Tüketici Kredisi - Uyuşmazlığın Ticari Olmadığı


Yargıtay 13. Hukuk Dairesi
2020/1167
2020/5321
2020-06-25





Davacı, davalıların murisi ile banka arasında … tarihinde imzalanan bireysel kredi sözleşmesine istinaden kullandırılan krediye ilişkin borcun davalılara gönderilen ihtara rağmen ödenmediğini, başlatılan icra takibinin davalıların itirazı üzerine durduğunu, bireysel kredi sözleşmesine bağlı olarak grup hayat sigortası düzenlendiğini, vefattan sonra sigorta şirketinin …. tarihli yazı ile murisin …. tarihinde akciğer kanseri bulgusuna rastlanıldığının ….. Araştırma ve Uygulama Hastanesi tarafından verilen rapordan anlaşıldığı ve sigorta poliçesindeki bu yönde sorulan soruya hayır cevabı verdiği gerekçesiyle murisin vefat etmesi sebebiyle tazminat ödemesinin yapılamayacağının bildirildiğini, davalıların mirası red ettiklerine dair bir belge sunmadıklarını ileri sürerek itirazın iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir.

Davalılar, davanın reddini dilemiştir.

İlk derece Mahkemesince, uyuşmazlığın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu kabul edilerek. 6102 sayılı TTK'nun. (7155 sayılı yasa ile eklenmiş) 5/A maddesi 1. Bendi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (7155 sayılı yasa ile eklenmiş) 18/A maddesi 2. bendi uyarınca dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine, karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

….. Bölge Adliye Mahkemesi ….. Hukuk Dairesince, davanın tüketici kredi sözleşmesinden kaynaklandığı ve taraflar arasındaki ilişkinin tüketici işlemi olduğu, bu tür davaların Tüketici Mahkemelerinde görülecek olması nedeniyle eldeki davanın ticari dava olarak kabulünün mümkün olmadığı, bir tarafın tüketici olduğu davaların ticari dava sayılamayacağından dava şartı olarak arabuluculuk kapsamına girmeyeceği, bu nedenle ilk derece mahkemesinin arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediğinden bahisle davanın usulden reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, somut olayda, davalıların murisinin kullandığı kredi sebebiyle hayat sigortası düzenlendiği, söz konusu düzenlenen sigorta poliçesindeki tazminat üzerinde bankanın rehin hakkı olacağının taraflarca kabul edildiği, murisin sigorta poliçesi dönemi içinde vefat ettiği, davacı vekili tarafından sigorta şirketine kredi borcunun sigorta teminatından karşılanması için müracaat edildiği, ancak davalının kanser hastalığını gizlemesi sebebiyle herhangi bir ödeme yapılmadığının bildirildiği, davacı bankanın ilgili sigorta şirketi aleyhine hukuki yollara başvurmadığı ve bu yolları tüketmeden davalı mirasçılara başvurarak doğrudan doğruya icra takibi başlattığı, bu nedenle ilk derece mahkemesince vaktinden evvel açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hukuka ve usule aykırı olduğu, ne varki mahkemenin kararındaki hukuka aykırılık yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden davacı vekilinin istinaf talebinin bu yönden kabulü ile, HMK'nun 353/1 .b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak vaktinden evvel açılan davanın usulden reddine, karar verilmiştir.

…. Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin kararı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesiyle yapılan inceleme sonucunda, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, Bölge Adliye Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığından, yerinde olmayan bütün temyiz itirazlarının reddi ile usul ve yasaya uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 10.00 TL. kalan harcın temyiz edenden alınmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 25/06 2020 gününde oybirliğiyle karar verildi