Alacak Davası - Kayıp Kaçak Bedeli


İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
2019/1454
2019/1586
2019-10-15





Özet:

  • Dava, aboneden tahsil edilen kayıp kaçak ve diğer bir kısım bedellerinin haksız tahsil edildiği iddiası ile istirdadı talebine ilişkindir.
  • Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; abone olan davacıdan, davalı tarafça düzenlenen elektrik faturalarında, her hangi bir tüketim karşılığı olmayan, kayıp kaçak bedeli gibi bir kısım adlar altında tahakkuk ettirilen ve haksız olarak tahsil edildiğini ileri sürdüğü bedellerden, şimdilik 4.000,00- TL'nin ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.
  • Davacı tarafın talebi dava konusu bedellerin haksız alındığı, alınmaması gerektiği iddiasına dayalı olduğundan, sonradan ön inceleme duruşmasında tarifelere uygunluk denetimi talebinde bulunmasının yeni vakıa ileri sürmek suretiyle davasını değiştirmiş olduğunu gösterdiği davalının bu duruma açık bir rıza gösterdiğine dair beyanlara da rastlanmadığı gözetildiğinde,
  • İddianın ileri sürülüş şekli, mahkemenin taleple bağlılığı ilkesi uyarınca, dava başında davada hedef oranlarının aşıldığı konusunda bir talep olmadığı gözetilerek, bu konuda mahkemece değerlendirme yapılması usul ve hukuka uygun bulunmamış ve davalının buna dair istinaf talebinin yerinde olduğu kabul edilmiştir.

 

