Komisyon Alacağı - İspat Yükü


İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
2019/1721
2019/1312
2019-10-03





Özet:

  • Dava, taraflar arasında imzalanan 01/12/2009 tarihli sözleşmeden kaynaklanan komisyon alacağının tahsili istemine ilişkindir.
  • Taraflar arasında 01.12.2009 tarihli yazılı sözleşme yapıldığı ve davalı tarafın 18.12.2010 tarihinde gönderdiği e-mail ile sözleşmeyi feshettiği dosya kapsamına göre sabittir.
  • Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. "
  • Yine 6100 sayılı HMK'nın 190/1 maddesi gereğince "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. " denilmektedir.
  • Anılan maddeler uyarınca herkes iddiasını ispat etmekle mükellef olup, somut olayda ispat yükü davacı üzerindedir.
  • Taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesi "İki yıllık fesih süresi zarfında bölgenizde müşterilerinizden alınan siparişler için tam komisyon alma hakkına sahip olacaksınız" hükmünü içermekte olup, bu hüküm kapsamında; Lübnan ülkesinin " ..." bölgesi kapsamında kaldığını ve en önemlisi davalının satış gerçekleştirdiği ... şirketinin davacının müşterisi olduğunu davacı ispat edemediğinden davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan ve kamu düzenine de aykırı olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekir.

 

İNCELENEN KARARI VEREN

MAHKEME BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 30/01/2017

DOSYA NUMARASI : 2014/265 Esas - 2017/55

DAVA : Alacak

KARAR TARİHİ : 03/10/2019

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 01.12.2009 tarihli bayilik sözleşmesi bulunduğunu, davalının 18.12.2010 tarihinde sözleşmeyi feshettiğini, müvekkilinin davalı şirket tarafından ... bölgesinde münhasır satış bayii olarak yetkilendirdiğini, davalının, müvekkilinin siparişlerini karşılamayı ve müvekkilinin yetkilendirildiği bölge ülkelerinde yapılan bütün satışlarda müvekkiline komisyon vermeyi kabul ettiğini, müvekkilinin sözleşme süresince sorumluluklarını yerine getirdiğini, ancak davalının haksız olarak sözleşmeyi feshettiğini, fesih bildiriminin geçersiz olduğunu, bu nedenle ihtarname gönderilerek ödenmesi gereken 855.000 Euro'nun ödenmesinin ihtar edildiğini ancak ödeme yapılmadığını, müvekkilinin münhasıran yetkili olduğu ... bölgesinde davalının 3. firmalar aracılığıyla yaptığı satışlardan müvekkilinin komisyon alacağı olduğunu, bu nedenle tazminat miktarının tespiti ile şimdilik 20.000TL'nın faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Sözleşmede davacının taraf sıfatı bulunmadığını, zamanaşımının dolduğunu, müvekkili şirketin sorumlu olmadığı, sözleşmenin 9.Maddesinin hakkaniyet doğrultusunda değerlendirilmesi gerektiğini, sözleşmenin feshinden sonra satış yapılmadığını, daha önce yapılan satışa ilişkin komisyonun ödendiğini, belgenin sözleşme niteliği taşımadığını, bu nedenlerle davanın reddini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi' 2014/265 Esas 2017/55 Karar sayılı ve 30/01/2017 tarihli gerekçeli kararı ile; " ... Toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafın alacağına dayanak yapmış olduğu ve inkar edilmeyen komisyon sözleşmesine göre sözleşmenin ... Bölgesi dahilinde yapılan satışları kapsadığı, davacı tarafın bu bölgede yapılan satışın varlığını kanıtlayamadığı, bilirkişi heyetinin raporunda tespit etmiş olduğu 65.915,00 TL' lik satışın Lübnan'a yapıldığı, dolayısıyla Lübnan'a yapılan satışla ilgili komisyonun sözleşme kapsamında Lübnan'ın bulunmaması nedeniyle istenilemeyeceği ve bu bağlamda ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerektiği ... " gerekçesi ile; " Sabit görülmeyen davacının davasının REDDİNE ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Müvekkilin davalı adına 65.915,00 TL' lik satış yaptığının sabit olduğunu ve işbu hususun mahkemenin de kabulünde olduğunu, taraflar arasında komisyon sözleşmesi bulunduğunu ve müvekkili davacının satışına aracılık ettiğini, bu nedenle müvekkilin komisyon alacağı hakkının doğduğunun açıkça ortada olduğunu, ancak davanın reddine ... bölgesine Lübnan' ın girmediğinin gerekçe gösterilmesinin hatalı olduğunu, sözleşmenin orijinal metninde müvekkilinin yetkili kılındığı bölge ... bölgesi iken; davalı şirketin sözleşme maddelerini saptırarak Avrupa Bölgesi’ne satış yapmadığını iddia ettiğini, bilirkişi raporunda da sözleşmenin orijinal metninde, davalı şirketin ... bölgesinde yetkilendirildiğinin açıkça belirtildiğini, Mahkemece Lübnan' ın neden Genişletilmiş Avrupa Bölgesi içine girmediği veya Genişletilmiş Avrupa Bölgesi’ne hangi ülkelerin girdiği konusunda hiçbir değerlendirmesi olmadığını, işbu hususta uzman bilirkişi görüşü ya da Dışişleri Bakanlığı’na müzekkere dahi yazılmadan karar verilmesinin doğru olmadığını, İleri sürerek; eksik ve hatalı inceleme ile tesis edilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

