Kambiyo Senedi - Cebir ve Tehdit - Menfi Tespit


İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
2017/3612
2020/68
2020-01-17





Özet:

  • Dava; kambiyo senedinin cebir tehdit ve hile ile meydana getirilmesi iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
  • Mahkemece her iki tarafında da senet sebebini " talil ettiği" gerekçesi ile ispat yükünün yer değiştirmediğini kabul etmiştir.
  • Senette bulunan malen kaydı hakkında davacı yan talil etmemiştir. Davacı yanın iddiası senedin cebir ve tehdit ile senedin düzenlettirdiği yönündedir. Senet metnini talil eden taraf davalı yandır. Bu nedenle somut olayda ispat külfeti alacaklı olduğunu iddia eden taraftadır.
  • Davalı/alacaklı yan senede doğrudan atıf yapılan sözleşmeyi de delil olarak göstermiştir. Davacı yan sözleşmedeki imzasını inkar etmiş olmakla birlikte aldırılan Adli Tıp Raporunda imzanın davacının eli ürünü olduğu kanıtlanmıştır.
  • Sözleşmede senedi doğrular şekilde aynı miktar borç ikrar edilmiş, davaya konu senedin bu borç için verildiği, ödenmediği takdirde senedin tahsil kabiliyeti kazanacağı da sözleşmede kararlaştırılmıştır.
  • Gerek ceza soruşturması sonucuna, gerek dinlenen tanık anlatımlarına ve gerekse dosyada toplanan tüm delillere göre sözleşme ve sözleşmenin atıf yaptığı senedin cebir şiddet ve tehdit ile kazanıldığı kanıtlanamamış olmakla, sözleşmede bir borç ikrarı da mevcut olmakla davanın bu gerekçe ile reddi gerektiğinden, gerekçesi değiştirilen kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

 

İstinaf incelemesi üzerine Dairemize gelen dosya incelendi;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: İLK DERECE MAHKEMESİNE AÇILAN DAVADA A-)Açılan dava ve iddia : Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkilinin 07/02/2013 tarihinde oğlu ... tarafından aranarak işyerine gelmesinin gerektiğinin bildirildiğini, müvekkilinin hasta olmasına rağmen oğlunun ısrarı üzerine işyeri adresine gittiğini,oğlu ... 'ın ortağı olan davalı tarafça, müvekkiline baskı, cebir ve tehdit suretiyle 07/02/2013 tanzim, 13/02/2013 vade tarihli ve 155.000,00 TL bedelli bononun imzalatıldığını, senedi imzalamadığı takdirde oğlu ... i öldüreceklerini söyleyerek müvekkilinin tehdide maruz bırakıldığını, daha sonrada davalının söz konusu bonoyu icra takibine koyduğunu belirterek bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

B-) Cevap ve Karşı Talepler :Davalı vekili cevap dilekçesi ile; davacının iddialarının doğru olmadığını, senedin imzalandığı sırada davacının oğulları olan ... ile ... ın bulunduğunu, zorla senet imzalandığı iddiasının ayrıca tehdit iddiasının doğru olmadığını, bononun sebepten mücerret bir ödeme aracı olduğunu belirterek davanın reddine ve davacını kötü niyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir.

