Tapu İptali Ve Tescil - Tenkis


Yargıtay 1. Hukuk Dairesi
2016/14625
2020/536
2020-02-04





Özet:

  • Somut olayda, davacı taraf, mirasbırakanın işlem tarihinde hukuki ehliyeti haiz olmayıp kandırılması suretiyle işlemin gerçekleştirildiğini, mirasçılardan mal kaçırıldığını, bedeller arasında fark olduğunu iddia ederek miras bırakanın 2007 yılında yaptığı tapu devir işleminin tenkise tabi kısmının tenkisi ile taşınmazın bütün mirasçılar adına kaydını, aksi halde davalının payı çıktıktan sonra kalanın diğer mirasçılara payları oranında ödenmesini; 
  • Ön inceleme duruşmasında ise dava konusu taşınmazın tüm mirasçılar adına payları oranında tapuya kayıt ve tescilini, olmadığı taktirde saklı payları oranında tenkisini istemiş; 
  • Ön inceleme duruşmasında mahkemece, tarafların anlaşamadıkları hususların, dayanılan hukuki sebep ya da sebeplerin nelerden ibaret olduğu, isteğin ne olduğu saptanmamış; gerekçeli kararda da hukuki niteleme yapılmayarak davanın kabulü ile iptal tescile karar verilmiştir. 
  • Hal böyle olunca; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçimine göre davadaki uyuşmazlık konusunun, dayanılan hukuki sebep ya da sebeplerin neler olduğunun açık bir şekilde belirlenmesi, buna göre hukuki nitelemenin yapılarak uygulanacak yasa hükmünün tespit edilip uygulanması suretiyle bir inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.
 
Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, tenkis davası sonunda, yerel mahkemece davanın tapu iptali ve tescil isteğinin kabulüne ilişkin olarak verilen karar davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiş olmakla, duruşma günü olarak saptanan 04.02.2020 Salı günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı vekili Avukat ... ile temyiz edilen davacılar vekili Avukat ... geldiler, duruşmaya başlandı, süresinde verildiği ve kayıt olunduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelen vekillerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi, iş karara bırakıldı. Bilahare Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelenerek gereği görüşülüp düşünüldü:

-KARAR-

Davacı, mirasbırakan ...’ın, dava konusu 93 ada 36 parsel sayılı taşınmazda bulunan 2 no’lu bağımsız bölümü intifa hakkını üzerinde tutarak satış yoluyla mirasçılardan davalı ...’e temlik ettiğini, işlem tarihinde hukuki ehliyeti haiz olmayan mirasbırakanın kandırılması suretiyle işlemin gerçekleştirildiğini, mirasçılardan mal kaçırıldığını, bedeller arasında fark olduğunu ileri sürerek mirasbırakanın 2007 yılında yaptığı tapu devir işleminin tenkise tabi kısmının tenkisi ile taşınmazın bütün mirasçılar adına kaydını, aksi halde davalının payı çıktıktan sonra kalanın diğer mirasçılara payları oranında ödenmesini istemiş; dava dışı mirasçılar...,... ve ... aşamalarda davaya dahil edilmişler; davacılar vekili ön inceleme duruşmasında, dava konusu taşınmazın tüm mirasçılar adına payları oranında tapuya kayıt ve tescilini, olmadığı taktirde saklı payları oranında tenkisini istemiştir.

Davalı, mirasbırakanla ilgilenip destek olduğunu, 2007 yılında tayini başka bir yere çıkmış olsa da mirasbırakanla ilgilenmeye devam ettiğini, mirasbırakanın hukuki ehliyeti haiz olduğunu, işlemin gerçek bir satış olup 8.000 TL satış bedelini nakten, geri kalan kısmını ise hizmetiyle ödediğini, mirasbırakanın minnet duygusuyla hareket ettiğini, tenkis isteğinin zamanaşımına uğradığını, zaten saklı pay sahibi olmayan mirasçıların tenkis isteğinde bulunamayacaklarını belirtip davanın reddini savunmuştur.

Mahkemece, mirasbırakanın temlik tarihinde hukuki ehliyeti haiz olduğunun Adli Tıp Kurumu raporuyla anlaşıldığı, ancak temlikin minnet duygusuyla değil diğer mirasçıların paylarını engellemek amacıyla yapıldığı gerekçesiyle davanın iptal tescil yönünden kabulüne karar verilmiştir.

Dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) döneminde açılmıştır.

