Tapu Sicilinin Yanlış Tutulması - Tazminat - Nisbi Harç


Yargıtay 20. Hukuk Dairesi
2017/7800
2020/901
2020-02-20





Özet:

  • Dava, tapu kaydının mahkeme kararıyla iptal edilmesi sebebiyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir. 
  • Tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davalar nisbi harca tabi davalardandır. 
  • Mahkemece, tazminat istemine dayanak taşınmazın arsa vasfında olduğu kabul edilerek emsal metoduna göre değer belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. 
  • Ancak, taşınmaz üzerine bulunan meyve ağaçlarının ve fındık ocaklarının değerinin neye göre tespit edildiği rapor içeriğinden anlaşılmadığından ve ağaçların yaş ve cinslerine göre maktu değerlerini gösterir resmi veriler İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden getirtilmediğinden bilirkişi raporu denetime elverişli değildir. 
  • Yine, mahkemece, emsal alınan taşınmazın satış tarihinde imar planı içinde olup olmadığı ve DOP kesilip kesilmediği, değerlendirme tarihindeki arsa metrekare rayiç bedelleri takdir komisyonunca belirlenen emlak vergisine esas m² değeri getirtilip bilirkişi raporu denetlenmeden hüküm kurulmuştur. 
  • Bu durumda somut olayda, davaya konu taşınmazın değerinin yöntemine uygun şekilde tespit edildiği söylenemez.
 
Taraflar arasındaki davanın yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı Hazine vekili tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:

K A R A R

Davacılar vekili 22/09/2014 tarihli dava dilekçesi ile, müvekkillerinin murisi adına tapuda kayıtlı ... ilçesi, ... mahallesi 6035 ada 1 parsel sayılı taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle bedelsiz olarak hükmen tapusunun iptaline karar verildiğini, tapunun iptal edilmesi sebebiyle zararın oluştuğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin haklarını saklı tutup şimdilik 10.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Hazineden tahsiline karar verilmesi istemiyle dava açmış, daha sonra 17.04.2015 tarihli ıslah dilekçesi ile toplam 259.804,80 TL tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep etmiştir.

Mahkemece, 259.804,80,00 TL tazminatın dava tarihi olan 22.09.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikle davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ve davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiş, Dairemizin 01.12.2016 gün ve 2015/16118 E.- 2016/11563 K. sayılı ilamı ile bozulmuştur.

Bozma ilamında “Mahkemece verilen karar usûl ve kanuna aykırıdır. Şöyle ki; tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davalar nisbi harca tabi davalardandır.

492 sayılı Harçlar Kanununun 32. maddesinin birinci cümlesinde “Yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemler yapılmaz. Ancak ilgilisi tarafından ödenmeyen harçları diğer taraf öderse işleme devam olunmakla beraber bu para muhakeme neticesinde ayrıca bir isteğe hacet kalmaksızın hükümde nazara alınır” hükmüne yer verilmiştir.

Harçlar Kanununda, harç alınması veya tamamlanması yanların isteğine bırakılmamış; değinilen yönün mahkemece kendiliğinden (re'sen) gözetilmesi hükme bağlanmış ve yargı işlemlerinden alınacak harçlar ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılamayacağı vurgulanmıştır. Nitekim bu ilkeler, Hukuk Genel Kurulunun 12.10.2011 gün ve E.-2011/3- 629, K. 2011/613 ile 23.10.2013 gün ve E.- 2013/7-31, K: 2013/1481, 24.12.2013 gün ve 2013/21- 445 E. - 2013/1625 K. sayılı ilâmlarında da benimsenmiştir.

Yargılama aşamasında taraflardan her biri, yapmış olduğu usûl işlemlerini kısmen veya tamamen ıslah edebilir. Kural olarak ıslah işlemi harca tâbi bir işlem olup; ıslah edilen husus, değer artırımı ise nispi tarifeye göre, değilse maktu harç yatırılmalıdır. Davacı taraf, 492 sayılı Kanun kapsamında kendisi harçtan muaf olmadığı gibi, işlemi de yargı harçlarından müstesna değildir. Davacının yargı harçlarını ödeme yükümü altında olduğu anlaşıldığına göre, ıslah edilen dava değeri üzerinden nisbi tarifeye göre ıslah harcı ödenmedikçe eldeki davaya devam etme olanağı bulunmamaktadır. Davalı taraf harçtan muaf olsa dahi ıslah harcının alınması gerekir. Islah edilen miktar yönünden bakiye nispi karar ve ilâm harcı ödenmeksizin sonraki işlemlerin yapılmasına olanak bulunmamaktadır.

Mahkemece, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler ve ortaya konulan ilkeler gözardı edilerek, ıslah harcı alınmadan yargılamaya devamla işin esası hakkında hüküm kurulmuştur.

Bu durumda mahkemece; yürürlükteki harçlar tarifesi uyarınca ıslah edilen dava değeri üzerinden ıslah harcını ödemesi konusunda davacıya usulünce süre verilip harç tamamlanırsa ıslah edilen miktar üzerinden aksi halde dava dilekçesinde gösterilen miktar üzerinden hüküm kurulması gerekirken, harcı yatırılmayan ıslah dilekçesine değer verilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.” gereğine değinilmiştir.

