Mala Zarar Verme Manevi Tazminatı Gerektirmez


Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
2019/47
2019/802
2019-05-07





 

DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların Samandağ ilçesi Tekebaşı Mahallesinde bulunan 2688 parsel sayılı taşınmazın 1/3 hissesinin maliki olduğunu, bu parsele bitişik hazineye ait parselin yaklaşık 1.000 m2'lik kısmını da kullanmakta olduğunu, davalıların kepçeyle kazımak ve toprak taşımak suretiyle davacıların kullanmakta olduğu taşınmazın yarısına yakın kısmının çökerek yok olmasına ve kullanılamaz hale gelerek taşınmaz üzerine dikilen 7 yaşlarında 100 adet zeytin ağacının da yok olmasına neden olduklarını, bu ağaçlardan 50 adedinin toprak altında kaldığını, 50 adedinin ise çöken toprağın üstünde kalarak yok olduklarını, davacıların, davalıların haksız ve hukuka aykırı eylemleri sonucu hem toprağını hem ağaçlarını kaybettiğini, parselinin kalan kısmının da çökme tehlikesiyle karşı karşıya kalıp, kullanılamaz ve verimsiz hale geldiğini, davacıların şikayeti sonucu Samandağ Asliye Ceza Mahkemesi'nin 18.12.2015 tarih, 2015/684 esas ve 2015/896 Sayılı kararıyla davalılardan Cihat Kuş'un cezalandırılmasına karar verildiğini, kararın kesinleştiğini davalıların, davacıların zararlarını da karşılamaya yanaşmadıklarını bu nedenle mahkemeye başvurmak zorunda kaldıklarını, Bu nedenle, davaya konu alacaklarının şimdilik asgari bir miktar belirtilerek HMK. 107.maddesi gereği belirsiz alacak davası olarak açıldığını, alacak miktarlarının belli olması halinde de dava dilekçelerindeki taleplerini ıslah edeceklerini, bu nedenle 10.000.00 TL maddi ( parselin yok olan kısmının bedeli, kullanılamaması nedeniyle yoksun kalınan kar, 100 adet zeytin ağacının bedeli ve ürün alınamaması nedeniyle yoksun kalınan kar tespit edildiğinde arttırılmak üzere ) ve 5.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP: Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde müvekkillerinin kepçeyle kazımak ve toprak taşımak suretiyle davacının taşınmazının yarısına yakın kısmının çökerek yok olmasına kullanılamaz hale gelmesine sebebiyet verdiğinin iddia edildiğini, oysa toprak kayması müvekkillerinden Nacet'in ¹/² sinin maliki olduğu 2611 parsel sayılı taşınmazında yapılan kazı ve düzeltme sonucu oluştuğunu,bu toprak kayması arazilerin konumu, yapıları, mevsimsel aşırı yağışlar, doğal afetler ve 1970'li yıllarda o bölgede 3. şahıslarca yapılan tesviye çalışmaları sonucunda oluştuğunu, davacının arazisinde oluşan zararın bu çalışma sonucu olduğuna ilişkin iddianın yerinde olmadığını, Haksız eylem nedeniyle oluşan zararın ödetilmesine karar verebilmek için, hukuka aykırı kusurlu bir eylem sonucu bir zararın doğması ve hukuka aykırı kusurlu eylem ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması gerektiğini, davacının arazideki payı ve kendisine ait olmayan taşınmazlardaki ağaçların bedelini de talep ettiğini beyan ederek maddi tazminat yönünden davanın reddine karar verilmesini, manevi tazminat da talep edildiğini ancak manevi bir zararın doğması için kişinin, kişilik değerlerinin saldırıya uğraması gerektiğini, kişilik değerleri, kişinin kişilik haklarını oluşturup, bu hakların, yazılı hukukta bir tanımı yapılmamış olmakla birlikte, teori ve yargısal kararlardaki tanıma göre, kişinin yaşamı, sağlığı, vücut ve ruh bütünlüğü ile toplum içindeki yerini sağlayan ve koruyan haklar olduğunu davacıların manevi tazminat istemek için kişilik değerlerinin saldırıya uğramış olması gerektiğini, davamızda manevi tazminat istenilmesine ilişkin koşullar oluşmadığından manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacıların davasının kısmen kabul kısmen reddi ile, Hatay ili Samandağ ilçesi Tekebaşı Mah.2688 parsel sayılı taşınmazdan fen bilirkişisi Bülent Ç. ve C. G. tarafından hazırlanan 13/04/2017 tarihli rapor ve ekindeki krokide C Harfi ile 114,00 m2'lik kısmın toprak kayması nedeniyle oluşan maddi zararı 5.700,00 TL, ağaç zararı 7.500,00TL olmak üzere toplam 12.500 TL tazminatın haksız fiil tarihi olan 