Bu kararı Favorilerinize Eklemek veya Kopyalayabilmek için giriş yapın veya üye olun
📌 İşçi işe iade sonrası başvurur ama işe başlatılmazsa;
- İş sözleşmesi, işe başlatmama iradesinin açıklandığı tarihte veya
- 1 aylık başlatma süresinin sonunda , işverence feshedilmiş sayılır.
💰 Bu durumda kıdem–ihbar ve iş güvencesi tazminatı, bu fesih tarihindeki ücrete göre hesaplanır.
🧾 Ücreti ispat yükü davacı işçidedir.
İşçi, işe başlatmama tarihindeki ücretini genellikle emsal işçi ücreti ile ispatlar.
Emsal işçi:
- Hem ilk fesih tarihinde hem başlatmama tarihinde aynı işyerinde çalışmalı,
- Görevi ve kıdemi benzer olmalı.
❌ Emsal gösterilemez / ispat yapılamazsa:
➡️ İşçinin “o tarihte ücretim daha yüksekti” iddiası kanıtlanamamış sayılır.
📌 Somut olayda bilirkişi, ücreti “asgari ücret oranı” ile güncellemiş; ancak “işveren her hâlükârda zam yapar” kabulü yanlıştır.
➡️ İşçi daha yüksek ücreti ispatlayamadığı için karar bozulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi.
Davalılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369/2 hükmü gereğince duruşma isteğinin miktardan reddi ile incelemenin dosya üzerinden yapılmasına karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin İstanbul 26. İş Mahkemesinin 2016/246 Esas sayılı dosyası ile işe iade davası açtığını, davanın 27.12.2017 tarihinde davacının taleplerinin kabulü ile sonuçlandığını, kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 20.11.2019 tarihli ilâmının İlk Derece Mahkemesi tarafından 14.01.2020 tarihinde kesinleştirildiğini, .... Noterliğinin ihtarnamesi ile işe iade başvurusunda bulunduğunu, ihtarın usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesine rağmen davacının işe iade talebinin kabul görmediğini, davacının, işçilik alacakları ile ilgili İstanbul 20. İcra Müdürlüğünün 2020/13373 Esas nolu dosyası ile icra takibi başlattığını ancak davalılar tarafından icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazının iptali ile icra takibinin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; ödeme emrinin borçlu olduğunu iddia edilen Şirketlere tebliğ edilmesi gerekirken vekile tebliğ edilmesinin hatalı olduğunu, davalı Şirketlerin davacının alacaklı olduğunu iddia ettiği tutara ilişkin herhangi bir borcu bulunmadığını, davalılar tarafından Anayasa Mahkemesine başvurulduğundan İstanbul 26. İş Mahkemesinin kararının kesinleşmediğini, işe iade başvurusunun hükümsüz olduğunu, davacının talep etmiş olduğu tutarların Mahkemece tespit edilmediğini, tutarlara faiz işletilmiş ise de temerrüt tarihlerinin neye göre belirlendiğinin belirsiz olduğunu savunarak davacının hukuki mesnetten yoksun davasının usulden ve esastan reddine, kötüniyetli şekilde itirazın kaldırılması davası açan davacı yan aleyhine davaya konu edilen alacak miktarının % 20'sinden az olmamak kaydı ile tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; toplanan delillere göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; taraflar arasında ücretin miktarının uyuşmazlık konusu olduğu, bilirkişinin işe iade dava dosyasına sunulan ilk fesih tarihindeki imzalı son ay bordrosuna ve yine imzalı ibranameye göre geçersiz fesih tarihindeki ücretin tespitinin yerinde olduğu, dava konusu alacakların yargılamaya matuf olduğu ve likit olmadığı göz önüne alındığında icra inkar tazminatının reddinin isabetli olduğu, davacının davasını içtihata uygun şekilde kesinleşme şerhinin tebliğinden itibaren süresi içerisinde açtığı, işe iade kararının ilâmsız icra takibi ile takibinde hata bulunmadığı, davacının işe başlatılması için davalıya ihtarname keşide ettiği, davalıların ise davacıyı işe başlatmayarak iş sözleşmesini feshettiğinin sabit olduğu, adi ortaklığın sona ermesi nedeniyle çalışan kalmadığından emsal çalışan bordrosunun ibraz edilemediği, bu durumda işe başlatılmadığı tarihteki ücretin dönem asgari ücrete oranlanarak tespitinin yerinde olduğu, mali haklara yönelik yapılan hesaplamaların ve netleştirmenin vergi dilimine uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesinin, davacı ve davalılar vekillerinin tüm istinaf sebeplerini karşılar mahiyetteki karar ve gerekçesinin dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun olduğu gerekçeleriyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde;
Davacının ödeme emrini borçlu olduğu iddia edilen Şirketlere tebliğ etmesi gerekirken vekile tebliğ etmesinin hatalı olduğunu,
Davacının işe iade talepli başvurusu 4857 sayılı İş Kanunu'nda belirtilen 10 günlük süre içerisinde yapılmadığından feshin geçerli hâle geldiğini, iş güvencesi tazminatı ve boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar aracağı talep edilemeyeceğini,
Davacının ücretinin hatalı tespit edildiğini, ayrıca fazla çalışma ücreti ücrete dâhil olduğundan fiilen çalışması olmayan dönem yönünden bu kısmın ayrıştırılması gerektiğini,
Kümülatif vergi matrahına göre net hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, davacının ücreti ile itirazın iptali davasına konu alacakların ispat ve hesaplanmasına ilişkindir.
Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Taraflar arasında davacının işe başlatılmadığı tarihteki ücretinin belirlenmesi noktasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
İşçinin işe iade sonrasında başvurusuna rağmen işe başlatılmaması hâlinde, işe başlatılmayacağının sözlü ya da eylemli olarak açıklandığı tarihte veya bir aylık başlatma süresinin sonunda iş sözleşmesi işverence feshedilmiş sayılır. Bu hâlde, ihbar ve kıdem tazminatı ile iş güvencesi tazminatı belirtilen fesih tarihindeki ücrete göre hesaplanır. Ücret miktarının ispat yükü davacıda olduğundan, işe başlatmama suretiyle fesih tarihindeki ücretin ispat yükü de davacıya aittir. İşçinin başlatmama suretiyle fesih tarihindeki ücretinin belirlenmesinde, davacı ile aynı işyerinde çalışmakta olan emsal işçi ücreti dikkate alınır. İspat yükünün dağılımına göre, davacının kendisine emsal olabilecek işçiyi veya işçileri bildirmesi gerekir. Emsal işçinin belirlenmesinde ilk şart, bu işçinin hem geçersiz sayılan (ilk) fesih tarihinde hem de başlatmama suretiyle fesih tarihinde aynı işyerinde çalışmakta olmasıdır. Bu özelliği taşıyan işçinin varlığı hâlinde ise emsal işçinin davacı ile eşdeğer görevde çalışıp çalışmadığı, kıdeminin davacının kıdemi ile aynı veya kıdemine yakın olup olmadığı gibi kriterler yönünden araştırma yapılmalı, bu araştırmanın sonucuna göre o işçinin emsal işçi olarak kabul edilip edilemeyeceği belirlenmelidir. Emsal işçi ücretinin belirlenememesi yahut emsal işçinin bulunmaması, bir diğer ifade ile işçinin ispat yükünü yerine getirmemesi durumunda ise, işçinin işe başlatmama suretiyle fesih tarihindeki ücretinin, geçersiz fesih tarihindeki ücretten daha fazla olduğu yönündeki iddiasını ispat edemediği kabul edilmelidir.
Somut uyuşmazlıkta hükme esas alınan bilirkişi raporunda; geçersiz fesih tarihindeki ücretin o dönemde geçerli asgari ücrete oranı alınarak bu oranın işe başlatmama tarihindeki geçerli asgari ücret ile çarpılmak suretiyle davacının işe başlatılmadığı tarihteki ücreti bulunmuştur. Ne var ki işverenin, her hâlükarda işçinin geçersiz fesih tarihindeki ücretine (asgari ücret oranında) zam yapma zorunluluğu olduğu şeklindeki bir kabul ile sonuca gidilmesi yerinde değildir. İşe başlatmama tarihindeki ücret miktarının ispatı işçiye aittir. Dosya kapsamından işçinin, işe başlatılmadığı tarihteki ücretin geçersiz fesih tarihindeki ücretten daha fazla olduğu yönündeki iddiasını ispat edemediği anlaşılmaktadır. Bu husus gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgililere iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
KARARI YAZDIR
Bu kararı Favorilerinize Eklemek için giriş yapın veya üye olun