kapsamında” ağabeyi ...’un kredi borcunun müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile tahsili için İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibi açtığını, Müvekkili ..., imzalamış olduğu kredi sözleşmesindeki borç miktarını aşan icra takibine itiraz ettiğini, Mahkemece, müvekkilinin itirazı haklı görülerek davacının icra takibi ile talep etmiş olduğu alacağın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verildiğini, Ancak, müvekkilinin itirazının haklı olduğu anlaşılmasına rağmen alacak miktarının % 20 si oranında icra inkar tazminatına hükmedildiğini, Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenle kararı istinaf ettiklerini, Davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... sayılı icra takibinde talep etmiş olduğu asıl alacak ve alacağa uyguladığı faiz oranının fazla olduğu bilirkişi raporu ile ispat edildiğini, Dosya içerisinde bulunan bilirkişi raporu ve bilirkişi ek raporunda davacının “ticari destek kredisi ile ilgili asıl alacağının 19.426.82 TL bu alacağa uygulanacak faiz oranının % 26.82 olduğu”, diğer bir “ticari destek kredisi ile ilgili asıl alacağının ise 3951.65 TL bu alacağa uygulanacak faiz oranının ise % 17.82 olduğu” belirlendiğini, Buna göre Davacının icra takibinde talep etmiş olduğu gerek asıl alacağı ve gerekse talep ettiği faiz oranının yüksek olduğunun belirlendiğini, müvekkilinin icra takibine yapmış olduğu itirazın haklı bulunduğunu, Mahkemece, müvekkilinin yapmış olduğu itirazda haklı olduğunu vermiş olduğu karar ile tespit edildiğini, davacının alacağı, ancak bilirkişi raporu ile tespit edilebilirken müvekkil aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Alacağın miktarının tespiti ile müvekkilin itirazının doğruluğunun anlaşılması, ancak mahkemece yaptırılmış bulunan bilirkişi incelemesi sonucu, bilirkişi raporu ve bilirkişi ek raporu ile anlaşılabiliyor ise burada müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin doğru ve hukuka uygun olmadığını, Kararın bu yönü ile bozulmasını ve icra inkar tazminatının kaldırılmasını talep edildiğini, Asıl Borçlu ... tarafından yapılmış bulunan ödemelerin, mahkemece davacı bankadan sorulmadığını ve bu ödemelerin müvekkilin sorumlu olduğu kredi miktarından düşülmediğini, Mahkemece bilirkişi incelemesi, yalnızca icra dosyası ve kredi sözleşmeleri üzerinde yaptırıldığını, Oysa bu kredi ile ilgili tüm işlemlerin, borç ve alacak hesaplarının da kayıtlı olduğu kredi dosyasının tamamı getirtilerek ve dosya bilirkişilere tevdi edildikten sonra yaptırılacak inceleme sonucu ortaya çıkacağını, Kredi dosyası getirilmeden yapılmış olan incelemenin eksik inceleme olduğunu, Bu nedenle, başvurunun bu konuda yapmış olduğumuz itirazımızın da dikkate alınarak incelenmesini ve değerlendirilmesi talep edildiğini, ileri sürerek tehir-i icra ve duruşma talebinin kabulüne ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, itirazları doğrultusunda yeniden karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLER : İstanbul 9 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1100 Esas-2018/700 Karar sayılı dosya kapsamı.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, genel kredi sözleşmesi gereğince asıl borçluya kullandırılan kredinin ödenmemesi nedeniyle kredi hesabının kat edilerek borcun ödenmesi için yapılan ihtara rağmen ödenmeyen alacak nedeniyle asıl borçlu ve müteselsil kefil aleyhine yapılan takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasıdır. Mahkemece, 1- Davanın KISMEN KABULÜ İLE, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ... nolu kredi için 19.426,82 TL asıl alacak, 1.577,55 TL işlemiş faiz,78,88 TL Gider vergisi, 300 TL vekalet ücreti olmak üzere toplam 21.383,25 TL yönünden, ... nolu kredi için 3.951,65 TL asıl alacak, 213,21 TL işlemiş faiz, 10,66 TL Gider vergisi olmak üzere toplam 4.175,52 TL yönünden olmak üzere davalının takibe itirazların toplamda 25.558,77 TL üzerinden iptali ile, ... nolu kredi için 19.426,82 TL asıl alacağa, takip tarihinden itibaren yıllık % 26,82 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisi uygulanarak, ... nolu kredi için 3.951,65 TL asıl alacağa yıllık % 17,82 oranında temerrüt faizi ve faizin % 5 gider vergisi uygulanarak devamına, fazla ilişkin talebin reddine, 2-Kabul edilen alacağın % 20 olan 5.111,75 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı Bankanın Yıldız Şubesi ile dava dışı kredi asıl borçlusu ... arasında 28/03/2014 tarihli ve 25.000 TL.miktarlı GKS.imzalandığı,sözleşmeyi davalı...