10/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, keşfen belirlenen 170,39TL ecrimisil bedeliyle ilgili taleple bağlılık ilkesi gereğince ıslah yapılmadığından bu hsusuta karar verilmesine yer olmadığına, davacının manevi tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davalılar vekilinin süresi içerisinde verdiği istinaf dilekçesinde; toprak kayması müvekkillerinden Nacet'in 1/2'sinin maliki olduğu 2611 parsel sayılı taşınmazda yapılan kazı ve düzeltme sonucu oluşmadığını, bu toprak kayması arazilerin konumu, yapıları, mevsimsel aşırı yağışlar, doğal afetler ve 1970'li yıllarda o bölgede 3. şahıslarca yapılan tesviye çalışmaları sonucunda oluştuğunu, bu nedenle davalı Nacet'in de parselinin zarar gördüğünü, kullanılamaz hale geldiğini, doğal afetlerin yarattığı toprak kaymalarından müvekkillerinin sorumlu tutulmasının hakkaniyete aykırı olduğunu, dinlenen davacı tanıklarından birisinin davacılardan birinin kuzeni, diğeri ise davacılardan birinin eşi olduğunu, yanlı beyanların mahkeme kararına dayanak yapılamayacağını, haksız eylem nedeniyle oluşan zararın ödetilmesine karar verebilmek için, hukuka aykırı kusurlu bir eylem sonucu bir zararın doğması ve hukuka aykırı kusurlu eylem ile zarar arasında nedensellik bağının bulunması gerektiğini, eylem ile zarar arasında nedensellik bağı olmadığından yasal dayanaktan yoksun olan davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasalara aykırı olup bozması gerektirdiğini, eğitim yüzdesinin % 70-75 olduğu yumuşak arazide, heyelan sorumluluğunun müvekkillerine yükletilmesinin de açık bir hukuk ihlali olduğunu, davacıların davaya konu taşınmazın kendilerine ait olmayan kısmının iddia edilen zararının karşılanmasını talep hakkı olmadığını, zarara uğradığı iddia edilen taşınmazın tapu kaydında 1/3 'üne sahip olan davacı tarafa taşınmazın tamamı kendilerininmiş gibi maddi tazminat verildiğini, müvekkillerinden Nacet'in de 2610 Sayılı parselde 1/2 oranında malik olup kabul etmemekle birlikte oluştuğu iddia edilen zararın tümünden sorumlu tutulamayacağının da açık olduğunu, 150,00 TL zeytin ağacı başına değer biçilmesinin kabul edilmemez bir yanılgı olduğunu, ek rapora 27/03/2018 tarihli dilekçeleri ile itiraz etmelerine rağmen mahkemece zeytin ağacı değeri olarak 150,00 TL kabul edildiğini, açıklanan nedenlerle; yerel Mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekilinin süresi içerisinde vermiş olduğu istinaf dilekçesi ile; müvekkili tarafından dikilmiş olup toprak kayması sonucu zarar gören ağaç sayısının 100 adet olduğunu, bunların en az 50 adedinin halen gözle görülebilir durumda olduğunu, gerisinin toprak altında kalarak yok olduğunu, yok olan ağaç adedinin 100 olduğu halde sadece 50 olarak hesaplandığını ve bu yöndeki itirazlarının yasaya aykırı olarak Mahkemece reddedildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarında zeytin ağaçlarının bedelleri ve gerçekleşen zarar miktarının ecrimisil süresi ve miktarı oluşan gerçek zarardan çok daha düşük hesaplanmış olmasına karşın bu yöndeki itirazlarının da yasaya aykırı olarak reddedildiğini, davalıların eylemleri sonucu oluşan toprak kayması nedeniyle müvekkilinin kaybettiği parsel alanının 114 m2'den çok daha fazla olduğunu, ancak bu yöndeki itirazlarının da kabulü gerekirken reddinin yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda parselin m2 değerinin 50 TL gibi çok düşük bir değer gösterildiğini, müvekkilinin oluşan gerçek zararının tespit ve tazmin edilmemiş olmasının yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin davalıların eylemleri sonucu ciddi manevi zarara da uğramış olup manevi tazminatın yasal şartlarının oluştuğunu, açıklanan nedenlerle yerel Mahkeme kararının davanın kısmen reddi ve manevi tazminat talebinin reddine dair kısmının kaldırılmasına, davanın istinaf talepleri doğrultusunda kabulüyle tespit edilecek maddi tazminat ile takdir edilecek manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

İSTİNAFA CEVAP: İstinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi sunulmamıştır.

UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR: Kusurlu eylem ile zarar arasında nedensellik bağının bulunup bulunmadığı, davacının zararının doğru hesaplanıp hesaplanmadığı, davacının oluşan zararının tamamını talep edip edemeyeceği, manevi tazminata hükmedilip edilmemesi hususlarında toplanmaktadır.

DELİLLER: Samandağ Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2015/684 Esas, 2015/896 Karar sayılı dosyası, tanık beyanları tapu kayıtları, bilirkişi raporları, vs.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:

Dava, 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49, 50 ve 56. maddeleri kapsamında açılan maddi tazminat ve manevi tazminat davasıdır.

İlk derece mahkemesince, maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulüne ve manevi tazminat yönünden reddine karar verilmiştir.

Hükmü, davacı vekili ve davalı vekili istinaf etmiştir.

Davalı vekilinin kusur ve nedensellik bağına yönelik yapılan istinaf incelemesinde; Toprak kazı ( hafrirat ) çalışması nedeniyle tazminat davasının hukuki dayanağı, bir haksız fiil ( BK md.49 ) sorumluluğu doğurmasıdır. 6098 Sayılı Borçlar kanunun 49. md.si "Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiille başkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür."

Hukuka aykırı fiil ile bir kimsenin özel hukuktan doğan ve herkese karşı ileri sürülebilen haklarına karşı yönelmiş saldırılar haksız fiil niteliğindedir. Bu haksız fiil ile oluşan zarar, tazminat talebinin temelinde uğranılan zarardır. Kişinin zararı maddi zarar ve manevi zarar şeklinde ortaya çıkabilir. Kusur ise, kişinin haksız fiil ile başkasına zarar vermesi halinde doğacak zarardan sorumlu olması için kusurlu olması şartı aranır. ( Kusursuz sorumluluk halleri istisnadır ) Zararın doğması kusur karinesine dayanıyorsa zarar görenin zararını ispatı yeterlidir. Ayrıca karşı tarafın kusurunu ispatına ihtiyaç yoktur. Neticeden zarar ile eylem arasında nedensellik bağı bulunması da şartır. Bir fiilin haksız fiil sayılması için aranan son şart kusurlu davranışla zarar arasında sebep-sonuç ilişkisi olmasıdır. İlliyet bağından söz edebilmek için hukuka aykırılık bağının da olması gerekir.

Dava konusu uyuşmazlıkta, davalıların Hatay ili Samandağı ilçesi Tepebaşı Mahallesinde bulunan 2610 parsel saylı taşınmazda 1/2 malik olan davalı Necdet'in talebi üzerine davalı Cihat tarafından hafriyat çalışması yaptığı uyuşmazlık ve istinaf konusu dışıdır. Buradan hareketle, dosya içinde mevcut bilimsel veriye dayalı, kendi içinde tutarlı ve objektif olarak hazırlanan ve yerel mahkemece hükme dayanak yapılan 01.02.2018 tarihli jeoloji bilirkişi raporuna göre; davalının 2610 numaralı parsel boyunca ve "D" ile gösterilen alanda hafriyat çalışması yapması neticesinde, davacıya ait 2668 numaralı parselin alt kotlarında doğal şevin dengesinin bozulduğu, doğal dengesi bozulan şevin, yağmur sonucu şişen, bünyesine su alan siltli killi malzemede heyelanın geliştiği, 13.09.2017 tarihinde mahallinde yapılan keşif sonucu Fen bilirkişisi tarafından hazınlanan 13.10.2017 tarihli rapor eki krokide 2688 numaralı parsel üzerinde "C" harfi ile belirtilen yaklaşık 114.00 m2 lik alan parsel alanı heyelan sonucu kullanılamaz hale geldiği ve tescil harici alanda davacı tarafından kullanıldığı belirtilen 1000 m2 lik alanın meydana gelen toprak kayması sonrası kullanılamaz hale geldiği teknik olarak tespit edildiğinden, davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.

