Yetkili İcra Dairesi - İtirazın İptali


İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
2020/324
2020/734
2020-07-02





Özet:

  • Dava; kefalet sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için davalılar hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir.
  • İtirazın iptali davasının öncelikle görülme şartı; yetkili icra müdürlüğünde usulüne uygun yapılıp süresinde itiraz ile durmuş bir icra takibinin bulunmasıdır.
  • Bu husus dava şartı olup dava şartının bulunup bulunmadığının mahkemece resen dikkate alınması gerekir.

 

İNCELENEN KARARI VEREN

MAHKEME : İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 14/11/2019

DOSYA NUMARASI : 2019/184 Esas - 2019/885

DAVA: İtirazın İptali

KARAR TARİHİ : 02/07/2020

İlk Derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı borçlular arasında imzalanan 07/06/2016 tarihli Kefalet Taahhütnamesi gereği, müvekkili kuruluşun kefaleti ile ... Bankası A.Ş. tarafından davalı şirkete ticari kredi kullandırıldığını ancak davalı tarafça kredi borcunun ödenmemesi nedeniyle borcun kefalet sözleşmesi gereği müvekkili tarafından ödendiğini, davalıların borcun tamamından müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olduklarını, bu kez davalılara yapılan ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine davalılar aleyhine Bakırköy .... İcra Müdürlüğü' nün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan takibe itiraz edildiğini, davalı borçluların yetkiye ve borca itirazları haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline, davalıların icra inkar tazminatına mahkumiyetine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin adresi itibariyle İstanbul İcra Daireleri ve Mahkemelerinin yetkili olduğunu, bu nedenle yetki itirazında bulunduklarını; hesap kat ihtarnamesinin usulüne uygun düzenlenmediğini, müvekkillinin asıl alacağa işletilen takip öncesi faizden sorumlu olmadığını, işletilen faizin hakkaniyete aykırı olduğunu, ayrıca masraf taleplerinin yasal olmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuş, davacının kötüniyet tazminatına mahkumiyetini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 14/11/2019 tarih ve 2019/184 Esas - 2019/885 Karar sayılı kararı ile; " ... Somut olayda; taraflar arasında yapılmış kefalet sözleşmesinde yetkili icra daireleri açıkça belirtilmemiş olup, taraflar arasındaki yetki sözleşmesi geçersizdir. Bu durumda İİK' nın 50. maddesinin yollamasıyla HMK' daki yetki kuralları ve 6. maddedeki düzenleme gereğince davalı borçlular hakkındaki takibin, takibin başlatıldığı tarihteki yerleşim yeri icra dairelerinde başlatılması zorunludur. Takibin başlatıldığı tarih itibariyle asıl borçlu adresinin Sarıyer-İstanbul olduğu ve tebligatın da adı geçen davalı şirkete bu adreste yapıldığı dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Diğer takip borçlularının adresleri de Bakırköy ilçe sınırları içinde değildir. Bu nedenle takibin başlatıldığı Bakırköy İcra Daireleri yetkisiz olup, takipte yetkili icra daireleri İstanbul İcra Daireleridir. Davalı takip borçluları da haklarında başlatılan takipte yasal sürede usulüne uygun yetki itirazında bulunarak, yetkili icra dairesini göstermiştir. Diğer bir anlatımla yetki itirazı da geçerli ve anılan nedenlerle yerindedir. Yukarıda açıklandığı üzere takip yetkili icra dairesinde başlatılmadığından ve buna bağlı olarak da mahkememize açılan itirazın iptali davası dinlenemeyeceğinden davanın HMK' nın 114/2.maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine; davanın usulden reddi nedeniyle koşulları oluşmadığından davalı taraf tazminat isteminin de reddine karar verilmesi gerektiği... " gerekçeleri ile; " 1-Takibin yetkili icra dairesinde başlatılmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE,

