Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması İlkesi


Yargıtay 19. Hukuk Dairesi
2014/7187
2015/4144
2015-03-24





Özet:

  • Davalı her iki şirketin hakim ortaklarının karı koca olan aynı kişiler olması, hakim ortakların davalı şirketlerde yönetim kurulu başkan ve başkan yardımcısı olup, birinin limited şirkette diğerinin ise anonim şirkette, şirketleri temsil ve ilzama yetkili olmaları, aynı ünvanı kullanmaları gibi olgular göz önünde tutularak, şirketlerin aralarında organik bağın mevcut olup, dışa karşı iktisadi bütünlük algısının yaratılıp, yönetsel özdeşlik hali mevcut olduğundan tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisini uygulama koşullarının gerçekleşmiş olup davalı ...nin, davacıya olan borcundan dolayı diğer davalı ... ...nin de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğu

 

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekilleri Av.... ile ... ve davalılardan .... End.Tes.Elekt.Montaj San.Tic....vek.Av....'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten ve temyiz dilekçesinin süresinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

- K A R A R -

Davacı vekili, davalılardan ...ile imzalanan 22.01.2009 tarihli satış sözleşmesine istinaden sözleşmeye konu malların teslim edilip, mal karşılığı düzenlenen iki adet faturanın kargo aracılığıyla gönderilerek kesinleştirildiğini, satış sözleşmesinin 6.maddesi uyarınca ... Ltd.Şti.nden teminat alındığını, ancak adı geçen şirketin bu teminatı ifadan acze düştüğünü, dosyaya sunulan akreditif temliğine ilişkin belgelerden akreditif tahtında herhangi bir tarafın sahip olduğu bir güvence ve ödeme garantisinin bulunmadığını, ... Ltd.Şti.nin 541.667 USD.ve 153.301.77 USD ödeme dışında herhangi bir ödeme yapmadığını, ... Ltd.Şti.ile yapılan toplantı ile bunun 13.10.2009 tarihinde tutanağa bağlanıp, ... Ltd.Şti.nin borç miktarını ikrar ettiğini, ... Ltd.Şti.aleyhine Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nde 2009/674 Esas sayılı dosyası ile açılan davanın derdest olduğunu, Ankara 32.İcra Müdürlüğü’nün 2009/17070 sayılı dosyası üzerinden yapılan takibe ... Ltd.Şti.nin itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini, davalı şirketlerin tüzel kişilik perdelerinin çapraz olarak kaldırılmasının tüm koşullarının oluştuğunu, zira davalı şirketlerin ünvanlarının ve faaliyet alanlarının aynı olup, her iki şirket ortaklarından ... evli olduklarını, ... Ltd.Şti.nin adresinde yapılan haciz esnasında bilgisayarda ... ...ye ait antetin kullanıldığı, yine icra takibi nedeniyle.... Limanı’nda bulunan “MV Arbalist”gemisine yüklenen çimentoların haczi sonrasında ... ...nin istihkak iddiasında bulunduğu, Antalya 1.İcra Hakimliği’nin 2009/1244 Esas sayılı dosyasında ... ...ile ... Ltd.Şti.arasında hukuki ve fiili bağlantı olduğu hususunda hüküm tesis edildiğini, sözü edilen çimentoların sevk irsaliyeleri ve kantar fişlerinde “... Ltd.Şti.”ibaresinin çizilerek “... A.Ş.”olarak düzeltildiğinin mahkemece tespit edildiğini, yapılan haciz sonrasında ... Export (Ltd.)olarak wep sayfasında ... ...ye ait bilgilerin kaldırıldığını, borçlu ... Ltd.Şti.nin, ... ...tüzel kişiliği adı altında mal kaçırma girişimleri olduğunu iddia ederek tüzel kişilik perdelerinin kaldırılması suretiyle, ...nin ikrar ile sabit olan borcundan diğer davalı ... Endüstri Tesisleri Elektro.Mekn.