Davalı vekilinin davacının tapudaki hissesine yönelik yapılan istinaf incelemesinde; Dosya içindeki tapu kayıtlarından Hatay ili Samandağı ilçesi Tepebaşı Mahallesinde bulunan 2688 parsel saylı taşınmazda davacının 1/3 malik olduğu anlaşılmıştır. Yine dilenen tanık beyanlarından, davacının dava konusu taşınmazda bulunan zeytin ağaçlarının davacının ektiği, bakımını sürdürdüğü ve zararın oluştuğu kısmı davacının kullandığını belirtmişlerdir. Kural olarak, bir davada ispat yükü, dayandığı vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan hak çıkaran yani vakıadan yararlanan kimseye aittir. Davacı dava konusu taşınmazda hissedar malik olduğunu ve zarar gören kısmı kullandığını ispatlamıştır. Artık davalı taraf dava konusu taşınmazda, fiili bir taksim olmadığını ve taşınmazın tamamının tapuda hissedar olarak görünen dava dışı tüm malikler tarafından kullanıldığını ispatlaması gerekmektedir. Oysa dosya içindeki bilgi ve belgelerden davalı tarafın bunu ispatlayamadığı anlaşılmakla, davalıların istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Davalı vekilinin zararın miktarına yönelik yapılan istinaf incelemesinde; Dosya içinde mevcut 30.10.2017 havale tarihli ziraat bilirkişi raporuna göre, haksız eylem tarihi itibariyle, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğünün bilirkişi raporuna ekli verilerine göre, ağaç başına birim fiyat 110 TL olmak üzere toplam 5.500,00 TL hesaplanmış ve yine iş bu kök rapora göre hazırlanmış 01.02.2018 havale tarihli ek rapora göre zarar miktarının aynı olduğu tespit edilmiştir.

15.03.2018 Havale tarihli ek rapora göre; ağaç başına birim fiyat 150 TL olmak üzere toplam 7.500,00 TL hesaplanmış ve raporda Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğünün verilerinin kullanıldığı belirtilmiş ise de, bu veriler dosyaya eklenmemiş ve yine 150 TL birim fiyatın başka hangi veriye dayanılarak tespit edildiği açıklanmamıştır. Yine 23.05.2018 havale tarihli ek rapor ile 15.03.2018 havale tarihli ek rapor aynı içeriklidir. Buradan hareketle, mahkemenin hükme esas aldığı 15.03.2018 havale tarihli ve 23.05.2018 havale tarihli ek raporlar kök rapor ile çelişki arz etmekte olup, ağaçların bedelinin tespitinde denetime açık dayanak veri sunulmaksızın hazırlandığından hüküm kurmaya elverişli değillerdir. Bu nedenle davalı vekilinin istinaf sebeplerinin kabulüyle 30.10.2017 havale tarihli kök ziraat bilirkişi raporu ve bu rapora göre hazırlanmış 01.02.2018 havale tarihli ek rapora göre zarar miktarı hesaplanarak aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

Davacı vekilinin maddi tazminat yönünden istinaf sebeplerinin değerlendirilmesinde; Davacı tarafından maddi tazminat talebine ilişkin yapılan istinaf başvurusu yönünden incelemede, davacı haksız eylemi sebebi ile 13.200 TL maddi zararının olduğunu ıslah dilekçesi ile belirtmiş, mahkemece davanın 12.500 TL'si yönünden kısmen kabulüne karar verilmiştir. HMK'nın 341/2. maddesi gereğince istinaf yoluna başvuru yapılabilen kararlar bellidir. Buna göre karar tarihi itibari ile 3.560,00 TL ve altındaki ilk derece mahkemesi kararlarının kesin olduğu bu kararlara karşı istinaf yoluna başvurulamayacağı belirlenmiştir. Bu itibarla davacının maddi tazminat talebinin reddine ilişkin ilk derece mahkemesinin kararı miktarı itibarı ile kesin olduğundan davacının bu kısma ilişkin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

Davacı vekilinin manevi tazminat yönünden istinaf sebeplerinin değerlendirilmesinde; Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar, manevi tazminat verilebilecek olguları sınırlamıştır. Bunlar, kişilik değerlerinin zedelenmesi ( TMK 24 ), isme saldırı ( TMK 26 ), nişan bozulması ( TMK 121 ), evlenmenin feshi ( TMK158 ), bedensel zarar ve ölüme neden olma ( TBK 56 ) durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesidir ( TBK 58 ). Bunlardan TMK'nın 24. maddesiyle TBK'nın 58. maddesi daha kapsamlıdır. TMK'nun 24. maddesinin belli yerlere yollaması nedeniyle böyle bir durumun bulunduğu yerde, onu düzenleyen kurallar ( örneğin; TMK 26, 174, 287 ); bunların dışında TBK'nun 58. maddesi uygulanır.