Mahkemece bozmaya uyularak eksik ıslah harcı tamamlatılmış ve yargılama sonucunda davacıların davasının kabulü ile 259.804,80 TL tazminatın dava tarihi olan 22/09/2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak hisseleri oranında davacılara ödenmesine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili ile davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, tapu kaydının mahkeme kararıyla iptal edilmesi sebebiyle uğranılan zararın, 4721 sayılı TMK'nın 1007. maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkindir.

Dosya kapsamından, 6035 ada 1sayılı parselin kök parseli olan 240 sayılı parselin 1973 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırada 3.290 m² yüzölçümü ve tarla vasfı ile davacıların murisi ... adına tapu kaydına dayanılarak tespit ve tescil edildiği, imar uygulaması sonucu 6035 ada 1 sayılı parselin 1.592,82 m² yüzölçümü ve arsa vasfı ile tescil edildiği, Orman Yönetimi tarafından açılan tapu iptali ve tescil davası sonucu Samsun 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/111 E.- 2014/284 K. sayılı kararıyla taşınmazın 371,91 m² ve 1095,78 m²’lik kısımlarının tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın Yargıtay denetiminden geçmeksizin 09.09.2014 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın 22.09.2014 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.

Mahkemece, tazminat istemine dayanak taşınmazın arsa vasfında olduğu kabul edilerek emsal metoduna göre değer belirlenmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Ancak, taşınmaz üzerine bulunan meyve ağaçlarının ve fındık ocaklarının değerinin neye göre tespit edildiği rapor içeriğinden anlaşılmadığından ve ağaçların yaş ve cinslerine göre maktu değerlerini gösterir resmi veriler İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden getirtilmediğinden bilirkişi raporu denetime elverişli değildir. Yine, mahkemece, emsal alınan taşınmazın satış tarihinde imar planı içinde olup olmadığı ve DOP kesilip kesilmediği, değerlendirme tarihindeki arsa metrekare rayiç bedelleri takdir komisyonunca belirlenen emlak vergisine esas m² değeri getirtilip bilirkişi raporu denetlenmeden hüküm kurulmuştur.

Bu durumda somut olayda, davaya konu taşınmazın değerinin yöntemine uygun şekilde tespit edildiği söylenemez.

Bu nedenle, mahkemece arsa niteliğinde bulunan dava konusu taşınmaza yönelik olarak, emsal satışların değerlendirme tarihindeki (kararın kesinleştiği 09.09.2014 tarihi) karşılıklarının fiyat artış endekslerinin uygulanması suretiyle tespiti, bundan sonra emsal ile dava konusu taşınmazın eksik ve üstün yönlerinin neler olduğu ve oranları açıklanmak, taşınmazdan DOP düşülmesinin gerekip gerekmediği belirtilmek suretiyle gerçek zararın belirlenmesi gerektiğinden, taraflara, dava konusu taşınmaz ile aynı bölgeden, bulunamaması halinde yakın bölgelerden ve değerlendirme tarihinden önce ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer nitelikli ve yüzölçümlü satışları bildirmeleri için olanak tanınması, gerekli görülürse re'sen emsal getirtme yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için konunun uzmanı bilirkişilerden oluşturulacak bilirkişi kurulu vasıtasıyla keşif yapılarak, denetlemeye olanak veren bilimsel verileri içeren rapor alınması, emsal alınan taşınmazlara ilişkin resmi satış akit tablolarının tapu müdürlüğünden getirtilmesi, emsal taşınmazlar ile çekişmeli taşınmaza ait Arsa Metrekare Rayiç Bedeli Takdir Komisyonu tarafından belirlenen emlak vergisine esas olan metrekare değerleri, ilgili belediye başkanlığı emlak vergi dairesinden istenip, dava konus taşınmazın, emsal taşınmazlara göre üstünlük oranı yönünden bilirkişi kurulu raporunun denetlenmesi, dava konusu taşınmazın değerlendirme tarihi itibariyle, emsal alınan taşınmazın ise satış tarihinde imar düzenlemesi sonucu oluşmuş imar parselleri olup olmadıkları, imar parseli iseler düzenleme ortaklık payının düşülüp düşülmediğinin, düşülmüş ise oranının belediye başkanlığı imar ve tapu müdürlüklerinden sorulup, emsalin İmar Kanunu uyarınca imar parseli, dava konusu taşınmazın ise kadastral arsa parseli olduğunun belirlenmesi halinde çekişmeli taşınmazın emsalle karşılaştırma sonucu bulunan değerinden düzenleme ortaklık payına karşılık gelecek oranda indirim yapılması gerektiğinin gözetilmesi, dava konusu taşınmaz üzerinde bulunan ağaçların yaş ve cinslerine göre maktu değerlerini gösterir resmi verilerin İlçe Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğünden getirtilip buna göre ağaçlara maktuen değer biçilmesi ve ulaşılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

Kabule göre de; davacıların bozmadan önce 1.144,8 TL, bozmadan sonra 33 TL olmak üzere toplam 1.177,8 TL yargılama gideri yapmasına ve 25,20 TL başvurma harcı, 170,8 TL peşin harç, 4266,01 TL de ıslah harcı olmak üzere toplam 4.462,01 TL harç yatırmasına rağmen mahkemece 4.291,21 TL harcın iadesi ile 1.110,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsiline karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde iadesine 20/02/2020 günü oy birliği ile karar verildi.

kaynak:(www.corpus.com.tr)