İml.Montaj ve San.ve Tic....nin de aynen sorumlu olduğunun tespitine, dava konusu 2.454.565.13 USD.alacağın fatura tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte ... End.Tesisleri Elektro.Mekn.İml.Montaj San.ve Tic....den tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davacı vekili, ıslah dilekçesi ile dava konusu alacağın faizi ile birlikte ...ve ... End.Tesisleri Elektro.Mekn.İml.Montaj ve San.Tic....den müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... Endüstri Tesisleri ...vekili cevabında, müvekkilinin, davacı ile diğer davalı ... Tic.Ltd.Şti.arasındaki 22.01.2009 tarihli satış sözleşmesinin tarafı olmadığını, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, diğer davalı ...nin, davacıdan ihraç kaydı ile satın aldığı malların, yurtdışındaki alıcı firmalardan kaynaklanan tahsilat gecikmesi nedeniyle davacıya diğer davalı tarafından 695.000 USD.ödeme yapıldığını, davalı ...ile davacının 13.10.2009 tarihinde bir araya gelerek 2.017.500.00 USD.karşılığında borcun 31.12.2009 tarihinde ödenmesi kaydıyla borcun tasfiyesine karar verildiğini, davalı şirketlerin tamamen farklı tüzel kişilikler olduğunu, şirketlerin faaliyet alanlarının farklı olup, iki şirket arasında organik bir bağ bulunmadığını, davacı iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Davalı ... Tic.Ltd.Şti.vekili cevabında, davacı yanın, müvekkili şirket aleyhine ... 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2009/674 Esas sayılı dosya ile alacak davası açtığını, davanın derdest olup, iş bu dava ile konularının aynı olduğunu, ayrıca müvekkili aleyhine icra takibi yaptığını, itiraz üzerine takibin durduğunu, davacının müvekkili şirket ile sözleşme imzaladığını, müvekkili şirketin borçlarından diğer davalı şirketin sorumluluğuna gidilecek dayanakların mevcut olmadığını, davacının tüzel kişilik perdesinin aralamasına ilişkin iddiasının yeterli olmadığını, her iki şirketin faaliyet alanlarının farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve özellikle benimsenen bilirkişi kurulu raporuna göre davalı şirketler arasında tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasını gerektirir koşullar bulunmadığı, davalılardan ... End.Tes....ile davalı şirket arasında herhangi bir akdi ilişki bulunmadığı gibi, ıslah dilekçesinde talep edilen alacağın bu şirketten tahsilini gerektirir haklı bir neden ortaya konulmadığı, davalı ... Tic.Ltd.Şti.aleyhine açılan davada ıslah dilekçesi ile talep edilen 2.454.565.13 USD.alacak ile ilgili mevcut davanın açıldığı tarih itibariyle mahkemenin 2009/674 esasında aynı taraflar arasında ve yine aynı sözleşme ilişkisine dayalı olarak bir alacak davası mevcut olup, HMK.nun 114/1-ı maddesi uyarınca anılan dava, mevcut dava için derdestlik oluşturmakla mevcut ikinci davanın bu davalı şirket yönünden dava şartı yokluğundan reddi gerektiği gerekçesiyle ... End.Tes.Elekt.Mak.İml.Mont.San....aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalı ... Tic.Ltd.Şti.hakkındaki davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalılardan ... Dış Tic.Ltd.Şti.ile ilgili temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

