Yabancı Para Alacağı - Döviz Kuru - Faiz


Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
2016/15110
2017/6303
2017-11-17





Özet:

  • Dava konusu sigorta poliçesinde teminatlar döviz cinsinden belirlenmiş, poliçe döviz bazında düzenlenmiş olup poliçenin döviz poliçesi olduğunun kabulü gerekir.
  • Vadesi gelmiş yabancı para alacaklısı, borcun Türk Lirası üzerinden ifasını isteyen alacaklı BK m. 83/III ve yeni TBK m. 99/III uyarınca, vade veya fiili ödeme tarihindeki kur arasında seçim yapacaktır.
  • Davacı takip talebinde o tarihteki döviz kuru üzerinden TL olarak talepte bulunduğuna göre temerrüt tarihi ile takip tarihi arasındaki dönem için 3095 Sayılı Kanun m. 4/a'ya göre, takip tarihinden sonraki dönem içinse reeskont faiz oranı esas alınmak suretiyle bir hesaplama yapılması gerekirken, davacının talepte haklı olduğu döviz tutarının temerrüt tarihindeki TL karşılığına temerrüt tarihi ile takip tarihi arası dönem için avans faizi uygulanarak hesaplama yapılması doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.

 

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada ... 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/11/2015 tarih ve 2012/437-2015/682 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14.11.2017 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 22/02/2011 tarihli ... ve Makine Kırılması Sigorta sözleşmesi yapıldığını, yine aralarında 24/02/2011 başlangıç 24/12/2012 bitim tarihli ... Makine Kırılması 3. şahıslara karşı ... Kirliliği ZMMS poliçesi akdedildiğini, ... 48'lik boru hattının Kp:120, LV103-LV104 arasında ... Merkez ... Köyü Mevkiinde 11/08/2011 tarihinde kötüniyetli hareketler nedeniyle hasar oluştuğunu, hasarın 12/08/2011 tarihinde davalıya ihbar edildiğini, 2-59840 nolu hasar dosyasının açıldığını, yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucu muafiyet hariç 5.202.637,16 USD tutarında hasar oluştuğunun rapor edildiğini, davalının hasar bedelini ödememesi nedeniyle davalının yazılı olarak uyarıldığını, ödemenin yapılmaması nedeniyle icra takibine geçildiğini, davalı yanın temerrüt gerçekleşmediği iddiası ile takibe haksız ve kötüniyetli olarak itiraz ettiğini, sigorta poliçesinin 7/e maddesinde "ödeme için öngörülen sürenin talep tarihinden 3 ayı geçemeyeceği ve bu sürede ödeme yapılmaması halinde hasarın sonuçlandığının kabul edileceği"nin hükme bağlandığını, madde de muayyen bir ödeme süresi tayin edildiğinden süre sonunda hem hasar kesinleşmiş hem de ihtar şartı aranmaksızın BK 117 vd maddeleri gereğince davalının temerrüde düştüğünü ileri sürerek, davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, 9.434.462,22 TL takip tutarı üzerinden %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkili şirket tarafından yaptırılan ekspertiz incelemesi sonucu 3.137.136 USD 15/10/2012 tarihinde davacıya ödendiğini, dava aşamasına kadar müvekkil şirketin yurtdışındaki reasörlerden tahsilat yapamamış olmakla birlikte, teknik şartnamenin 7.maddesine göre müvekkili şirketin tahsilatı müteakip ödeme yükümlülüğü doğacakken tahsilat beklenmeksizin davacıya ödeme yapılmasının iyiniyet ilkesine dayandığı ve davacının mağduriyetini engelleme amaçlı olduğunu, temerrüt oluşmadığını, davacının uzlaşma sağlanamadığından dolayı ödeme yapılmadığı iddiasının yerinde olmadığını, müteaddit defalar davacıdan eksik evrakların tamamlanmasının istendiğini, eksik evrakların davacı tarafından tamamlandıktan sonra müvekkili şirketçe yaptırılan eksper incelemesine dayanılarak ödeme yapılabildiğini, davacı firmanın hattın sürekli çalışma masrafı, kâr kaybı gibi taleplerinin teminat harici olduğu için değerlendirmeye alınmadığını, poliçenin 10. maddesinde "munzam zarar başlığı" altında azot gazının doldurulmasının makine kırılması teminatında olduğunu, yangın teminatı kapsamı dışında olduğunun açıkça belirtildiğini, boru hattının tamiri ile ilgili iki üç çeşit yöntemin bulunduğunu, en maliyetli yöntemin iki vana arası vent edilmesi yöntemi olduğunu, sigortalının son sunduğu rapora göre tamirin de bu yöntemle yapıldığını, bu tamir yönteminin seçilmesinin gaz kaybının artırdığını, artan bu miktara da sigortacının değil, sigortalının katlanması gerektiğini, sigortalının yaptığı hesaplamalarda mutad fire oranının düşülmediğini, malın tazmininin mal sahibi ile ... arasında yapılan taşıma sözleşmesindeki malın birim maliyetine göre yapılması gerektiğini, davacının birim maliyet ve fire oranına ilişkin bilgileri müvekkiline vermediğini, yabancı para borçlarında kanuni ve ticari