Bilindiği üzere, hakimin davayı aydınlatma ödevini düzenleyen HMK’nın 31. maddesinde,

“ Hakim, uyuşmazlığın aydınlatılmasının zorunlu kıldığı durumlarda, maddi veya hukuki açıdan belirsiz yahut çelişkili gördüğü hususlar hakkında, taraflara açıklama yaptırabilir; soru sorabilir; delil gösterilmesini isteyebilir.

Yine aynı yasanın dava dilekçesinin içeriğini düzenleyen 119/1. maddesinin e, g ve ğ bentlerine göre, dava dilekçesinde davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerinin, dayanılan hukuki sebeplerin ve açık bir şekilde talep sonucunun bulunması gerektiği belirtilmiştir.

6100 Sayılı HMK ile usul hukukumuzda, ilk derece yargılamasının beş temel aşamadan oluşması öngörülmüştür. Bunların sırası ile dilekçelerin karşılıklı olarak verilmesi, ön inceleme, tahkikat, sözlü yargılama ve hüküm aşaması olduğu açıktır. Bu aşamalar içinde yeni olan ise ön inceleme aşamasıdır.

Yargılamanın gereksiz yere uzamasının engellenmesi; mahkemenin ve tarafların yargılamada gereken hazırlığı davanın başında yapmasının sağlanması bakımından, Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile dilekçelerin verilmesinden sonra ve tahkikat aşamasından önce gelmek üzere "ön inceleme" adıyla yeni bir yargılama aşaması kabul edilmiştir.

6100 sayılı HMK’nın 137. maddesinde, ön incelemenin kapsamı, HMK’nın 138. maddesinde ön inceleme aşamasında dosya üzerinden dava şartları ve ilk itirazlar hakkında verilecek kararlar, HMK’nın 139. maddesinde, ön inceleme duruşmasına davet, HMK’nın 140. maddesinde ise yapılması zorunlu olan ön inceleme duruşması düzenlenmiştir.

Buna göre, HMK 140/1. maddesinde “ Hakim, ön inceleme duruşmasında, dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar verebilmek için gerekli görürse tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.

HMK’nın 140/3. maddesinde “ Ön inceleme duruşmasının sonunda, tarafların sulh faaliyetinden bir sonuç alıp almadıkları, sonuç alamadıkları taktirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanakla tespit edilir. Bu tutanağın altı, duruşmada hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütülür.” düzenlemesine yer verildiği de açıktır.

Diğer yandan, vakıaları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelemeyi yapmak ve uygulanacak kanun hükmünü tespit edip, tatbik etmek hakime aittir.

HMK 194/1. maddesine göre, tarafların, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmaları gerektiği de kuşkusuzdur.

Somut olayda, davacı taraf, mirasbırakanın işlem tarihinde hukuki ehliyeti haiz olmayıp kandırılması suretiyle işlemin gerçekleştirildiğini, mirasçılardan mal kaçırıldığını, bedeller arasında fark olduğunu iddia ederek mirasbırakanın 2007 yılında yaptığı tapu devir işleminin tenkise tabi kısmının tenkisi ile taşınmazın bütün mirasçılar adına kaydını, aksi halde davalının payı çıktıktan sonra kalanın diğer mirasçılara payları oranında ödenmesini; ön inceleme duruşmasında ise dava konusu taşınmazın tüm mirasçılar adına payları oranında tapuya kayıt ve tescilini, olmadığı taktirde saklı payları oranında tenkisini istemiş; ön inceleme duruşmasında mahkemece, tarafların anlaşamadıkları hususların, dayanılan hukuki sebep ya da sebeplerin nelerden ibaret olduğu, isteğin ne olduğu saptanmamış; gerekçeli kararda da hukuki niteleme yapılmayarak davanın kabulü ile iptal tescile karar verilmiştir.

Hâl böyle olunca; iddianın içeriği ve ileri sürülüş biçimine göre, yukarda anılan ilke ve düzenlemeler ışığında davadaki uyuşmazlık konusunun, dayanılan hukuki sebep ya da sebeplerin neler olduğunun açık bir şekilde belirlenmesi, buna göre hukuki nitelemenin yapılarak uygulanacak yasa hükmünün tespit edilip uygulanması suretiyle bir inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken değinilen hususların göz ardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir.

Davalının değinilen yönden yerinde görülen temyiz itirazının kabulü ile hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK'un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre temyize konu diğer hususların şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 02.01.2020 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Ücret Tarifesi gereğince gelen temyiz eden davalı vekili için 2.540.00. TL duruşma vekâlet ücretinin temyiz edilen davacı ve dahili davacılardan alınmasına, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 04.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

kaynak:(www.corpus.com.tr)