Kocanın Kadının Pasaportunu Alıp Yurtdışına Giderek Boşanma Davası Açması


Konya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi
2019/337
2019/332
2019-06-02





Özet:

  • Boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen davacı kadının davalı erkekten daha ziyade veya eşit kusurlu olmadığı, davalı-davacı erkeğin tam kusurlu olduğu, davacı kadının boşanma sonucu en azından davalı erkeğin maddi desteğini yitireceği gözetilerek uygun bir maddi tazminata hükmedilmesi gerekir.
  • Davalı-davacı kadın yararına maddi tazminata hükmedilmesinde ve bu tazminatın miktarında bir isabetsizlik olmadığı kabul edilmiştir.
  • Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedebilmek için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya diğer tarafa göre daha az kusurlu olması yanında; boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarını zedelemiş olması da gereklidir.
  • Buna göre davacı-davalı erkeğin, davalı-davacı kadını sebepsiz yere Türkiye'de bırakıp pasaportunu da yanında alıp dönmesi ve sonrasında boşanma davası açmasının davalı-davacı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği anlaşıldığından mahkemenin kadına manevi tazminata hükmetmiş olması hatalıdır.

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:

Dava dilekçesi:

Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Tarafların 25/09/2016 tarihinde görücü usulü ile evlendiklerini, 5 ay nişanlı kaldıklarını, çocuklarının bulunmadığını, davalının evlendikten bir kaç ay sonra İsviçre'ye gittiğini, müvekkilinin tüm ev eşyalarını yenilediğini, davalı kadının "kendi kafana göre almışsın, benimle almadın" diyerek sorun çıkarttığını, kadının herşeyi kavga sebebi haline getirdiğini, müvekkiline bağırıp çağırdığını, bu nedenle İsviçre'de saat 22:00 dan sonra ses çıkarmanın yasak olduğu için komşularla sorun yaşadıklarını, kadının ev işleri ile ilgilenmediğini, evin temizliğine önem vermediğini, ocağı açık bırakıp gidip yattığını, başka bir erkekle telefonla mesajlaştığını, müvekkilinin sorduğunda eski iş arkadaşı olduğunu söylediğini, bu kişi ile görüşme dediğinde "sen karışamazsın" şeklinde cevap verdiğini ve bu şahısla görüşmeye devam ettiğini, davalının annesinin de evliliklerine müdahale ettiğini, davalı kadının ailesine pahalı hediyeler aldığını, bir tartışma esnasında davalı kadının eski erkek arkadaşı ile birlikte olduğunu söylediğini, en son tarafların sorunları konuşmak için Türkiye'ye geldiklerini, kızın ailesinin müvekkilini suçladıklarını, müvekkilinin davalıyı Türkiye'de bırakarak İsviçre'ye geri döndüğünü belirterek tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir.

Cevap ve karşı dava dilekçesi:

Davalı vekili cevap ve karşı dilekçesinde özetle; Tarafların 2013 yılında arkadaşlık etmeye başladıklarını, nişanlılık süresinden sonra birbirlerini tanıyarak evlendiklerini, davacı erkeğin sudan sebeplerle boşanma gerekçesi oluşturmasını kabul etmediklerini, davacı erkeğin düğünde takılan paralarla müvekkiline danışmadan istediği şekilde bir kaç ay içinde müvekkilinin geleceğini bildiği halde kafasına göre evin mobilyalarını aldığını, davacı erkeğin, kadını gürültü yapması, başka erkekle mesajlaşması yönündeki iddialarını kabul etmediklerini, davacı erkeğin elinden telefonu düşürmediğini, tuvalete bile telefonla gittiğini, en son müvekkilini Çin'e iş görüşmesine gideceğim diyerek kandırmak suretiyle Türkiye'ye getirdiğini, müvekkilinin pasaportunu bırakmadan İsviçre'ye tekrar döndüğünü, müvekkilini terk edip gittiğini, karşı davaları açısından ise; davacı erkeğin daima gergin ve asabi bir kişiliğinin olduğunu, sürekli kavga çıkarttığını, müvekkilinin sakin bir insan olduğunu, davacı erkeğin müşterek hayatı eşi yerine ailesi ile yaşamayı tercih ettiğini, ailesi ile birlikteyken müvekkiline kötü davrandığını, müvekkiline hakaret etmeyi alışkanlık haline getirdiğini, hor görüp küçük düşürdüğünü, müvekkilinin ihtiyaç ve iaşesini karşılamadığını, cep telefonunu müvekkilinden gizlediğini, "bu benim özelim" deyip müvekkilini azarladığını, son olarak kurduğu yalan senaryo ile müvekkilini Türkiye'ye getirdiğini, Çin'e iş görüşmesine gitmediğini, tekrar İsviçre'ye döndüğünü, müvekkilini bu dönemde oyaladığını, sonrasında ise boşanma davası açtığını söylediğini, müvekkilinin evlenmek için Türkiye'deki hemşirelik görevinden istifa ettiğini, şuanda çalışmadığını, bu nedenle tarafların boşanmalarına, müvekkili için 1.000 TL tedbir ve yoksulluk nafakasına, 100.000 er TL maddi ve manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:

Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; Davacı-davalı erkeğin davasının reddine, davalı-davacı kadının davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, davalı-davacı kadın lehine 400 TL tedbir/yoksulluk nafakası ile 14.000 TL maddi, 11.000 TL manevi tazminata hükmedilmesine karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:

Davacı-davalı vekili yasal süresi içerisinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar arasındaki problemin karşı taraftan kaynaklandığını, davalı-davacı kadının başka erkeklerle görüştüğünü, bu hususun tanık beyanları ve telefon kayıtları ile sabit olmasına rağmen mahkemenin değerlendirmeye almadığını, ayrıca mahkemenin takdir ettiği tazminatların ve nafaka miktarının da yüksek olduğunu, tarafların ekonomik durumları tam olarak tespit edilmemesine rağmen bu şekilde karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve HUKUKİ SEBEPLER:

Dava, karşılıklı olarak açılan TMK 166/1 maddesine dayalı boşanma ve ferileri talebine ilişkindir.

Tarafların 25/09/2016 tarihinde evlendikleri, müşterek çocuklarının bulunmadığı, evlendikten sonra 15 gün Türkiye'de birlikte kaldıkları, davacı-davalı erkeğin İsviçre'ye gittiği, 3-4 ay sonra Mart 2017 tarihinde davalı-davacı kadının da İsviçre'ye gittiği, tarafların 2,5 ay kadar yurt dışında birlikte yaşadıkları, en son davacı-davalı erkeğin Çin'e iş görüşmesine gideceğim diyerek davalı-davacı kadını da almak suretiyle Türkiye'ye geldiği, kadını ailesinin evine bırakıp gittiği, sonrasında Çin'e gitmeyip tekrar İsviçre'ye döndüğü, giderken davalı-davacı kadının pasaportunu da yanında götürdüğü, bu şekilde kadının yurtdışına geri dönmesine engel olduğu, sonrasında eldeki boşanma davasını açtığı anlaşılmıştır.

Davacı-davalı erkeğin istinaf sebeplerinin incelenmesinde;

A) Kusur tespiti bakımından;

Mahkemenin davacı-davalı erkeğe, davacı-davalı kadını Çin'e gideceğim diyerek Türkiye'ye bırakarak İsviçre'ye tek başına döndüğü, giderken kadının pasaportunu da yanında götürdüğü, Çin'e gitmediği gibi davalı-davacı kadını da tekrar yanında götürmediği gerekçesi ile tam kusur yüklediği, davalı-davacı kadının ise kusurunun bulunmadığının belirtildiği, dosyada dinlenen davalı-davacı kadın tanıklarının gerekçede belirtilen şekilde davacı-davalı erkeğin Çin'e iş görüşmesine gideceğim diyerek davalı-davacı kadını annesinin evine kapıdan bırakıp gittiği, 2-3 gün sonra İsviçre'ye geri döndüğü, bu dönemde davalı-davacı kadını sürekli oyaladığı, pasaportunu da yanında götürdüğü, 1 ay sonra ise "boşanacağım" diyerek birleşme niyetinin olmadığını belirttiği beyan edildiğinden ve davalı-davacı kadının erkeğin tanık anlatımlarına göre kusurunun ispat edilemediği anlaşıldığından mahkemenin kusur tespitinin ve kararının yerinde olduğu kabul edilmiştir.