C-)İlk Derece Mahkemesi Kararı :İlk derece mahkemesince; " Davaya konu senet incelendiğinde; malen kaydı bulunduğu, davacı taraf senedi zorla ve tehditle imzalatıldığını, davalı taraf ise senedin verdiği borç para nedeniyle düzenlendiğini iddia etmesi nedeniyle her iki taraf da senedin ihdas nedenini talil etmiştir. Bu nedenle senetten dolayı borçlu olmadığının ispat yükü yine davacı tarafın üzerindedir. Davalı tarafça dosyaya sunulan 07/02/2013 tarihli sözleşmede senedin davacının oğlu ... borcu nedeniyle teminat olarak davacı tarafça verildiği, söz konusu 155.000 TL borcun 12/02/2013 tarihine kadar ödenmemesi halinde senedin kesin borç senedi olacağı ve senedin takibe koyulacağının yazılı olduğu görülmüş, davacı sözleşmedeki imzasını inkar etmiş ise de yapılan imza incelemesinde davacının eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. Toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacının zorla senet imzalatıldığı iddiasını ispat edemediği, 07/02/2013 tarihli belge nedeniyle davacının oğlunun borcunu üstlenerek söz konusu senedi verdiği, senette yazılı borcun 12/02/2013 tarihine kadar ödenmemesi nedeniyle senedin kesin borç senedine dönüştüğü ve davalı tarafça takibe konulduğu anlaşıldığı, davalının kötüniyet tazminat talebinin İİK 72/4 maddesine göre mahkemece verilen ihtiyati tedbirin teminat yatırılmadığından uygulanmadığı" gerekçeleriyle davacının davasının reddine ve davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı yan kararı istinaf etmiş ve dilekçesinde özetle "......Takibe konulmuş 07.02.2013 tanzim,13.02.2013 vade tarihli ve 155,000,00 TL bedelli bononun üzerinde ‘’malen’’ ibaresi bulunmaktadır. Bu ibare davacı ile lehtar arasındaki alt ilişki yönünden ve ispat konusunda önem arz eden bir ibaredir. Bu ibare bononun teslim edilen mal karşılığı düzenlenmiş olduğuna karine teşkil etmektedir. Malen kaydı bulunması malın teslim edildiğini ispat yükünü davalı lehtara geçirir. Yani ispat yükü tersine dönmektedir. HMK’nun senetle ispata ilişkin hükümleri gereğince ispatın davalı tarafından yazılı belge ile usulü bir şekilde davayı genişletme yasağına riayet edilerek gerçekleştirilmesi gerekir. Ancak yerel mahkeme tarafından bu kanuni yükümlülüğe uyumaksızın hukuka aykırı şekilde karar verilmiştir. .Müvekkilimiz ...’ın senedin tanzim tarihinde 65 yaşında hasta ve yaşlı olması, herhangi bir ticari faaliyette bulunmadığı ve bulunamayacağı göz önünde bulundurulduğunda dava konusu senedin tehdit ve baskı altında alındığı sarih bir şekilde görülecektir. Hal böyle iken 65 yaşında yaşlı, hasta ve çalışmayan bir kadının 5 gün vadeli 155.000.00 TL miktarlı bir ödeme vaadinde bulunması hayatın olağan akışına aykırıdır. .31/10/2013 tarihli ön inceleme duruşmasında HMK 31 md kapsamında senette malen kaydı bulunması nedeniyle davacıya senet karşılığında ne verildiğinin yazılı olarak açıklanması için mahkeme tarafından süre verilmiştir. Davalı taraf 07.02.2013 tarihli bir sözleşme ibraz etmiştir. Bu sözleşmede de ticari olarak ne alınıp verildiği, hangi mal karşılığında bu bononun düzenlendiği açık değildir. Yerel mahkemece nazara alınan bu sözleşmenin temel ilişkide, alt ilişki de ne verildiğini ortaya koyan bir yazılı belge mahiyetinde olmadığı açıktır. Müvekkilimizin bahse konu borcu üstlendiğine dair bir iradesi asla ve asla olmamıştır. Kaldı ki malum olduğu üzere malen kaydının bulunması taraflar arasındaki mal alım satımına ilişkin bir ticari ilişkinin varlığına delalet etmekte olup dosya kapsamından da açıkça anlaşılacağı üzere müvekkilimiz ile davalı yan arasında böyle bir ilişki mevcut değildir. Senedin tehdit ve baskı altında imzalandığı alt ilişkisi yani işbu borcun kaynağının ne olduğuna ilişkin açıklama yapmaktan davalı taraf özellikle kaçınmış, sadece senedin kambiyo özelliklerine dayanılarak iddialarını ileri sürmüşlerdir. Yerel mahkeme tarafından yapılan inceleme de bu husus dikkate alınmamıştır. Dinlenen tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere olay tarihinde davalı ve davalı tanıklarının tümü müvekkilin oğlu aracılığıyla olay yerine çağrılmışlardır. Olay yerine gelen müvekkile cebir ve tehdit altında dava konusu senet imzalatılmıştır. Müvekkilin, ... işletmesiyle hiçbir ilgi ve alakası bulunmadığı göz önüne alındığında müvekkilin bu şahıslarla arasında hiçbir alacak-borç ilişkisinin olmadığı aşikardır. ..." denilerek kararın kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.

DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE :Dava; kambiyo senedinin cebir tehdit ve hile ile meydana getirilmesi iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir. Mahkemece her iki tarafında da senet sebebini " talil ettiği" gerekçesi ile ispat yükünün yer değiştirmediğini kabul etmiştir. Senette bulunan malen kaydı hakkında davacı yan talil etmemiştir. Davacı yanın iddiası senedin cebir ve tehdit ile senedin düzenlettirdiği yönündedir. Senet metnini talil eden taraf davalı yandır. Bu nedenle somut olayda ispat külfeti alacaklı olduğunu iddia eden taraftadır. Davalı/alacaklı yan senede doğrudan atıf yapılan sözleşmeyi de delil olarak göstermiştir. Davacı yan sözleşmedeki imzasını inkar etmiş olmakla birlikte aldırılan Adli Tıp Raporunda imzanın davacının eli ürünü olduğu kanıtlanmıştır. Sözleşmede senedi doğrular şekilde aynı miktar borç ikrar edilmiş, davaya konu senedin bu borç için verildiği, ödenmediği takdirde senedin tahsil kabiliyeti kazanacağı da sözleşmede kararlaştırılmıştır. Gerek ceza soruşturması sonucuna, gerek dinlenen tanık anlatımlarına ve gerekse dosyada toplanan tüm delillere göre sözleşme ve sözleşmenin atıf yaptığı senedin cebir şiddet ve tehdit ile kazanıldığı kanıtlanamamış olmakla, sözleşmede bir borç ikrarı da mevcut olmakla davanın bu gerekçe ile reddi gerektiğinden, gerekçesi değiştirilen kararın kaldırılarak yeniden hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.

H Ü K Ü M :Yukarıda açıklanan gerekçe ile 1 - Davacı yanın istinaf başvurusunun KABULÜ ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/b-2 maddesine göre KALDIRILMASINA 2- İlk derece mahkemesine açılan dava hakkında a-Davacının davasının reddine, b-Davalının inkar tazminatı talebinin de reddine, c-Davalı taraf vekil ile temsil edildiğinden 15.150,00TL nin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine,d- Davacı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,e- Davacı ve davalı tarafça tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın ilgilisine iadesine,f- Bu dava sebebiyle 31,40 TL karar ve ilam harcı alınması gerektiğinden peşin alınan 2.647,05TL den mahsubu ile fazla alınan 2.615,65 TL nin davacı tarafa iadesine, İSTİNAF YARGILAMASINDA 3- Davacı yanca yatırılan 31,40 TL peşin harcın davacı yana iade edilmesine 4-İstinaf yargılama giderleri olan 85,70 TL başvuru harcı gideri, 11,00 TL tebligat gideri ve 30,60 TL posta gideri olmak üzere toplam 127,30 TL yargılama giderinin davalı yandan alınıp davacı yana verilmesine 5-Duruşmasız inceleme yapılmış olmakla ücreti vekalet tayin ve takdirine yer olmadığına Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal sürede Yargıtay'a temyiz yolu olanaklı 17/01/2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Not: (www.corpus.com.tr)