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 27/03/2019

NUMARASI : 2018/57 E- 2019/323K

DAVANIN KONUSU: Alacak

KARAR TARİHİ: 15/10/2019

Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle, dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; abone olan davacıdan, davalı tarafça düzenlenen elektrik faturalarında, her hangi bir tüketim karşılığı olmayan, kayıp kaçak bedeli gibi bir kısım adlar altında tahakkuk ettirilen ve haksız olarak tahsil edildiğini ileri sürdüğü bedellerden, şimdilik 4.000,00- TL'nin ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsili ile davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 04/04/2018 tarihli ön inceleme duruşmasında, dava dilekçesini tekrarla birlikte tarifeye uygunsuzluk iddialarının da bulunduğunu, EPDK tarifeleri ve hedef kayıp kaçak oranları yönünden bilirkişi incelemesi yapılmasını istediğini bildirmiş ise de, bu beyana karşılık karşı tarafın muvafakatına rastlanmadığı görülmüştür. Davacı vekili ıslah dilekçesi ile dava değerini 9.503,88 TL ya çıkararak, ıslah harcını da ikmal etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;yetkili mahkemenin İstanbul mahkeme ve icra daireleri olduğunu, husumet ve yargı yolu itirazları bulunduğunu, elektrik faturalarında yer alan kayıp kaçak ve diğer bedellerin perakende satış tarifesinin bir unsuru olarak faturalarda yer aldığını, bu bedellerin belirlenmesi için alınan EPDK kararının tüm tüzel ve gerçek kişileri bağladığını, kanuni zorunluluklar gereği tahsil edilen bedellerin iadesinin istenemeyeceğini beyanla, davanın reddini talep etmiştir. Dosyanın yetkisizlik kararı ile İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesinden sonra, mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 5.337,73 TL'nin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Sözkonusu kararı davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir. Davacı vekilinin istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, verilen kararın eksik bilirkişi raporuna dayandırıldığını, dava aşamasında yasal düzenleme yapılıp alınan raporda alacağın 9.503,88 TL olarak belirlendiğini, bu nedenle bu miktar üzerinden davanın ıslah edildiğini, daha sonra mahkemenin yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verdiğini ve alacağın bu kez 5.337,73 TL olarak tespit edildiğini, alınan ilk rapor sebebiyle davacı tarafından ıslah yapılmış olduğundan bu kısım için davacı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmolunmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek, kararın bu yönlerden kaldırılmasını istemiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; teknik ve teknik olmayan kayıpların yansıtılmasının kurul kararlarına göre yapıldığı ve uyulmasının zorunlu olduğunu, dolayısıyla tedarikçilerin ulusal tarifedeki nakil tarifelerine uymak zorunda olduğunu, ülkemizde 21 dağıtım bölgesi bulunduğunu, Ulusal Tarife yapılırken 21 bölgenin ortalamasının alındığını, dolayısıyla bir bölge (AYDEM) baz alınarak sonuca gitmenin yasaya aykırı olduğunu, buna göre bilirkişi raporunda bölgesel orana göre saptama yapmanın yanlış olduğunu, bu tarifelerde hata varsa muhatabının EPDK olduğunu, mahkemenin taleple bağlılık ilkesi gereği hedef oran incelemesinin hukuka aykırı olduğunu, bu kararla, taleple bağlılık kuralının aşıldığını, davacının da bu yönlü bir talebinin dava dilekçesinde olmadığını beyanla kararın kaldırılmasını istemiştir. Dava, aboneden tahsil edilen kayıp kaçak ve diğer bir kısım bedellerinin haksız tahsil edildiği iddiası ile istirdadı talebine ilişkindir. HMK.nun 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; yargılama sırasında 17.06.2016 tarih ve 29745 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu Kanunu'nun 17. maddesinin birinci, üçüncü ve dördüncü fıkraları ile altıncı fıkrasının (a), (ç), (d) ve (f) bentleri değiştirilmiş ve aynı maddeye eklenen 10. bend ile; "Kurum tarafından gelir ve tarife düzenlemeleri kapsamında belirlenen bedellere ilişkin olarak yapılan başvurularda ve açılan davalarda; tüketici hakem heyetleri ile mahkemelerin yetkisi, bu bedellerin, Kurumun düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. " hükmü getirilerek, Tüketici Hakem Heyetlerinin ve Mahkemelerin bu konularda açılacak davalarda inceleme ve araştırma yetkileri sadece bu dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedellerinin Kurumun bu konulardaki düzenleyici işlemlerine uygunluğunun denetimi ile sınırlanmış, bu bedellerin alınmasında esas olan ilgili tarifelerin düzenlenmesinde Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun Kanundaki yetkileri genişletilerek, yukarıda sözü edilen bedeller maliyet unsuru kapsamına dahil edilmiştir. Yine, 6719 sayılı kanunun 26. maddesi ile 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'na eklenen; geçici madde 19; "Bu maddeyi ihdas eden Kanunla öngörülen düzenlemeler yürürlüğe konuluncaya kadar, Kurul tarafından yürürlüğe konulan mevcut yönetmelik, tebliğ ve Kurul kararlarının bu Kanuna aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunur. " hükmünü, Geçici madde 20; "Kurul kararlarına uygun şekilde tahakkuk ettirilmiş dağıtım, sayaç okuma, perakende satış hizmeti, iletim