2-Davanın usulden reddedilmesi nedeniyle koşulları oluşmayan davalı tarafın tazminat isteminin reddine, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile, İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/184 E. Sayılı dosyası üzerinden HMK MD 114/2 gereği dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmişse de, kendileri tarafından Bakırköy ... İcra Müdürlüğü' nün ... E. sayılı dosyasına, dosyanın yetkili İstanbul İcra Müdürlüğüne gönderilmesi talep edildiği ve Bakırköy 1 Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2018/710 E. sayılı dava dosyası gönderilirken işbu icra dosyasının da İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesine gönderildiğini, ne Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemesi ne de İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından icra dosyasının Bakırköy ... İcra Müdürlüğü' ne iade edilmediğini, talebe rağmen işlemin gerçekleştirilmediği açık olmasına rağmen davanın HMK 114/2 gereği dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, HMK md 115 gereğince, İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından, kendilerine işbu eksikliğin giderilmesi için kesin süre verilmesi ve aslında Mahkemenin icra dosyasını iade etmemesinden kaynaklanan bu eksikliğin giderilmesi gerektiğini, HMK'nın 115. maddesinden de, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkünse, ki İcra Müdürlüğüne yapılmış bir talepleri olduğunu belirterek - bu eksikliğin tamamlanması için mahkemece kendilerine süre verilmesi gerektiğinin anlaşılacağını, Yerel mahkemedeki dosyada bilirkişi raporu alınmış olup, taraflara tebliğ edildiğini, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/184 E. sayılı dosyası esasa ilişkin karar verilebilecek bir aşamadayken, dava şartı noksanlığından usulden reddedildiğini, HMK'nın 115/3 maddesindeki düzenlemeye göre; dava şartı noksanlığının karar aşamasında ileri sürülmesinin HMK' nın 115/3 maddesine aykırılık teşkil edeceği gibi, dürüstlük kuralına da aykırılık teşkil edeceğini, salt bu sebeple dahi davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin yanlış ve hatalı olduğunu, Yargılamalarda amacın, yargılamanın etkin ve kısa sürede bitirilmesi olduğunu, Anayasanın 90. maddesinin beşinci fıkra hükmü uyarınca, milletlerarası antlaşma hükümlerinin esas alınacak olması nedeniyle ilk olarak belirtilmesi gerekir ki; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS)’ nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından bir tanesi de yargılamanın “makul bir süre içinde” bitirilmesi ilkesi olduğunu, Anayasanın 141. maddesinde de “davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması yargının görevidir” denilmek suretiyle davaların makul bir süre içerisinde bitirilmesi gerekliliğinin açıkça düzenlendiğini, İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2019/184 E. sayılı dosyasından verilen dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararının, hukuka uygun olarak verilen bir karar olmadığını, Gerek Anayasa gerek AİHS gerekse de HMK da düzenlenen ilkeler gereği, amacın; yargılamayı uzatmak ve tarafları yeni bir harç yükü altına sokmak olmadığını, buna aykırı olarak verilen kararın Türk Hukuku' na hakim olan ilkelerin ihlali anlamına gelmekte olduğunu, İstanbul 11 Asliye Ticaret Mahkemesi' nin vermiş olduğu dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden red kararı sonrasında, işbu dava dosyası içerisindeki icra dosyasının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'ne iade edildiğini, Bakırköy .... İcra Müdürlüğü' nün kendisine iade edilen icra takip dosyasını İstanbul İcra Tevzi Müdürlüğü'ne gönderdiğini, İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosya numarasını aldığını, İstanbul ... İcra Müdürlüğü' nün ... E. sayılı dosyasına gelecek olan olası bir itiraz üzerine itirazın iptali davası açılmasının maddi anlamda külfetli olup usul ekonomisi bakımından da faydasız olduğunu, ayrıca yeniden böyle bir dava açmanın Anayasanın 90. maddesi yollaması ile AİHS md 6 ile Anayasanın 141. maddesi ile ve HMK nın 115. maddesi ile de bağdaşmadığını, Yerel Mahkeme tarafından yapılması gerekenin, icra takip dosyasının, hem Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'ne gönderilmiş talepleri de olduğu gözetilerek hem de hukukumuza ve yargılamaya hakim olan ilkeler ışığında, yetkili İstanbul İcra Müdürlüğüne taşınması hususunda kesin süre verilerek eksikliğin giderilmesi yönünde ara karar kurmak olması gerekmekteyken, aksine davanın, icra dosyasına atılan talepleri ve kendilerince yapılması gereken eksik bir işlem bulunmamasına rağmen reddedilmesinin hukuka ve adalete, kanun maddelerinin özüne ve sözüne uygun olmadığını, verilen kararın hukuka uygun olmadığını, icra takip dosyasının da İstanbul .... İcra Müdürlüğü' nün ... esas sayılı dosyası ile yetkili İstanbul İcra Müdürlüğü' ne taşındığını, Yerel Mahkeme tarafından, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesine