İş Kazası - Yüksek Sağlık Kurulu - Adli Tıp - Raporlardaki Çelişki


Yargıtay 10. Hukuk Dairesi
2018/912
2019/9210
2019-11-28





Özet:

  • Eldeki davada, sigortalının iş göremezlik derecesinin davacı kurum gelir bağlama kararında %33 olarak belirlendiği, davalı işverence bu maluliyet oranına itiraz edildiği halde, mahkemece bu konuda inceleme ve araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır.
  • Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol; Sosyal Sigortalar Ve Genel Sağlık Sigortası Kanunun “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları'na dair maddesinde hükme bağlanmıştır. Buna göre, kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kurulu'na itiraz hakları mevcuttur.
  • Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı, diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir.
  • Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı Başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulu'nca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin Adlî Tıp Kurumu Kanunu'nun ilgili maddesi gereği Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp 2. Üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur.

I-İSTEM

Davacı Kurum, 06/03/2007 gününde meydana gelen iş kazası sonucu yaralanan sigortalıya bağlanan gelirlerin rücuan tahsilini istemiştir.

II-CEVAP

Davaya konu uyuşmazlık ile ilgili olarak kısmi dava açılmasının yasaya aykırı olduğunu, davaya sebebiyet veren kazada bizzat davacı Kurum sigortalısı ...'ün kusurlu ve sorumlu olup, müvekkiline isnat edilen kusuru kabul etmediklerini, Kurum tarafından ileri sürülen % 33 maluliyet oranı fahiş olduğundan kabul edilemez olduğunu, davacının faiz talebi ve talep ettiği faiz başlanğıç tarihini kabul etmediklerini, bu davanın ... Sigorta A.Ş.'ye ihbarını talep ettiklerini davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir

III-MAHKEME KARARI

A-İLK DERECE MAHKEME KARARI

İlk derece Mahkemesince “Davanın kabulüne, Kurum zararı olan 42.917,24 TL peşin sermayeli değerli gelirin onay tarihinden, 148,43 TL tedavi masraflarının sarf tarihinden, 5.431,44 TL geçici iş göremezlik ödeneği ödemelerinin ödeme tarihlerinden itibaren yasal faizle davalıdan alınarak davacı kuruma ödenmesine” karar verilmiştir.

B-BAM KARARI

Davacı Kurum ve davalı vekillerinin istinaf istemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.

IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:

Davacı Kurum vekili temyiz dilekçesinde: kaza nedeniyle sıcağı sıcağına araştırma yaparak ifade alan iş müfettişinin raporunda davalı şirketin %100 oranında kusurlu olduğunu tespit ettiğini, davalının %100 oranında kusurlu olduğunu ileri sürmüş ve sigortalının iş göremezlik oranının %33 olup, kesinleştiğini, kontrol kaydı bulunmadığını ileri sürmüş ve kararın bozulmasını talep etmiştir.

Davalı şirket vekili temyiz dilekçesinde; sigortalının malul olup olmadığına ve maluliyet oranına yapılan itirazlar dikkate alınmaksızın ve maluliyet kesinleşmeden karar verildiğini, kaza nedeniyle müvekkilinin herhangi bir kusur ve sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilinin kazanın meydana geldiği ... Alışveriş Merkezi inşaası işini yüklendiğini, iş güvenliği ve sağlığına ilişkin tüm tedbirlerin alındığını, güvenlik tedbirlerine sigortalının riayet etmediğini, sigortalının vinç yardımı ile indirdiği demirleri düzgün bir şekilde istiflemesi ve akabinde vinç halatından çıkarması gerekirken işini özensiz yaptığını ve kusur raporunun bu nedenle hatalı olduğunu ileri sürmüş ve mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir.

V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:

Dava; 06/03/2007 tarihli iş kazası sonucu malül kalan sigortalıya bağlanan ilk peşin sermaye değerli gelirin, geçici iş göremezlik ödeneğinin ve tedavi masrafının tahsili istemine ilişkin olup, davanın yasal dayanağı olay tarihinde yürürlükte bulunan 506 sayılı Kanunu'nun 26. maddesidir.

Eldeki davada, sigortalının iş göremezlik derecesinin davacı kurum gelir bağlama kararında %33 olarak belirlendiği, davalı işverence bu malüliyet oranına itiraz edildiği halde, mahkemece bu konuda inceleme ve araştırma yapılmadığı anlaşılmıştır.

Sürekli iş göremezlik ve malullük halinin belirlenmesinde izlenecek yol; 5510 sayılı Kanunun “Sağlık Raporlarının Usul ve Esasları'na dair 95. maddesinde ( 506 sayılı Kanunun 109. maddesinde) hükme bağlanmıştır. Buna göre, kurum sağlık tesisleri tarafından raporlara dayanılarak verilen kararlara karşı ilgililerin S.S. Yüksek Sağlık Kurulu'na itiraz hakları mevcuttur. Söz konusu kurulun raporlarının Kurumu bağlayacağı, diğer ilgililer yönünden bağlayıcı olmayıp, Adli Tıp Başkanlığı veya Tıp Fakültelerinin ilgili ana bilim dalı konseylerinden Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü çerçevesinde inceleme ve araştırma yapılmasını isteyebilecekleri 28.06.1976 tarih ve 6/4 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu kararının gereğidir. Öte yandan; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 17.02.2010 gün ve 2010/21-60 Esas, 2010/90 Karar sayılı ilamı ile 06.10.2010 gün ve 2010/10-390 Esas, 2010/448 Karar sayılı ilamların da belirtildiği üzere Adli Tıp Kurumu Başkanlığı’nın ilgili ihtisas kurulu ile üniversitelerin tıp fakülteleri ilgili bilim dalı Başkanlıklarınca ya da S.S. Yüksek Sağlık Kurulu'nca düzenlenen raporlar arasında çelişkinin mevcut olması halinde, çelişkinin 6754 sayılı Yasayla değişik 2659 sayılı Adlî Tıp Kurumu Kanunu'nun 26. maddesi gereği Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Adli Tıp 2. Üst Kurulu tarafından giderilerek, sigortalının sürekli iş göremezlik oranı ve başlangıç tarihi kesin olarak karara bağlanması da zorunludur.

Mahkemece sigortalının sürekli iş göremezlik oranının kesin olarak belirlenmesi için yukarıda belirtilen prosedür kapsamında irdeleme yapılmaksızın yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.

O hâlde, taraf vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve ... Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesince verilen hüküm bozulmalıdır.

SONUÇ :

... Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi kararının HMK'nın 373/1 maddesi gereğince kaldırılarak temyiz edilen ilk derece mahkemesi hükmünün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı ... İnş. A.Ş.’ye iadesine, dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 28/11/2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.