Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-karşı davalı erkek tarafından kadının birleşen davasının kabulü, kusur belirlemesi, tazminat miktarları, çocuk ve kadın için hükmedilen tedbir nafakaları yönünden; davalı-karşı davacı kadın vekili tarafından ise duruşma istemli olarak yetki itirazının reddi, erkeğin davasının kabulü, kadının karşı davasının reddi, kusur belirlemesi, tedbir nafakasının kaldırılması, iştirak nafakasının miktarı ve reddedilen tazminatlar yönünden temyiz edilmiş olup kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 06.10.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.
Belli edilen günde temyiz eden davalı-karşı davacı ... vekili Avukat ... ile karşı taraf temyiz eden davacı-karşı davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen günde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre taraf vekillerinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Boşanma ve ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan özellikle eşlerin barınmasına ( TMK m.186/1 ), geçimine ( TMK m. 185/3 ), malların yönetimine ( TMK m.223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215 ) ve çocukların bakım ve korunmasına ( TMK m.185/2 ) ilişkin geçici önlemleri kendiliğinden ( re'sen ) almak zorundadır ( TMK m.169 ). Söz konusu madde hükmüne göre, nafakaya hükmedilmesi için boşanma veya ayrılık davasının açılmış olması yeterli olup, kusursuz olmak şartı aranmamıştır. Kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın gerektirici sebebin bulunması halinde hakim re'sen dahi bu maddede sayılan tedbirleri olabilir.
Somut olayda, İlk Derece Mahkemesince kadın yararına 19.06.2017 tarihli ara karar ile 300,00 TL tedbir nafakasına hükmedilmiş, 17.12.2021 tarihli duruşmada ise "davalı kadın lehine bağlanan tedbir nafakasının bu celseden itibaren kaldırılmasına" karar verilmiştir. Yapılan yargılama sonunda gerekçeli kararda ise "Davalı-karşı davacı kadın için daha önce takdir edilen aylık 1.500,00 TL tedbir nafakasının davalı-karşı davacı kadının sosyal ve ekonomik durumu ve evlilik birliğinin temelinden sarsılmasındaki ağır kusuru sebebiyle karar tarihinden itibaren kaldırılmasına," şeklinde hüküm kurulmuş ise de İlk Derece Mahkemesince tedbir nafakasının miktarı ve kaldırılma tarihi hususunda çelişki yaratacak şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır. O halde, davalı-davacı kadının tedbir nafakası talebi hakkında infazda karışıklığa sebebiyet vermeyecek şekilde ve Türk Medeni Kanunu'nun 169. maddesi uyarınca bir değerlendirme yaparak bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının tedbir nafakası yönünden BOZULMASINA,
2.Tarafların sair temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozma kapsamı dışında kalan temyize konu diğer bölümlerinin 6100 Sayılı Kanun'un 370. maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Duruşma için takdir olunan 28.000,00 TL vekâlet ücretinin .... alınarak ...., 28.000,00 TL vekâlet ücretinin ... alınarak .... verilmesine,
Peşin alınan harcın istek halinde yatırana geri verilmesine,
Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.10.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.



