MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Yukarıda tarih ve numarası yazılı İlk Derece Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı-üçüncü kişi ile davalı-alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü:
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 97/son, aynı Kanunun 18/1. ve 366/1. maddesinin atfıyla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 369/7. maddesi de gözetildiğinde icra mahkemesinde görülen işler ivedi işlerden sayıldığından temyiz incelemesinin duruşmalı yapılması talebinin oybirliği ile reddine karar verildikten sonra işin esası incelendi:
Dava, üçüncü kişinin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına ilişkindir.
Mahkemece yapılan ilk yargılama sonucunda, şikayetin kabulüne, menkuller üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş, kararın alacaklı tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı alacaklı vekilince temyiz edilmiştir. Dairemizin 23.10.2024 tarih ve 2024/3756 Esas, 2024/8945 Karar sayılı ilamı ile; haczedilmezlik şikayetinin takip borçlusuna ve ipotek alacaklısına tanınmış bir hak olduğu, üçüncü kişinin başvurusunun istihkak davası niteliğinde olduğu, yeni bilirkişiler kurulundan mahcuzların haczin yapıldığı tarla niteliğindeki taşınmazın bütünleyici parçası olup olmadığı belirlenerek mahcuzlar taşınmazın bütünleyici parçası değil ise ipotek kapsamında kalmayan teferruatın müstakilen haczedilebileceği kuralı göz önünde bulundurularak karar verilmesi gerektiğinden bahisle bozma kararı verilmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak alınan bilirkişi raporu doğrultusunda taşınmaz üzerinde bulunan ve taşınmaza bağlı olan çelik çatı, çelik kolonlar, trapez çatı sacları ve aparatları, içerisindeki demir çelik aksamlar, galvanizli aksamlar, yağmur olukları, buzağı kulübesi, çelik çatı ve yapı elemanlarının taşınmaz üzerindeki yapıların ana unsurlarından olduğu, yapının bütünleyici parçası oldukları, diğer mahcuzların ise eklenti vasfında oldukları gerekçesi ile davanın kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiş, karara karşı davacı üçüncü kişi ve davalı alacaklı temyiz yoluna başvurmuştur.
Davacı üçüncü kişi, ... ili, ... ilçesi, ... Köyü, ... Altı mevkii, 116 ada, 24 parsel sayılı tarla niteliğindeki taşınmaz üzerinde yer alan ahır ve bu ahır içinde yer alan mütemmim cüzler, eklentiler ile çeşitli alet ve eşyaların maliki olduğunu belirterek menkuller üzerine konulan haczin kaldırılmasını talep etmiştir. İcra dosyasında taraf olmayan 3. kişinin dosyadaki haczin kaldırılmasını şikayet yoluyla isteyemez. Bu konuda aktif dava ehliyeti yoktur. 3. kişi ancak istihkak iddiası ve prosedürüne göre haczin kaldırılmasını isteyebilir.
Bu nedenle Mahkemece, noksan harç tamamlattırılarak çekişmenin istihkak davası prosedürüne göre çözümlenmesi yoluna gidilmiş ise de, Dairemizin bozma ilamından sonra davalının beyanı doğrultusunda Mahkemece dosya kapsamına alınan tapu kaydına göre 3.7.2024 tarihinde davacı ... tarafından ...’e anılan taşınmazın satışının yapıldığı, taşınmazın malikinin ... olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 125. maddesinde, dava konusunun taraflarca üçüncü kişiye devri halinde yapılacak usuli işlemler düzenlenmiş ve Kanun'un 125/2. maddesinde, "Davanın açılmasından sonra, dava konusu davacı tarafından devredilecek olursa, devralmış olan kişi, görülmekte olan davada davacı yerine geçer ve dava kaldığı yerden itibaren devam eder..." hükmüne yer verilmiştir.
Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, 6100 sayılı Kanun'un 125/2. maddesi gereğince işlem yapılarak, dava konusu taşınmazı devralan ... yöntemince davaya dahil edilmeli, bu şekilde taraf teşkili sağlanmalı, bundan sonra işin esasına girilerek hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu husus gözetilmeksizin, taraf teşkili sağlanmadan işin esası hakkında karar verilmesi doğru görülmediğinden, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Kabule göre de; taraflar arasında, dava konusu yapılan mahcuzların ihale ile satılması halinde, istihkak davası İİK'nun 97/10. maddesi uyarınca satış bedeline dönüşür. Hacizli malın dava dışı bir kişiye satılması veya alacaklıya alacağa mahsuben satılması sonuca etkili değildir. Somut olayda, dava konusu mahcuzların, dava açıldıktan sonra alacağa mahsuben alacaklı tarafından ihale ile alındığı beyan edilmiştir. Bu durumda dava konusuz kalmayıp bedele dönüşeceğinden satış bedeli üzerinden karar verilmesi gerekirken yazılı biçimde hüküm kurulması da hatalı olmuştur.
Kabule göre de, istihkak davalarında davanın kabulüne karar verildiği hallerde hacizli malların değeri ile alacak miktarından hangisi az ise onun üzerinden hesaplanacak nispi karar ve ilam harcına hükmedilmesi gerekir. İstihkak davasına konu mahcuzlar, satılmışsa istihkak davasının konusu satış bedeline dönüşeceğinden satış bedeli ile asıl alacaktan hangisi az ise onun üzerinden vekalet ücretinin hesaplanması gerekirken, bu husus dikkate alınmaksızın karar verilmesi doğru olmamıştır.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan sebeplerle, tarafların temyiz istemlerinin kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgililere iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 21.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.



