ArabicAzerbaijaniEnglishFrenchGermanRussianSpanishTurkish

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması - Haberleşmenin Gizliliğini İhlal - Özel Hayatın Gizliliğini İhlal

08-05-2021 - 450

Kişiler Arasındaki Konuşmaların Dinlenmesi Ve Kayda Alınması - Haberleşmenin Gizliliğini İhlal - Özel Hayatın Gizliliğini İhlal


Bu kararı Favorilerinize Eklemek veya Kopyalayabilmek için giriş yapın veya üye olun
Yargıtay 12. Ceza Dairesi
2019/995
2020/1113
2020-02-05





ÖZET: Ses kayıtlarındaki görüşmelerin yüz yüze değil, telefon aracılığıyla gerçekleşmesinden dolayı iddianamede kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu olarak nitelendirilen eylemlerin, iddianame anlatımı gözetilerek, TCK’nın 132. maddesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal ve aynı Kanun’un 134. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçları kapsamında değerlendirilebileceği; ancak, katılana ait ses kayıtlarını, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlayıp, boşanma davasına sunarak, aile içi geçimsizliğin kaynağının katılanın olumsuz tutum ve davranışları olduğunu ispatlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığı gerekçelerine dayalı olarak, sanık hakkında beraat hükmü kurulmasına ilişkin yerel mahkemenin kararında dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir.

 

Mahkemesi :Asliye Ceza Mahkemesi

Suç : Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması

Hüküm : CMK’nın 223/2-c maddesi gereğince beraat

Kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, katılan vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:

Dosya kapsamına göre, resmi nikahlı eşi olan katılan ...’in olumsuz tutum ve davranışlarından dolayı evlilik birliğinin ve müşterek hayatın çekilmez hale geldiğini iddia eden sanık ...’in, henüz boşanma davasının açılmadığı dönemde, katılanla telefon aracılığıyla yaptıkları görüşmeleri ve katılan tarafından kendisine söylenen rencide edici sözleri, cep telefonuna yüklediği bir programla gizlice kaydedip, söz konusu ses kayıtlarını, daha sonra açtığı boşanma davasında delil olarak kullandığı iddiasına konu olayda;

Ses kayıtlarındaki görüşmelerin yüz yüze değil, telefon aracılığıyla gerçekleşmesinden dolayı iddianamede kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu olarak nitelendirilen eylemlerin, iddianame anlatımı gözetilerek, TCK’nın 132. maddesindeki haberleşmenin gizliliğini ihlal ve aynı Kanun’un 134. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçları kapsamında değerlendirilebileceği; ancak, katılana ait ses kayıtlarını, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığı ve/veya çoğaltarak dağıttığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığın, kaybolma olasılığı bulunan delillerin muhafazasını sağlayıp, boşanma davasına sunarak, aile içi geçimsizliğin kaynağının katılanın olumsuz tutum ve davranışları olduğunu ispatlama amacını taşıyan eylemlerinde, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığı gerekçelerine dayalı olarak, sanık hakkında beraat hükmü kurulmasına ilişkin yerel mahkemenin kararında dosya kapsamına göre bir isabetsizlik görülmemiştir.

Yapılan yargılama sonunda, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğu gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılınmış olduğundan, katılan vekilinin sanığa yüklenen suçtan dolayı mahkumiyet hükmü kurulması gerektiğine, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğine ilişkin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;

Sanığa yüklenen suçun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesi ile sanık hakkında beraat hükmü kurulurken, uygulanan kanun maddesinin fıkra ve bendinin CMK'nın 223/2-a madde, fıkra ve bendi olarak yazılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle aynı Kanun'un 232/6. madde ve fıkrasına uyulmaması,

Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, yeniden yargılama gerektirmeyen bu konuda, aynı Kanun'un 322. maddesi gereğince karar verilmesi mümkün bulunduğundan, aynı maddenin verdiği yetkiye istinaden; hüküm fıkrasının ilk paragrafındaki, “CMK'nın 223/2-c maddesi” ibarelerinin, “CMK'nın 223/2-a madde, fıkra ve bendi” olarak değiştirilmesi suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 05.02.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

(www.corpus.com.tr)

KARARI YAZDIR


Bu kararı Favorilerinize Eklemek için giriş yapın veya üye olun

Bu kategorideki diğer İçtihatlardan bazıları