Doktor - İhmal Suretiyle Görevi Kötüye Kullanma Suçu


Yargıtay 12. Ceza Dairesi
2017/9921
2018/2180
2018-02-27





Özet:

  • Somut olayda NST kayıtlarının bulunmaması, müştekinin kendisine 3 defa NST yapıldığına dair beyanı karşısında, müştekinin hastanede gece saat 03:00 sıralarından doğumun gerçekleştiği 11:30 saatine kadar saat başı NST kontrolü yapılması gerektiği genel tıp uygulamalarında bilindiğine göre, sanıkların düzenli aralıklarla NST tetkiki yapmaması ve ÇKS'nin sayı olarak tespit edilmemesi dolayısıyla eylemlerinin tıp kurallarına aykırı olduğu anlaşıldığından; sanıkların eyleminin TCK'nın 257/2. maddesindeki ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilerek, atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi kanuna aykırıdır.
 
Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

Suç : Taksirle yaralama

Hüküm : Tüm sanıklar hakkında CMK'nın 223/2-e maddeleri gereğince beraat

Taksirle yaralama suçundan sanıkların beraatlerine ilişkin hüküm, katılan zorunlu müdafii tarafından temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:

(I)Sanık ... hakkında verilen beraat hükmüne yönelik olarak yapılan temyiz talebinin incelenmesinde,

Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, katılan zorunlu müdafiinin sanığın kusurlu bulunduğuna yönelik yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün isteme uygun olarak ONANMASINA,

(II)Sanıklar ... ve ... hakkında verilen beraat hükmüne yönelik yapılan temyiz talebinin incelemesine gelince,

06.2006 günü doğum sancılarının başlaması üzerine Burdur Kadın Hastalıkları ve Doğum Hastanesine gece saatlerinde başvuran müşteki ... sabah saat 11:00 sıralarına kadar ebe olan sanıklar tarafından doğum katında takibinin yapılmasının ardından saat 11:30 sıralarında yine aynı ebelerle normal doğumla 2930 gr ağırlığında bir kız bebek dünyaya getirmesinin ardından bebeğin ağlamaması üzerine akciğer muayenesinde yaygın kripitan raller mevcut olduğunun tespiti ile amniyos sıvısı aspire edilerek pnömoni ön tanısı ile küveze alınıp yatışının yapıldığı, çocuk doktoru tarafından yapılan takibinin ardından bebeğin 3 kez konvüzyon(havale) geçirmesinin ardından bir üst merkeze ambulansla sevk edildiği, buradada yaklaşık 15 gün kadar bir kısmı yoğum bakım ünitesinde olmak üzere yatarak tedavisi devam eden bebeğin hipoksik iskemik ensefalopati olarak değerlendirdiği ve tedavisinin tamamlanmasının ardından ilaçla tavsiye ile taburcu edildiği, bundan sonra Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde rutin aralıklarla mental motor retardasyon tanılarıyla takibi yapılan bebeğin 31.12.2010 tarihli İstanbul Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulunca düzenlenen rapora göre hayati tehlike geçirdiğinin ve iyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa maruz kaldığının, tedaviye rağmen tonik nöbetlerinin devam ettiği, yarı sıvı gıdalarla beslendiği, başını tutamadığı, ayakta duramadığı, sfinkter kontrolü gelişmediği, çevreye az da olsa ilgili olduğu, söylenenleri anlamadığı, konuşmanın gelişmemiş olduğunun tespit olunduğu olayda,

İstanbul Adi Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu'nın 30.03.2011 tarihli raporunda “2006 doğumlu ... dan 22.6.2006 tarihinde Burdur Kadın Doğum ve Çocuk Has tanesinde vajinal doğum ile 2930 gr ağırlığında canlı bir bebek doğurtulduğu, 23.6.2006 tarihinde bebeğin konvülzyon (havale) geçirmesi üzerine bir üst merkeze ambulans ile savk edildiği, mevcut tıbbi belgelere göre normal vajinal doğum kararı doğru olduğu, genel uygulamalarda travayda (doğum eyleminde) olan bir gebenin her 15-20 dakikada bir ÇKS (çocuk kalp sesi) takibinin yapılması ve sayı ile belirtilmesi gerektiği/ en az saatte bir NST tetkikinin yapılması gerektiği, dosyada NST çıktılarının bulunmadığı ve ÇKS'nin sayı yerine (+) olarak takip edildiği, grafilerin kurumumuzda incelendiği, hipoksik iskemik ensefalopati bulgularının bulunduğu NST tetkikinin yapılmamasının ve ÇKS'nin sayı olarak belirtilmemesinin bir eksiklik olduğu bu nedenle mevcut bulgularla ÇKS'nin düşmüş olup olmadığının tespiti ile düşmüş ise ne zaman düştüğünün bilinemeyeceği, NST tetkikinin de dosyada bulunmaması sebebi ile bebeğin intra utarin nezaman hipoksiye girdiği hakkında, görüş bildirilemeyeceği, doğumdan sonra çocuk hekimleri tarafından bebeğe yapılan tedavinin tıp kurallarına uygun olduğu”nun bildirildiği,