ilişkin olarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle, istinaf incelemesi neticesinde bozulması gerektiğini beyanla; Açıklanan nedenlerle; Yerel Mahkeme tarafından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesine ilişkin olarak verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğu gözetilerek yerel mahkeme tarafından verilen kararın istinaf incelemesi neticesinde bozulmasını, yargılama harç ve giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafın üzerine bırakılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK' nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; kefalet sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için davalılar hakkında başlatılan icra takibine vaki itirazın İİK'nun 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İtirazın iptali davasının öncelikle görülme şartı; yetkili icra müdürlüğünde usulüne uygun yapılıp süresinde itiraz ile durmuş bir icra takibinin bulunmasıdır. Bu husus dava şartı olup dava şartının bulunup bulunmadığının mahkemece resen dikkate alınması gerekir. Somut olayda, davacı, davalılar hakkında Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından takip başlatmış olup, borçluların süresinde yetki ve borca itirazları üzerine takip durmuş, davacı tarafından süresinde Bakırköy 1 Asliye Ticaret Mahkemesi' nin 2018/710 E. Sayılı dosyasında itirazın iptali davası açılmıştır. Bakırköy 1 Asliye Ticaret Mahkemesi 28/02/2019 tarih 2018/710 E. 2019/267 K sayılı kararı ile davacının açtığı davada İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesi yetkili ve görevli olması nedeniyle mahkemenin yetkisizliğine, HMK 114 ve 115 maddeleri uyarınca yetkisizlik nedeniyle dava dilekçesinin reddine karar verilmiş, iş bu karar kanun yoluna başvurulmaması nedeniyle kesinleşmiş ve davacının süresinde başvurusu üzerine dava dosyası İstanbul 11. Asliye Ticaret mahkemesine gönderilerek istinafa konu kararın verildiği bu esasa kaydedilmiştir. Bakırköy 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 28/02/2019 tarih 2018/710 E. 2019/267 .K sayılı yetkisizlik kararından sonra ve dosya henüz yetkili olarak belirtilen İstanbul 11. ATM'ne gönderilmeden önce davacı vekili Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyasına verdiği 29/03/2019 tarihli dilekçe ile takip dosyasının yetkili İstanbul İcra Müdürlüğüne gönderilmesini talep etmiştir. Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nce Bakırköy 1. ATM' ne icra dosyasının gönderilmesi için yazı yazılmış ise de icra dosyası icra müdürlüğüne iade edilmemiş, asıl dava dosyası ile birlikte İstanbul 11 ATM' ye gönderilmiştir. Buna göre davacı- alacaklı vekili Bakırköy 1 Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/710 E. 2019/267 K sayılı dosyasında verilen 28/02/2019 tarihli karardan sonra icra takip dosyasına verdiği dilekçe ile borçluların yetki itirazını kabul ederek takip dosyasının yetkili olan İstanbul İcra müdürlüğüne gönderilmesini talep etmiştir. Bu durumda davacı alacaklı icra dairesinin yetkisine yapılan itirazı kabul ettiğinden ve talebi doğrultusunda takip dosyasının yetkili İstanbul İcra müdürlüğüne gönderilerek takip borçlularına bu icra müdürlüğünce yeniden ödeme emri düzenlenerek borçlulara tebliğe çıkarılması gerekir. Yetkili icra müdürlüğünce takip borçlularına usulüne uygun ödeme emri tebliğ edilmediğinden borçluların yetkili icra müdürlüğünde yapılan takibe usulüne uygun itirazlarından ve takibin durmasından söz edilemeyeceğinden, itirazın iptali davasının görülmesine olanak bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince ortada usulüne uygun yapılmış bir icra takibi ve bu takibe usulünce yapılmış bir itiraz ile takibin durması söz konusu olmadığından dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken Takibin yetkili icra dairesinde başlatılmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan davanın usulden REDDİNE karar verilmesi hatalı olmuş ise de istinafa başvuranın sıfatı ve mahkemece farklı gerekçe ile dava şartı yokluğu nedeniyle usulden red kararı verilmiş olması nedeniyle sonuç itibarıyla mahkeme kararı doğru olduğundan davacının istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Sonuç itibariyle, dosya kapsamı, mahkemenin kararı ve istinaf sebepleri gözetildiğinde; ilk derece mahkeme kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b1 maddesine göre esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK' nun 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan 148,60 TL istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 54,40 TL istinaf karar harcı, davacı tarafından istinaf aşamasında peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa, karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK' nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay' da temyiz yolu açık olmak üzere 02/07/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

(www.corpus.com.tr)