Davalılardan ... Endüstri Tesisleri Elektro Mak.İml.Mon.ve San.ve Tic....hakkındaki temyiz itirazları yönünden;

Mahkemece iki kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış, 15.09.2011 tarihli ilk bilirkişi raporunda özetle; “ her iki davalı şirketin de aynı ünvanı kullandığı, bu durumun 3.kişiler nezdinde her iki şirketin de aynı kişilere ait grup şirketler olduğu, tek bir ekonomik bütünlüğü var olduğu ve yönetimsel özdeşlik bulunduğu yönünde kuvvetli bir algı

oluşturduğu, her iki şirketin hakim ortaklarının karı koca olan aynı kişiler olmasının da ekonomik bütünlüğün en önemli göstergesi olduğu, hakim ortakların davalı şirketlerde yönetim kurulu başkan ve başkan yardımcısı olup, birinin limited şirkette diğerinin ise anonim şirkette, şirketleri temsil ve ilzama yetkili olmalarının da her iki şirketin yönetiminde özdeşlik bulunduğunun göstergesi olduğu, davalı şirketlerin faaliyet alanlarında büyük oranda kesişme bulunduğu, bu hususun internet sitesi tanıtım beyanları ve şirketlerin esas sözleşmeleri ile sabit olduğu,... 1.İcra Mahkemesi’nin 2009/1244 sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda verilen kararda da davalı şirketler arasında hukuki ve fiili bağlantının bulunduğunun belirtildiği, .... Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2009/333 D.İşler sayılı dosyası üzerinden yapılan tespitte de her iki şirket arasıdaki organik bağ, iktisadi bütünlük ve yönetsel özdeşliğin saptandığı,.... Bankası ... Şubesi’nce gönderilen evrak arasındaki kredi geri ödeme planında, her iki davalı şirketin de kaşe ve imzasının yer alması, şirketlerin birbirlerine kefil olduğunu göstermekte olup, bu durumun da ekonomik bütünlük ve özdeşlik noktasında önemli bir delil olduğu, ... Şubesinden, yurtdışından gelen 629.335 USD.nin davalı şirketlerden ... Ltd.Şti.yetkilisi... tarafından çekilmesine, davacı şirket ile aralarında bir protokole bağlanmış bir borç bulunmasına rağmen davacıya ödeme yapılmamasının, borçlu şirketin içinin boşaltılması olarak değerlendirildiği, internet sayfalarında yer alan her iki şirketin bilgi ve referansların yer aldığı bilgilerin sonradan sayfadan çıkartılmasının delillerin karartılması, şirketler arasındaki ilişkinin gizlenmesi çabası olarak değerlendirildiği, sonuç olarak farklı tüzel kişilik savunmasına itibar edilmeyip, TMK.nun 2.maddesinde dayanağını bulan tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin somut olayda uygulanması gerektiği ve böylece davalılardan ... ...nin, diğer davalı ...nin davacıya olan borcundan sorumlu tutulması gerektiği yolunda görüş bildirilmiştir.

İtiraz üzerine alınan 27.05.2013 tarihli bilirkişi heyeti raporunda da, davalı şirketlerin aralarında organik bağın mevcut olduğu, dışa karşı iktisadi bütünlük algısının yaratıldığı, yönetsel özdeşlik halinin mevcut olduğu hususları aynen saptanmış, ancak tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanabilmesi için ortada hile ya da hakkın kötüye kullanılması durumunun bulunması gerektiği, somut olayda ise, davalı şirketlerin hileye başvurdukları ya da bir hakkı açıkça kötüye kullandıkları somut olarak ispatlanamadığından tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin uygulanmaması gerektiği yolunda görüş bildirilmiştir.

Görüldüğü gibi her iki bilirkişi raporunda da davalı şirketlerin aralarındaki organik bağ, yönetsel özdeşlik, dışa karşı yaratılan algı nedeniyle tek bir ekonomik ünite olarak değerlendirilmesi gerektiği konusunda birlik mevcuttur. Raporlar arasındaki farklılık, maddi vaka olarak tespit edilen hususların hukuki değerlendirilmesi noktasındadır. Hukuki değerlendirme ise, hakimin görevine giren bir husustur. Zira, 6100 sayılı HMK.nun 266.maddesinin 2.cümlesine göre; “Hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel ve hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz”.

Maddi vakaların tespiti yönünden birbirini doğrulayan bilirkişi raporlarında yer alan veriler birlikte değerlendirildiğinde, somut olayda davalı şirketlerin farklı tüzel kişiliklere sahip olduğu yolundaki savunmaların hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup, TMK.nun 2.maddesinde öngörüldüğü gibi yasaca korunamayacağı ve olayda tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisini uygulama koşullarının gerçekleşmiş olması nedeniyle davalı ...nin, davacıya olan borcundan dolayı diğer davalı ... ...nin de müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun kabulü gerekirken, delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte belirtilen sebeplerle davalı ...ile ilgili temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte belirtilen sebeplerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, vekili Yargıtay duruşmasında hazır bulunan davacı yararına takdir edilen 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin ... ...den alınarak davacıya ödenmesine, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, 24.03.2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY YAZISI

Tüzel kişiler kendilerini oluşturan kişi veya mal topluluklarından bağımsız başlı başına varlığı olan kişiliklerdir.

Tüzel kişiler hak ve fiil ehliyetine sahip olduklarından hukuki işlemlere kendilerini oluşturan kişilerden bağımsız olarak taraf olurlar. Böylece taraf oldukları hukuki işlemler nedeniyle kendilerini oluşturan kişilerin kişiliklerinden bağımsız olarak bizzat kendileri haklara ve borçlara sahip olurlar.

Bu olguya kişiler hukukunda AYRILIK İLKESİ denir. Ayrılık ilkesi gereğince TÜZEL KİŞİLİK kendisini meydana getiren kişilerle tüzel kişilik ile hukuki ilişki kuran üçüncü kişiler arasında bir nevi PERDE oluşturmaktadır.