ın ise Müteselsil Kefil sıfatı ile imzalamış olduğu,eş muvafakatinin alındığı ve kefil olunan miktarın 33.500,00 TL. olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekilinin istinaf sebebi incelendiğinde; 02/12/2016 tarihli Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6763 Sayılı Kanun'un 41. maddesi ile yapılan değişiklik sonucu (01/01/2018 tarihinden itibaren verilen hükümlerde geçerli olmak üzere ) HMK' nun 341/4 maddesindeki kesinlik sınırı 3.560,00.TL olarak belirlenmiştir. İstinafa konu edilen davada, dava değeri 28.314,21 TL. Olup mahkemece 25.558,77 TL üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup davacı tarafından istinaf edilen ret edilen miktar 2.755,44 TL olup; karar tarihi itibariyle istinafa konu edilen ret edilen miktar yönünden karar kesin nitelikte olduğundan, davacının istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir. Davalı vekilinin,Asıl Borçlu ... tarafından yapılmış bulunan ödemelerin, mahkemece davacı bankadan sorulmadığını ve bu ödemelerin müvekkilinin sorumlu olduğu kredi miktarından düşülmeden ve Kredi dosyası getirilmeden yapılmış olan incelemenin eksik inceleme olduğuna yönelik istinaf sebebi incelendiğinde; Dosya içerisinde davacı banka tarafından ibraz edilen GKS., kat ihtarı, ödeme planı,hesap hareketleri ve hesap özetinin dosyaya sunulduğu, sunulan belgeler ve dosya kapsamına göre bankacı bilirkişiden kök ve ek rapor alındığı görülmüştür. Mahkeme HMK 282 uyarınca bilirkişi raporunu diğer delillerle birlikte serbestçe değerlendirir. Davalı vekili 20/03/2018 tarihli duruşmada ek rapora bir diyeceğinin olmadığını beyan ettiği ve ilk derece mahkemesince alınan ek bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler dikkate alınarak ve gerekçesi yazılmak suretiyle hüküm kurulmuştur. Davalı vekilince eksik ve hatalı bilirkişi raporlarının hükme esas alındığı yönündeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Davalı vekilinin icra inkar tazminat şartlarının oluşmadığı halde mahkemece davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedildiğine yönelik istinaf sebebi incelendiğinde; İcra ve İflas Kanunu’ nun 67/2 maddesinde düzenlenen icra inkar tazminatının amacı alacağın tahsilini geciktirmeye yönelik haksız itirazları önlemektir. Eğer alacaklı itirazın iptali davasında haklı çıkar ve borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse istek halinde alacaklı yararına, eğer davalı borçlu haklı çıkar ve dava reddedilirse bu kez alacaklının takibinde haksız ve kötü niyetli olması koşulu ile yine istek halinde borçlu yararına tazminata hükmedilir. Somut olayda, takibe konu alacak sözleşmeye dayalı olup, miktarı likit, belirlenebilir durumdadır. Davalı borçlunun ödeme emrine itiraz ederek, borcunu inkar ettiği görülmekle, mahkemece aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu, bu nedenle davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebinin yerinde olmadığı anlaşılmıştır. Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf nedenleri ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında detaylı şekilde tartışılıp değerlendirildiği, mahkeme gerekçesi ve tespitinin dosya kapsamına uygun olduğu dairemizce belirlendiğinden, davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Sonuç olarak, ilk derece mahkemesi hüküm ve gerekçesinde davalının istinaf nedenleri gerekçesi gösterilerek karşılanmış olup, kararda yasa ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine ve davacı tarafça istinaf edilen ret edilen miktarda karar tarihi itibariyle kesin nitelikte olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 352 maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvuru dilekçesinin 6100 sayılı HMK'nın 352. maddesi gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Davalının istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 3-Harçlar Kanunu gereğince taraflarca yatırılan 98,10'ar.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 4-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 54,40.TL istinaf karar harcından, istinaf eden davacı tarafından peşin olarak yatırılan 35,90.TL' nin mahsubu ile bakiye 18,50.TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 1.745,92.TL istinaf karar harcından, istinaf eden davalı tarafından peşin olarak yatırılan 436,48.TL harcın mahsubu ile bakiye 1.309,44.TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 6-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 7-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine, 8-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 07.05.2020 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

kaynak: (www.corpus.com.tr)