DAİREMİZİN İLK KARARI: Dairemizin 12/10/2017 tarih ve 2017/452 Esas - 2017/552 Karar sayılı ilamı ile; " Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b/1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, ... " karar verilmiş ve verilen karara karşı, davacı vekili tarafından temyiz başvurusunda bulunulmuştur. YARGITAY BOZMA İLAMI : Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 19/06/2019 tarih ve 2018/4359 Esas - 2019/4575 Karar sayılı ilamı ile; " ... 1- Dava, sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan zararın tespiti ile maddi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf yoluna başvurması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, ilk derece yargılamasında eksiklik görülerek "...." ibaresinin ne anlama geldiği ve Lübnan ülkesinin bu sınır içinde kalıp kalmadığı hususunda Dışişleri Bakanlığına ve İstanbul Ticaret Odasına müzekkere ile sorulduğu, gelen müzekkere cevaplarına göre Lübnan’ın “...” bölgesinde kaldığının ispat edilemediğinin anlaşılması ile istinaf isteminin HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. Ancak, 6100 sayılı HMK’nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca yargılamada eksiklik bulunmadığının ve kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediğinin anlaşılması karşısında istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi gerekir. Başka bir anlatımla ilk derece mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması üzerine başvurunun esastan reddine karar verilmesi gerekir. Bölge Adliye Mahkemesince az önce de açıklandığı üzere yargılamasında eksiklik görülerek davacı iddialarının ispatı yolunda araştırma yapılmıştır. Bu durumda HMK’nın 353/1-b-3. maddesi gereğince duruşma açılmaksızın tamamlanabilecek yargılama eksikliklerinin varlığı karşısında esastan yeni bir karar verilmesi gerekmektedir. Aksi halde, incelenen kararda olduğu gibi, bir yandan kararın gerekçesinde yargılama eksikliğine ve bunun giderildiğine değinilirken, bir yandan da ancak ilk derece yargılamasında usul ve yasaya hiçbir aykırılık bulunmayan hallerde verilmesi gereken istinaf başvurusunun esastan reddi biçimindeki hüküm fıkrası arasında çelişki ve infazda tereddüt oluşacağı, bu durumun ise kanuna açık aykırılık nedeniyle re’sen bozma nedeni teşkil edeceği açıktır. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesince yeniden esas hakkında bir karar tesis edilmesi gerekirken, HMK m. 353/1-b-1 kapsamında istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın öncelikle bu nedenle ve HMK’nın 369/1. ve 371. maddeleri uyarınca bozulması gerekmiştir. 2-Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir. ... " gerekçeleri ile; " (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının re’sen BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ... " karar verilmiştir. Duruşma yapılarak, usul ve yasa uygun görülen bozma kararına uyulmasına karar verilmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK’nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, taraflar arasında imzalanan 01/12/2009 tarihli sözleşmeden kaynaklanan komisyon alacağının tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Taraflar arasında 01.12.2009 tarihli yazılı sözleşme yapıldığı ve davalı tarafın 18.12.2010 tarihinde gönderdiği e-mail ile sözleşmeyi feshettiği dosya kapsamına göre sabittir. Taraflar arasındaki sözleşmenin noter tasdikli Türkçe örneğinin 2.maddesi" Sizin kapsayacağınız bölge Avrupa ( İngilizce örneğine göre ... ) ve ürün münhasırlık temelinde ışıl şekillendirme makinesidir. Bölgeniz dışında gelen müşterileriniz, bilgilerinizi bize göndererek müşteriniz olarak kabul edilecektir. " hükmünü