Trafik Kazası - Tazminat - İhtiyari Dava Arkadaşlığı - Vekalet Ücreti


Yargıtay 17. Hukuk Dairesi
2016/10191
2019/4454
2019-04-10





Özet:

  • Davacılar; davalı ve mirasçısının maliki ve sürücüsü olduğu araç ile davalının maliki ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı kaza neticesinde araçta yolcu olarak bulunan davacıların babalarının vefat ettiğini belirterek manevi tazminat talep etmiştir.
  • Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli ve tarafların kusur durumu da gözönünde tutularak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır.
  • Belirtilen hususlar dikkate alındığında, olayın tarihi, meydana geliş şekli, davacıların ölen babalarının araçta yolcu olup kusursuz oluşu dikkate alındığında davacılar için takdir olunan manevi tazminatın az olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun şekilde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
  • Kabule göre, davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre kendisini vekille temsil ettiren davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmektedir.

-K A R A R-

Davacılar vekili; 25/01/2014 tarihinde davalı ... ve ...'in mirasçısı ...'in maliki ve sürücüsü olduğu araç ile davalı ...'nin maliki ve sürücüsü olduğu aracın karıştığı kaza neticesinde ...'in aracında yolcu olarak bulunan davacıların babaları ...'in vefat ettiğini belirterek ayrı ayrı 50.000,00'er TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ... vekili; yetki itirazlarının olduğunu ve davalıların murisi sürücü....'in kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı ...; kazanın gerçekleşmesinde kusurunun olmadığını ve olaydan kendisinin de büyük zarar gördüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davacılar için 10.000,00'er TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili, davalı ... vekili ve davalı ... tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, özellikle oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak düzenlenen uzman bilirkişi raporlarındaki kusur oranlarının benimsenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına, davacılara karşı haksız fiil esasıyla sorumlu olan ve zararın doğmasında ortak kusurlu olan davalıların zarardan müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesinin yerinde görülmesine göre davalı ...'nin tüm ve davalı ... vekilinin aşağıdaki (4) nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Dava, trafik kazası sonucunda ölüm nedeni ile manevi tazminat istemine ilişkindir.

Manevi tazminat zenginleşme aracı olmamakla beraber, bu yöndeki talep hakkındaki hüküm kurulurken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amaçlanmalı ve bu sebeple tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile birlikte olayın meydana geliş şekli ve tarafların kusur durumu da gözönünde tutularak, 6098 sayılı B.K.’nın 56.maddesindeki (818 sayılı BK'nın 47. maddesi) özel haller dikkate alınarak, hak ve nasafet kuralları çerçevesinde bir sonuca varılmalıdır. Zira, M.K'nın 4.maddesinde, kanunun takdir hakkı verdiği hallerde hakimin hak ve nasafete göre hükmedeceği öngörülmüştür.

Belirtilen hususlar dikkate alındığında, olayın tarihi, meydana geliş şekli, davacıların ölen babalarının araçta yolcu olup kusursuz oluşu dikkate alındığında davacılar için takdir olunan manevi tazminatın az olduğu görülmüş ve hakkaniyete uygun şekilde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

3-Kabule göre, davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığı, aralarında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunanların usul ekonomisi ilkesi dikkate alınarak birlikte dava açtıkları durumda da esasen birden fazla dava olduğu dikkate alınarak; her bir davacı yönünden lehine hükmedilen tazminat miktarına göre kendisini vekille temsil ettiren davacılar lehine ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekmekte iken yazılı şekilde tek vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli görülmemiştir.

4-Bozma neden ve şekline göre davalı ... vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ...'nin tüm ve davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, (4) nolu bentte açıklanan nedenlerle bozma neden ve şekline göre davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, aşağıda dökümü yazılı 1.053,95 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı ...'den alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılar ile davalı ...'e geri verilmesine 10/04/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.