TMK'nın 24. ve TBK'nın 58. maddesinde belirlenen kişisel çıkarlar, kişilik haklarıdır. Kişilik hakları ise, kişisel varlıkların korunmasıyla ilgilidir. Kişisel varlıklar, bedensel ve ruhsal tamlık ve yaşam ile nesep gibi insanın, insan olmasından güç alan varlıklar ya da kişinin adı, onuru ve sır alanı gibi dolaylı varlıklar olarak iki kesimlidir. Tekniğin gelişimi ve yaşam koşullarına göre belirlenmiş varlıklar, açıklanan olgularla çevrelendirildiğinde, davaya konu olayın bu çerçeve dışında kalması durumunda manevi tazminat isteği reddedilmelidir.

Bu açıklamalar ışığında eldeki dosyaya baktığımızda; Davalıların davranışı yani davacının malına, zeytin ağaçlarına zarar vermiş olmaları kişilik haklarına saldırı niteliğinde kabul edilemez. Bu sebeple mal varlığında meydana gelen zarar nedeniyle davacı lehine manevi tazminata karar verilemeyeceğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.

Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında söz konusu tazminatın hesaplanmasında yanılgı bir değerlendirme yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olmasının hatalı olduğu kanaatine varılmakla, davalı tarafın istinaf kanun yolu başvurusunun duruşma yapılmadan, bu yönüyle kabulüyle 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerektiği kanaati ile aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;

1- )Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan KISMEN KABUL - KISMEN REDDİ ile,

2- )Davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, Maddi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE,

6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Samandağ 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 25/05/2018 tarih ve 2016/808 Esas, 2018/378 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,

Davacıların davasının KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile,

1- )Hatay ili Samandağ ilçesi Tekebaşı Mah.2688 parsel sayılı taşınmazdan fen bilirkişisi Bülent Ç. ve Coşkun GÖRKEM tarafından hazırlanan 13/04/2017 tarihli rapor ve ekindeki krokide C Harfi ile 114,00m2lik kısmın toprak kayması nedeniyle oluşan maddi zararı 5.700,00TL, ağaç zararı 5.500,00 olmak üzere toplam 11.200,00 TL tazminatın haksız fiil tarihi olan 10/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,

Keşfen belirlenen 170,39TL ecrimisil bedeliyle ilgili taleple bağlılık ilkesi gereğince ıslah yapılmadığından bu hsusuta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

Davacının manevi tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından REDDİNE,

Yargılama gideri ve harç;

2- )Alınması gereken 765,07 TL karar ilam harcından peşin alınan 310,57 TL'den mahsubu ile kalan 454,50 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3- )Davacı tarafından yapılan ilk dava açma gideri 289,67 TL, ıslah harcı 54,40 TL, keyif gideri, keşif gideri 1.721,80 TL, davetiye müzekkere posta gideri 108,00 TL olmak üzere toplam 1.829,80 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan 1.138,54 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, kalan miktarın davacılar üzerinde bırakılmasına,

4- )Davalılar tarafından yapılan bir davetiye posta gideri 11,00 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesaplanan 3,02 TL yargılama giderinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalılara verilmesine, kalan miktarın davalılar üzerinde bırakılmasına,

Vekalet ücreti;

5- )Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden red edilen manevi tazminat miktarı yönünden AAÜT'ye göre hesaplanan 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalılara verilmesine,

3- )Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen maddi tazminat miktarı yönünden AAÜT'ye göre hesaplanan 2.725,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,

İstinaf giderleri açısından;

7- )İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

8- )Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, avans iade ve harç tahsil işlemlerinin HMK'nın 359/3. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,

9- ) Davalı tarafça yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,

10-Davalılar tarafından sarfedilen 35,50 TL posta masrafının davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

Dair, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi gereğince; miktar veya değeri elli sekiz bin sekiz yüz ( 58.800,00 ) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 07.05.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi.