İtirazın Kaldırılması ve Tahliye


Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
2017/15389
2018/17477
2018-10-17





Özet:

  • Davacı 29.11.2016 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi ile 10.09.2016 tanzim ve 10.08.2016 tahliye tarihli adi yazılı belgeye dayanarak taşınmazın tahliyesini istemiştir.
  • Davalı kiracı süresi içinde yapmış olduğu itirazında, tahliye emri ekinde gönderilen ve şahsına ait olduğu iddia edilen tahliye taahhüdünün noter vasıtasıyla düzenlenmiş bir tahliye taahhüdü olmadığını, iş bu taahhütnamenin adi kira kontratı hükmünde olup, tarafına ihtar yapılmış olması gerektiğini, böyle bir ihtarnamenin yapılmadığını, mahkeme tarafından verilmiş bir tahliye kararı bulunmadan gayri resmi nitelikte olan bir tahliye taahhütnamesi ile tahliye işlemi yapılmasının mümkün olmadığını, tahliye emrine itiraz ettiğini bildirmiştir.
  • Buna göre; davalı borçlu itiraz dilekçesi ile takibe dayanak tahliye taahhüdündeki imzasına ve tarihe itiraz etmemiştir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf istemlerinin reddine karar verilmesi gerekir.

 

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

DAVA TÜRÜ : İtirazın Kaldırılması ve Tahliye

İLK DERECE

MAHKEMESİ : ...2. İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda ...2. İcra Hukuk Mahkemesi hükmüne karşı, davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması sonunda Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmiş, bu kez davacı vekilinin Bölge Adliye Mahkemesi kararını temyizi üzerine Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü.

KARAR

Davacı kiralayan tarafından davalı kiracı hakkında tahliye taahhüdüne dayalı olarak başlatılmış olan icra takibi nedeniyle düzenlenen tahliye emrine davalı kiracının yasal süresinde itiraz etmesi üzerine davacı İcra Mahkemesine başvurarak itirazın kaldırılması, takibin devamı ve tahliye isteminde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesince, icra takibinin yazılı tahliye taahhüdüne dayalı olarak başlatıldığı, davalı kiracının bu taahhütte taşınmazda kiracı olarak daha öncesinde ikamet ettiğini açıkça bildirdiği, itirazında da tahliye taahhüdünde imzası bulunduğunu inkar etmediği, duruşmadaki beyanında da davacı tarafından bu taahhüdün kendisine imzalatıldığını beyan ettiği, bu durumda kiracılık ilişkisinin varlığının dosya kapsamına göre sabit olduğu, davalının davacı tarafla kira sözleşmesinin yenilendiğine dair yazılı belge ibraz etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının itirazının kaldırılmasına, ve kiralananın tahliyesine karar verilmiş, bu karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, borçlunun süresinde tahliye taahhüdü ve takibe itiraz ettiği, takibe itiraz halinde icra mahkemesince itirazın kaldırılması için, tahliye taahhüdünün noterden onaylı olması veya imzanın borçlu-kiracı tarafından ikrar edilmesi gerektiği, takibe dayanak tahliye taahhütnamesi noterden onaylı olmadığı gibi, borçlu tarafından imzanın ikrar edilip, taahhütname içeriğinin kabul edilmediği, bu durumda davanın reddi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı 29.11.2016 tarihinde başlatmış olduğu icra takibi ile 10.09.2016 tanzim ve 10.08.2016 tahliye tarihli adi yazılı belgeye dayanarak taşınmazın tahliyesini istemiştir. Davalı kiracı süresi içinde yapmış olduğu itirazında, tahliye emri ekinde gönderilen ve şahsına ait olduğu iddia edilen tahliye taahhüdünün noter vasıtasıyla düzenlenmiş bir tahliye taahhüdü olmadığını, iş bu taahhütnamenin adi kira kontratı hükmünde olup, tarafına ihtar yapılmış olması gerektiğini, böyle bir ihtarnamenin yapılmadığını, mahkeme tarafından verilmiş bir tahliye kararı bulunmadan gayri resmi nitelikte olan bir tahliye taahhütnamesi ile tahliye işlemi yapılmasının mümkün olmadığını, tahliye emrine itiraz ettiğini bildirmiştir. Buna göre; davalı borçlu itiraz dilekçesi ile takibe dayanak tahliye taahhüdündeki imzasına ve tarihe itiraz etmemiştir. Bu durumda Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf istemlerinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesi doğru değildir.

SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nin 364/2 maddesi yollamasıyla uygulanması gereken HMK'nin 373/2 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine ve peşin harcın istek halinde temyiz edene iadesine 17.10.2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

(www.corpus.com.tr)