Her ne kadar davacı-davalı erkek, dava dilekçesinde kadının başka erkeklerle görüştüğünü beyan etmiş ve dosyaya getirtilen HTS kayıtlarından davacı-davalı erkeğin 11/12/2018 tarihli dilekçesinde belirttiği, davacı-davalı kadının ..... ve ..... isimli şahıslarla görüşme kayıtlarının bulunduğu tespit edilmiş ise de; davalı-davacı kadının 24/12/2018 tarihli beyan dilekçesinde, ..... adına kayıtlı hattın .....'nin kardeşi ve davacı kadının köylüsü ..... tarafından kullanıldığı, .....'in ise kadının gitmiş olduğu dershanede çalışan Türkçe hocası olduğu, kadının sınıf temsilcisi sıfatı ile telefon görüşmelerinin bulunduğu, görüşmelerin olağanın dışında geç saatlerde olmadığı, davalı-davacı kadının bu konudaki 24/12/2018 tarihli dilekçesinde yaptığı izahatın Dairemizce inandırıcı bulunduğu kabul edilmekle kadına bu yönde kusur yüklenemeyeceği kabul edilmiştir.

B) Tazminat miktarları yönünden;

Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf kusurlu taraftan uygun bir tazminat isteyebilir.(TMK md.174/1)

Boşanmaya sebep olan olaylarda maddi tazminat isteyen davacı kadının davalı erkekten daha ziyade veya eşit kusurlu olmadığı, davalı-davacı erkeğin tam kusurlu olduğu, davacı kadının boşanma sonucu en azından davalı erkeğin maddi desteğini yitireceği gözetilerek uygun bir maddi tazminata hükmedilmesi gerekir. Davalı-davacı kadın yararına maddi tazminata hükmedilmesinde ve bu tazminatın miktarında bir isabetsizlik olmadığı kabul edilmiştir.

Boşanma sebebiyle manevi tazminata hükmedebilmek için, tazminat talep eden tarafın kusursuz veya diğer tarafa göre daha az kusurlu olması yanında; boşanmaya sebep olan olayların kişilik haklarını zedelemiş olması da gereklidir (TMK md. 174/2). Buna göre davacı-davalı erkeğin, davalı-davacı kadını sebepsiz yere Türkiye'ye bırakıp pasaportunu da yanında alıp dönmesi ve sonrasında boşanma davası açmasının davalı-davacı kadının kişilik haklarına saldırı teşkil etmediği anlaşıldığından mahkemenin kadına manevi tazminata hükmetmiş olması doğru bulunmamış. bu yöne ilişkin davacı-davalı erkeğin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiştir.

C) Tedbir ve yoksulluk nafakası bakımından,

Boşanmaya sebebiyet veren olaylarda kusursuz olan davalı-davacı kadının ev hanımı olduğu, hiçbir yerden gelirinin olmadığı, ailesi ile birlikte aylık 700 TL karşılığında kirada oturduğu, davacı-davalı erkeğin ise İsviçre'de çalıştığı, düzenli gelirinin bulunduğu anlaşıldığından, günün ekonomik koşulları, paranın satın alma gücü gözetilerek takdir edilen aylık 400 TL tedbir ve yoksulluk nafakasının yerinde olduğu kabul edilmiştir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı-davalı erkeğin kusur tespiti, maddi tazminat, tedbir/yoksulluk nafakasına yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine, davacı-davalı erkeğin manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmasına dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM:

Yukarıda açıklanan nedenlerle,

1-Davacı-davalı erkeğin kusur tespiti, maddi tazminat, tedbir/yoksulluk nafakasına yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine,

2-Davacı-davalı erkeğin manevi tazminata yönelik istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Konya 1.Aile Mahkemesinin 2017/468 Esas 2019/18 Karar sayılı ilamının gerekçesinin manevi tazminata ilişkin kısmının yukarıda açıklandığı şekilde düzeltilmesine,

Yine kararın hüküm kısmının 4.bendinde bulunan"..........11.000.- TL manevi tazminatın", cümlesinin çıkartılmasına, cümlenin devamına "davalı-davacı kadının yasal şartları oluşmadığından manevi tazminat talebinin reddine" yazılmasına,

3-Davacı-davalı erkek tarafından peşin olarak yatırılan 44,40 TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde talep halinde tarafına iadesine,

4-Davacı-davalı erkek tarafından peşin olarak yatırılan 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye irat kaydına,

5-Davacı-davalı erkek tarafından yapılan 4,50 TL istinaf dilekçesi tebligat gideri, 121,30 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 125,80 TL istinaf yargılama giderlerinin davalı-davacı kadından alınarak davacı-davalı erkeğe verilmesine,

6-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından taraflar leh ve aleyhlerine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,

Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, 6100 sayılı HMK'nın 361 ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 (iki) hafta içerisinde Dairemize veya Dairemize gönderilmek üzere başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'ne temyiz kanun yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.