Kişiler hukukundaki ayrılık prensibi, ekonomik varlıklarının tamamını riske atmak istemeyen kişilerin mali kaynaklarının bir kısmıyla iktisadi faaliyette bulunmalarına imkan vermesi bakımından zaman içerisinde geliştirilmiş ve vazgeçilmesi çok zor bir prensiptir.

Ancak tüzel kişilik perdesinin tüzel kişiyi oluşturan kişiler tarafından kötüye kullanıldığı takdirde ne olacaktır?

Esas itibariyle ayrılık ilkesi genel kural olup, bundan basit ve kolay bir şekilde uzaklaşılması mümkün değildir.

Fakat ayrılık ilkesinin uygulanması adalet ve hakkaniyet duygularını zedeleyecek sonuçlar doğuruyorsa, tüzel kişi ile onu oluşturan kişiler arasındaki ayrılık ilkesi hakkın kötüye kullanımı niteliğinde ise bu durumda artık ayrılık ilkesinde ısrar edilmemeli ve tüzel kişilik perdesi kaldırılmalıdır.

Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması denildiğinde, hukuken bağımsız bir kişiliği olan tüzel kişinin bu bağımsız varlığını bir tarafa itmek ve onun tüzel kişiliğini yok saymak kastedilmektedir. Böylece bu tüzel kişilerle hukuki ilişkiye giren üçüncü kişilerin tüzel kişiden olan alacaklarını perdenin kalkmasıyla ortaya çıkan tüzel kişiyi oluşturan gerçek kişilerden talep ve tahsil edebilmeleri mümkün olacaktır.

Nitekim kanunkoyucu bazı durumlarda tüzel kişilik perdesini bizzat kendisi aralamaktadır. Bu konuda birçok düzenleme bulunmakla birlikte konu hakkında bir fikir vermesi bakımından Bankacılık Kanunu’nun 110.maddesine ve Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkındaki Kanun’un 35.maddesine atıf yapılabilir.

İşte tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ilkesi, alacaklıların haklarının korunması için kanunkoyucu tarafından hiçbir özel kanuni düzenleme yapılmamış olması hallerinde uygulanabilecek istisnai bir ilkedir.

Bu ilke veya kuram T.M.K.'nun 2.ve 3/2.maddelerine dayandırılır ve şöyle formule edilebilir: Ayrılık ilkesinin katı bir şekilde uygulanması hakkaniyet ve adalet duygumuzda bir ürpertiye neden oluyorsa, bu durumda, ayrılık ilkesi bir kenara itilerek, tüzel kişilik perdesinin kaldırılması öğretisi uygulanarak ürpertimizi giderecek bir çözüme gidilebilir.

Ancak bu konu çok karmaşıktır.

Ülkemizde konu ile ilgili ilk eserler İpek Sağlam tarafından yüksek lisans tezi olarak “Tüzel Kişilik Örtüsünün Aralanması, Amerikan ve İngiliz Hukuku İle Karşılaştırmalı Olarak”başlıklı olarak hazırlanmış çalışma ve Veliye Yanlı tarafından doçentlik takdim eseri olarak hazırlanmış “Anonim Ortaklıklarda Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması ve Pay Sahiplerinin Ortaklık Alacaklılarına Karşı Sorumlu Kılınması”başlıklı eserlerdir.

Ayrıca kanunun ülkemizin ekonomik hayatının güncel bir ihtiyacı olarak önem kazanması üzerine; Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından 02 Şubat 2008 tarihinde Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması temalı olarak düzenlenen Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu’nda yerli ve yabancı bilim adamları ile yüksek yargı üyeleri tarafından konu etraflıca tartışılmıştır.

Özetle, ticari şirketler bakımından tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, sermaye ortaklıklarında sınırlı sorumluluk ilgesinin istisnasını teşkil etmektedir. Zira tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasıyla tüzel kişi ile ortaklıkları arasındaki ayrılık ilkesi alacaklılar lehine görmezden gelinmekte, ihmal edilmektedir. Buna göre tüzel kişilik perdesi kaldırılarak sınırlı sorumluluk kalkanı bir kenara itilmekte ve ortaklığın borçlarından dolayı ortakların şahsen sorumlu olmalarının yolu açılmaktadır.

Ayrıca tüzel kişilik perdesinin kaldırılması, haklara ve mallara el koymanın sadece ve sadece borçlunun malvarlığı üzerinde uygulanabileceği yolundaki icra iflas hukuku kuralının da ihmal edilmesi anlamına gelmektedir.