İstanbul Adi Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu'nın 31.12.2012 tarihli raporunda “Travayda (doğum eyleminde) her nekadar ÇKS'nin (çocuk kalp sesi) pozitif olduğu belirtilmiş ise de, sayı olarak kayıt düşülmediği, NST'nin çekilmediğinin anlaşıldığı, bu nedenle bebeğin intrauterin nezaman hipoksiye maruz kaldığının bilinemeyeceği,ancak doğum takibinin düzenli yapıldığı ve NST tetkiklerinin normal seyrettiği durumlarda da bebeklerin hipoksik doğabileceği tıbben bilinmekle birlikte doğumu yaptıran doktor ve ebenin uygulamalarında tıbbi eksiklik olduğu,” nun bildirildiği,

İstanbul Adli Tıp 3. İhtisas Kurulu'nun 01.09.2014 tarihli raporunda “2006 doğumlu ...'dan 22.6.2006 tarihinde Burdur Kadın Doğum ve Çocuk Hastanesinde vajinal doğum ile 2930 gr ağırlığında canlı bir bebek doğurtulduğu, 23.6.2006 tarihinde bebeğin konvülzyon (havale) geçirmesi üzerine bir üst merkeze ambulans ile sevk edildiği, mevcut tıbbi belgelere göre normal vajinal doğum kararı doğru olduğu, genel uygulamalarda travayda (doğum eyleminde) olan bir gebenin her 15-20 dakikada bir ÇKS (çocuk kalp sesi) takibinin yapılması ve sayı ile belirtilmesi gerektiği, en az saatte bir NST tetkikinin yapılması gerektiği, her ne kadar NST tetkiklerinin yapıldığı belirtilmekte ise de dosyada NST çıktılarının bulunmadığı ve ÇKS'nin sayı yerine (+) olarak takip edildiği, çocuğa ait doğum sonrası grafilerin kurumumuzda incelendiği, hipoksik iskemik ensefalopati bulgularının bulunduğu; ÇKS'nin sayı olarak belirtilmemesinin bir eksiklik olduğu, bu nedenle mevcut bulgularla doğum öncesi süreçte CKS'nin düşmüş olup olmadığının tespiti ile düşmüş ise ne zaman düştüğünün bilinemeyeceği, NST tetkikinin de dosyada bulunmaması sebebi ile bebeğin intra uterin ne zaman hipoksiye girdiği hakkında görüş bildirilemeyeceği, küçükteki mevcut durumun doğum eylemi ile illiyetinin olup olmadığının belirlenmediği, ebelerin normal doğum yaptırabileceği, doğum sonrasında bir sorun çıkması halinde hekime haber verilmesi gerektiği, bu olayda hekime haber verilmesini gerektirir bir durum görülmediği cihetle hekime haber verilmediğinin anlaşıldığı, mevcut bulgu ve belgelere göre ilgili hekim ve doğumu yaptıran ebelere kusur atfedilmediği, doğumdan sonra çocuk hekimleri tarafından bebeğe yapılan tedavinin tıp kurallarına uygun olduğu” nun bildirildiği; dolayısıyla her ne kadar doğum takibinin düzenli yapıldığı ve NST tetkiklerinin normal seyrettiği durumlarda da bebeklerin hipoksik doğabileceği tıbben bilinmekle birlikte sanıklar olan ebelerin uygulamalarında tıbbi eksiklik olduğunun tespit edilmiş, ancak eylemleri ile meydana gelen netice arasında illiyet bağının kurulup kurulamayacağı hakkında görüş bildirilememiş ise de, NST kayıtlarının bulunmaması, müştekinin kendisine 3 defa NST yapıldığına dair beyanı karşısında, müştekinin hastanede gece saat 03:00 sıralarından doğumun gerçekleştiği 11:30 saatine kadar saat başı NST kontrolü yapılması gerektiği genel tıp uygulamalarında bilindiğine göre, sanıkların düzenli aralıklarla NST tetkiki yapmaması ve ÇKS'nin sayı olarak tespit edilmemesi dolayısıyla eylemlerinin tıp kurallarına aykırı olduğu anlaşıldığından; sanıkların eyleminin TCK'nın 257/2. maddesindeki ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçu kapsamında değerlendirilerek, atılı suçtan cezalandırılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde beraatlerine karar verilmesi,

Kanuna aykırı olup, katılan zorunlu müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 27/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

kaynak:(www.corpus.com.tr)