ve kayıp-kaçak bedelleri ile ilgili olarak açılmış olan her türlü ilamsız icra takibi, dava ve başvurular hakkında 17 nci madde hükümleri uygulanır. " hükmünü içermektedir. Görüldüğü üzere, 6719 sayılı kanunun 21. maddesi ile 6446 Sayılı Elektrik Piyasası Kanunu'nun 17. maddesine eklenen 10. bend ile dava konusu uyuşmazlığın da özünü oluşturan bedeller konusunda, davanın açıldığı tarihteki içtihat durumundan farklı ve yeni bir düzenleme getirmiş; hem de, geçici 20. maddeyle, anılan düzenleme devam etmekte olan davalarda da uygulanacak şekilde geçmişe yürütülmüştür. Konuya ilişkin Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin 2018/7002 E. - 2019/6042 K sayılı kararında " yargılama sırasında yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliklerinin, dava konusu hakkın özünü ortadan kaldırdığı, eş söyleyişle geçmişe etkili yeni yasa nedeniyle davanın konusuz kaldığı, davacının davanın açıldığı andaki mevzuat ve içtihat durumuna göre dava açmakta haklı olduğu gözetilerek, davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin ve bu giderlere dahil olan maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken, davacının yeni vakıa ileri sürmek suretiyle davasını değiştirmiş olduğu ve davalının bu duruma rıza göstermediği gözetilmeyerek yanılgılı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne şekilde karar verilmesi nedeniyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. "hususları vurgulanmıştır. Davacı tarafın talebi dava konusu bedellerin haksız alındığı, alınmaması gerektiği iddiasına dayalı olduğundan, sonradan ön inceleme duruşmasında tarifelere uygunluk denetimi talebinde bulunmasının yeni vakıa ileri sürmek suretiyle davasını değiştirmiş olduğunu gösterdiği davalının bu duruma açık bir rıza gösterdiğine dair beyanlara da rastlanmadığı gözetildiğinde, iddianın ileri sürülüş şekli, mahkemenin taleple bağlılığı ilkesi uyarınca, dava başında davada hedef oranlarının aşıldığı konusunda bir talep olmadığı gözetilerek, bu konuda mahkemece değerlendirme yapılması usul ve hukuka uygun bulunmamış ve davalının buna dair istinaf talebinin yerinde olduğu kabul edilmiştir. Yargılama sırasında yürürlüğe giren geçmişe etkili yasa değişikliklerinin, dava konusu hakkın özünü ortadan kaldırdığı açıktır. Davacının, istinafı yönünden yapılan incelemeye göre ise; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/11/2009 gün, 2009/18-421 E., 2009/526 K. sayılı ilamında belirttiği üzere, "Dava tarihinde davasında haklı olan davacının sonradan yürürlüğe giren yasa nedeniyle haksız duruma düşmesi söz konusu olmadığından, davacı lehine masraf ve vekalet ücretine" hükmedilmesi gerekir. Bu sebeple mahkemece davanın kısmen kabulü yerine "dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi ve HMK 331/1 maddesi uyarınca yargılama gideri ile maktu vekalet ücretinin haksız tarafa yükletilmesi gerekirken, ilave olarak reddedilen kısım için davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesine ilişkin, yazılı şekilde karar verilmesi de usul ve hukuka aykırılık oluşturmaktadır. Bu nedenle davacının istinaf talebi yerinde görülmüştür. Açıklanan nedenlerle, dava tarihindeki haklılık durumu sebebiyle davacı ve davalı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, karar HMK 353/1-b-2 maddesi gereği düzeltilerek yeniden esas hakkında; "Dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, davacı vekille temsil edildiğinden karar tarihindeki AAÜT uyarınca takdir edilen 2.725,00 TL maktu vekalet ücretinin davalı taraftan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine" sair istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davacının ve davalının istinaf talebinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkeme kararının HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca düzeltilmesiyle yeniden esas hakkında;1-Konusu kalmayan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 2-Alınması gerekli 44,40 TL karar harcının, peşin alınan 68,31 TL peşin ve 162,31 TL ıslah harcı toplamı 230,62 TL'den mahsubu ile bakiye 186,22 TL fazla harcın karar kesinleşince ve talep halinde davacıya iadesine, 3- Davacının yatırdığı 44,40 TL peşin karar harç ve yaptığı 2.089,50 TL yargılama giderinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 4- Davacı kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihindeki AAÜT gereğince 2.725,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine, 5-Davanın niteliği gereği davalı lehine vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, 6- Taraflarca yatırılan ve kullanılmayan bakiye gider avansının talep halinde taraflara iadesine, Sair istinaf sebeplerinin reddine, İstinaf incelemesiyle ilgili olarak; Peşin alınan istinaf karar harcının, taraflara isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, Davalının yaptığı 23,50 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Davacının yaptığı 39,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa, karar kesin olmakla taraflara ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a uyarınca (dava değeri ve ıslah değeri gözetilerek ) kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 15/10/2019

(www.corpus.com.tr)