Son olarak tüzel kişilik perdesinin kaldırılması bazı durumlarda kaçınılmaz olmakla birlikte burada tek hukuki dayanağımız olan hakkın kötüye kullanılmasıyla ilgili kural genel kural değildir; istisna kuraldır. İstisnaları da dikkatli ve özenle, amacına uygun olarak kullanmak ve istisnaları genel hale dönüştürmemek gerekmektedir. Başka bir anlatımla, bu teori kişiler hukukunun temel ilkesi olan ayrılık ilkesinin özüne dokunduğu için ancak münferit olaylarda, halin icabına göre tatbik edilmeli ve somut olayla sınırlı kalacak şekilde kullanılmalı, genelleştirilmemelidir. (Buraya kadar yapılan açıklamalarda Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi tarafından 02 Şubat 2008 tarihinde Tüzel Kişilik Perdesinin Aralanması temasıyla düzenlenen Uluslararası Ticaret Hukuku Sempozyumu’na sunulan Prof. Dr....., Prof. Dr..... - Doç.Dr....., Doç. ..... ve Doç.... bildirilerinden yararlanılmıştır).

Bu genel açıklamalardan sonra, dava konusu somut olaya gelince; davalı ......Ltd.Şti.davacıdan ihraç amacıyla çimento satın almış, bunları ihraç etmiş, davacıya bir kısım ödemede bulunmuş ve ihraç işlemi nedeniyle ithalatçı tarafından kendi lehine düzenlenen akreditif haklarını davacıya temlik etmiş, ancak davacı bu satıştan kaynaklanan alacağını tam olarak tahsil edememiştir.

Bu satış işlem büyük hacimli ticari bir satış olup, işlemin tarafları tacir olmaları nedeniyle basiretli bir idareci (müdir) gibi davranmak zorundadır.

Davalı ......Ltd.Şti.bu satış nedeniyle davacıya borcunu ödeyememiş ise de dava dosyasında davalı şirketin hakim ortakları .... ve .... ihraç edilen çimento bedelini şahsi mal varlıklarına aktardıkları ve davalı şirket tüzel kişiliğinin arkasına saklandıkları ve böylece ayrılık ilkesinin sağlandığı hakkı kötüye kullandıklarına dair yeterli delil bulunmamaktadır.

Bu itibarla davacı tarafın tüzel kişilik perdesinin kaldırılması talebinin koşulları oluşmamıştır.

Bir an için tüzel kişilik perdesinin kaldırılması gerektiği kabul edilecek olsa bile; perdesi kaldırılacak tüzel kişilik davalı ......Ltd.Şti.'nin tüzel kişiliğidir. Bu tüzel kişiliğe ait perde kaldırıldığında ise karşımıza şirketin hakim ortakları .... çıkar ve ancak onların şahsi sorumlulukları söz konusu olabilir.

Böyle bir durumda ise sadece bu şahısların mal varlıklarına ve bu bağlamda diğer davalı ......A.Ş.'ndeki paylarına cebri icra uygulanabilir.

Davalı ......Ltd.Şti.nin hakim ortaklarının diğer davalı ......A.Ş.'nin de hakim ortakları olması, ......Ltd.Şti.'nin borçlarından ......A.Ş.'nin müteselsil sorumluluğunu gerektirmez.

Böyle bir kabul davalı ......A.Ş.'nin...-.... dışındaki ortaklarının ve bu şirketin alacaklılarının haklarını ihlal anlamına gelir. Öyle ki davalı ......A.Ş.'nin borçlarını ödeyemeyerek iflası halinde, bu şirketin gerçek alacaklıları, yanlarında bu şirketten doğrudan bir alacağı olmayan davacının -oldukça büyük bir alacakla- süpriz misafirliğini göreceklerdir.

Yukarıdaki teorik açıklamalarda ifade edildiği gibi tüzel kişilik perdesinin kaldırılması kuralının genel bir kural değil, istisnai bir kural olduğu dikkate alındığında; yerel mahkemenin davacının tüzel kişilik perdesinin çapraz olarak kaldırılması talebini reddetmesinde isabetsizlik olmadığını ve yerel mahkeme kararının bu yönden de onanması gerektiğini düşündüğümden saygıdeğer çoğunluğun aksi yönde gerçekleşen bozma kararına muhalifim. 24.03.2015

Not: (www.corpus.com.tr)