faizin uygulanamayacağını, bu konuda 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un 3678 sayılı Yasa ile Değişik 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faizin uygulanması gerektiğini, müvekkilinin davadan önce temerrüde düşmediği gerekçesiyle icra inkar tazminatının reddi gerektiğini, davacının kurumun dava konusu petrolün mülkiyetinin davacı şirkete ait olmadığını, sadece taşımayı üstlendiğini, bu nedenle sahibi olmadığı petrolün zayiine ilişkin davacı kuruma yaptıkları ödemenin faizi ile geri talep etme konusundaki haklarını saklı tuttuklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, taşınan doğalgazın miktar olarak ve sorumluluk itibari ile davacı ...'ın sorumluluğunda bulunduğu, doğalgazı ülkemiz sınırları içinde sağlıklı bir surette nakletme yükümlülüğünün davalı şirkette olduğu ve taraflar arasındaki sigorta poliçesi ve teknik şartnamenin Sigorta Konusu başlıklı 1. maddesine göre "... Gerek boru hattı... gerekse sigortalıya ait olsun veya olmasın... ham petrol ürünleri ve doğalgazın..." açıkça sigorta teminatı kapsamına alındığı, dolayısı ile oluşan hasarın sigorta teminatı kapsamında bulunduğu ve gazın mülkiyetinin ...'a ait olup olmaması konusunun teminat konusu açıkça doğalgaz ve tüm tesisatları olduğundan sonuca etkili olmadığı, gaz kaybından sorumluluğun davacıya ait olduğu gözetildiğinde davacının sözleşmede açıkça teminat altına alınan hasarı istemesinin gerek yasal gerek sözleşmesel dayanağının bulunduğu aksine savunmanın sözleşme ile sistem içerisindeki doğalgaz da teminata alındığında hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ve dürüstlük kuralına aykırı olduğu, hem boru hattı hem de içindeki doğalgaz sigorta teminatı içinde olduğundan ve sistemin yeniden çalışmaya başlaması için boru içindeki oksijenin tahliyesinin TSE Standartları ve EPDK tarafından belirlenen Kalite Şartnamesine göre; yine doğalgaz yolu ile yapılmasının zorunluluk olduğu, bu nedenle davalının sigorta teminatı kapsamında olan gerek boru hattının zarar görmesine ilişkin makine kırılması hasarı ile gerekse patlama sırasında atmosfere yayılan doğalgaz zararının ayrıca sistemin yeniden çalışmaya başlaması için boru içerisinde yer alan oksijenin bir başka deyiş ile havanın ventlerden tahliyesi için doğalgaz kullanımı zorunlu olduğundan kullanılan doğalgazın da hasar kapsamında olduğu uzman bilirkişi kurulu tarafından hasar miktarının 5.195.733,01 USD olarak belirtildiği, firenin ... ile İran arasındaki anlaşma gereği yapılan indirime ilişkin olduğu ve +- %0.5 aralığının tolerans sınırları içinde olduğu ve somut olayla bir ilişkisinin bulunmadığı, bilirkişi raporunda hesaplanan fazla mesai ve işçilik ücretlerinin de icra takibindeki talep tutarı içinde olduğu ve bu miktarın da nihai hesaplamada bilirkişilerce dikkate alındığı, buna göre zarar kalemleri USD cinsinden belirlenmekte ise de davacının takip talebinde uğradığı zararı TL cinsine çevirmek sureti ile TL cinsinden talepte bulunduğu, 6098 sayılı TBK'nin 99/3 maddesi gereğince" ülke parası dışında başka bir para birimi ile belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklının bu alacağına aynen veya vade ya da fiili ödeme günündeki raiç üzerinden ülke parası ile istenebilir " hükmünün yer aldığı, buna göre davacının seçim hakkını kullanmak sureti ile icra takibindeki TL karşılığını ve temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar TL cinsinden işlemiş faizi talep ettiği, taraflar arasındaki teknik şartnamenin hasar ödemelerine ilişkin 7. maddesinin E bendinde hasar halinde ödemenin talep tarihinden itibaren 3 ayı geçemeyeceğinin, aksi halde Merkez Bankası'nın Reeskont Faiz oranlarının uygulanacağının belirtildiği, 3095 sayılı Yasa'nın 2.maddesine göre ticari bir iş olduğundan kısa vadeli krediler için öngörülen avans oranında faiz uygulanması gerektiği, buna göre temerrüt tarihi ile icra takip tarihi arasında işlemiş faizin 1.049.276,86 TL olduğu, davanın kısmen kabulü ile itirazın 9.198.006,15 TL asıl alacak ile 1.049.276,86 TL takip öncesi işlemiş faiz yönünden iptali ile takibin devamına, fazlaya ilişkin asıl alacak ve takip öncesi işlemiş faiz yönünden itirazın iptali talebinin reddine, davadan sonra 15/10/2012 tarihinde davalı borçlu tarafından yapılan 3.137.136 USD alacağın ödeme tarihindeki kur dikkate alınarak infaz sırasında icra müdürlüğünce nazara alınmasına, itirazın iptaline karar verilen asıl alacak üzerinden takip tarihi dikkate alınarak davacı yararına %20 inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.