içermektedir. Yine sözleşmenin 9.maddesi " Taraflar arasındaki bu anlaşma, taraflardan birinin iki yıl öncesinden bildirimde bulunarak feshedilmediği sürece yürürlükte kalmaya devam edecektir. İki yıllık fesih süresi zarfında bölgenizde müşterilerinizden alınan siparişler için tam komisyon alma hakkına sahip olacaksınız" hükmünü içermektedir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre; 2 yıllık fesih süresinde davalı şirketin Lübnan da bulunan bir şirkete 65.910,00 TL lik satış yaptığı tespit edilmiş olup, taraflar arasındaki asıl ihtilafta Lübnan ülkesinin sözleşmenin İngilizce metninde geçen ... bölgesinde bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. Dairemizce; " ..." nın ne anlama geldiği, hangi ülkeleri kapsadığı ve Lübnan ülkesinin bu sınır içinde kalıp kalmadığı hususu Dışişleri Bakanlığı'na sorulmuş, Dışişleri Bakanlığı 28/03/2018 tarihli yazısında "... " ifadesinin genellikle akademik alanda kullanılmakla birlikte, coğrafi açıdan sabit bir alanı tasvir etmediği" bildirilmiş, yine İstanbul Ticaret Odası Başkanlığı " " ..." deyiminin ticari işlerde kullanıldığına ilişkin herhangi bir teamülün bulunmadığı bildirilmiştir. Türk Medeni Kanunu’nun 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. " Yine 6100 sayılı HMK'nın 190/1 maddesi gereğince "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. " denilmektedir. Anılan maddeler uyarınca herkes iddiasını ispat etmekle mükellef olup, somut olayda ispat yükü davacı üzerindedir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 9. maddesi "İki yıllık fesih süresi zarfında bölgenizde müşterilerinizden alınan siparişler için tam komisyon alma hakkına sahip olacaksınız" hükmünü içermekte olup, bu hüküm kapsamında; Lübnan ülkesinin " ..." bölgesi kapsamında kaldığını ve en önemlisi davalının satış gerçekleştirdiği ... şirketinin davacının müşterisi olduğunu davacı ispat edemediğinden davanın reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğundan ve kamu düzenine de aykırı olmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmakla, uyma kararı verilen Yargıtay 11.HD.sinin bozma kararı doğrultusunda HMK.nun 353/1-b-3. Maddesi uyarınca yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 30/01/2017 tarih ve 2014/265 Esas - 2017/55 Karar sayılı ilamının HMK 353/1-b3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dairemizce yeniden hüküm kurularak; Davanın REDDİNE, İLK DERECE YÖNÜNDEN : 2-Alınması gerekli 44,40 TL harcın, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 341,55 TL harçtan mahsubu ile bakiye 297,15 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 3-Davacı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde sarfedilen 50,00 TL tebligat ve posta giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Davalı vekille temsil edildiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 2.725,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Artan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, İSTİNAF YÖNÜNDEN: 7-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı tarafından yatırılan 85,70 TL başvuru harcının hazineye gelir kaydına, 31,40 TL karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine, 8-İstinaf eden davacı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 2. Kısım 2. Bölüm 17/a maddesine göre hesaplanan 1.362,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 10-Bakiye gider avansı olması halinde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dair olarak, hazır olan davacı vekilinin yüzüne karşı davalı vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay' da temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 03/10/2019

(www.corpus.com.tr)