İftira Suçu - Akıl Hastalığı


Yargıtay 8. Ceza Dairesi
2019/13436
2020/261
2020-01-08





Özet:

  • 5237 sayılı Kanun'un "akıl hastalığı" başlıklı 32. maddesinde yer alan “ (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. (2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi beş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda hükümlünün rapor uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 32. maddenin 2. fıkrası kapsamında kalan akıl hastalığının bulunduğunun anlaşılması karşısında, mahkemesince anılan düzenleme uyarınca hükümlünün mahkumiyetine karar verilmesine ya da hükmolunan cezanın süresi aynı olmak koşuluyla kısmen veya tamamen akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak uygulanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, hükümlü hakkında cezaya hükmedilmesinden sonra ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 57. maddesi gereğince akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi yasaya aykırıdır.
 
İftira suçundan sanık ... hakkında yapılan yargılama sonucunda, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 267, 43/2 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve 5237 sayılı Kanun'un 57/3. maddesi uyarınca sanığın tedavi amaçlı olarak 2 yıl süresince her 6 ay aralıkla poliklinik takibinin yapılmasına dair Akçadağ Asliye Ceza Mahkemesinin 15/04/2014 tarihli ve 2014/2 esas, 2014/58 sayılı kararını kapsayan dosyası ile ilgili olarak;

Dosya kapsamına göre;

5237 sayılı Kanun'un 32. maddesinde yer alan “ (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. (2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi beş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda sanığın 28/11/2013 tarihli rapor uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 32. maddenin 2. fıkrası kapsamında kalan akıl hastalığının bulunduğunun anlaşılması karşısında, Mahkemesince anılan düzenleme uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmesine ya da hükmolunan cezanın süresi aynı olmak koşuluyla kısmen veya tamamen akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak uygulanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, adı geçen sanık hakkında cezaya hükmedilmesinden sonra ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 57. maddesi gereğince akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesinde,

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150. maddesinin 2. fıkrasındaki “Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 32/2. maddesi kapsamında kısmi akıl hastalığı bulunan sanığa zorunlu müdafii tayininin gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesinde, isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 16.05.2019 gün ve 2019/291 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.05.2019 gün ve KYB/2019-55224 sayılı ihbarnamesi ile Dairemize tevdii kılınmakla incelendi.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Gereği görüşülüp düşünüldü:

1) 5237 sayılı Kanun'un "akıl hastalığı" başlıklı 32. maddesinde yer alan “ (1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukukî anlam ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik tedbirine hükmolunur. (2) Birinci fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi beş yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek ceza, altıda birden fazla olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, somut olayda hükümlünün 28/11/2013 tarihli rapor uyarınca 5237 sayılı Kanun'un 32. maddenin 2. fıkrası kapsamında kalan akıl hastalığının bulunduğunun anlaşılması karşısında, mahkemesince anılan düzenleme uyarınca hükümlünün mahkumiyetine karar verilmesine ya da hükmolunan cezanın süresi aynı olmak koşuluyla kısmen veya tamamen akıl hastalarına özgü güvenlik tedbiri olarak uygulanmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, adı geçen hükümlü hakkında cezaya hükmedilmesinden sonra ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 57. maddesi gereğince akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirine hükmedilmek suretiyle yazılı şekilde karar verilmesi,

2) 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 150. maddesinin 2. fıkrasındaki “Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir.” şeklindeki düzenleme karşısında, 5237 sayılı Kanun’un 32/2. maddesi kapsamında kısmi akıl hastalığı bulunan hükümlüye zorunlu müdafii tayininin gerektiği gözetilmeden, savunma hakkının kısıtlanması suretiyle yargılamaya devamla yazılı şekilde karar verilmesi,

Yasaya aykırı ve Adalet Bakanlığı'nın kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbarname içeriği bu itibarla yerinde görüldüğünden Akçadağ Asliye Ceza Mahkemesi'nin 15.04.2014 gün, 2014/2 esas, 2014/58 sayılı kararının CMK.nın 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, müteakip işlemlerin mahallinde yapılmasına, dosyanın Adalet Bakanlığına gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.01.2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

kaynak:  (www.corpus.com.tr)