Kararı taraf vekilleri temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve sigorta poliçesinde Madde 7-Hasarlar İçin Yapılacak Ödemeler başlığı altında yer alan f) bendinde ''Eksper, raporunu ihbar tarihinden itibaren 1 ay içinde (hasarın büyüklüğüne göre 30-45 gün arası değişebilir) tanzim etmek ve yazılı olarak ...'a bildirmek zorundadır. Eksper gönderilmemesi veya eksper raporunun belirtilen süre içerisinde ...'a ibraz edilmemesi durumunda ...'ın yapmış olduğu hasar tespiti ve tüm masraflar aynen kabul edilecektir. Gecikme durumunda III. şahısların vukuu bulacak ve hukuki takip yoluyla oluşan gecikme faizleri de hasar bedeli ile sigortalayana aittir'' hükmü yer almakta ise de, 6102 sayılı TTK' nin 1459 ve 1461. maddeleri gereğince sigortacının, sigorta ettiren veya sigortadan faydalanan kimsenin ancak gerçekten uğradığı zararı tazmine mecbur olmasına ve sigortanın sebepsiz zenginleşme yaratamayacak olmasına ilişkin bu emredici hükümler aleyhine yapılan sözleşmelerin 6098 sayılı TBK'nin 27. maddesi gereğince hükümsüz sayılacak olmasına, sigorta poliçesinde ve teknik şartnamede sigortanın konusu olarak ''...sigortalıya ait olsun veya olmasın... doğal gaz ..'' ibaresine yer verilmiş olması sebebiyle doğal gazın davacının mülkiyetinde olup olmadığının bir öneminin bulunmamasına göre, taraf vekillerinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.

2- Dava, ...s, Makine Kırılması, 3. şahıslara Karşı Mali Sorumluluk ve Kıyı Tesisleri Deniz Kirliliği Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Sözleşmesi kapsamında davalıya sigortalanan boru hattının sabotaj sonrası onarımı nedeni ile oluşan hasar bedelinin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

Dava konusu sigorta poliçesinde teminatlar döviz cinsinden belirlenmiş, poliçe döviz bazında düzenlenmiş olup poliçenin döviz poliçesi olduğunun kabulü gerekir. Vadesi gelmiş yabancı para alacaklısı, borcun Türk Lirası üzerinden ifasını isteyen alacaklı BK m. 83/III ve yeni TBK m. 99/III uyarınca, vade veya fiili ödeme tarihindeki kur arasında seçim yapacaktır. Davacı takip talebinde o tarihteki döviz kuru üzerinden TL olarak talepte bulunduğuna göre temerrüt tarihi ile takip tarihi arasındaki dönem için 3095 sayılı Kanun m. 4/a'ya göre, takip tarihinden sonraki dönem içinse reeskont faiz oranı esas alınmak suretiyle bir hesaplama yapılması gerekirken, davacının talepte haklı olduğu döviz tutarının temerrüt tarihindeki TL karşılığına temerrüt tarihi ile takip tarihi arası dönem için avans faizi uygulanarak hesaplama yapılması doğru olmamış, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.

3- Alacağın likit olmadığı, alacak miktarının tespitinin yargılamayı gerektirdiği hususu nazara alınmaksızın davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi de doğru olmamış, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ:

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.480,00 TL duruşma vekalet ücretinin herbir taraftan alınarak yek diğerine verilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, ödediği peşin temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17/11/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.