Rücuda Teselsül


Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
2017/2445
2020/14
2020-01-14





Özet:

  • Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 50. ve 51. maddelerinde düzenlenmiş bulunan teselsül kuralları, birden çok kişinin birlikte bir zarara yol açması ve aynı zarardan dolayı sorumlu olmaları durumuna ilişkin olup zarara yol açanlar ile zarar gören arasındaki ilişkinin düzenlenmesine yöneliktir.
  • Dava, rücuen tazminat istemine ilişkin olup, tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.
  • Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur.
  • Diğer bir deyişle; olay nedeniyle dava dışı polis memuruna nakdi tazminat ödeyen davacı idare, kusuru oranında sorumlulara rücu edebilir.
  • Şu durumda, rücuda teselsül olmayacağından, davalılar ... ve ...’nın diğer davalı ile birlikte olayın meydana gelmesinde eşit oranda kusurlu olduğu ve davaya konu tazminattan mütesaviyen yani 1/3‘er oranda sorumlu tutulmaları gerekir.

 

MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi

Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalılar ... ve diğerleri aleyhine 26/05/2009 gününde verilen dilekçe ile rücuen tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 03/06/2014 günlü kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... ve ... tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.

Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı ... ve ...’nın aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları reddedilmelidir.

Davalı ... ve ...’nın diğer temyiz itirazlarına gelince;

Dava, 2330 sayılı Kanun'a dayalı rücuen tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı ... ve ... tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı vekili; olay tarihinde davalıların eylemi nedeniyle dava dışı polis memurunun 7 gün iş ve gücünden kalacak şekilde yaralandığını, bu nedenle yaralanan polis memuruna 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun ve bu Kanuna dayalı olarak çıkartılan Yönetmelik gereğince tazminat ödendiğini, davalıların ceza yargılamasında görevi yaptırmamak için direnme suçundan mahkum olduğunu belirterek meydana gelen Hazine zararının davalılardan tahsilini talep etmiştir.

Davalılara usulünce tebligat yapılmış, ancak cevap dilekçesi sunmamışlardır.

Mahkemece; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Olay tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 50. ve 51. maddelerinde düzenlenmiş bulunan teselsül kuralları, birden çok kişinin birlikte bir zarara yol açması ve aynı zarardan dolayı sorumlu olmaları durumuna ilişkin olup zarara yol açanlar ile zarar gören arasındaki ilişkinin düzenlenmesine yöneliktir.

Eldeki dava, rücuen tazminat istemine ilişkin olup, tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur. Tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Diğer bir deyişle; olay nedeniyle dava dışı polis memuruna nakdi tazminat ödeyen davacı idare, kusuru oranında sorumlulara rücu edebilir.

Şu durumda, rücuda teselsül olmayacağından, davalılar ... ve ...’nın diğer davalı ile birlikte olayın meydana gelmesinde eşit oranda kusurlu olduğu ve davaya konu tazminattan mütesaviyen yani 1/3‘er oranda sorumlu tutulmaları gerekirken, mahkemece açıklanan yönler gözetilmeyerek kararı temyiz eden davalıların mahkemece takdir edilen zararın tamamından müteselsilen sorumlu tutulması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekirse de belirlenen bu yanılgının giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, 6217 sayılı Kanunun 30. maddesi ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na eklenen "Geçici madde 3" atfıyla uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu 438/7 maddesi gereğince kararın düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.

SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (2) nolu bentte gösterilen nedenlerle hüküm fıkrasının 1. bendinde yer alan “davalılardan müteselsilen" söz dizisinin çıkarılarak yerine "davalı ...’dan müteselsilen, temyiz eden davalılar ... ve ...’dan ise 1/3’er oranda” söz dizisinin yazılmasına, ... ve ...’nın diğer temyiz itirazlarının (1) nolu bentte gösterilen nedenlerle reddi ile kararın düzeltilmiş bu biçiminin ONANMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 14/01/2020 gününde oy birliğiyle karar verildi.

(www.corpus.com.tr)