Hukuki Alacağın Tahsili Amacıyla Dolandırıcılık


Yargıtay 15. Ceza Dairesi
2019/14306
2020/1512
2020-02-05





Özet:

  • Sanığın aşamalardaki tüm beyanlarında, sanık ...’in katılanın kardeşi ... ve ...’den alacaklı olduğunu, katılanın bu borca kefil olmak maksadıyla suça konu senedi verdiğini ve senedi bu nedenle icraya koyduğunu belirtmeleri karşısında;
  • Bu hususun araştırılarak, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nin 211. maddesinde öngörülen "bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla resmi belgede sahtecilik" suçunu ve 5237 sayılı TCK’nın 159. maddesinde düzenlenen bir hukuki alacağın tahsili amacıyla dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağının da tartışılması gerekliliği bozmayı gerektirmiştir.

 

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

SUÇ : Bedelsiz senedi kullanma

HÜKÜM : TCK’nın 156/1,62/1,50/1-a,52/2-4 maddeleri gereğince mahkumiyet

Sanıklar hakkında bedelsiz senedi kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükümleri sanıklar müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Suç tarihinin icra takibinin yapıldığı 23/12/2014 olması karşısında, gerekçeli karar başlığında 2009 olarak yazılması mahallinde düzeltilebileceğinden bozma nedeni yapılmamıştır.

1- Sanık ... hakkında temyiz itirazlarının incelenmesinde,

Sanığın, yüzüne karşı 27/10/2015 tarihinde verilen hükmü, 1412 sayılı CMUK'nın 310/1 maddesinde belirlenen bir haftalık süre geçtikten sonra 09/11/2015 tarihinde temyiz ettiği anlaşılmakla, vaki temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,

2- Sanık ... hakkında temyiz itirazlarının incelenmesinde,

Temyiz dışı sanık ...’in kahvehane işlettiği, burada kumar oynattığı, katılan ...’in ise bu yerde kumar oynadığı, parası kalmadığı için temyiz dışı sanık ...’den borç istediği ve bunun karşılığında boş senet verdiği, daha sonra katılan ... ile temyiz dışı sanık ...’in borcu kapattıkları, temyiz dışı sanık ...’in katılana senedi yırttığını söylediği,ancak alacaklısını oğlu ... olarak doldurduğu ve sanık ...’in suça konu senedi icra takibine koyduğunun iddia edildiği olayda, ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.05.2001 gün ve 2001/6-70-2001/77 sayılı kararında belirtildiği üzere imza sahibinin tevdi ettiği kişinin kağıdın zilyetliğinden vazgeçerek bunu yazdırması halinde kağıdın yeni zilyedi olan ... açısından “esasen kendisine tevdi ve teslim olunmayan kağıdı bertakrip (hukuka aykırı) ele geçirme” keyfiyetinin gerçekleşmiş olacağı, eylemin 5237 sayılı TCK'nin 209/2. maddesi yollamasıyla aynı Kanun’un 204/1. maddesindeki “resmi belgede sahtecilik” suçunu oluşturacağı anlaşıldığından, belgede sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hakime ait olduğu gözetilerek suça konu belge aslının getirtilerek incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması, unsurlarının tam olup olmadığı, aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılması ve denetime olanak verecek şekilde asıllarının dosya içerisinde bulundurulması; aynı zamanda sanığın bertakrip ele geçirdiği suça konu senedi icra takibine koyması eylemi nedeniyle TCK’nın 158/1-d maddesinde düzenlenen kamu kurum ve kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan kamu davası açılması sağlanarak ilgili dava dosyalarının birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,

2- Suçun sübutu halinde, sanık ...’in aşamalardaki tüm beyanlarında, sanık ...’in katılanın kardeşi ... ve ...’den alacaklı olduğunu, katılanın bu borca kefil olmak maksadıyla suça konu senedi verdiğini ve senedi bu nedenle icraya koyduğunu belirtmeleri karşısında; bu hususun araştırılarak, sanığın eyleminin 5237 sayılı TCK'nin 211. maddesinde öngörülen "bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı veya gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla resmi belgede sahtecilik" suçunu ve 5237 sayılı TCK’nın 159. maddesinde düzenlenen bir hukuki alacağın tahsili amacıyla dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağının da tartışılması gerekliliği,

Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanunun 326/son maddesi uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 05.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

(www.corpus.com.tr)