Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı erkek vekili tarafından kusur belirlemesi, aleyhine nafaka ve tazminata hükmedilmesi, birleşen davanın kabulünü istinaf yönünden; davalı-davacı kadın vekili tarafından ise kusur belirlemesi, manevi tazminat miktarı ile asıl davanın kabulü yönünden temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
1.6100 Sayılı Kanun'un119. maddesinde, dava dilekçesinde, iddia edilen her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğinin bulunması gerektiği düzenlenmiştir.
Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesi'nin ilk kararında davacı-davalı erkeğin ağır kusurlu davalı-davacı kadının ise az kusurlu olduğu gerekçesiyle her iki davanın kabulüyle tarafların evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanmalarına ve fer'ilerine karar verildiği, kararın davalı-davacı kadın tarafından erkeğin davasının kabulü ve fer'ileri ile kendi zina nedenli davası yönünden istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince gerekçesizlik yönünden kararın kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi'nin ikinci kararında kadının yemek ve temizlik yapmayarak az kusurlu olduğu, erkeğin ise zina yaptığı bu sebeple ağır kusurlu olduğu gerekçesiyle erkeğin davasının evlilik birliğinin sarsılması, kadının davasının zina nedeniyle kabulüyle tarafların zina boşanmalarına ve fer'ilerine karar verilmiştir. Taraflarca tümüyle istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince kadının istinaf başvurusunun yoksulluk nafakası ile tazminatların miktarı yönlerinden kabulüyle bu yönlerden esas hakkında hüküm kurulmasına, erkeğin tüm, kadının sair yönlerden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Yapılan incelemede kadının açtığı birleşen zina davasına ilişkin olarak İlk Derece Mahkemesi'nin ikinci kararında zina hukuki sebebine ilişkin; 28.09.2021 tarihli sosyal inceleme raporunu ve 19.06.2022 tarihli icra çocuk teslim tutanağı esas alınmış ve zina hukuki sebebiyle tarafların boşanmalarına karar verilmiştir. Kadının birleşen dava dilekçesi incelendiğinde, kadının sosyal inceleme raporuna ve icra tutanağına delil olarak dayanmadığı anlaşılmaktadır. Hal böyle iken kadının açtığı zina davasının ispatlanmadığı nazara alınmadan davanın reddi yerine davanın kabulüne karar verilmesi doğru değildir.
Hal böyle iken kadın birleşen dava dilekçesinde zina olmadığı takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebeplerine bağlı olarak terditli dava açtığı göz önüne alındığında, asıl talebinin reddine karar verilmesi, kadının evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle açtığı terditli ikincil talep yönünden tüm deliller değerlendirilerek esası hakkında olumlu ya da olumsuz bir hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
2.Mahkemece erkeğin davası yönünden yapılan değerlendirmede ise evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda erkeğin ağır, kadının az kusurlu olduğu gerekçesiyle kusur belirlemesi yapılmış ve kadına "yemek ve temizlik yapmadığı" kusuru yüklenmiş ise de; yapılan yargılama ve toplanan delillerden kadına kusur olarak yüklenen vakıa yönünden dinlenen tanık beyanlarının yeri ve zamanı belli olmayan, sebep ve saiki açıklanmayan soyut izahlardan ibaret olduğu, bu nedenle bu vakıanın kadına kusur olarak yüklenemeyeceği ve kadının başkaca kusurunun ispat edilemediği anlaşılmıştır. 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 166/1-2 maddesi uyarınca boşanma kararı verilebilmesi için evlilik birliğinin, ortak hayatı sürdürmeleri eşlerden beklenmeyecek derecede temelinden sarsıldığının sabit olması gerekir. Oysa dinlenen davacı tanıklarının sözlerinin bir kısmı 4721 Sayılı Kanun'un 166/1. maddesinde yer alan temelinden sarsılma durumunu kabule elverişli olmayan beyanlar olup bir kısmı ise, sebep ve saiki açıklanmayan ve inandırıcı olmaktan uzak izahlardan ibarettir. Bu itibarla davanın reddi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yetersiz gerekçe ile boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır.
SONUÇ : Açıklanan sebeplerle;
1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının kadının ve erkeğin boşanma davaları yönünden BOZULMASINA, her üç dava hakkında yeniden hüküm kurulması gerektiğinden bozma sebebine göre sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
Temyiz peşin harcının istek halinde yatıranlara iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.



